Waller R. Newell – Tiranlar (2019)

Bu özenli çalışma, tiranlığın doğası ve tarihi üzerine muazzam bir analiz.

Kitapta, eski Yunan siyaset teorisinde tiran kelimesinin kökenlerinden tiranlığın Roma İmparatorluğu’ndan Ortaçağ’a ve bugünkü modern faşist ve totaliter diktatörlüklere uzanan hikâyesi kapsamlı bir şekilde anlatılıyor.

Tiranlığın, insanlık tarihinin daimi bir parçası olduğunu belirten Walter Newell, Büyük İskender’den Tudorlara, Büyük Petro’dan Putin’e, Cihatçı terörizmden Çin’deki diktatörlüğe pek çok tarihsel ve güncel örneği analiz ediyor ve böylece demokrasinin inişli çıkışlı serüvenini baştan sona kat ediyor.

Newell’ın bu kitaptaki en büyük katkılarından birisi de, tiranlığı bizzat demokrasinin içinden çıkan bir tehlike olarak ele alıp bunun nasıl aşılabileceği üzerine düşünmesi.

Yazarın da altını önemle çizdiği gibi, her tiran demokrasinin olanaklarından yararlanarak adım adım güçlenir ve güçlendikten sonra da demokrasiyi ve kurumlarını baltalamaya başlar.

Zengin tarihsel verileriyle dikkat çeken kitap,  tarihe ve özellikle siyaset tarihine ilgi duyanlar kadar, tiranı ortaya çıkaran koşullar ve tiranın davranış biçimi hakkında aydınlanmak isteyenleri cezbedecek türden.

Künye: Waller R. Newell – Tiranlar: Gücün, Adaletsizliğin ve Terörün Tarihi, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2019

Nayan Chanda – Küreselleşmenin Sıradışı Öyküsü (2009)

Nayan Chanda ‘Küreselleşmenin Sıradışı Öyküsü’nde, dünyayı sürekli olarak ve tekrar tekrar şekillendiren tacirlerin, vaizlerin, maceraperestlerin ve savaşçıların tarih boyunca izlediği mecrayı konu ediniyor.

Küreselleşmenin, binlerce yıl önce başlayan ve bugün de giderek artan bir hızla devam eden bir çeşit bağlılık ve bağımlılık olduğu iddiası ise, Chanda’nın en dikkat çeken tezi.

Yazar, insan türünün, Buzul Çağı’nın sonlarında, daha iyi yiyecek ve güvenlik bulmak amacıyla Afrika’yı terk etmesinin, küreselleşmenin başlangıcı olduğu savıyla çalışmasına başlıyor.

İnsan uygarlığının doğuşundan bugüne, ticaretin gelişmesini izleyen yazar, binlerce yıl boyunca dünyaya şekil veren bir süreci ayrıntılarıyla analiz ediyor.

Chanda, küreselleşmenin yararlı yönlerini anlatırken, dünya çapında yarattığı adaletsizlikleri ve sorunlu geleceğini de tartışıyor.

Küreselleşme gibi çağdaş politik bir ikilemi açıkça anlatan, uzun tarihsel ve çok geniş bir coğrafi perspektif içinde küreselleşmeyi yeni bir bakışla yorumlayan, iyi bir çalışma.

  • Künye: Nayan Chanda – Küreselleşmenin Sıradışı Öyküsü, çeviren: Dilek Cenkçiler, ODTÜ Yayıncılık, tarih, 429 sayfa

Roelf Bolt – Yalancılar ve Sahtekârlar Ansiklopedisi (2015)

Aldatma olgusunu 146 bireysel vaka ile anlatan ilginç bir ansiklopedi.

Geçmişten bugüne en başarılı sahtekârlık vakalarının bir derlemesi olan kitapta, Brooklyn Köprüsü’nü başkalarına satan Georg Parker’dan kamyon dolusu taklit çikolata satanlara, kendini subay olarak tanıtıp tüm bir kışlayı kandıran kunduracı Wilhelm Voigt’ten Yeni Zelanda’nın ilk tescilli resim sahtekârı olma unvanına sahip Karl Feodor Sim’e, pek çok isim yer alıyor.

Kitapta ayrıca, deney sonuçlarını manipüle eden Albert Einstein ve kendisine suikast düzenleten François Mitterand gibi ünlü simalarla da karşılaşıyoruz.

  • Künye: Roelf Bolt – Yalancılar ve Sahtekârlar Ansiklopedisi, çeviren: Tevfik Uyar, Domingo Kitap

Derya Yalçıklı – Anadolu’da Neolitik Çağ’da Şaman İnancı (2019)

Bu kitap, Anadolu’da az sayıda bilinen mağara resimlerine çok iyi bir katkı yapmasıyla özellikle önem arz ediyor.

Derya Yalçıklı ‘Anadolu’da Neolitik Çağ’da Şaman İnancı’nda, son yıllarda iki farklı mağarada keşfedilmiş Neolitik Çağ’a tarihlendirilen altın değerinde mağara resimlerini ele alıyor.

Bu resimlerin önemi, resimlerde ele alınan konuların Neolitik Çağ inanç sisteminde şamanın varlığı hakkındaki görüşlere yeni katkılar sunması.

Yalçıklı, resimlerde Şamanizm inanç sistemine has yaşam ve ölüm anlayışının çeşitli safhalarının bu nasıl aktarıldığını ve resimlerin günümüzde süregelen birçok yönden farklılaşmış şaman inanç sisteminin temelleri hakkında bize ne gibi aydınlatıcı bilgiler verdiğini irdeliyor.

Çalışma, bu resimlerden yola çıkarak şaman olgusunun tarihsel süreci içinde Anadolu’da yadsınamaz bir yerinin olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Derya Yalçıklı – Anadolu’da Neolitik Çağ’da Şaman İnancı, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, arkeoloji, 92 sayfa, 2019

Evangelina Balta – Karamanlı Yazınsal Mirasının Ocaklarında Madencilik (2019)

Türkiye’de, Karamanlılar üzerine yapılan çalışmalar düşünüldüğünde ilk akla gelen isim kuşkusuz Evangelina Balta’dır.

Aynı zamanda Osmanlı döneminde ekonomik ve toplumsal tarih konularında da çalışmaları bulunan Balta’nın bu kitabı ise, Karamanlılar ve Karamanlıca üzerine odaklandığı on iki makalesinden oluşuyor.

Makaleler, çok dilli, çok uluslu ve çok kültürlü Osmanlı İmparatorluğu içinde Türkçe konuşan Ortodoksların varlığının ne anlama geldiğinden Anadolu’nun yerli halklarından Hıristiyan inançlı, Türkçe konuşan Karamanlıların Mübadele ile Yunanistan’a göçmelerine ve kök saldıkları topraklardan uzaklaşmalarının sonuçlarına kadar pek çok konuyu irdeliyor.

Balta’nın makaleleri, Karamanlılar ve Karamanlıca konularındaki çeşitliliği, bu alanda yapılan çalışmaların temel odağını ortaya koymalarıyla çok önemli.

Konuların çeşitliliğiyle olduğu kadar örneklerle zenginleşmesiyle de dikkat çeken kitap, bu alanda araştırma yapmak isteyenlerin ufkunu açacak türden.

  • Künye: Evangelina Balta – Karamanlı Yazınsal Mirasının Ocaklarında Madencilik, çeviren: Ayşe Nihal Akbulut, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 352 sayfa, 2019

Kolektif – Osmanlılardan Günümüze Doğu Akdeniz Kentleri (2015)

Osmanlı’nın Akdeniz’deki liman kentleri üzerinden, 1350-1850 arası Doğu Akdeniz’in ekonomik ve toplumsal yapısındaki dönüşümleri saptayan sağlam bir derleme.

Çalışma, temelde,

  • “Dünyanın en işlek ve canlı ticaret yollarının bulunduğu bölge olan Akdeniz’deki bu etkinliğin toplumsal, kültürel ve siyasal düzlemlerdeki olaylarla ilişkisi nasıldı?”,
  • “Akdeniz’in sosyal tarihini liman kentleri üzerinden okuyabilir miyiz?”
  • Ve “Bir bütün olarak Akdeniz bölgesi, siyasal iktidarlardan ve kültürel kimliklerden görece bağımsız yapısal bir birlik sunuyor mu?” gibi sorulara yanıt arıyor.

Yazarların bunu yaparken kozmopolitizm kavramını da tartışmaya dahil etmesi, kitabı ayrıca dikkat çekici kılan husus.

Son olarak çalışmanın, İzmir, Selanik, Beyrut, İskenderun ve İstanbul’un tarihine yeni bir perspektif sunduğunu da özellikle belirtmeliyiz.

  • Künye: Kolektif – Osmanlılardan Günümüze Doğu Akdeniz Kentleri, hazırlayan: Biray Kolluoğlu ve Meltem Toksöz, çeviren: Neyyir Berktay, İş Kültür Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2015

Mary Gabriel – Aşk ve Kapital (2019)

Marx ve ailesi ile onların etrafında bulunmuş insanlar hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntı barındıran kapsamlı bir çalışma.

Bilindiği gibi, her siyasi bakış açısından çok sayıda Marx biyografisi yazılmıştır.

Oysa Marx üzerine ciltler dolusu çalışmanın bir tanesi bile, baştan sona, karısı Jenny ve çocukları ve de geniş ailesi –Friedrich Engels ve Helene Demuth– üzerine odaklanmamıştır.

İşte Mary Gabriel bu boşluğu, muazzam çalışması ‘Aşk ve Kapital’ ile dolduruyor.

Gabriel, Marx ailesinin macerasını izini sürüyor, daha da önemlisi, ailenin yaşam mücadelesinin Marx’ın çalışmaları üzerindeki etkilerini doğru bir bağlama yerleştiriyor.

Marx ailesi üyelerinin altmış yıldan uzun süre boyunca birbirlerine ve çalışma arkadaşlarına yazdıkları binlerce sayfadan oluşan mektuplardan yararlanan Gabriel, Marx’ların kendi ifadelerinden yola çıkarak, sonraki 125 yıl boyunca yazılmış biyografilerde ortaya koyulan birçok ayrıntının, sık sık, bazen siyasi bazen de kişisel nedenlerle değiştirilmiş olduğunu veya yanlı yorumlandığını gösteriyor.

Kitap, Marx’ın geniş ailesinin hikâyesini, dönemin önemli olayları ve pek çok önde gelen aktörü üzerinden izlemesi ve tüm bu kişi ve olayların Marx’ın düşünsel dünyasına nasıl yansıdığını ayrıntılı bir şekilde göstermesiyle dikkat çekiyor.

Künye: Mary Gabriel – Aşk ve Kapital: Karl ile Jenny Marx ve Bir Devrimin Doğuşu, çeviren: Benan Eres, Deniz Gedizlioğlu ve Gülden Kurt Gevinç, Yordam Kitap, tarih, 718 sayfa, 2019

George Rudé – İdeoloji ve Popüler Protesto (2019)

Paris devriminde insanlarda isyan etme ya da başkaldırma isteği uyandıran neydi ve bu insanlar hangi güdülerle hareket ettiler?

Toplumsal hareketler tarihi alanında çalışan George Rudé burada, Paris devriminde esnafların, siyasi akıl hocalarının; burjuvazinin aydınlanma dönemi yazarlarından, yani sırasıyla Montesquieu ve Rousseau’dan miras aldığı fikirleri uyguladıklarında ne denli muazzam dönüşümler yaratabildiğini tartışıyor.

Rudé, toplumsal sınıfların bizzat kendi halk geleneklerine dayanan “doğal” toplumsal ideolojinin ilk dönemleriyle kendiliğinden oluşan başkaldırılar arasındaki ilişkiyi ele alıyor ve Amerika ile Avrupa tarihinin bazı önemli dönüm noktalarından yola çıkarak ideolojinin nasıl ve neden kalabalıkları etkileyebildiğini ve sonuç alıcı devrimci bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Rudé ilkin, temellerini Marx ve Engels’in attığı ve daha sonra Lucacs ve Gramsci’nin endüstri toplumuna uyarladığı protesto ideolojisi teorisinin gelişimine odaklanıyor ve devamında da,

  • Endüstrileşme öncesi dönemde ağırlıklı olarak ortaya çıkan halk popüler protesto hareketlerinin dinamiklerini,
  • Değişik zamanlarda ve değişik ülkelerde köylülerin durumunu,
  • yüzyıl İngiliz Devriminden 1877’deki son Fransız Devrimine uzanan sürecin dinamiklerini,
  • Ve 18. yüzyıl ve 19. yüzyılın başlarından 1850 sonrası endüstri toplumuna kadar İngiltere’deki popüler protesto tarzının ve ideolojisinin gelişimini izliyor.

Rudé bütün bu önemli konuları irdelediği gibi, söz konusu devrimlerin kazanım ve eksikliklerinden de yola çıkarak “Peki ya bundan sonra?” sorusuna da yanıt arıyor.

  • Künye: George Rudé – İdeoloji ve Popüler Protesto, çeviren: Billur Cavidan Yılmazyiğit, Urzeni Yayınevi, siyaset, 264 sayfa, 2019

Robert Darnton – Büyük Kedi Katliamı (2015)

Toplumsal tarihyazımı alanında çığır açmış, 18. yüzyılın sıradan insanlarının yaşamlarının farklı sahnelerle izini süren bir kitap.

Robert Darnton, o dönemde insanların nasıl düşündüğünü, dünyayı nasıl kurguladıklarını, hangi duygularla donattıklarını ve ona nasıl anlam yüklediklerini gösteriyor.

Bugün kültürel tarih alanında klasikleşmiş bir yapıt olarak kabul edilen ‘Büyük Kedi Katliamı’nda Darnton, Aydınlanma çağındaki Avrupa tarihinden keyifle okunacak pek çok ayrıntı sunuyor.

  • Künye: Robert Darnton – Büyük Kedi Katliamı, çeviren: Mustafa Yılmazer, Koç Üniversitesi Yayınları, kültür tarihi, 315 sayfa, 2015

Ali Akkemik – Japonya’nın İktisadi ve Sosyal Tarihi, Cilt 1 (2019)

Toplamda 864 sayfayı bulan elimizdeki muazzam eser, Ali Akkemik’in Japonya’nın ekonomik ve sosyal tarihini ele aldığı üç ciltlik çalışmasının ilk kitabı.

Eylül 2017’den beri Japonya’da Yamaguchi Üniversitesi Ekonomi Bölümünde görev yapan Ali Akkemik, kitabının ilk cildinde, Japonya’nın ekonomik ve sosyal tarihinin erken ve antik dönemlerinden savaştan yenik ayrıldığı 1945 yılına kadar olan kısmını kapsıyor.

Japonya’nın kısa tarihinin anlatımıyla açılan kitap, devamında da,

  • Savaşlar ve güç mücadeleleri şeklinde geçen önceki dönemlerden farklı olarak, barışçıl bir düzenin sağlandığı Edo dönemini,
  • Edo döneminde yaşanan büyük sosyal ve ekonomik dönüşümü,
  • Meiji döneminde meydana gelen siyasal, sosyal ve ekonomik değişiklikleri,
  • 1912-1926 dönemine denk gelen Taishō hükümranlığında yaşanan siyasi ve sosyal gelişmeleri,
  • Japonya’nın 1931’de Mançurya’yı işgal etmesinin hem ülke içinde hem de uluslararası camiada yarattığı sonuçları,
  • Ve yine bu dönemde askeri rejimin ve ekonomi bürokrasisinin yoğun müdahaleleriyle gerçekleştirilen sanayi politikalarını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Akkemik’in oylumlu çalışması, Japonya’nın tarihini toplumsal, siyasi ve iktisadi gelişmeler bağlamında irdelerken, aynı zamanda Japon modernleşmesinin dinamiklerini ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: K. Ali Akkemik – Japonya’nın İktisadi ve Sosyal Tarihi, Cilt 1: Savaş Öncesi Dönem (~ 1945), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 864 sayfa, 2019