Arşaluys Mardiganyan – Parçalanmış Ermenistan (2015)

Ermeni soykırımından mucize eseri kurtulan bir Ermeni kızının hikâyesi.

Amerika’da Ermeni Jan d’Ark’ı olarak anılan Mardiganyan’ın, soykırımın iki yıllık kâbuslarının tüm dehşetini taşıyarak uzun bir süre dolandıktan sonra, 1917’de Erzurum’a, oradan ABD’ye uzanan yolculuğu.

  • Künye: Arşaluys Mardiganyan – Parçalanmış Ermenistan, çeviren: Diran Lokmagözyan, Pencere Yayınları

Demetrius Georgiades – Türkiye’nin İhyası Mümkün mü? (2019)

Abdülhamid rejiminin yılmaz muhaliflerinden olan yayıncı Demetrius Georgiades’in 1909 yılında kaleme aldığı ‘Türkiye’nin İhyası Mümkün mü?’, 1908 devriminden sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidara geçmesinden sonra yaşanan süreç hakkında çok önemli değerlendirmeler barındırıyor.

Yazara göre, 1908 devriminin “Türkiye’nin ihyasına” dair yarattığı umutların hızla berhava olmasının en önemli nedeni bizzat İttihat ve Terakki Cemiyeti’ydi.

Zira Georgiades, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin sabık istibdat rejiminin tüm baskı mekanizmasını kendi elinde topladığını ve milliyetçi bir rotaya girerek liberal bir meşruti rejimin kurulmasını daha başta sakatladığını söylüyor.

Abdülhamid iktidarı dönemindeki baskı rejiminin başka bir ad altında, fakat aynı şekilde devam ettiğini belirten Georgiades’in kitabı, bu kritik süreç hakkında çok önemli bir politik tanıklık.

  • Künye: Demetrius Georgiades – Türkiye’nin İhyası Mümkün mü?, çeviren: Barış Alp Özden, İstos Yayın, tarih, 152 sayfa, 2019

Michael Kerrigan – Hitler (2019)

Adolf Hitler ve yaşadığı dönem hakkında hem duru bir anlatımla hem de bolca çizim, fotoğraf ve resimle aydınlanmak isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

Michael Kerrigan’ın çalışması, Hitler’i yetiştiği çevre, faaliyetleri ve etkileri bağlamında ele alıyor.

Hitler’in Alman toplumuna dair projelerinin kendi ailesiyle ilişkilerinden nasıl beslendiği, Hitler’in sanatla ilgili görüşlerinin Alman mimari anlayışına yansımaları ve propaganda kullanımının Hitler ile ekibi tarafından benzeri görülmemiş şekilde kullanımı gibi birçok ilgi çekici konuyu aydınlatan çalışma, Hitler’in hayatındaki dram ve gerilimi eksiksiz şekilde veriyor diyebiliriz.

Kitabın, o dönemin tarihi olaylarını işlerken ağırlıklı olarak Hitler’in ruhuna inmesiyle benzer çalışmalardan ayrıldığını söylemeliyiz.

Kerrigan, Hitler’in iç dünyası, kadınlarla ilişkisi, sanata olan düşkünlüğü, çocukluğu, aile yaşamı, okul arkadaşları ve öğretmenleri gibi konularda okuruna önemli bilgiler veriyor.

Son olarak, kitabın 180 çizim, fotoğraf ve resimle zenginleştiğini de özellikle belirtelim.

  • Künye: Michael Kerrigan – Hitler: Canavarın Ardındaki Adam, çeviren: Barbaros Uzunköprü, Kronik Kitap, tarih, 224 sayfa, 2019

Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye 3 (2015)

Halil İnalcık’ın muazzam çalışmalarından Osmanlı üzerine araştırmalar serisinin üçüncü cildi olan bu kitap, imparatorluğun tarihinde kritik bir rol oynayan Köprülüler devrine odaklanan ufuk açıcı bir inceleme.

Bu cilt, merkezi devlet otoritesinin yeniden kurulduğu Köprülüler dönemini mercek altına alıyor ve aynı zamanda bu dönemde yaşanan mâli krizi Avrupa’da yaşanan Fiyat Devrimi ile ilişkili olarak değerlendiriyor, bunun yanı sıra, Orta-Avrupa’da Habsburglarla süren uzun iktidar mücadelesini irdeliyor.

İnalcık ayrıca, Osmanlı’nın bu dönemdeki mali ve siyasi bunalıma karşı çözüm arayışlarını ve bu çerçevedeki reform hareketlerini mercek altına alıyor.

Çalışmanın bu cildi, Macaristan’daki bir buçuk yüzyıllık Osmanlı hâkimiyetinin sonunu hızlandıran İkinci Viyana Seferi’yle sonlanıyor.

Köprülü Mehmed Paşa dönemi, Sipahi ayaklanması, Venedik donanmasıyla savaş, Erdel ve orta Avrupa sorunları, 1683 Viyana kuşatması, Osmanlı’nın İngiltere ve Hollanda ile yakınlaşması ve daha fazlası…

  • Künye: Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye 3, İş Kültür Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2015

Gay L. Gullickson – Komün’ün Asi Kadınları (2015)

Paris Komünü anlatılarında kadın figürünün nasıl temsil edildiğini gözler önüne seren sağlam bir çalışma.

Komün’ün kökenleri, tarihi ve yenilgisi hakkında bir bölümle kitabına başlayan Gay Gullickson, devamında da, çağdaşların ve tarihçilerin devrimin önde gelen kadın figürlerine dair tutumlarını saptamakta.

  • Künye: Gay L. Gullickson – Komün’ün Asi Kadınları, çeviren: İlke Bereketli Zafeirakopoulos, Yordam Kitap

Emre Gör – Abdülhamid Döneminde İstihbarat (2019)

İkinci Abdülhamid döneminin, akıl almaz bir istihbarat, hafiyelik ve jurnalcilik dönemi olduğu söylenir.

Emre Gör’ün bu ilginç çalışması ise, bu iddiaları çok yönlü bir bakışla tartışmaya açıyor.

Yazara göre, Abdülhamid’in iktidar sürdüğü yıllar imparatorluğun en zorlu ve kritik dönemleri olduğu için istihbarat faaliyetleri de bu süreçle uyumluydu.

Osmanlı’da bu dönemde kurulan istihbarat sisteminin, basit bir ispiyon ya da jurnalcilik sistemi olarak değil, devlet sisteminin bir bileşeni olarak ele alınması gerektiğini düşünen Gör, hem imparatorluğun içinde bulunduğu durumu, hem de 19. yüzyıl dünyasının tarihsel arka planını okuyarak bunu açıklıyor.

Dış baskıların arttığı, askeri tehditlerin ve savaş riskinin sürekli hissedildiği, yani kısaca “güvenlik kaygısının” gündemin zirvesinde bulunduğu bu dönem, yazara göre imparatorluğu her gelişmeden zamanında haberdar olmaya zorlamıştı.

Yazar ayrıca, bu dönemde Avrupa’da anarşist faaliyetlerin neden olduğu korkunun etkisiyle gözetleme, zapt etme, sansür ve pasaport gibi denetim ve güvenlik mekanizmalarının tüm dünyada canlanmaya başladığını da belirtiyor.

Çalışma, Abdülhamid dönemi istihbaratı konusunda aydınlanmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Emre Gör – Abdülhamid Döneminde İstihbarat: Mutlakıyetten Meşrutiyete İmparatorluğun Haber Alma Faaliyetleri, 1876-1909, Kitap Yayınevi, tarih, 390 sayfa, 2019

Tektaş Ağaoğlu – Almanya’da Faşizm (2019)

Almanya’da faşizmin serüveni, her otoriter rejimin kendine çokça pay çıkarabileceği derslerle doludur.

Tektaş Ağaoğlu’nun bu kitabı ise, Türkiye’de faşizmin kurumsallaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde, 1977’de yayımlanmıştı.

Yazarın Halim Togan takma adıyla yazdığı bu kitap, Nazilerin yükselişi ve düşüşünü ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Kitap, yeteneksiz bir ressamın nasıl dünyanın başına bela olabileceğini ve daha da önemlisi, Adolf Hitler’in bir hiç olmasına rağmen, sanayicilerin, bankacıların ve büyük toprak sahiplerince kollanıp desteklenmesinin onu nasıl büyük bir canavara dönüştürebileceğini göstermesiyle dikkat çekiyor.

Bu yönüyle çalışma, Hitler’i kişi olarak merkeze almayıp, esas olarak onu iktidara getiren ve onu kullanan perde arkasındaki kişi ve kurumları çok iyi ortaya koymasıyla önemli.

Bu baskısında ayrıca 85 görselin de eklendiği kitaptan birkaç alıntı:

“Artık savaşmak kolay çünkü devletin bütün kaynaklarından yararlanacağız. Radyo ve basın elimizde. Bir propaganda şaheseri yaratacağız. Ve bu defa parasızlık da çekilmeyecek!”

“Bir kere iktidara geçtik mi, onu kimseye vermeyeceğiz. Bakanlıklara bir daha ancak ölülerimizin üzerine basarak girebilirler.”

“Krupp, Thyssen, Karl Bosch, Siemens, Dr. Oetker, Audi, BMW, Daimler, Volkswagen, Porsche, Hugo Boss ve diğerleri Hitler ve Nazilere bolca para, öğüt, destek verdi; yol haritasını çizdi; köle işçiler için toplama kamplarının yerlerini belirledi.”

  • Künye: Tektaş Ağaoğlu – Almanya’da Faşizm, h2O Kitap, tarih, 208 sayfa, 2019

Vanessa Ogle – Zamanın Küresel Dönüşümü (2018)

Modern yaşam, zamanın, adeta başımızı döndürecek denli olağanüstü hız kazandığı bir dünya demektir.

Özellikle 19. yüzyılda modern iş yaşamının yeniden düzenlenmesi, zamanın düzenlenmesini ve yönetilmesini de beraberinde getirdi.

Bu hesaba göre zaman verimli ve rasyonel kullanılmalıydı ve bu amaçla gündelik hayat da yeniden düzenlenmeliydi.

İşte Vanessa Ogle’un bu çalışması, 1870-1950 zaman aralığında, ulusal zaman algısından dünya çapında tek tip zaman uygulamasına, süreci başından sonuna izliyor.

Küresel zaman reformunu, ulus genelinde zamanın uygulanmaya başlandığı Fransa ve Almanya üzerinden izleyen Ogle, buradan İngiltere’ye ve Hindistan’a uzanıyor.

Batılı ve sömürge olmayan geç Osmanlı vilayeti Beyrut’ta Arap entelektüeller ve reformcuların İslam takvimi bağlamında zaman yönetimi üzerine tartışmalarına yer vermesiyle de dikkat çeken çalışma, bunun yanı sıra, Milletler Cemiyeti’nin ve dünya genelinde yeniden düzenlenmiş bir dizi takvimi savunan pek çok birey ve hareketi de inceliyor.

  • Künye: Vanessa Ogle – Zamanın Küresel Dönüşümü, 1870-1950, çeviren: Defne Karakaya, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2018

Leo Panitch ve Sam Gindin – Küresel Kapitalizmin Oluşturulması (2019)

2013 Deutscher Ödülü’nü kazanan ‘Küresel Kapitalizmin Oluşturulması’, kapitalizmin gelecekte nasıl dönüşümler geçireceği hakkında ufuk açıcı bir çalışma.

Leo Panitch ve Sam Gindin, Amerikan İmparatorluğunun tarihine ve faaliyetlerine ilişkin zengin bir perspektif çiziyor ve ABD liderliğinde gelişen küresel kapitalizmin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitap, kapitalist piyasaların, değerlerin ve toplumsal ilişkilerin dünya ölçeğinde yayılmasının, doğuştan gelen yayılmacı iktisadi eğilimlerin kaçınılmaz bir sonucu olmayıp, devletlerin, özellikle de Amerika’nın işi olduğunu açık bir şekilde ortaya koymasıyla önemli.

Kitapta,

  • Amerikan kapitalizminin kendine has nitelikleri,
  • Büyük Bunalım’dan sonra Amerika’nın sermayeyle barışarak yeni düzene geçişi,
  • Yeni Amerikan İmparatorluğunun planlanması ve uluslararasılaşması,
  • Marshall Planı’nın küresel kapitalizme evrilişi,
  • Amerika’nın Avrupa kapitalizmini kurtarması,
  • Küresel kapitalizme geçiş,
  • Küresel kapitalizm sürecindeki çatışma alanları,
  • Avrupa, Latin Amerika, Japonya, Güney Kore, üçüncü dünya ülkeleri, eski sosyalist ülkeleri ve Türkiye’nin küresel sisteme eklemlenmeleri,
  • Ve Avrupa Birliği’nin oluşumunun ABD’ye etkileri gibi pek çok konu tartışılıyor.

Yakın tarihe ve küreselleşme sürecine geniş bir pencereden bakmak isteyen her okurun çokça faydalanabileceği bir çalışma.

  • Künye: Leo Panitch ve Sam Gindin – Küresel Kapitalizmin Oluşturulması: Amerikan İmparatorluğunun Siyasal İktisadı, çeviren: Ümit Şenesen, Yordam Kitap, iktisat, 430 sayfa, 2019

Margaret MacMillan – Barış Yapanlar (2015)

‘Barış Yapanlar’ dünyanın geleceğine yön veren önemli kararların alındığı 1919 tarihli Paris Barış Konferansı sürecinin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Margaret MacMillan’a göre, Dünyanın dört büyük gücünün yanı sıra, binlerce aktörün de katıldığı bu konferans, insanların diplomasiyle yapabileceklerinin iyi bir örneğiydi.

Peki, bu süreç nasıl başarıya ulaştı?

MacMillan, konferans sürecini başından sonuna izleyerek bu soruya aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

  • Künye: Margaret MacMillan – Barış Yapanlar, çeviren: Belkıs Çorakçı Dişbudak, Alfa Yayınları