Beşir Ayvazoğlu – Divanyolu: Bir Caddenin Hikâyesi (2010)

Beşir Ayvazoğlu ‘Divanyolu’nda, bir zamanlar İstanbul’un en önemli caddelerinden biri olan Divanyolu’nu anlatıyor.

İlk adı ‘Mese’ olan bu cadde üzerinde, Fatih devrinde başlayan imar faaliyetlerinin II. Bayezid devrinde hız kazanışı; camiler, medreseler, saraylar, konaklar, hanlar, hamamlar ve türbeler gibi yapıların inşa edilişi; Hocapaşa yangını ve Divanyolu kahvehanelerindeki hayat, kitapta yer alan konulardan birkaçı.

Ayrıca, Topkapı Sarayı yapıldıktan sonra divan toplantılarına katılan vezirlerin, konaklarına gidip gelirken bu yolu kullanmaları nedeniyle ‘Mese’ adının bir süre sonra ‘Divanyolu’ olarak değişmesi, Ayvazoğlu’ndan öğrendiğimiz ilginç bir detay.

  • Künye: Beşir Ayvazoğlu – Divanyolu: Bir Caddenin Hikâyesi, Kapı Yayınları, şehir, 208 sayfa

Evelyne Bloch-Dano – Sebzelerin Efsanevi Tarihi (2020)

Evelyne Bloch-Dano, bir nevi sebze biyografisi olarak tanımlanabilecek bu çalışmasında, dünya kültür tarihinde ihmal edilmiş sebzelere hak ettiği değeri veriyor.

‘Sebzelerin Efsanevi Tarihi’, lahana turşusunun Hollanda denizciliğinin gelişmesine katkısı ve cadılar bayramında balkabağından önce hangi sebzenin yer aldığı gibi konular kadar, barındırdığı sebze yemekleri tarifleriyle de ilgiyi fazlasıyla hak ediyor diyebiliriz.

Kitaptan öğrendiğimiz birkaç önemli bilgi şöyle:

  • Rönesans döneminde enginar, afrodizyak etkilerinden dolayı çok rağbet görüyordu,
  • Avrupalılar yerelması yemeyi Kanada yerlilerinden öğrenmişlerdi,
  • Marcel Proust taze fasulye tutkunuydu,
  • Gregor Mendel kalıtım yasasını bezelyeler üzerinden keşfetmişti,
  • Domatesin adamotuyla karanlık ilişkisi, Avrupalıların uzun süre ondan sakınmalarına sebep olmuştu,
  • Külkedisi balkabağından arabası sayesinde prensesliğe terfi etmiş, başka bir prensesin prenses olduğuysa bir bezelye tanesi sayesinde anlaşılmıştı,
  • Biber gazının ana maddesi olan capsaicine’i en yoğun olarak barındıran biber türlerinden biri Kuzey Hindistan’da keşfedilmişti…

Bir sebze yediğimiz zaman dünya tarihiyle bütünleşiriz.

İşte Bloch-Dano edebiyat, sanat tarihi, müzik, şiir, sinema, tarih, prehistorya, coğrafya, jeoloji, jeomorfoloji, iklimbilim, genetik, bostancılık, bahçecilik gibi birçok disiplinden ustaca yararlanarak bunun tam olarak ne anlama geldiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Evelyne Bloch-Dano – Sebzelerin Efsanevi Tarihi, çeviren: Nihan Özyıldırım, İletişim Yayınları, kültür, 124 sayfa, 2020

Ian Heath, Keith Durham, Mark Harrison ve Rene Chartrand – Vikingler (2020)

 

Türkiye’de de son zamanlarda, özellikle de Vikingler adlı dizi vesilesiyle, gittikleri her yeri kasıp kavuran bu halk hakkında büyük merak uyandı.

İşte barındırdığı pek çok renkli illüstrasyonla da dikkat çeken bu çalışma da, Norveç’ten İrlanda ve Kuzey Amerika’ya kadar uzanmış Vikingler hakkında merak edilen hemen her şeyi anlatıyor.

Vikingler, tarihin acımasız akıncıları olarak bilinir.

Müthiş teknik ve denizcilik becerilerine sahiplerdi ve 250 yıl boyunca Avrupa kıyılarını yağmalamış, adeta kasıp kavurmuşlardı.

Kitap, hep söylendiğinin aksine, Vikinglerin acımasız ganimet avcılarından daha fazlası olduğunu, örneğin iyi kâşif ve yerleşimci olduklarını gözler önüne sermesiyle de önemli.

Kâşif yönleri o kadar güçlüdür ki, Kristof Kolomb’dan neredeyse 500 yıl önce Kuzey Amerika’ya çıkmışlardı.

Kitapta, savaşçı Vikingler olan hersir’den tehlikeli sularda yolculuk yapmalarına imkân sağlayan ikonik yelkenlilerine, ailelerinden topluluklarına, kültürlerinden günlük yaşamlarına Vikinglerin dünyasından pek çok ayrıntı aydınlatılıyor.

  • Künye: Ian Heath, Keith Durham, Mark Harrison ve Rene Chartrand – Vikingler: Denizlerin Efsanevi Savaşçıları, çeviren: Samet Özgüler, Kronik Kitap, tarih, 208 sayfa, 2020

Odile Moreau – Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu (2010)

Odile Moreau ‘Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu’nda, 1826’da yeniçeri ocağının lağvedilmesiyle başlayan “yeni düzen”in, Osmanlı ordusunun, sürekli bir değişim sürecine girişine nasıl etkide bulunduğunu irdeliyor.

Yazar, yeniçeri ocağının kaldırılmasının ardından, 1876 darbesi, 1908 devrimi ve 1920’lerin başındaki devrimlere kadar, Osmanlı siyasetini kesintiye uğratan askeri reformlar çağını inceliyor.

Moreau, Nizam-ı Cedit hareketinden başlayarak askeri eğitim okullarının açılışı, orduya asker alma usullerinin yeni baştan düzenlenişi ve tüm bu olup bitenlerin toplumdaki yansımaları gibi konulara odaklanıyor.

  • Künye: Odile Moreau – Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu, çeviren: Işık Ergüden, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 288 sayfa

Candan Badem – Çarlık Rusyası Yönetiminde Kars Vilayeti (2010)

Candan Badem ‘Çarlık Rusyası Yönetiminde Kars Vilayeti’nde, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Rusya’nın işgal ettiği ve Bolşevik hükumetinin iktidara gelmesiyle 1918 yılında çekildiği Kars vilayetini irdeliyor.

Kitap, o dönemde, Rusların Karsskaya Oblast dedikleri Kars vilayetinde meydana gelen demografik, etnografik, ekonomik, idari, siyasi ve kültürel değişimler, göçler ve toprak sorunu üzerinde duruyor.

Barındırdığı çok sayıda belge ve fotoğrafıyla da dikkat çeken Badem’in uzun soluklu çalışması, 1878 ve 1918 yılları arasındaki kırk yıllık sürede Rusya’ya terk edilen bu Osmanlı topraklarında ne olup bittiğini gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

Ayrıca belirtelim: kitabın genişletilmiş baskısı da, 2018 yılında ‘Çarlık Yönetiminde Kars, Ardahan, Artvin‘ adıyla Aras Yayıncılık tarafından yayımlandı.

  • Künye: Candan Badem – Çarlık Rusyası Yönetiminde Kars Vilayeti, Bir zamanlar Yayıncılık, tarih, 479 sayfa

Fevzi Karadeniz – Yaralı Zamanlar (2010)

Sendikacı Fevzi Karadeniz ‘Yaralı Zamanlar’da, Türkiye’nin 1968’den sonraki hızlı, gerilimli zamanlarına dair tanıklığını anlatıyor.

DİSK-Teknik İş İstanbul Şube Başkanlığı, Bank-Sen GYK üyeliği ve aynı sendikanın iki yıl Doğu-Güneydoğu bölge temsilciliği görevlerinde bulunan Karadeniz, 12 Eylül öncesi ve sonrasında kısa süre tutuklu kalmıştı.

Diyarbakır, Lice ve Van’da yapılan mitinglerde yaptığı Türkçe-Kürtçe konuşmalar nedeniyle gıyabında yargılanan Karadeniz, 1983’ün sonunda yurtdışına kaçmıştı.

Uzun yıllar muhalif hareketin içinde bulunarak bedel ödemiş Karadeniz, görüp geçirdiklerini okurlarıyla paylaşırken, Türkiye’nin çalkantılı yakın tarihine de ışık tutuyor.

  • Künye: Fevzi Karadeniz – Yaralı Zamanlar, Belge Yayınları, anı, 360 sayfa

Sultaniyeli Johannes – Timur’un Sarayında (2020)

Timur’un hükümdarlığı hakkında kapsamlı bir kaynak arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Kitap, Timur’un elçisi olarak 1398’de Venedik ve Cenova’ya, 1402’de de Avrupa’ya gönderilen Sultaniyeli Johannes’in anlatımlarına yer veriyor.

Elçi olarak görev yaptığı ülkelerde Timur ile ilgili anlattıklarının neticesinde ortaya çıkmış kitap, Timur’un yerel bir gücün başıyken nasıl olup da kıtaları aşan bir hükümdara dönüştüğünü ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Kitabın yazarıyla ilgili de birkaç bilgi verelim.

Sultaniyeli Johannes, İran’da bulunan Sultaniye Katolik kilisesinin başpiskoposuydu.

Timur Sultaniye’yi ele geçirdikten sonra da Timurlu sarayına yakın bir kişi haline geldi.

Bu kitaptaki anlatımlarına bakıldığında da, Timur’un elçiliği vazifesini layıkıyla yerine getirdiği anlaşılıyor.

Timur, Mîrân ve Fransa Kralı arasındaki yazışmaların da yer aldığı kitap, Timur ve elçisi hakkında dönemin muhtelif kroniklerinde verilmiş bilgileri de barındırıyor.

Bu alanda çalışanların muhakkak edinmesi gereken, altın değerinde bir kaynak.

  • Künye: Sultaniyeli Johannes – Timur’un Sarayında: Fransa’ya Gönderdiği Elçinin Kaleminden Emîr Timur’un Hayatı, Devleti ve Halkı, çeviren: Ahmet Deniz Altunbaş, Kronik Kitap, tarih, 112 sayfa, 2020

J. Donald Hughes – Çevresel Tarih Nedir? (2019)

Tarihi incelerken kullanmamız gereken kavramlar kadar hangi çevresel tarih kaynaklarına bakmamız gerektiği de önemlidir.

Donald Hughes’un eldeki kitabı ise, insan ve sosyal bilim araştırmalarına getirilmiş en yenilikçi ve kapsayıcı görüşlerden biri olan çevresel tarih konusunda çok iyi bir giriş.

Çevresel tarih, sadece insanların değil, insanların da içinde yer aldığı doğal çevredeki canlı-cansız tüm varlıkların ve bu varlıklar arasındaki etkileşimin yazılması gereken bir tarihi olduğu düşüncesini savunur.

İnsanın çevre, çevrenin de insan üzerindeki etkisine özel bir vurgu yapan bu yaklaşım siyasi, askeri, sosyal, iktisadi ve kültürel tarih gibi geleneksel tarihyazım şekillerine ilave edilecek ve bunlar üzerinde yeniden düşünmemizi sağlayacak devrimci bir niteliğe sahip.

Özellikle 1960’lardan bu yana kapsamı ve hedefleri belirli bir disiplin olarak ABD’den Rusya’ya, Brezilya’dan Hindistan’a dünyanın farklı coğrafyalarında icra edilen bu yeni tarihçilik biçimi ülkemizde de biliniyor ve uygulanıyor.

Çevresel tarihi tanımlayarak kitabına başlayan Hughes, kitabının devamında ele aldığı kimi konular şöyle:

  • Çevresel tarihini öncüleri,
  • Çevresel tarihçiliğin Amerika’da doğuşunu ve gelişimi,
  • Yerel, bölgesel ve ulusal çevresel tarih yaklaşımları,
  • Çevresel dünya tarihi,
  • Çevresel tarihin meseleleri ve bu alandaki yeni yönelimler,

Kapsamlı bakış açısıyla ve konuları ele alış biçimiyle başucu kitabı olarak önerebileceğimiz çalışma, lisans ve lisansüstü tarih öğrencileri kadar tarihle amatör ya da profesyonel uğraşan herkese hitap edecek türden.

  • Künye: J. Donald Hughes – Çevresel Tarih Nedir?, çeviren: M. Fatih Çalışır, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 220 sayfa, 2019

Eric Berkowitz – Arzunun Sınırları (2020)

Eric Berkowitz daha önce yayımlanan ‘Seks ve Ceza’ başlıklı kitabında, Antik Mezopotamya’da zina yapan bir kadının kazığa oturtulmasından 1895’te Oscar Wilde’ın “büyük ahlaksızlık” suçuyla hapis cezası aldığı döneme kadar uzanarak seks hukukunun uzun tarihini izlemişti.

Söz konusu kitap, mahkeme tutanaklarıyla tarihi belgelerde yer alan gerçek insanların hayatlarından yola çıkarak insanlık tarihinin ilginç bir yönüne ışık tutmuştu.

Berkowitz’in elimizdeki kitabı ise, yirminci yüzyılı merkeze alarak sekse dair teamüllerimizin nasıl değiştiğini ve bunun seks hukukunu nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.

Seksin aile, iktidar, ırkçılık, sömürgeleştirme, cinsiyet ve kimlik mefhumlarıyla ikircikli ilişkisini izleyen Berkowitz, “cinsel devrim”, mağduru korumaktan uzak tecavüz yasaları, eşcinsel hakları mücadelesi, modern psikiyatrinin hukuk üzerindeki etkisi, insan ticareti ve sanal seks haberleri üzerinden bu ilişkinin izini günümüze kadar sürüyor.

Her bir bölümü, farklı bir dizi yasayı ele alan çalışma,

  • Cahil dindar gruplar tarafından ‘kurtarıldıktan’ sonra üzerine kilit vurulup istismar edilen fahişeler,
  • Nazi döneminde Alman sevgilisi olduğu için ‘üstün ırkı kirlettiği’ gerekçesiyle öldürülen Yahudiler,
  • Beyazlarla cinsel ilişkiye girdiği için linç edilen Afrikalı Amerikalılar,
  • Akıl hastanelerinde lobotomi ‘tedavisi’ gören eşcinseller,
  • ‘Uçkuru gevşek’ olduğu için zorla kısırlaştırılan siyah genç kadınlar,
  • Oyun arkadaşlarıyla deneysel keşifte bulunduğu için tehlikeli seks suçlusu yaftası yapıştırılan küçücük çocuklar,
  • Cinsel içerikli kısa mesaj paylaşmaktan çocuk pornocusu diye hapse atılan ergenler,
  • Ve bunun gibi pek çok çarpıcı örnek barındırıyor.

Künye: Eric Berkowitz – Arzunun Sınırları: Kötü Yasalar, İyi Seks ve Değişen Kimliklerin Yüzyıllık Tarihi, çeviren: İdil Aydoğan ve Can Evren Topaktaş, Kolektif Kitap, hukuk, 496 sayfa, 2020

Zeki Tez – İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası (2010)

Zeki Tez ‘İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası’nda, tarihte eczacılık, güzel kokular ve kozmetik konularını irdeliyor.

Eskiçağdaki şifalı bitkileri, ilk kimyasal ilaçları ve zehirleri, ilk sabunları ve kozmetiğin belkemiğini oluşturan kınanın işlenmesini anlatan Tez, ilaç ve parfümü ilk ortaya çıktıkları tarihten günümüze uzanan bir süreçte araştırıyor.

Topraktan hazırlanan ilaçlar, Ortaçağ’da şifa aracı olarak kullanılan taşlar, kutsal mekânların nasıl parfümlendiği, İslam dünyasının eczacılık anlayışı, Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye’sindeki ilaç bilimi, Avrupa’daki parfüm üretimindeki gelişmeler ve koku sınıflandırmasındaki püf noktalar, kitaptaki ilginç konulardan bazıları.

  • Künye: Zeki Tez – İlaç ve Parfümün Sihirli Dünyası, Hayy Kitap, tarih, 303 sayfa