Mehmet Beşikçi – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği (2014)

Birinci Dünya Savaşı’ndaki seferberlik sürecinin Osmanlı’yı nasıl daha merkezi, otoriter ve milliyetçi bir çizgiye ittiğini ortaya koyan nitelikli bir çalışma.

Beşikçi, sürekli ve büyük ölçekli seferberlik tecrübesinin devleti, yerel düzeydeki gücünü artırmaya ve taşraya daha derinlemesine nüfuz etmeye zorladığını belirtiyor.

  • Künye: Mehmet Beşikçi – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği, İş Kültür Yayınları

Emile Témime ve Pierre Broué – İspanya’da Devrim ve İç Savaş (2018)

Üç yıldan fazla sürmüş, yalnızca İspanya’ya değil tüm Avrupa’ya yıkım getirmiş İspanya İç Savaşı hakkında, tanıklıklarla desteklenmiş çok iyi bir kitap.

Savaş olduğunda on yaşlarında olan Emile Témime ve Pierre Broué, henüz genç yaşlarında bu savaşın sebep olduğu sonuçlarla yakından ilgilenmiş.

İki bölümden oluşan kapsamlı kitapta, bu savaşta İkinci Dünya Savaşı’nın unutulmuş, biçim değiştirmiş başlangıcını; tanınmaz duruma getirilmiş, ihanete uğramış, boğulmuş bir işçi ve köylü devrimi görüyoruz.

Savaştan sağ kalan tanıklar ya da bu savaşta rol almış kişilerle birebir görüşen yazarlar, Devrimin ve İspanya iç savaşının 1936-1939 yılları arasındaki tarihinin sağlam bir dökümünü ortaya koyuyorlar.

İspanya’yı olduğu kadar dönemin Avrupa’sını merak eden her okura önerebileceğimiz kitap, başından sonuna bir savaşın hikâyesini anlatmakla yetinmiyor, aynı zamanda 20. yüzyılda topraksız ve yoksul, açlığın sınırında yaşayan, yitirilecek hiçbir şeyleri olmadığı ve kazanılacak çok şeyleri bulunduğu için kolayca savaşa atılan köylü ve yoksul yığınlarının dehşetli hikâyesini de anlatıyor.

Kaçırılmaması gereken bir kitap.

  • Künye: Emile Témime ve Pierre Broué – İspanya’da Devrim ve İç Savaş, çeviren: Aydın Emeç, Ayrıntı Yayınları, tarih, 448 sayfa, 2018

Susan Wise Bauer – Rönesans Dünyası (2015)

Rönesans’ı 12. yüzyıldaki temellerinden İstanbul’un fethine değin izleyen bir araştırma.

Susan Wise Bauer, 11. yüzyılda Kilise hiyerarşisi ile Aristoteles mantığı arasındaki mücadelenin ortaya çıkışına, Konstantinopolis’in fethiyle Roma rüyasının nihai sonunun gelişine ve bu süreçten sonra Rönesans’ın başka alanlara yayılışına odaklanıyor.

  • Künye: Susan Wise Bauer – Rönesans Dünyası, çeviren: Mehmet Moralı, Alfa Yayınları

Brenda Schaffer – Sınırlar ve Kardeşler (2008)

Brenda Schaffer ‘Sınırlar ve Kardeşler’de, Azerbaycanlı kimliğini tarihten günümüze uzanan bir süreçte, köken, kültür, din, dil, siyaset ve nüfus dağılımı çerçevesinde inceliyor; siyasi, edebi süreli yayınlar ile radyo ve televizyon yayınlarından da örnekler vererek, Azerbaycanlı kimliği konusundaki tartışmalara katkıda bulunuyor.

Schaffer, İran İslam Devrimi’ni, Sovyetlerin dağılmasını ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk on yılının büyük çoğunluğunu kapsayan, 1979-2000 arasında Azerbaycanlı ortak kimliğindeki eğilimleri irdeliyor, ayrıca bu iki toplumun karşılıklı ilişkisini ve etkileşimini ele alıyor.

  • Künye: Brenda Schaffer – Sınırlar ve Kardeşler, çeviren: Ali Gara ve Vüsal Kerimov, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 296 sayfa

Ali Karatay – Demir Çelik Karabük: Bir İşçi Kentinin Hikâyesi (2018)

Çeliğe can verenlerin ülkesi Karabük hakkında çok güzel bir çalışma.

Ali Karatay, Türkiye’nin ilk ağır sanayi merkezi olan Karabük’ün siyasal ve sosyal/sınıfsal evrimini ve bu evrimin ardındaki etkenleri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Cumhuriyet’in Karabük ve Karabük Demir Çelik Fabrikası’nda cisimleşen ekonomi-politiği,
  • Fabrika işçilerinin yaşam koşulları,
  • Karabük burjuvazisinin doğuşu,
  • Karabük’te işçilerin sendikayla tanışması,
  • 1950’li yılların Karabük’ünde siyaset,
  • 1960-1981 arasında Karabük işçi sınıfının durumu ve işçi hareketi,
  • Karabük’ün ve Karabük işçisinin darbeyle imtihanı,
  • Siyasi cephede Karabük ve 12 Eylül,
  • Karabük’ün çelik işçisinin sağcılığı, solculuğu, köylülüğü ve muhafazakârlığı,
  • Ve Karabük işçisinin sağcılığının temel nedenleri gibi konular ele alınıyor.

Ali Karatay’ın çalışmasının çerçevesini, bir işçi kenti olarak Karabük’ün siyasi duruşunun ve sınıf mücadelesinin yakın tarihi süreç içindeki evrimi oluşturuyor.

Dolayısıyla kitap, Karabük’ün bu kimliğiyle uyumlu siyasi-sınıfsal eğilimleri ve refleksleri neden göstermediğini tartışmasıyla da önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Ali Karatay – Demir Çelik Karabük: Bir İşçi Kentinin Hikâyesi, İletişim Yayınları, şehir, 464 sayfa, 2018

Gabriel Piterberg – Bir Osmanlı Trajedisi: Tarihyazımının Tarihle Oyunu (2018)

UCLA Tarih Bölümü’nde profesör olan Gabriel Piterberg elimizdeki ilgi çekici çalışmasında, 1622’de önce tahttan indirilen, ardından genç yaşta katledilen II. Osman olayını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Kitabın asıl özgün katkısı ise, bu trajik olayı, olayın farklı temsilleri üzerinden kapsamlı bir perspektifle izleyerek devlet kuramı üzerine katmanlı bir bakış sunması.

Piterberg, o süreci ele alan bu çelişkili ve siyasi yönü ağır basan tarihyazımı anlayışının, aynı zamanda Osmanlı tarihinin yadsınamaz bir gerçeği olduğunu savunuyor.

Kitapta,

  • Osmanlı tarihyazımının oluşumu ve çalışmaları,
  • Tûği’nin Hâile-i Osmaniye temsili,
  • Alternatif anlatıların oluşumu,
  • Devlet anlatısı kavramı,
  • Erken modern dönem Osmanlı devleti,
  • Bir söylemsel çekişme alanı olarak Osmanlı devleti,
  • Ve Osmanlı tarihyazımının şiirselliği gibi, ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitap, yaşanmış tarih ile yazılmış tarih arasındaki bariz uçurumu görmek ve Osmanlı tarihçiliğindeki yöntem ve gündemleri kavramak için şahane bir vesile.

  • Künye: Gabriel Piterberg – Bir Osmanlı Trajedisi: Tarihyazımının Tarihle Oyunu, çeviren: Uygar Abacı, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 261 sayfa, 2018

Kolektif – Dünden Bugüne İpekyolu (2008)

‘Dünden Bugüne İpekyolu’, 18-19 Ekim 2007 tarihlerinde düzenlenen aynı isimli sempozyuma sunulan bildirilerden oluşuyor.

İpek Yolu dendiğinde, akla ilk olarak, ufuk çizgisiyle birleşmiş sonsuz alanlar, göz alabildiğince uzun yollar, bu yollarda yol alan develerin oluşturduğu kervanlar, kervansaraylar, Avrupa’ya taşınan nadir porselenler, baharatlar ve Çin ipeklileri gelir.

Kitapta bir araya getirilen bildiriler, İpek Yolu’nu tarihi, kültürel ve ekonomik yönleriyle değerlendiriyor.

Bildirilerde ayrıca, bu tarihi yola günümüzde nasıl işlerlik kazandırılabileceği konusu da irdeleniyor.

  • Künye: Kolektif – Dünden Bugüne İpekyolu, yayına hazırlayan: A. Emel Kefeli, Ahmet Taşağıl, Nesrin Sarıahmetoğlu Karagür ve Özlem Deniz Yılmaz, Ötüken Yayınları, sempozyum, 258 sayfa

Hakan Kâzım Taşkent – Kemeraltı’nın İzmir’i (2008)

Hakan Kâzım Taşkıran ‘Kemeraltı’nın İzmir’i’nde, bir dönem İzmir’in ticari kalbi olarak bilinen Kemaraltı’nı tarihi, kültürel ve turistik yönleriyle, derli toplu bir biçimde anlatıyor.

Antik dönem İzmir’inin önemli yerleşim bölgelerinden olan Kemeraltı çarşısı, geleneksel yapısını uzun yıllardır yaşatmasıyla dikkat çekiyor.

Taşkent’in uzun soluklu çalışmasının ürünü olan ve görsel malzemesiyle de ilgi çekeceğini düşündüğümüz çalışma, Kemeraltı çarşısını tarihsel, kültürel, dinsel özellikleri; öne çıkan insan portreleri ve folkloruyla anlatılıyor.

Taşkent’in, sadece çarşının değil, bir yönüyle tarihi İzmir’in de izini sürdüğü çalışması, aynı zamanda kapsamlı bir gezi rehberi niteliğinde.

  • Künye: Hakan Kâzım Taşkent – Kemeraltı’nın İzmir’i, Tepekule Kitaplığı, şehir, 386 sayfa

Dikran Mesrob Kaligian – Taşnaklar ve İttihatçılar (2017)

Geç Osmanlı döneminde Ermeniler konulu pek çok çalışmaya imza atmış Dikran Mesrob Kaligian, ilk başlarda aynı amaç etrafında bir araya gelmiş, fakat ardından büyük kopuş yaşamış Taşnaksutyun ile İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) arasındaki ilişkiler hakkında önemli bilgiler veriyor.

Taşnaksutyun, Abdülhamit iktidarını devirmek için, kendisiyle aynı amacı paylaşan İTC ile sıkı ilişkiler geliştirmişti.

Taşnaksutyun’un o süreçteki en öncelikli amacı olan, Ermeni nüfusa yönelik ayrımcı politikalardan kurtulmak hedefiyle Meşruti rejimin inşa olması için seferber olmuş ve bu esnada İTC’den birçok subayla da sıkı ilişkiler kurmuştu.

Hatta bu işbirliği öylesine sağlamdı ki, Taşnaksutyun üyeleri Adana katliamı gibi Ermeni nüfusta infiale yol açan bir gelişmeden sonra bile İTC’yi savunmayı sürdürmüşlerdi.

Peki, ne oldu da, çok değil yalnızca birkaç yıl içinde aynı amaçla mücadele eden bu iki partinin yolları ayrıldı?

İşte Kaligian’ın çalışması, ülkenin 1915’te yaşananlara doğru hızla yol aldığı o dönemde, bu ittifakın neden bozulduğunu ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Bunu yaparken, bugüne dek pek bilinmeyen belge ve kaynaklara dayanması da, çalışmayı özgün kılan hususlardan.

  • Künye: Dikran Mesrob Kaligian – Taşnaklar ve İttihatçılar, çeviren: Deniz Mutlu Taşyürek, Aras Yayıncılık, tarih, 352 sayfa, 2017

Mark Sykes – Darül İslam (2017)

Sykes’in soyadı, size de hiç yabancı gelmemiştir.

Doğru, kendisi, yani tam adıyla Mark Sykes, 20. yüzyılın başlarında Ortadoğu’yu şekillendiren ve neden olduğu tuhaflıklar ve sorunlar günümüzde de devam eden Sykes-Picot Anlaşması’na adını veren İngiliz diplomat, komutan ve seyyahtır.

Sykes’ın bu kitabı da, 1902’de Beyrut’tan başladığı İslam dünyası gezisindeki izlenim ve değerlendirmelerini bir araya getiriyor.

Gezip gördüğü yerlerdeki önde gelen isimlerle yaptığı görüşmelerle de zenginleştirdiği seyahatnamesinde Sykes, yalnızca geziyle ilgili gözlemlerini bizimle paylaşmıyor, aynı zamanda 20. yüzyılın başındaki Osmanlı’nın içinde bulunduğu siyasi, toplumsal ve dini karmaşalardan kurtulabilmesi hakkında öneriler de sunuyor.

Bir döneme ve tarihi bir karakterin iç dünyasına ışık tutmalarıyla okunmayı hak eden bir kitap.

  • Künye: Mark Sykes – Darül İslam: Osmanlı’nın Şark Bölgelerine Seyahat, çeviren: Hikmet İlhan, Avesta Yayınları, seyahatname, 304 sayfa, 2017