Ekrem Buğra Ekinci – Sürgündeki Hanedan (2015)

1924 yılında, ülkeyi 600 yıl boyunca yönetmiş Osmanlı ailesinin yaklaşık 200 üyesi, vatandaşlıktan çıkarılarak sürüldü.

Peki, bu insanlar, gittikleri yerlerde ne yaşadılar?

Ekrem Buğra Ekinci, yurt dışında sıkıntılı bir hayat yaşayan bu bireylerin trajik hikâyelerini paylaşıyor.

Pek çok sürgün hanedan üyeleriyle yapılmış görüşmelere dayanan kitap, bu yönüyle, benzersiz bir tarihi belge niteliğinde.

  • Künye: Ekrem Buğra Ekinci – Sürgündeki Hanedan, Timaş Yayınları

Geoffrey Swain – Rus Devrimi’nin Kısa Tarihi (2019)

Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi, 20. yüzyılın geri kalanı için politik haritayı yeni baştan çizdi.

Devrim, dünyadaki ilk komünist deneyi başlattığı gibi, devrimin 1920’ler ve 30’lardaki zaferi, bir tepki olarak Avrupa’da faşizm ile Nazizmin yükselişini tetikledi ve yaşanan gelişmeler İkinci Dünya Savaşı’nın barbarca dehşeti ile doruğa ulaştı.

Geoffrey Swain de elimizdeki çalışmasında, , Şubat 1917 ile Temmuz 1918 arasında Rusya’da yaşanan karmaşık olayların kısa tarihini ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Swain, Ekim Devrimi’nin, daha önce başarısız 1905 Devrimi’nde Rus kitleler tarafından ifade edilen devrimci arzuların zirvesini temsil ettiği, “Ekim”in özünün, devrimi, Çar’ın devrildiği Şubat’ta bulunmuş olduğu yola geri döndüren itibarsız bir Geçici Hükümet’e karşı bir halk ayaklanması olduğunu iddia ediyor.

Swain’in bir diğer iddiası da şöyle:

Rus işçi sınıfı 1905’ten itibaren istikrarlı bir biçimde reformistten ziyade devrimciydi ve Şubat 1917’de ortaya çıkan sapma yeni kurulan Sovyet’in başına önde gelen reformistleri rastlantısal olaylar sonucu getirdi, Haziran sona ermeden, belki de daha öncesinde Bolşevikler işçi sınıfının geleneksel devrimci reaksiyonunu yeniden ortaya çıkarmak için büyük çaba harcadı.

Yazar bu iddiaları açıklamaya koyulurken, Çar’ın Şubat 1917’de alaşağı edilmesi ile başlayan sürecin ne zaman ve nasıl raydan çıktığını ve parti disiplinine dair Bolşevik teorilerle köylülüğün sosyalizme yönlendirilmesi gerektiğine dair bir ideolojik kanaatin nasıl olup da bir tek parti diktatörlüğü ile sonuçlandığını araştırıyor.

  • Künye: Geoffrey Swain – Rus Devrimi’nin Kısa Tarihi, çeviren: Mert Büyükkarabacak, İletişim Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2019

Kolektif – 21. Yüzyıla Girerken Türkiye (2009)

Siyaset bilimci Semih Vaner’in hazırladığı ’21. Yüzyılda Türkiye’, Türkiye’nin batılılaşma serüveninden AB üyeliğine kadarki tarihini çok yönlü bir biçimde ele alıyor.

Her biri alanında uzman isimlerin yazılarıyla meydana gelen kitap, genel olarak, Türkiye’nin 19. yüzyıldan bu yana önüne koyduğu batılılaşma ve modernleşme hedefinde, toplum ve devlet katında yaşanmış ve halen yaşanmakta olan sorunları irdeliyor.

Devlet, anayasa, demokrasi, sivil toplum, kadın sorunu, Kürtler, laiklik, ekonomi, dış ilişkiler, edebiyat, müzik, sinema, kültür gibi birçok alana uzanan yazıların yer aldığı kitap, bir Türkiye ansiklopedisi olarak da düşünülebilir.

  • Künye: Kolektif – 21. Yüzyıla Girerken Türkiye, hazırlayan: Semih Vaner, Kitap Yayınevi, güncel, 664 sayfa

Bekir Onur – Türk Modernleşmesinde Çocuk (2009)

Bekir Onur, gelişim psikolojisini temel alarak yazdığı ‘Türk Modernleşmesinde Çocuk’ başlıklı bu kitabında, Türkiye modernleşmesinde çocuğun konumunu irdeliyor; daha da önemlisi bu modernleşme sürecinde ortaya çıkan kimi sorunları yüzeye çıkarıyor.

Onur’un buradaki temel tezi, şu şekilde özetlenebilir:

Türkiye Aydınlanmada geç kalmış, bu nedenle laikleşmeyi tam olarak gerçekleştirememiş, kadın-erkek ilişkilerini geleneksel ve dinsel etkilerden kurtaramamış, bir çocukluk felsefesi oluşturamamış ve çocuk yetiştirme ve eğitme sistemini yeterince çağdaşlaştıramamıştır.

Buna, yoksulluk, kentleşememe ve okullaşma oranının düşüklüğü gibi sorunları da ekleyen yazar, Türkiye’de çocuğun gelişiminde yaşanan sorunları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Onur ardından, çocukların nasıl kurtarılabileceği konusunda, çağdaş ülkelerin bu olguya nasıl yaklaştıklarını da inceleyerek önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Bekir Onur – Türk Modernleşmesinde Çocuk, İmge Kitabevi, psikoloji, 371 sayfa

Hristo Stambolski – İmparatorluğun Zor Yılları (2019)

Bulgar asıllı bir Osmanlı hekimi olan Hristo Stambolski, Bulgar milli uyanışına destek verdiği için Yemen’e sürüldüğünde, yıl 1877’ydi.

Öncesinde ise Stambolski, 15 yaşında memleketi Kazanlık’tan İstanbul’a gelmiş, burada Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’de öğrencilik yapmış ve mezun olduktan sonra da aynı kurumda öğretmenlik yapmaya başlamıştı.

Görüldüğü gibi Stambolski’nin yaşadığı dönem, Sultan Abdülaziz iktidarının sürdüğü Osmanlı’nın içeride ve dışarıda büyük sorunlarla boğuştuğu en sıkıntılı dönemlerdendir.

Bu nedenle kendisinin anıları büyük öneme haiz.

Stambolski,

  • Osmanlı’nın içinde bulunduğu ekonomik buhranlar,
  • Karadağ İsyanı,
  • Hersek Vilayetindeki karışıklıklar,
  • Avrupa devletlerinin Balkanlar’daki gerilimlerden yararlanarak ülkenin iç işlerine karışması,
  • Lübnan’da Dürzilerle Maruniler arasında kanlı çatışmalar çıkması,
  • Sırbistan, Romanya ve Girit’te isyanların patlak vermesi,
  • Romanya’da Karol’un prensliğinin tanınması,
  • Sırbistan kalelerinden Osmanlı ordusunun çekilmek zorunda kalması,
  • Rum Ortodoks kilisesinden ayrılmak isteyen Bulgarların 1870’te bağımsız Bulgar kilisesinin kurmalarına izin verilmesi,
  • Özerklik ve bağımsızlık yönündeki hareketlerin Hersek’ten Bosna’ya yayılması,
  • Bulgar İsyanı,
  • Jön Türklerin giderek Osmanlı yönetiminde ağırlıklarını hissettirmeleri,
  • Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesi,
  • Ve Sultan Abdülaziz’in bugün de halen tartışılan “intiharı” gibi, önemli olaylara tanıklık ediyor.

Stambolski’nin anılarını, bu zorlu ve çok ilginç döneme ilişkin belge niteliğinde bir eser olarak öneriyoruz.

  • Künye: Hristo Stambolski – Bir Osmanlı Hekiminin Anılarıyla İmparatorluğun Zor Yılları, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, anı, 404 sayfa, 2019

Hüseyin Kandemir – Rus Edebiyatında İstanbul (2009)

Hüseyin Kandemir, uzun süredir Rus edebiyatı alanında çalışan akademisyenlerden.

Yüksek lisans ve doktora tezlerini de Rus edebiyatı üzerine yapan Kandemir, ‘Rus Edebiyatında İstanbul’ başlıklı bu çalışmasında, İvan Alekseyeviç Bunin, Nadejda Teffi, Arkadiy Averçenko, İlya Zdaneviç, Radi Gennadiyeviç Fiş ve İosif Brodski gibi yazar ve aydınların eserlerinde, İstanbul’un ve Türk kültürün nasıl temsil edildiğini irdeliyor.

İstanbul, tarih boyunca Ruslar için önemli bir şehir oldu.

Onların İstanbul’u, Çar Şehri (Tsargad) olarak tanımlamaları da bunun en önemli göstergelerinden.

Kandemir, İstanbul’un Rus yazınında yer edinmesinin, 16. yüzyılda el yazmalarıyla başladığını ve bunun 20. yüzyılda da artarak devam ettiğini belirtiyor.

Kitap, İstanbul’un ve Türk kültürünün, Rus yazar ve aydınlarında çağrıştırdığı farklı kimlikleri gözler önüne sermesiyle özellikle ilgi çekici.

  • Künye: Hüseyin Kandemir – Rus Edebiyatında İstanbul, Çizgi Kitabevi, inceleme, 148 sayfa

Ziya Gökalp – Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (2009)

Ziya Gökalp’in ‘Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler’i, çokça tartışılan, eleştirilen kitaplardan.

Burada eleştirilen tezlerin başında, Kürt aşiretlerini “sosyoloji” disipliniyle incelemeye koyulan Gökalp’in, bu aşiretlerin asimile olan Türkler olduğu iddiasıydı.

Gökalp’in çalışması, Kürt aşiretleri hakkında köken, tarih, coğrafya, dil, kültür yönlerinden yaptığı araştırmaların sonuçlarını barındırıyor.

Kürtlerin örf-adetleri; yaşantıları; geçim kaynakları; doğum, ölüm, düğüm törenleri; suçluları izleme ve cezalandırmaları; yabancılara karşı davranışları gibi konuları anlatıyor;  Kürtleşmiş olan birçok aşiretin gerçekte Türk olduğunu iddia ediyor.

Gökalp aynı zamanda, Osmanlı idari yapısının bozulduğu Sultan Selim ve Sultan Selim devirlerine kadar uzanarak, aşiretlerin nasıl “medenileştirilebileceği” konusuna da kafa yoruyor.

  • Künye: Ziya Gökalp – Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, Kaynak Yayınları, sosyoloji, 168 sayfa

Abdul Rahman Azzam – Selahaddin Eyyûbi (2015)

 

Kudüs’ü Haçlılardan alan meşhur Kürt komutanın hayatı ve mücadelesi bu kitapta.

Kitap, Abbasi halifeliğinin dağılmasını, bunun Selahaddin Eyyûbi’nin inanç ve eylemlerini nasıl biçimlendirdiğini, Eyyûbi’nin komutan olarak gösterdiği başarıları, Mısır’ı egemenliği altına alışını ve onun başarılarında önemli paya sahip karakterleri anlatıyor.

Kitabı ilgi çekici kılan hususların başında, hem yazarın Selahaddin’i ortaya koyduğunu savunduğu 10. ve 11 yüzyıllardaki İslami uyanış sürecini kapsamlı bir perspektifle irdelemesi hem de Selahaddin’i yalnızca bir savaşçı olarak değil, daha çok manevi ve siyasi vizyonu gelişmiş bir lider olarak ele alması.

Abdul Rahman Azzam’ın burada karşımıza çıkardığı Selahaddin Eyyûbi, dürüsttür ve düşmanlarının oyunlarına dahil olmayıp bütün Müslümanları tek bir orduda birleştirebilecek yetenekte bir liderdir.

  • Künye: Abdul Rahman Azzam – Selahaddin Eyyûbi, çeviren: Pınar Arpaçay, Alfa Yayınları

Ahmet Vasfi Pekin – Tarih Boyunca Batı Anadolu’da İsyanlar ve Direnişler (2019)

Batı Anadolu, büyük medeniyetlerin yerleştiği bir coğrafya olduğu gibi, tarih boyunca çeşitli büyüklüklerde isyanlara da beşiklik etti.

İşte bu kitap, Hitit öncesi dönemden Osmanlı’ya uzanarak bu isyanların izini süren, konu hakkında çok önemli bir kaynak.

Batı Anadolu bölgesinin kendine has coğrafi niteliklerini açıklayarak kitabına başlayan Ahmet Vasfi Pekin, çalışmasının devamında da,

  • Hitit Devleti öncesinde Batı Anadolu’nun durumunu,
  • Hititler dönemindeki Assuva Konfederasyonu direnişi ve Tarhuntaradu isyanı gibi isyanları,
  • Miletoslu kadınların sessiz isyanını,
  • Pers işgali sürecindeki ilk isyanları,
  • İon isyanını,
  • Büyük İskender’in Batı Anadolu’yu fethetmesinden sonra ortaya çıkan isyanları,
  • Roma ve Doğu Roma dönemlerinde bölgenin siyasi ve toplumsal düzenini,
  • Selçuklular, Türk Beylikleri döneminde bölgedeki isyanları,
  • Şeyh Bedreddin isyanını,
  • Alevi isyanları ve Yavuz Sultan Selim’in yaptırdığı katliamı,
  • Celali isyanlarını,
  • Efe ve zeybeklerin Yunan işgaline karşı ortaya koyduğu isyan ve direnişleri,
  • Ve bunun gibi birçok konuyu aydınlatıyor.

Çalışma, Batı Anadolu’nun tarihine ve isyanların bu tarihte ne gibi dönüşümler yarattıklarına yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Ahmet Vasfi Pekin – Tarih Boyunca Batı Anadolu’da İsyanlar ve Direnişler, Ege Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2019

Marcel Léart (Krikor Zohrab) – Ermeni Meselesi (2015)

1915’te katledilen, dönemin en önemli edebiyat ve siyaset adamlarından Krikor Zohrab, belgeler ışığında, Ermenilere yönelik ağır mezalimi kayda geçiriyor.

Kitap, 1915’te Ermenilere karşı işlenen büyük suçun hemen öncesindeki durumun nitelikli bir panoramasını çizdiği için çok önemli bir tarihsel tanıklık.

  • Künye: Marcel Leart (Krikor Zohrab) – Ermeni Meselesi, çeviren: Renan Akman, İletişim Yayınları