John Covel – Bir Papazın Osmanlı Günlüğü (2009)

‘Bir Papazın Osmanlı Günlüğü’, İngiltere Kralı II. Charles’ın sefaret papazı olarak 1670’te Osmanlı imparatorluğuna gelen John Covel’ın saray, merasimler ve gündelik hayata dair gözlemlerinden oluşuyor.

Osmanlı topraklarında yedi yıl kalan Covel, bu süre içinde yaşadığı ve gördüğü neredeyse her şeyi günlüğüne kaydetmiş.

Bu dönemde, duraklama dönemine girmiş bir Osmanlı’yla karşı karşıyayız.

Papazın günlüğünde, Osmanlı’da sosyal hayat, adetler ve alışkanlıklar, ayrıntılı arazi ölçümleri, toprağın kalitesi, yetiştirilen ürünler, yerel ticaret, üretim biçimleri, sarayın yönetim yapısı, saray protokol, merasim ve eğlenceleri ayrıntılı bir biçimde yer alıyor.

Dördüncü Mehmed’in kızı Hatice Sultan ile Musahip Mustafa Paşa’nın düğünü ve II. Mustafa olarak tahta çıkan Şehzade Mustafa’nın sünnet düğünü, günlükte dikkat çeken konuların başında geliyor.

  • Künye: John Covel – Bir Papazın Osmanlı Günlüğü, çeviren: Nurten Özmelek, Dergâh Yayınları, günlük, 189 sayfa

Sven Beckert – Pamuk İmparatorluğu (2018)

Pamuk, hem milyonlarca insanın geçim kaynağı oluşuyla hem de 1000-1900 yılları arasında dünyada imalat sanayiinin en önemli girdisi olmasıyla kapitalizm tarihinde de emperyalizm tarihinde de başrol üstlenmiş metalardandır.

Sven Beckert’ın bu önemli çalışması ise, pamuğun uzun macerasından yola çıkarak herkesin zevkle okuyacağı bir dünya tarihi sunuyor.

Kapsamlı oluşuyla da dikkat çeken kitap, pamuğun yüzyıllar boyunca nasıl Hindistan’da refahın ana kaynağı olduğunu, Britanya’da ve Avrupa’da nasıl Sanayi Devrimi’nin kalbinde yer aldığını, Amerika’da köleliğin gelişiminde neden belirleyici olduğunu ve bunun gibi pek çok önemli konuyu irdeliyor.

Modern dünyanın nasıl ortaya çıktığını, kapitalizmin küresel tarihinin nasıl bir seyir işlediğini daha iyi kavramak isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

  • Künye: Sven Beckert – Pamuk İmparatorluğu: Tek Bir Meta ile Kapitalizmin Kısa Tarihi, çeviren: Ali Nalbant, Say Yayınları, tarih, 792 sayfa, 2018

Jane Hathaway – Osmanlı Mısırı’nda Hane Politikaları (2009)

Tarih Bölümü’nde İslam ve Dünya Tarihi profesörü olan Jane Hathaway bu ilgi çekici çalışmasında, Mısır’da Kazdağlı hanesinin yükselişini çok yönlü bir bakışla inceliyor.

Bu hanedan en çok, 1760’ların sonunda Osmanlı sultanına karşı Mısır’ın bağımsızlığını ilan eden meşhur Ali Bey’in liderliğindeki grup olmasıyla bilinir.

Hathaway, Kazdağlıların Osmanlı’nın adem-i merkeziyetçi hale gelmesi ve imparatorluk genelinde hanelere dayalı askeri ve yönetimsel bir kültürün ortaya çıkması çerçevesinde evrilmelerin tahlil ederek, imparatorluğun genelinde geçerli olan hane temelli politik kültürün Mısır’daki yansımalarına odaklanıyor.

  • Künye: Jane Hathaway – Osmanlı Mısırı’nda Hane Politikaları: Kazdağlıların Yükselişi, çeviren: Nalan Özsoy, İş Kültür Yayınları, tarih, 249 sayfa

Mostafa Minawi – Osmanlılar ve Afrika Talanı (2018)

Mostafa Minawi’nin bu önemli çalışması, II. Abdülhamid döneminde Osmanlı’nın Afrika’daki emperyalist yayılmacılık çabalarını kapsamlı bir şekilde inceliyor.

Bu bağlamda 19. yüzyıl sömürgeciliğin karakteristik özelliklerini irdeleyen Minawi, Osmanlı İmparatorluğu’nun söz konusu dönemin sömürgecilik dünyası içindeki yerini aydınlatıyor.

Bunu yaparken, okurunu Berlin’e, doğu Sahra’ya, Çad Gölü havzasına, Hicaz’a ve ardından yeniden İstanbul’a uzanan uzun bir yolculuğa çıkaran kitap, Osmanlı’nın rekabetçi emperyalizm denemesinin nasıl sonuçlandığını adım adım izliyor.

Zengin arşiv kayıtlarına dayanan kitap, padişahın emriyle çok defa Libya’ya ve Hicaz’a görev yolculukları yapmış bir Osmanlı paşası olan Sadik al-Mouayad Azmzade’nin seyahat günlüklerine de başvuruyor.

Kitabın bir diğer katkısı da, şimdiye değin hakkında yeteri kadar çalışma yapılmamış Hicaz Telgraf Hattı’nın ilginç hikâyesini de aydınlatmasıdır diyebiliriz.

  • Künye: Mostafa Minawi – Osmanlılar ve Afrika Talanı: Sahra’dan Hicaz’a İmparatorluk ve Diplomasi, çeviren: Ayşen Gür, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 232 sayfa, 2018

Simeon Trayçev Radev – Galatasaray Mekteb-i Sultanisi (2018)

Galatasaray Lisesi, eski adıyla Mekteb-i Sultani, Osmanlı’dan bugüne Türkiye’nin çağdaş eğitim geleneğinin en önemli taşıyıcılarından biri olageldi.

Simeon Trayçev Radev’in anılarından oluşan bu kitabı ise, hem bu önemli okulun tarihi hem dönemin atmosferi ve hem de Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde yaşananlar hakkında harika bir kaynak.

On dokuzuncu yüzyıl boyunca İstanbul ve çevresinde cemaat oluşturan, Radev’in de üyesi olduğu Osmanlı tebaası Bulgarların tarihini anlatarak açılan kitap, bağımsız Bulgar Kilisesi’nin kuruluşu ve

İstanbul’a gönderilen Bulgar gençlerinin eğitimlerine yönelik çalışmalarla ilerliyor.

Kitabın devamında ise,

  • Galatasaray Lisesi’nde nasıl bir eğitim verildiği,
  • Mektebin hocalarının kimlerden oluştuğu,
  • Okulun uluslararası bir okul olmayı başarmasının altındaki etkenler,
  • Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e Galatasaray Lisesi eğitim ve öğretiminde değişiklikler olup olmadığı,
  • Ve lisede nehari (gündüzlüler) ve leyli (yatılılar) öğrenciler arasındaki farkların neler olduğu gibi konular ele alınıyor.

Kitap bu ve benzeri konuları aydınlatırken, dönemin İstiklal Caddesi’ndeki, Cadde-i Kebir’deki yaşam hakkında zengin bir fotoğraf da çekiyor.

  • Künye: Simeon Trayçev Radev – Galatasaray Mekteb-i Sultanisi: Resneli Bulgar Bir Talebenin Hatıraları, 1879-1898, açıklama, çeviri ve notlar: Georgi P. Kostandov, Kronik Kitap, anı, 160 sayfa, 2018

Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti (2009)

Fatmagül Demirel bu önemli çalışmasında, Osmanlı Devleti’nin son döneminde adliye teşkilatının yapısını, işleyişini ve toplumsal rolünü Adliye Nezareti bağlamında analiz ediyor.

Demirel bu analizi, nezaretin ilki 1879, ikincisi de 1911 yılında hazırlanan teşkilat nizamnamelerini temel alarak yapıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Adliye Nezareti’nin idari teşkilatı ve nezarete bağlı komisyonların işleyişiyle nezarete bağlı memurlar,
  • 1879 tarihinde çıkarılan Teşkilat-ı Mehakim Kanunu’yla kurulan mahkemelerin idari teşkilatı ve işleyişi,
  • Adliye müfettişlikleri, müddei-i umumilik, dava vekilleri ve mukavelat muharrirleri gibi, adli teşkilatta ilk defa ortaya çıkan yeni birimler…

Demirel’in çalışması, Osmanlı’nın adalet sisteminin nasıl bir değişim süreci izlediğini, kapsamlı olarak okurlara sunuyor.

  • Künye: Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti: Kuruluşu ve Faaliyetleri, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 344 sayfa

Kudret Emiroğlu – Kısa Osmanlı-Türkiye Tarihi (2015)

Osmanlı’dan bu yana Türkiye tarihinin çerçevesini oluşturmuş Padişahlık Kültürü’nün eleştirel bir okuması.

Osmanlı modernizminin sınıf siyasetiyle ilişkisi, yönetici zümrenin iktisadi temeli, devlet-halk ilişkisinin biçimlenişi, Osmanlı ve Cumhuriyet bürokrasisinin devamlılığı, Kudret Emiroğlu’nun enine boyuna tartıştığı kimi konular.

Emiroğlu’nun çalışmasını nemli kılan bir başka husus da, tarihe tepeden değil, aşağıdan, yani ezilenlerin çerçevesinden bakması.

  • Künye: Kudret Emiroğlu – Kısa Osmanlı-Türkiye Tarihi, İletişim Yayınları

J. F. Michaud ve J. J. F. Poujoulat – Batı Anadolu 1830 (2015)

Pire’den yola çıkıp, 20 Haziran 1830’da İzmir’e, oradan İstanbul’a uzanan ikilinin seyahat izlenimleri.

Efes, Midilli, Pınarbaşı, Troya, Çanakkale, Gelibolu, Erdek ve İstanbul gibi durakları kat eden yazarlar, o dönemin Anadolu’sunun tarihi ve toplumsal hayatına dair önemli ipuçları sunuyor.

  • Künye: J. F. Michaud ve J. J. F. Poujoulat – Batı Anadolu 1830, çeviren: Nedim Demirtaş, Say Yayınları

James W. Loewen – Öğretmenimin Söylediği Yalanlar (2015)

Amerikan resmi tarih tezinin oluşumunu tarih ders kitapları üzerinden izleyerek alternatif tarih eğitiminin imkânlarını irdeleyen bir kitap.

Dar görüşlü ders kitaplarını ters yüz edip, ırk, toplumsal cinsiyet ve sınıfları esas alarak Kolomb öncesi dönemden bugüne Amerikan tarihinin yeni baştan yazımı.

  • Künye: James W. Loewen – Öğretmenimin Söylediği Yalanlar, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları

George Stitt – Son Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa Anlatıyor (2018)

Şerif Ali Haydar Paşa, Osmanlı’nın tayin ettiği son Mekke emiriydi.

Daha da ilginci, Arap isyanını başlatan Şerif Hüseyin Paşa, Şerif Ali Haydar Paşa’nın uzaktan kuzeniydi.

Bilindiği gibi Şerif Ali Haydar Paşa, Arap isyanı zamanlarında birçok kuzeninin aksine Osmanlı’ya sadık kalmış, ayrıca bizzat Fahreddin Paşa’nın yanında Medine’de Şerif Hüseyin ve adamlarına karşı mücadele etmişti.

İşte bu kitap, Arapların bağımsızlık savaşında yaşananlar başta olmak üzere, paşanın tanık olduğu önemli gelişmeleri ilk elden sunmasıyla çok değerli bir kaynak.

Abdülaziz döneminde doğmuş paşa, bu anılarında da görüleceği gibi, II. Abdülhamid zamanında şehzadelerle birlikte saray mektebine gitmiş ve hanedan yaşamına, ayrıca birçok konakta bulunmasıyla da dönemin İstanbul yaşamına yakından tanık olmuş.

Kitapta,

  • 1908 Devrimi, 31 Mart Vak’ası ve Birinci Dünya Savaşı esnasındaki İttihatçıların faaliyetleri,
  • Mithat Paşa’nın sürgün edilmesi,
  • Abdülhamid’in ıslahatları,
  • Vahdeddin’in ülkeyi terk edişi,
  • Osmanlı’nın Arap bölgeleri konusunda yürüttüğü politikalar,
  • Arap isyanının başlama sebepleri,
  • Arabistan’ın Osmanlı’nın elinden çıkma nedenleri,
  • Cumhuriyet idaresinin Arabistan’a karşı nasıl bir tavır takındığı,
  • Saltanat ve hilafetin kaldırılışı,
  • İbn-i Suud’un ve Vehhabilerin Mekke ve Medine’yi ele geçirme süreçleri,
  • Ve bunun gibi birçok tarihi olay anlatılıyor.

Künye: George Stitt – Son Mekke Emiri Şerif Ali Haydar Paşa Anlatıyor: Osmanlı Arabistan’ı Nasıl Kaybetti?, çeviren: Yusuf Selman İnanç, Kronik Kitap, tarih, 336 sayfa, 2018