Mary Talbot ve Bryan Talbot – Öncü Kadınlar (2018)

İçeriğiyle de çizimleriyle de göz dolduran ‘Öncü Kadınlar’, 20. yüzyılın başında kadınların oy hakkını edinmesi için çalışmış kadınların ufuk açıcı mücadelelerini adım adım anlatıyor.

Mary Talbot’ın yazdığı, Bryan Talbot’ın resimlediği ‘Öncü Kadınlar’, akıcı bir macera ile bu tarihsel süreçte yaşananları harmanlayan harika bir grafik roman.

Kitap, evde de, işte ve siyasette de son sözü söyleme hakkının her zaman erkeğe tanındığı bir zamanda, kendi oy haklarını kazanmak için yola çıkmış, bu uğurda olağanüstü mücadele sergilemiş ve ısrarlarıyla yüzyıllık adaletsizliği ortadan kaldırmış öncü kadınları bize bir kez daha hatırlatıyor.

Bu her yönüyle özgün yapıtın, 2015 yılında Madrid Kitapçılar Birliği tarafından yılın en iyi grafik romanı seçildiğini de bilhassa belirtelim.

  • Künye: Mary Talbot ve Bryan Talbot – Öncü Kadınlar: Bir Direnişin Hikâyesi, çeviren: Damla Kellecioğlu, Desen Yayınları, 192 sayfa, 2018

Ziya Gökalp – Türk Medeniyeti Tarihi (2015)

Türk medeniyetini, Türklerin ortaya çıkışından Türkiye’nin yönünü Batı uygarlığına dönüşüne değin izleyen kapsamlı bir değerlendirme.

Bu süreci üç bölümde inceleyen kitapta, Türk kavminin ortaya çıkışı, Türklerin İslamiyeti kabul edişi, İslamiyet sonrası Türk medeniyeti, Türklerin Batı medeniyetini kabul edişi ve sonrası gibi konular var.

  • Künye: Ziya Gökalp – Türk Medeniyeti Tarihi, Ötüken Yayınları

Eric R. Dursteler – Dönme Kadınlar (2018)

Fatma Hatun ya da eski adıyla Beatrice Michiel,

Maria Gozzadini ve kızları Ayşe, Emine, Hatice,

Elena Civalelli,

Mihale Şatoroviç…

Eric Dursteler’ın bu nitelikli çalışması, yalnızca erken dönem Akdeniz’deki dönme kadınların hikâyelerini anlatmıyor, aynı zamanda dönemin geniş kültürel ve toplumsal pratikleri ve gelenekleri hakkında önemli bilgiler veriyor.

Güçlü arşiv çalışmalarına dayanmasıyla dikkat çeken kitabında Dursteler, dönme kadınların hem toplumsal hem de siyasi olarak nasıl güçlü olabildiklerini de ortaya koyuyor.

Örneğin Venedikli Beatrice Michel, dönme olduktan sonra Fatma Hatun adını almış ve böylece şahsi ve ailevi anlamda statüsünü yükseltmişti.

Bunun yanı sıra Hıristiyan Elena Civalelli ve Müslüman Mihale Şatoroviç, öylesine cesur kadınlardı ki, Osmanlı-Venedik sınırını kullanarak hayatlarına yepyeni yönler vermişlerdi.

Diğer bir önemli örnek de, Yunan adası Milos’tan kaçan dört Müslüman kadının Korfu’ya sığınmalarıydı.

Ayşe, Emine, Hatice ve anneleri Maria, Korfu’ya sığındıktan sonra İslamiyetten Hıristiyanlığa dönmüş ve bu durum Osmanlı-Venedik arasında uluslararası bir soruna neden olmuştu.

Bunun gibi ilgi çekici olaylarla dolu ‘Dönme Kadınlar’, Erken Akdeniz’de kimlik ve dönmelik arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir şekilde gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Eric R. Dursteler – Dönme Kadınlar: Erken Dönem Modern Akdeniz’inde Toplumsal Cinsiyet, Kimlik ve Sınırlar, çeviren: Deniz Koç, Koç Üniversitesi Yayınları, kadın, 248 sayfa, 2018

Kolektif – Türkiye’de Tarih ve Tarihçilik (2018)

Türkiye’de tarih ve tarihçilik disiplininin ortaya çıkışı, gelişimi ve güncel sorunları hakkında iyi bir derleme.

Alanında uzman yazarların katkıda bulunduğu ve Vangelis Kechriotis’in anısına hazırlanmış kitap,

  • Osmanlı’da “demokrasi” pratiklerinin tarihyazımı üzerine etkilerini,
  • Sultan Abdülhamid ve Ermeni katliamları üzerinden Türk-Ermeni çatışmasının jeneolojisini,
  • Balkan Savaşları sonrasında çocukların ekonomik alanda seferber edilmesini ve ırkçılığın bu süreçteki izdüşümlerini,
  • Parvus Efendi ve Türkiye’de “Milli İktisat”ın gelişimini,
  • Tarihsel bilinç oluşumuna örnek olarak 1915’i,
  • Mustafa Armağan ve ‘Derin Tarih’ bağlamında sağ-revizyonizmin yükselişi ve böylece bir melez söylemin nasıl inşa edildiğini,
  • Ve Yön Dergisi’nin 1964-65 Rum tehcirine yaklaşımı üzerinden Türkiye solunun azınlık meselesine bakışını irdeliyor.

Kitabın sonunda, Edhem Eldem ve Şükrü Hanioğlu ile yapılmış aydınlatıcı iki söyleşi bulunduğunu da belirtelim.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Tarih ve Tarihçilik: Kavramlar ve Pratikler, derleyen: Ümit Kurt ve Doğan Gürpınar, Heretik Yayıncılık, tarih, 312 sayfa, 2018

Stéphane Van Damme – Hakikate Yelken Açmak (2018)

‘Hakikate Yelken Açmak’, 17. ve 18. yüzyıllara odaklanarak bir tarihçinin felsefeye yaklaşımının ana hatlarını çiziyor.

Kültür tarihi alanında yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Stéphane Van Damme’ın kitabı, o dönem yaşamış filozofların maddi hayatından önemli detaylar vermesi, yani söz konusu düşünürleriS toplumsal ve kişisel ilişkileri, yazışmaları ve seyahatleri gibi detaylar üzerinden ele almasıyla dikkat çekiyor.

Bu yüzyılların canlı bir kültürel panoramasını sunmasıyla da ilgi çeken kitap, Aydınlanma sürecindeki hakikat taleplerini, yenilik arayışını ve bunların sosyal ve politik arka planlarını detaylı bir bakışla irdeliyor.

Van Damme 17. ve 18. yüzyıllardaki felsefe sahasının geniş sınırlarını tespit ederken, o dönem ile günümüzün bilimlerini, sanatını, siyasetini ve ahlakı anlayışını meydana getiren modernist süreci karşılaştırıyor.

  • Künye: Stéphane Van Damme – Hakikate Yelken Açmak: Aydınlanma Dönemi Felsefesinin Öteki Tarihi, çeviren: Adem Beyaz, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 328 sayfa, 2018

Jean Améry – Suç ve Kefaretin Ötesinde (2015)

Jean Améry, Naziler tarafından esir alınmış, 1937’de onlardan kaçarak Belçika’ya sığınmış, Nazilerin burayı işgal etmesinden sonra direnişe katılmış ve Gestapo tarafından yakalandıktan sonra toplama kamplarına gönderilmişti.

Bu kitap, Améry’nin olağanüstü yaşamının hikâyesini sunuyor.

Auschwitz, Buchenwald ve Bergen-Belsen toplama kamplarında kalmış bu önemli tanığa kulak veriyoruz.

  • Künye: Jean Améry – Suç ve Kefaretin Ötesinde, çeviren: Cemal Ener, Metis Yayınları

 

Erhan Berat Fındıklı – Mare Nostrum (2018)

Erhan Berat Fındıklı bu önemli çalışmasında, Benito Mussolini İtalya’sı zamanında Türkiye’ye gelmiş mimarlar, arkeologlar ve seyyahların Türkiye’nin o zamanlardaki dönüşümüne ne gibi katkılar sunduğunu inceleyerek çok değerli bir incelemeye imza atıyor.

Faşizmin İtalya’da iktidarda olduğu 1922-1943 yılları, Türkiye’de Kemalist devrimlerle ve tek parti rejimiyle (1925-1946) ifadesini bulan, Erken Cumhuriyet dönemine tekabül ediyor.

Türkiye’de bu dönemde, en öne çıkan söylemlerden biri, mimarlık ve altyapı yatırımlarıyla bütün ülkenin yeniden inşasıdır.

Farklı coğrafyalarda endüstrilerine yeni pazarlar arayan İtalyanlar için de, Türkiye’nin yeniden inşasında rol almak oldukça önemliydi.

Dahası, İtalyan arkeolog ve seyyahların da büyük dönüşümler geçirmekte olan Türkiye’ye büyük bir ilgisi bulunmaktaydı.

Dönemin Türk-İtalyan ilişkileri açısından önemli bir kaynak olan çalışmasında Fındıklı, bu ilişkiyi mimariden sosyolojiye tarihten kolonyal çalışmalara uzanan geniş bir perspektifle irdeliyor.

Bu dönemde Türkiye’ye gelmiş farklı meslek gruplarından İtalyanların benlik ve öteki kurgularını; kent, mekân, toplum, tarih ve mimarlık algılarını ve profesyonel, ideolojik, bireysel ve toplumsal duruşlarını daha iyi kavramak için çok iyi bir kaynak.

  • Künye: Erhan Berat Fındıklı – Mare Nostrum: Mussolini Dönemi’nde Türkiye’de İtalyan Mimarlar, Arkeologlar ve Seyyahlar (1922-1943), Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 380 sayfa, 2018

Kolektif – 1909 Adana Katliamı (2015)

Bu kitap, 1894-96 Ermeni katliamları ile 1915 soykırımı arasında bir ara halka olan 1909 Adana katliamına dair çok önemli üç belge sunuyor.

Bu belgeler, Garabet Çalyan’ın “Adana Vakası ve Mesulleri”, Artin Arslanyan’ın “Adana’da Adalet Nasıl Mahkûm Oldu?” ve Osmanlı Meclisi milletvekili Hagop Babigyan’ın Adana olayları hakkında Meclis’e sunmak üzere yazdığı rapor.

Kitapta, Taner Akçam imzalı Adana’da yaşananlara dair kapsamlı bir önsözle açılıyor.

  • Künye: Kolektif – 1909 Adana Katliamı, derleyen: Ari Şekeryan, Aras Yayıncılık

Mircea Eliade – Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu (2015)

Mircea Eliade’nin, ilk insanın dine yaklaşımından dinin Batı’nın bilimsel incelemelerdeki yerine ve dinler tarihi metodolojisine uzanan bir dizi şahane denemesi, bu kitapta bir araya getirilmiş.

İlk insanın “dindar adam” olduğu ve “kutsalın diyalektiğinin” bütün diyalektik hareketlerden önce gelerek onlara modellik ettiği, Eliade’nin bu kitaptaki orijinal tezlerinden biri.

  • Künye: Mircea Eliade – Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu: Yaratılış Özlemi, çeviren: Mehmet Aydın, Kabalcı Yayınları

Susan Pollock – Antik Mezopotamya (2017)

Mezopotamya dediğimiz ve bugün Irak ve Suriye’nin geniş kesimlerini de içine alan Fırat ve Dicle ırmakları arasındaki alüvyal düzlükleri kapsayan bölgenin adı Yunanca “Irmaklar arasındaki yer” anlamına gelir.

Bölgenin antik yerleşimcileri güneybatı İran, Zagros sıradağlarındaki ovalar ve Torosların eteklerinde yaşayan insanlar da dâhil olmak üzere, kendi bölgelerinin dışındaki topluluklarla etkileşim içinde olmuşlardır.

Susan Pollock’un bu muhteşem çalışması da, farklı disiplinlerin de verilerinden yararlanarak MÖ 5000 ile 2100 tarihleri arasındaki yaklaşık üç bin yıllık süreç boyunca Mezopotamya’daki ilk devletlerin ve uygarlıkların ortaya çıkışını ele alıyor.

Pollock bunu yaparken, yalnızca antoropolojiden değil, aynı zamanda arkeoloji, ekonomi politik ve feminist antropolojinin katkılarından da yararlanarak konu hakkında oldukça zengin bir çerçeve sunuyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Mezopotamya’da ilk hanedanlar dönemi,
  • Coğrafi ortam ve çevre,
  • Kentler,
  • Köyler,
  • Höyükler ve yerleşim örüntüleri,
  • Beş ve dördüncü binyılların haraç ekonomileri,
  • Mal dağıtım yöntemi,
  • Bürokrasinin gelişmesi,
  • Yazının kökenleri,
  • İdeoloji ve güç imgeleri,
  • Mezopotamya’da anıtsal mimari,
  • Mezopotamya’da gösterişçi tüketim…

Çok sayıda görsel ve harita ile zenginleşen kitabı, bilhassa Mezopotamya medeniyetine giriş yapmak isteyen okurlara yetkin bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Susan Pollock – Antik Mezopotamya: Var Olmamış Cennet, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, antropoloji, 264 sayfa, 2017