Yüksel Akkaya – Cumhuriyet’in Hamalları: İşçiler (2010)

 

Yüksel Akkaya ‘Cumhuriyet’in Hamalları’nda, Türkiye emekçilerinin dününe ve bugününe odaklanıyor.

On dokuzuncu yüzyıl sonunda Çukurova’da ve Selanik’te sanayileşme ve ücretli emek; kuruluş yıllarında Türkiye’de işçi sınıfı ve grevler; Demokrat Parti döneminde grevler; Türkiye’de 1946-1960 zaman aralığındaki erken dönem sendikal basın hareketi; 1923’ten 1980’e, cumhuriyet döneminde belediyelerde işçi hareketleri, Akkaya’nın bu nitelikli çalışmasında karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

İşçi sınıfının sınıf kimliğine kavuşma sürecinin önemli göstergelerinden olan DİSK’in evrimine odaklanan bir yazının da bulunduğu kitap, Cumhuriyet’in hamallarının yaşadıklarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Yüksel Akkaya – Cumhuriyet’in Hamalları: İşçiler, Yordam Kitap, siyaset, 240 sayfa

Jan Devletoğlu – İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri (2010)

Jan Devletoğlu’nun, bir gazetede yazı dizisi olarak başlayan ‘İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri’ adlı çalışması, Türkiye’nin darbeli yıllarını Birleşik Krallık Devlet Arşivleri’nde kendine nasıl yer bulduğunu izliyor.

Kitap, İngiliz devlet arşivlerinde bulunan belgelerdeki darbe olasılığıyla ilgili ilginç gözlem ve yorumları sunmasıyla dikkat çekiyor.

Kitapta yer alan ve Devletoğlu’nun “12 Eylül’ün arşivlerdeki ayak sesleri” dediği belgeler, Cumhuriyet tarihinin son açık darbesinin 1975 yılından başlayarak ağır ağır nasıl yaklaştığını, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Jan Devletoğlu – İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri, Doğan Kitap, inceleme, 306 sayfa

Kolektif – Tarih Nasıl Öğretilir? (2010)

Ele aldığı konuyla olduğu kadar kapsamıyla da dikkat çeken ‘Tarih Nasıl Öğretilir?’, tarih öğretmenleri için özel öğretim yöntemleri barındırıyor.

Türkiye’nin geçmişle, dolayısıyla tarihle kurduğu sıkıntılı ilişki, bilindiği gibi, en çok tarih eğitiminde kendini gösteriyor.

Tarih alanında birçok ismin katkılarıyla oluşan elimizdeki kitap, tarihin ne olduğundan, tarih öğretiminin amaçlarına kadar geniş bir yelpazede teorik tartışmaları ele alırken, aynı zamanda tarihin nasıl öğretileceği, öğretmenin kurduğu mikro iktidarın etkisinin azaltılarak doğrudan demokrasinin sınıf ortamında nasıl yaratılacağı gibi uygulamaya yönelik bakış açıları da geliştiriyor.

  • Künye: Kolektif – Tarih Nasıl Öğretilir?, editör: Mustafa Safran, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 384 sayfa

Tony Judt – Kusurlu Geçmiş (2020)

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasındaki Fransız fikir hayatı üzerine, her ne kadar anti-komünistliğiyle de meşhur bir yazarın kaleminden çıkmış olsa da, önemli bir inceleme.

Tony Judt burada, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransız entelektüellerinin Avrupa kültürel ve siyasal yaşamı içindeki seçkin rolünü çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Fransa’nın 1944’te işgalden kurtuluşunu izleyen yaklaşık on iki yıllık döneminde daha çok Fransız entelektüel, yazar ve sanatçı kuşağının çatışmalarını merkeze alarak ilerleyen Judt, komünizmin bu kesim tarafından nasıl değerlendirildiğini, Stalin’e ilişkin karmaşık tutumların bu kuşağın siyasi ve felsefi tavrına nasıl yön verdiğini ve Doğu Avrupa’da yeni kurulan sosyalist devletlerin bu kuşakta nasıl karşılık bulduğunu tartışıyor.

Judt bunu yaparken de Jean-Paul Sartre, Albert Camus ve Simone de Beauvoir gibi önde gelen isimler kadar Katolik felsefeciler, bağımsız gazeteciler, komünist ve komünist olmayan edebiyat eleştirmenleri ve şairler gibi geniş bir entelektüel kesimin tutumuna da bakıyor.

  • Künye: Tony Judt – Kusurlu Geçmiş: Fransız Entelektüelleri, 1944-1956, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, 320 sayfa, 2020

Mustafa Altıntaş – Osmanlı İstanbul’unda Ta’âm Bişirüb Satanlar (2020)

 

Osmanlı dönemi yemek kültürü üzerine yapılan çalışmalar, daha çok ev veya saray mutfağına odaklanır.

Fakat ev dışında yeme olgusu veya parayla yemek satan işletmeler hakkındaki bilgilerimiz oldukça sınırlıdır.

İşte mutfak kültürü ve yemek tarihi üzerinde araştırmalar yapan Mustafa Altıntaş’ın eldeki çalışması, tam da söz konusu boşluğu doldurmasıyla büyük önem arz ediyor.

On beşinci yüzyıldan on sekizinci yüzyılın sonuna kadar İstanbul aşçı ve tatlıcı esnafının kapsamlı bir hikâyesini sunan Altıntaş, esnafın sayısından İstanbul’daki dağılımlarına, ne pişirdiklerinden kaça sattıklarına kadar pek çok konuyu aydınlatıyor.

Çalışma bir yandan bu ve bunun gibi konulara odaklanırken, bir yandan da on beşinci yüzyıldan on sekizinci yüzyıla Osmanlı mutfağının nasıl bir değişim geçirdiğinin ve bunun nedenlerinin de izini sürüyor.

Kitabın adı ise, 1501 tarihli İstanbul İhtisab Kanunnamesinde’ki bir tanımdan geliyor.

Bu kanunnamede, Altıntaş’ın konu ettiği esnaftan “aşçılar ve başçılar ve büryancılar ve börekçiler fi’l-cümle ta’am bişirüb satanlar” şeklinde bahsedilir.

  • Künye: Mustafa Altıntaş – Osmanlı İstanbul’unda Ta’âm Bişirüb Satanlar: Aşçılar, Başçılar, Büryancılar, Börekçiler, Tatlıcılar (1500-1800), Kitap Yayınevi, tarih, 176 sayfa, 2020

Cem Behar – Orada Bir Musıki Var Uzakta… (2020)

Geleneksel Osmanlı/Türk musıkisi, esas olarak on altıncı yüzyılın ikinci yarısından itibaren oluşmaya başlar.

Dolayısıyla da on altıncı yüzyılın ikinci yarısı ve on yedinci yüzyılın başları musıki geleneğimizde önemli bir eşik, bir kırılma noktası teşkil eder.

Müzik tarihi alanında yaptığı çok değerli çalışmalarıyla bildiğimiz Cem Behar, şimdi de 16. yüzyıl Osmanlı müziği üzerine derinlemesine bir incelemeyle karşımızda.

Behar burada, 16. yüzyılın ikinci yarısında bazı yeni siyasî, sosyal ve ekonomik koşulların imparatorluk başkenti İstanbul’da yeni ve yerel bir “tarz-ı Osmânî” musıkinin oluşumuna nasıl bir zemin teşkil ettiğini irdeliyor, bu değişen koşulların ortaya çıkardığı musıki değişimine kimi örnekler veriyor.

Bu dönemde İstanbul’da özgün ve yerel bir Osmanlı/Türk musıki geleneğinin ortaya çıkışının şehir toplumundaki temelleri üzerine çok iyi bir çalışma olarak okunabilecek eser, bu süreçte hem Osmanlı İmparatorluğu’nu hem de İstanbul toplumunun bütününü etkileyen çeşitli siyasî, askerî, ekonomik, sosyal, kültürel, görsel, hatta edebî gelişmelerin etkilerini aydınlatıyor.

Kitapta karşımıza çıkan kimi konular şöyle:

  • yüzyılın ikinci yarısından itibaren İstanbul’da gözlemlenen servet birikimi ve metropolleşme,
  • İstanbul’un yeni zenginleri ve yeni yoksullarının kültür ve müziği,
  • İstanbul’da kamusal buluşma mekânları olarak meclisler ve kahvehaneler,
  • Bu dönemde kahvehanelerin açılmasıyla musıkinin Saray’dan halka inmesi,
  • Avâm/havass karşıtlığı,
  • yüzyılda musikide eserler, çalgılar ve müzikler bağlamında yaşanan değişim,
  • yüzyıl güfte mecmuaları,
  • İcraya yönelik Acem etkisi…

Künye: Cem Behar – Orada Bir Musıki Var Uzakta…: XVI. Yüzyıl İstanbulu’nda Osmanlı/Türk Musıki Geleneğinin Oluşumu, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 264 sayfa, 2020

Uygur Kocabaşoğlu – “Hürriyet”i Beklerken (2010)

Uygur Kocabaşoğlu ‘”Hürriyet”i Beklerken’de, içlerinde Tanin, Meşveret, İkdam, Şuray-ı Ümmet gibi yayın organlarının bulunduğu İkinci Meşrutiyet döneminin basınını, onun kimi başat özelliklerini ve etkili olmuş aktörlerini inceliyor.

Kocabaşoğlu, dönem basınının kronolojik bir tarihini vermekle yetinmeyerek, İkinci Meşrutiyet’in toplumsal ve siyasal ortamının kendine has özellikleriyle basın özgürlüğü arasındaki ilişkiyi bütünlüklü bir bakışla analiz ediyor.

Çalışma, 31 Mart ve ardından biçimlenen İttihad ve Terakki iktidarı tarafından sonlandırılan İkinci Meşrutiyet’in özgür ortamında, basının ne denli önemli bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Uygur Kocabaşoğlu – “Hürriyet”İ Beklerken, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 186 sayfa

Mehmet Bayrak – Dersim-Koçgiri (2010)

Dersimle ilgili yaptığı araştırmalardan bildiğimiz Mehmet Bayrak, ‘Dersim-Koçgiri’ adlı bu kapsamlı çalışmasında, 1921 ve 1937-38’de gerçekleştirilen Koçgiri ve Dersim katliamlarını ele alıyor.

Osmanlı-Safevi ilişkilerinde Dersim’in nasıl bir rol aldığı konusuyla çalışmasına başlayan Bayrak, Safeviler’deki dinsel dönüşümün Dersim’e etkileri; bölgedeki katliamları; Koçgiri-Dersim için yakılmış ağıt ve destanları; Seyid Rıza’nın idamını ve 1960 cuntasının Kürt politikası gibi konuları anlatıyor.

Kitap, ana konusunun dışında, Dersim’deki dinsel yapılanma, edebiyat ve müzik; Dersim’de dengbêjlik geleneği; Dersim kadını gibi bölge kültürünün kendine has ayrıntılarını da işliyor.

  • Künye: Mehmet Bayrak – Dersim-Koçgiri, Özge Yayınları, tarih, 487 sayfa

Kolektif – Yas Kitabı (2010)

1938’de Dersim’de yaşananlar, özellikle 10 Kasım 2009’da TBMM’de Onur Öymen’in konuşması ekseninde yeni bir tartışmanın alevlenmesine sebep oldu.

Öymen konuşmasında, Dersim katliamını bir yöntem olarak öven ve öneren sözler sarf etmişti.

İşte Mehmet Çetin’in derlediği ‘Yas Kitabı’nda, Öymen’in konuşmasının vesile olduğu yazılar bir araya getirilmiş.

Burada, Akif Beki’den Alper Görmüş’e, Can Dündar’dan Baskın Oran’a, Cengiz Çandar’dan Cüneyt Arcayürek’e, Ertuğrul Özkök’ten Yıldırım Türker’e, Evrim Alataş’tan İsmail Beşikçi’ye birçok ismin katliamla ilgili yazıları bulunuyor.

Kitap, Dersim 38 konusundaki tartışmaları bir araya getirmesiyle önemli bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Yas Kitabı: Dersim 38’i Yazdılar, yayına hazırlayan: Mehmet Çetin, Sur Kitaplığı, siyaset, 278 sayfa

Matt Perry – Marksizm ve Tarih (2010)

Matt Perry, hem Marksist tarih görüşüne hem de Marksist tarih yazımına bir giriş niteliğindeki ‘Marksizm ve Tarih’te, okuyucusuna, Marksist tarih yazımındaki ana tema ve konuları sunuyor.

Marksizmin son 150 yılda dünya tarihinin değişen tempo ve doğasıyla başkalaşma biçimini analiz eden yazar, tüm bu evrime rağmen, Marksizmin nasıl güçlü entelektüel devamlılık öğeleri barındırdığını ve tarihsel metotları ile analizlerinin ne şekilde kuşaklararası tutarlılıklar sergilediğini, ayrıntılı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Perry’nin, her seviyeden okura hitap eden elimizdeki çalışması, Marksist tarihin haritasını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

  • Künye: Matt Perry – Marksizm ve Tarih, çeviren: Gül Tunçer, İletişim Yayınları, felsefe, 302 sayfa