Bartoloméo de las Casas – Yerlilerin Gözyaşları (2009)

1474 yılında Sevilya’da doğan Bartoloméo de las Casas, tarihçi olmasının yanı sıra, bir Dominiken papazıydı.

Ayrıca Casas, uluslararası hukuk ve insan hakları normlarının ilk savunucularından ve köleciliğe karşı çıkan ilk Avrupalı olarak da bilinir.

Casas, 1552’de yayımlanan ‘Yerlilerin Gözyaşları’nda, yerlilerin sömürgeci Batılı güçlerce acımasız bir şekilde nasıl yok edildiğini anlatıyor.

Yayımlandığı dönemlerde büyük ilgi gören ve Batılıları sömürgecilik üzerine düşünmeye sevk eden eser, yerlilerin yaşadığı trajediye ahlaki, vicdani bir yükümlülükle bakışıyla günümüzde de önemini koruyor.

  • Künye: Bartoloméo de las Casas – Yerlilerin Gözyaşları: Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi, çeviren: Oktay Etiman, İmge Kitabevi, tarih, 142 sayfa

Harun Şeker ve Mehmet Şeker – Korualan (Gezlevi) (2009)

Korualan, ya da diğer adıyla Gezlevi, Konya’nın Hadım ilçesine bağlı bir köy.

Harun Şeker ve Mehmet Şeker’in kaynak kişilerden yaptığı elimizdeki derleme, aynı zamanda Âşık Ömer’in de köyü olan Korualan’ın sözlü hayatını yazıya aktararak geleceğe taşıyor.

Derlemede, Gezlevi’nde halkın inanışları; yemek çeşitleri; bayramlar, özel günler, evlilik, ölüm ve doğum ile ilgili ritüeller; masallar ve beddualar, çocuk oyunlarının neler olduğu anlatılıyor.

Kitap, iç bölgeyle Akdeniz’i bağlayan bir geçit bölgesi olan yöreyi tarihi, folklorik ve kültürel yönleriyle okurlara sunuyor.

  • Künye: Harun Şeker ve Mehmet Şeker – Korualan (Gezlevi), Tebeşir Yayınları, tarih, 184 sayfa

Wilhelm von Rubruk – Moğolların Büyük Hanı’na Seyahat (2019)

Wilhelm von Rubruk’un 1253-55 arasını kapsayan bu efsane gezisi, Moğollar hakkında ilk köklü bilgileri veren birinci el kaynaklardan biri.

On üçüncü yüzyılda, hızla yükselen ve önüne çıkan her gücü adeta öğüten Moğollar, Doğu’nun yanı sıra Batılı ülkeler için de büyük bir tehlike olarak belirmeye başlamıştı.

Bu süreçte Hıristiyan dünyanın ilk adımı, doğal olarak Moğolları tanımak amacıyla onların yaşadığı bölgeye misyonerler göndermek oldu.

İşte tanınmış seyyah Rubruk da, Fransa Kralı’nın emriyle misyonerlik yapmak üzere Moğol dünyasını gönderilen isimlerden biriydi.

Rubruk’un seyahati, Moğolların siyasî ve toplumsal tarihi hakkında çok önemli detaylar sunuyor.

Burada, Moğollara dair anlatılan kimi konular şöyle:

  • Moğolların evleri,
  • Çadır yaşamları,
  • Dinî âdetleri,
  • Beslenme ve süt ekonomileri,
  • Yedikleri hayvanlar,
  • Giyimleri,
  • Avcılıkları,
  • Estetik beğenileri,
  • Erkekleriyle kadınları arasındaki iş bölümü,
  • Aile yapıları,
  • Yasaları,
  • Coğrafyası ve iklimi,
  • Mimari yapıları,

Rubruk bütün bu konuların yanı sıra, seyahati boyunca karşılaştığı Nasturîleri, Müslümanları ve putperestleri, ayrıca Moğol Hükümdarı Möngke Han’ın huzuruna çıkışını da ayrıntılı bir şekilde tasvir ediyor.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rubruk’un kitabı, Plano Carpini’nin hemen hemen ayrı dönemde yazılmış ve daha önce burada da yer verdiğimiz seyahatnamesiyle birlikte, Moğollara dair en önemli kaynaklardan biri.

  • Künye: Wilhelm von Rubruk – Moğolların Büyük Hanı’na Seyahat: 13. Yüzyılda İstanbul’dan Karakurum’a Yolculuk, 1253-1255, çeviren: Ergin Ayan, Kronik Kitap, seyahatname, 224 sayfa, 2019

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür (2018)

Gazete ve dergiler, şiir yarışmaları, üniversiteler, dil çalışmaları ulus-devlet fikrini nasıl yeniden ve yeniden üretir?

Bu kitap, hem siyasi tarih hem de edebiyat teorisi perspektifiyle, ulus-devletin imgesel kuruluşunu Yunan modernleşmesi ekseninde irdelenmesi.

Modernleşmenin dil, edebiyat ve kültür aracılığıyla nasıl inşa edildiğini tartışan kitap, benzer süreçlerden geçmiş Türkiye modernleşmesi bağlamında da okunabilir.

Edebiyatın milletlerin kuruluşundaki rolünü, kurumsallaşmasını ve sonra da telafi edici bir biçim olarak estetikleştirilmesini araştıran Jusdanis, bir zamanlar kolektif kimliklerin yaratımında temel bir yeri olmuş olan anlatıların sonuçta nasıl ideolojik bir mutabakatın sağlanmasında bir araç haline geldiğini gözler önüne seriyor.

Jusdanis ilk olarak, Batı Avrupa ülkelerinde sanat ve edebiyatın ortaya çıkışını ele alıyor, sonra da bunların akılcılık, Aydınlanma ve sekülerliğe karşı genelde düşmanca bir tutum takınan, katmanlaşmış, toprağa bağlı ve kapitalist olmayan bir topluma nasıl girdiklerini izliyor.

Yazar bunu yaparken de, kültürel alandaki iradi modernleşmenin içerimlerini ve modernleştirme projesinin ona hazır olmayan bir toplumdaki yazgısının ne olduğunu tartışıyor.

Başka bir deyişle çalışma, egemen ile azınlık, çevre ile merkez, prototip ile kopya arasındaki gerilimleri içselleştirdikten sonra, taklit eden ama aynı zamanda da yaratan, takip eden ama aynı zamanda da direnen bir başka modernliği, uçlarda sürdürülen bir deneyi açığa çıkarıyor.

‘Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür’, bir toplumun kendini nasıl ve niçin modern ve Batılı olarak tanımladığı üzerine düşünmek için harika bir fırsat.

  • Künye: Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2018 (İlk baskı, 1998)

Hüner Tuncer – Kırım: Savaş ve Diplomasi (2015)

İlk kez demiryollarının, zırhlı gemiler ve mayınların kullanılmasıyla, modern savaşların öncüsü olarak kabul edilen Kırım Savaşı’nın kapsamlı bir hikâyesi.

Hüner Tuncer, Osmanlı ile Rusya arasında yapılan bir savaş olmaktan ziyade, dünya güçlerini karşı karşıya getirecek kadar etkili olan bu savaşın başlamasından bitişine uzanan sürece farklı pencerelerden bakıyor.

Kitapta,

  • Kırım Savaşı sürecinde Osmanlı,
  • Kırım Savaşı öncesinde Avrupa,
  • Kırım Savaşı öncesinde büyük güçlerin Osmanlı politikaları,
  • Menshikov’un misyonu,
  • Tuna beyliklerinde savaş,
  • Sinop deniz muharebesi,
  • Silistre kuşatması,
  • İngiltere ile Fransa’nın Rusya’ya savaş ilanı,
  • Kırım’da Sivastopol kuşatması,
  • Paris Barış Kongresi ve Paris Barış Antlaşması,
  • Islahat Fermanı’nın kabul edilişi,
  • Kırım Savaşı’nın Osmanlı, Avrupa ve Rusya için sonuçları,
  • Ve bunun gibi pek çok konu irdeleniyor.

Künye: Hüner Tuncer – Kırım: Savaş ve Diplomasi, Tarihçi Kitabevi

P. J. Rhodes – Antik Yunan’ın Kısa Tarihi (2019)

Britanyalı akademisyen P. J. Rhodes, antik dönem tarihi uzmanı ve biz onu özellikle antik dönem siyasal hayatı ve kurumları üzerine ortaya koyduğu ciddi eserleriyle biliyoruz.

Rhodes konuya bir giriş niteliğindeki bu güzel kitabında ise, Antik Yunan tarihini arkaik, klasik ve Helenistik olmak üzere üç dönemde ele alıyor.

Kitapta,

  • Arkaik Yunan dünyası,
  • Sparta ve Atina,
  • Yunanlılar ve Yakın Doğu krallıkları,
  • Klasik dönem Yunan dünyasında yaşam,
  • Peloponez savaşı sonrasında oluşan durum,
  • Makedon yükselişi,
  • İskender’in imparatorluğu döneminde Yunan dünyası,
  • İskender’in vârisleri ve faaliyetleri,
  • Helenistik dünyada yaşam,
  • Ve Romalıların fethinden sonra Yunan dünyası gibi birçok konu ele alınıyor.

Rhodes bütün bu konuları irdelerken, genel olarak Yunan anavatanının tarihi üzerine odaklansa da, diğer yerlerdeki Yunan yerleşimlerini ve bunların aralarına yerleştiği Yunan olmayanlarla etkileşimlerini de irdeliyor.

  • Künye: P. J. Rhodes – Antik Yunan’ın Kısa Tarihi, çeviren: Cumhur Atay, İletişim Yayınları, tarih, 260 sayfa, 2019

Gurminder K. Bhambra – Moderniteyi Yeniden Düşünmek (2015)

Gurminder Bhambra’dan Avrupa modernleşmesini, kolonyal tarihi ekseninde izleyen çok iyi bir sosyoloji çalışması.

Bhambra’nın buradaki en dikkat çekici katkısı, modernite oluşumu ve gelişiminin yarattığı Avrupa-merkezci ve egemen anlatıma eleştirel bir gözle yaklaşması ve tarihsel sosyolojinin yeniden inşası konusunda özgün bir perspektif sunması.

  1. ve 19. yüzyılda Avrupa geleneğindeki değişimler, post-kolonyalizmin serüveni, modern Avrupa fikrinin şekillenişinde Rönesans, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi’nin etkileri hakkında derinleşmek isteyenlere.
  • Künye: Gurminder K. Bhambra – Moderniteyi Yeniden Düşünmek: Post-Kolonyalizm ve Sosyolojik Tahayyül, çeviren: Özlem İlyas, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 208 sayfa, 2015

Hasan Aksakal – Politik Romantizm ve Modernite Eleştirileri (2015)

Modern Batı Avrupa tarihinde romantizmin serüvenini inceleyen bir kitap.

Hasan Aksakal, ilk olarak Marx, Weber ve Nietszche gibi düşünürlerin görüşlerinin 19. yüzyıl romantizmi ile 20. yüzyıl romantizmi arasındaki farklar bağlamında neler söylediğini irdeliyor.

Kitap ardından faşist romantik öfkenin Avrupa’da hangi şartlarda ortaya çıktığını enine boyuna tartışıyor.

Modern Avrupa tarihinin karanlık bir dönemine daha yakından bakmak isteyenlere tavsiye edilir.

  • Künye: Hasan Aksakal – Politik Romantizm ve Modernite Eleştirileri, Alfa Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2015

Stanley B. Alpern – Afrikalı Amazonlar (2019)

Amazonlar mitten öteye geçemese de, Afrika’nın ataerkil geleneğinde boy gösteren savaşçı Dahomey kadınları, tabiri caizse iliklerine kadar gerçekti.

Dahomey kızları, küçük yaşlardan itibaren savaşmayı, silah kullanmayı, acıyla baş etmeyi öğreniyordu.

Dahomey kızları yaşadıkları coğrafyanın zorlukları nedeniyle her şeyden önce maharetli birer savaşçıydı, fakat aynı zamanda avcılık, dans ve müzik konusunda da çok ustaydılar.

İşte Stanley Alpern’in bu önemli çalışması, bu sıra dışı kadınlar hakkında şu ana kadar yapılmış en iyi çalışmalardan biri.

Kitapta,

  • Dahomey’in kökenleri,
  • Dahomey kralları,
  • Fil avcısı, polis, saray muhafızı ve kadın askerler olarak Dahomey kadınlarının yetiştiriliş tarzı,
  • Dahomey kadınlarının askere alınışı,
  • Giyim tarzları,
  • Kullandıkları silahlar,
  • Beden ve askeri eğitimleri,
  • Danslar, müzik ve şarkıları,
  • Geçim yöntemleri,
  • Muharebe düzeni,
  • 1890 ve 1892’de Dahomeylerin Fransa’yla giriştiği savaş,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi konu ele alınıyor.

Stanley Alpern, ABD Enformasyon Dairesi’nde beşi Afrika’da olmak üzere yirmi iki yıl çalıştıktan sonra 1977 yılında emekli oldu.

Alpern, emekli olduktan sonra tüm vaktimi Afrika’nın sömürgecilik öncesi tarihini araştırıp yazmaya ayırdı.

İşte ‘Afrikalı Amazonlar’ da bu çalışmaların en güzide meyvelerinden biri olarak karşımızda duruyor.

  • Künye: Stanley B. Alpern – Afrikalı Amazonlar: Dahomey’in Kadın Savaşçıları, çeviren: İpek Yardımcı, Ayrıntı Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2019

Hilmar Kaiser – Diyarbakır’da Ermeni Kıyımı (2015)

Diyarbakır Valisi Reşad Bey’in Ermeni katliamındaki rolünü çok yönlü bir şekilde irdeleyen bir inceleme.

Hilmar Kaiser, Diyarbakır vilayeti içindeki iktidar yapısını ve kentli eşrafla Kürt milliyetçiliğinin hem merkezi otoriteyle ilişkisini hem de Ermenilerin yok edilmesinde oynadığı rolü tartışıyor.

Kaiser’in çalışmasının merkezi, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yükselişini, yeni oluşmaya başlayan Kürt ulusal hareketini ve Osmanlı Ermeni nüfusunun yok edilişini tartışması.

Kaiser’e göre, ne İttihat ve Terakki Cemiyeti, ne de Osmanlı bürokrasisi Ermeni katliamı sırasında bir bütün olarak hareket etmiştir ve Ermeni karşıtı politikalarda yerel görevlilerin daha derin bir etkisi olmuştur.

  • Künye: Hilmar Kaiser – Diyarbakır’da Ermeni Kıyımı, çeviren: Ayşen Gür, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 428 sayfa, 2015