Tzvetan Todorov – Aydınlanma Zihniyeti (2019)

❝Sorumluluk sahibi varlıklar olarak davranmak için yalnızca söylemimizi değil eylemlerimizi de temellendirecek kavramsal bir çerçeveye ihtiyacımız var. Böyle bir çerçeve arayışıyla yola koyulduğumda bir düşünce ve duyarlılık akımına, Aydınlanma’nın hümanist tarafına vardım.❞

Tzvedan Todorov bu kısa ama etkileyici kitabında, Aydınlanma’yı müşterek yaşamımızı üzerine inşa edeceğimiz entelektüel ve ahlaki bir temel olarak inceliyor.

Aydınlanma ile birlikte, tarihte ilk kez insanlar, yazgılarını kendi ellerine almaya ve eylemlerinin nihai amacını insanlığın esenliği olarak belirlemeye karar verdiler.

Todorov da, Aydınlanma projesinin temelinde özerklik, eylemlerimizin insani amacı ve evrensellik olduğunu belirterek kitabının ilk bölümünde bu kavramları ortaya çıkaran tarihsel sürecin analizini yapıyor.

Aydınlanma düşüncesine yönelik eleştirilerle çalışmasına devam eden Todorov, ardından da Aydınlanma düşüncesinin laik veya seküler bir toplumun ortaya çıkışına nasıl katkıda bulunduğunu tartışıyor.

Kitabın bir diğer önemli yönü ise, Aydınlanma düşünürlerinin bugünün sorunlarının daha iyi kavranmasına ne gibi katkılarının olabileceğini incelemesi.

Böylece Todorov, bakışını içinde yaşadığımız çağdan ayırmadan, geçmiş ile şimdi arasında sürekli bir ileri-geri hareket içinde Aydınlanma düşüncesinin ana hatlarını ortaya çıkarıyor.

  • Künye: Tzvetan Todorov – Aydınlanma Zihniyeti, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Bgst Yayınları, inceleme, 112 sayfa, 2019

Nadir Özbek – İmparatorluğun Bedeli (2015)

Osmanlı’nın 1839-1908 arasındaki vergi, siyaset ve toplumsal adalet örgütlenmesini zengin ayrıntılarla ortaya koyan sağlam bir eser.

Kitabın özgünlüğü, Osmanlı’nın reformlar çağı olarak kabul edilen 19. yüzyılda, merkezi hazineye giren vergi gelirlerinin artmasının, hayli ağır toplumsal ve siyasal bedelini ve aslında bu bedeli tam olarak kimlere ödetildiğini gözler önüne sermesi.

Nadir Özbek çalışmasında ayrıca, 19. yüzyıl Osmanlı yöneticilerinin, hazine gelirlerini artırmak için tebaa ile hazine arasındaki aracı kurumlar olan mültezim ve maliye memurunu kaldırmaya çalıştığını ve bunun hangi sebeplerle başarılamadığını da ortaya koyuyor.

‘İmparatorluğun Bedeli’, aynı zamanda son dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda vergi tahsilatı üzerine yapılan yasal düzenlemeleri ve nizamnameleri ele alarak bu alana çok önemli bir katkıda bulunuyor.

  • Künye: Nadir Özbek – İmparatorluğun Bedeli, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 308 sayfa, 2015

Hasan Kendirci – Meclis-i Mebusan’dan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (2009)

Türkiye tarihine ilişkin incelemelerde, Meşrutiyet ile Cumhuriyet dönemleri arasındaki süreklilik ve kesintinin boyutları, canlılığını koruyan tartışmalardan.

İşte Hasan Kendirci elimizdeki kitabında, iki dönemin parlamentoları arasındaki benzerlik ve süreklilikleri inceliyor.

Kendirci, akademik bir yaklaşımla, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin parlamento yaşamları arasındaki benzerliklerin ve Osmanlı Meclis-i Mebusan’dan (OMM) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) kişi sürekliliklerini ele alıyor.

Hem OMM’de hem de TBMM’de mebusluk yapmış kişileri, sürekliliklerini sağlayan siyasi ve toplumsal koşullarla birlikte inceleyen Kendirci, OMM kökenli mebusların TBMM’de 1960’a kadar süreklilik gösterdiğini ortaya koyuyor.

Çalışma, Osmanlı’dan Türkiye’ye uzanan süreçte siyasi elitlerin yapısını irdelemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Hasan Kendirci – Meclis-i Mebusan’dan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne: Kopuş ve Süreklilikler, Kitap Yayınevi, tarih, 219 sayfa

Muhammed b. El-Kerim – Kitâbü’t – Tabih (2009)

‘Kitâbü’t-Tabih’, Abbasi Bağdat’ından yemekler ve tatlılar sunuyor.

Ortaçağda Arapça yazılmış yemek kitaplarından biri olan ve Abbasi mutfağından tarifler içeren kitabı, Muhammed b. El-Kerim, Moğol istilasından kısa bir süre önce derleyip kaleme almış.

On üçüncü yüzyılın ilk yarısında Abbasi mutfağı konusunda önemli bilgiler içeren bu kaynak, ekşi yemekleri, basit yemekleri, kalyeleri, kızartılarak yapılan yemekleri, herise çeşitlerini, etli yemekleri, dövülmüş tahıl yemeklerini, tavaları, soğuk yemekleri, yumurtalı yemekleri, balık yemeklerini, turşuları, mezeleri, çeşnileri, meyve ve sebze tatlılarını, helvaları, kadayıfı ve kurabiyeleri anlatıyor.

Yüzyıllar öncesinden kaleme alınan ‘Kitâbü’t-Tabih’, Ortadoğu’da geçmiş uygarlıkların sofralarında yer alan yiyecek ve içeceklerin neler olduğu konusunda eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Muhammed b. El-Kerim – Kitâbü’t – Tabih, giriş ve notlar: Charles Perry, desenler: Belkıs Taşkeser, çeviren: Nazlı Pişkin, Kitap Yayınevi, yemek, 176 sayfa

Geert Mak – Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler (2009)

Hollandalı yazar Geert Mak’ın büyük bir ilgiyle karşılanan ‘Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler’i, Avrupa’nın tarihsel anılarına kaynaklık etmiş kentlerdeki izlenimlerini barındırıyor.

Hem bir seyahatname hem de bir tarihi çalışma niteliğindeki eserinde Mak, Amsterdam, Vichy, Dunkirk, Guernica, İstanbul, Kiev, Ypres, Berlin, Viyana, Riga, Stalingrad, Cassino, Çernobil ve Prag gibi kentleri, tarihi ve güncel bir bakışla tasvir ediyor.

On iki bölümden oluşan kitabında Mak, güncel olayları, geçmişin bireysel tecrübeleriyle harmanlayarak anlatıyor.

Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitap, yazarın özgün anlatım tarzıyla dikkat çektiğini de ayrıca belirtmeliyiz.

  • Künye: Geert Mak – Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler, çeviren: Mürset Topçu, Literatür Yayıncılık, anlatı, 1042 sayfa

Taner Timur – İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı (2019)

AKP iktidarında din ve laiklik konuları sıklıkla tartışılıyor.

Fakat bunlar klişe tartışmalardan öteye gidemiyor.

Zira bu tartışmalar, dinin, bilim, felsefe ve toplumsal ilerlemeyle ilişkisinin ne olduğu ve ne olabileceğini irdelemiyor.

İşte Taner Timur’un elimizdeki çalışması, İslam, akılcılık, toplumsal devrim ve karşıdevrim sorununu çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Kitap, uzun bir girişi takip eden dört kısımdan oluşuyor.

İlk kısımda, İslam’ın 7. yüzyılda, Mekke’de, hangi toplumsal ve düşünsel dönüşüm koşulları içinde doğduğunu inceliyor.

Burada, Abbasiler döneminde eski Yunan felsefesi ve akılcılık ile buluşarak Ortaçağ’da ilk aydınlanma kıvılcımlarının çakılışı, fakat bir süre sonra bu ilk aydınlanma sürecinin bir karşıdevrimle nasıl bastırıldığı ele alınıyor.

Timur izleyen dönemde de, Sünni İslam’ın üç boyutlu (fıkıh, kelam ve tasavvuf) gelişme çerçevesinde rasyonalizmden nasıl koptuğunu ve Batı Avrupa, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd gibi çağlarının ilerisinde düşünürleri de özümseyerek Ortaçağ’ı aşarken, İslam’ın akıldan gittikçe uzaklaşarak nasıl karanlığa gömüldüğünü gözler önüne seriyor.

Timur, bu hazin gelişmenin, Müslüman dünyanın neden daha sonra sömürge statüsüne dönüştüğünün anahtarını verdiğini belirtiyor.

Yazar çalışmasının ikinci kısmında ise, bu tartışmayı Cemaleddin Afgani’nin kozmopolit “anti-kolonyalist” kavgası ile Hindistan’da Seyit Ahmet Han’ın  “işbirlikçi reformizmi” bağlamında izliyor.

Bu sorunu Osmanlı ve Türkiye örnekleri üzerinden de izleyen Timur, din, toplum ve siyaset ilişkisi alanında tezleriyle etkili olmuş üç ismin, yani Namık Kemal, Mehmed Akif ve Necip Fazıl’ın düşünceleri çerçevesinde inceliyor.

  • Künye: Taner Timur – İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı, Yordam Kitap, siyaset, 270 sayfa, 2019

Joanna Rourke – Ağrının Hikâyesi (2019)

Ağrıyla kurulan ilişki bireyden bireye, kültürden kültüre değişir.

Tarih profesörü Joanna Rourke’un kaleme aldığı bu kitap ise, ağrı ile ilgili derin bir kavrayışa sahip olmak isteyen okurları hedefliyor.

Ağrıyı hastalık üzerinden değil, bizzat ağrı çeken bedendeki etki ve izleri üzerinden izlemesiyle dikkat çeken kitabında Rourke, ağrı çeken insanların kullandığı dilleri, jestleri, ağrının anlamlarını, ağrı kliniklerini ve ağrının dindirilmesi gibi ilgi çekici konuları ele alıyor.

  • Ağrının verdiği acı hastalar, doktorlar ve hemşireler arasında nasıl rol oynar?
  • Ağrı çeken bir insanın kıvranışlarına tanık olduklarında kimi insanlar neden buna sırtını döner?
  • Ağrıyı algılamamızda tarihsel değişiklikler olmuş mudur?

Bourke, bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını ortaya koyarken, üç yüzyıllık Batı literatürünü kat ediyor ve ağrı pratiğinin, dil, kültür ve beden arasındaki dinamik iç bağlantılar sürecinde

inşa edilme ve yeniden kurulma biçimlerini tarihsel olarak inceliyor.

  • Künye: Joanna Rourke – Ağrının Hikâyesi: Duadan Ağrıkesicilere, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, tıp, 375 sayfa, 2019

Canan Koç ve Yıldırım Koç – KESK Tarihi 1 (2009)

Canan Koç ve Yıldırım Koç, ‘KESK Tarihi’nin elimizdeki birinci cildinde, 12 Eylül darbesinden sonra başlayan memurların sendikalaşma çabalarından, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) kurulduğu 1985-1995 zaman aralığını inceliyor.

Türkiye’de kamu çalışanlarının sınıfsal konumu ve hukuki statüleriyle kitaplarına başlayan yazarlar, kamu çalışanlarının örgütlülük geçmişini; 1980-1990 zarfında, kamu çalışanları sendikalarının kurulması öncesindeki gelişmeleri; KESK’in kurulmasından önceki kamu çalışanları sendikalarını ve nihayet, KESK’in kuruluşunu anlatıyor.

Yazarlar, inceledikleri dönemi, kronolojik bir hiyerarşi çerçevesinde, zamanın da ruhunu yansıtan bir biçimde ele alıyor.

‘Risk Alanlar, Yolu Açanlar’ alt başlıklı bu cilt, 17-18 Haziran’da Kızılay İşgali’ni gerçekleştiren on binleri meydanda bir araya getirmeyi başaranların öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Canan Koç ve Yıldırım Koç – KESK Tarihi 1, Epos Yayınları, siyaset, 604 sayfa

A. Ahat Andican – Osmanlı’dan Günümüze Türkiye ve Orta Asya (2009)

1980’lerden itibaren Sovyet Bloku üzerine çalışmalar yapan Ahat Andican, 1990’lı yıllarda Avrasya-Türkiye ilişkilerinin kurulmasına da katkı sağladı.

Andican, deneyimlerinin bir ürünü olan elimizdeki kitabında, bölgeyi çok boyutlu bir bakışla inceliyor.

Türkiye ve Orta Asya arasındaki ilişkilerin 700 yıllık tarihsel sürecini irdeleyen Andican, bu ilişkileri günümüz koşullarında değerlendiriyor.

Osmanlı’nın güçlü bir devlet olmasında, Orta Asya kaynaklı etkenler; Osmanlı’nın kimlik arayışında bölgenin etkisi; İttihat ve Terakki’nin Panislamizm hayallerinin Türkistan’daki etkileri ve Mustafa Kemal’in dış Türkler politikası, Andican’ın odaklandığı konulardan.

  • Künye: A. Ahat Andican – Osmanlı’dan Günümüze Türkiye ve Orta Asya, Doğan Kitap, inceleme, 625 sayfa

Konstantin Nikolayeviç Leontyev – Diplomatik Mektuplar, Notlar, Raporlar (2009)

Rus diplomat Konstantin Nikolayeviç Leontyev, Girit, Edirne, Tulça, Selanik ve Yanina gibi, Osmanlı’nın Balkan şehirlerinde konsolos olarak görev yaptı.

Elimizdeki kitap, Leontyev’in ‘Diplomatiçeskie Doneseniya, Pisma, Zapiski, Otçyotı’ isimli kitabından Türkiye’yle ilgili yazışmalar seçilerek hazırlanmış.

Leontyev’in yazışmaları, Osmanlı-Rus ilişkileri, Türkiye toplumu ve devletinin sosyal ve siyasal yapısı, Türkiye’deki reformlar, diplomatlar arasındaki ilişkiler ve Türkiye’yi yönetenlerin portresi gibi konulara odaklanıyor.

  • Künye: Konstantin Nikolayeviç Leontyev – Diplomatik Mektuplar, Notlar, Raporlar, çeviren: Mais Alizade, Kaynak Yayınları, tarih, 253 sayfa