Andreas Eckert – Köleliğin Tarihi (2023)

Kölelik, Antik Çağ’dan bu yana dünya tarihine damgasını vurmuş, insanoğlunun gelişiminde önemli bir olgu olagelmiştir.

Hemen her medeniyet içinde görülen kölelik günümüzde de devam ediyor ve yaklaşık kırk milyon insanın “modern köle” olarak yaşadığı tahmin ediliyor.

Almanya’da kölelik tarihi konusunda akla gelen ilk isimlerden biri olan Andreas Eckert, bu kitabında dünyanın dört bir yanında ve her zaman bulunabilecek bir kurumun geçmişteki izlerini sürüyor.

Köleliğin merkezi, özellikle Afrika ile Atlantik bölgesiydi.

Eckert, bu kitabında köle tacirleriyle köle sahiplerini böylesi acımasız koşulları yaratmaya ve kölelik kurumunu sürdürmeye iten nedenleri, kölelerin mücadelelerini ve kabul gören bu kötülüğün nasıl bertaraf edildiğini ele alıyor ve bu tarihi gerçekliği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

  • Künye: Andreas Eckert – Köleliğin Tarihi: Antik Çağ’dan 21. Yüzyıla, çeviren: Zeynep Yılmaz, Runik Kitap, tarih, 112 sayfa, 2023

Rustam Shukurov – Bizans Türkleri (2023)

Rustam Shukurov, Bizans dünyasına dahil olmuş Türk azınlığın ve Yunancaya sızmış Türkçe sözcüklerin yolculuğuna eğildiği çalışmasında, sayısız kaynağa başvurmakta, söz konusu Türklerin demografik yapısını ve Bizans toplumuna kültürel etkisini ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır.

Bizans Türkleri’nde toplumun altını oyan “Türk muhipliği” ve Bizanslının zihin dünyasında yaşanan değişim dilsel, toplumsal ve kültürel veçheler gözetilerek ortaya konuluyor.

Shukurov pek çok tarihsel ve dilsel kaynağa başvurarak Türklerin Bizans kimliğini nasıl edinebilmiş olduğunu gösteriyor.

Yunanca kaynakları Arapça, Farsça, Türkçe, Ermenice ve Gürcüce kaynaklarla harmanlayan yazar böylelikle Küçük Asya’nın çok yönlü kültürel panoramasını okura sunabiliyor.

Bizans-Türk ilişkilerine ilgi duyanların kesinlikle okuması gereken bir kitap.

  • Künye: Rustam Shukurov – Bizans Türkleri (1240-1461), çeviren: Hakan Abacı, Alfa Yayınları, tarih, 584 sayfa, 2023

Josette Elayi – Asurlular (2023)

Asurlular, Antik Çağ’ın bilinen ilk evrensel imparatorluğunu kurdular.

Asur İmparatorluğu gücünün zirvesindeyken toprakları Batı İran’dan Akdeniz’e, Anadolu’dan Suriye-Arap çöllerine değin uzanıyordu.

Hatta bir dönem Mısır’ı dahi topraklarına katmayı başarmışlardı.

Mezopotamya’nın bu büyük imparatorluğu yalnızca askerî bir devlet olmamış, aynı zamanda büyük kütüphaneleri, botanik ve hayvanat bahçelerini ilk kez kurmuş, sosyal ve dini reformlar gerçekleştirmişlerdi.

Asurluların bu kültürel atılımları, askerî başarılarını taçlandırmış ve hükümdarlarının görkemli bir şekilde yüzlerce yıl hüküm sürmesine olanak sağlamıştı.

Tarihçi Josette Elayi, Antik Çağ’ın unutulan büyük imparatorluğunu tekrar hatırlatıyor ve insanlığa etkilerini geniş çapta inceliyor.

Son arkeolojik keşiflerle zenginleştirdiği çalışmasıyla Asurluları tarihin tozlu raflarından çıkaran Elayi, İsrail Krallığı’nın yıkılışı, Asurluların en büyük rakibi Babillilerle olan mücadeleleri, Anadolu’ya yayılışları ve Mısır’ı boyunduruk altına almaları gibi tarihe damga vuran önemli hadiseleri ustalıkla irdeliyor.

Elayi, kralların ve fatihlerin hüküm sürdüğü, tarihi dokusunun askerî hüner ve kültürel deha öyküleriyle örüldüğü bu büyük imparatorluğu adım adım takip etmenizi sağlıyor.

Akıcı anlatımıyla Asur’un mütevazı başlangıcını, egemenliğini geniş coğrafyalara yayışını, gücünün doruklarına çıkarak adını tarihe silinmez şekilde kazıyışını maharetle anlatıyor.

‘Asurlular: Antik Çağ’ın İlk İmparatorluğu’, klasik bir tarih anlatısından ziyade entrika ve yeniliklerle dolu geçmişe açılan bir kapı.

Elayi, Antik Çağ’ın gizemini keşfetmek isteyen herkesi tarihin koridorlarında sürükleyici bir gezintiye çıkararak Asur İmparatorluğu’nun hayranlık verici hikâyesini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Josette Elayi – Asurlular: Antik Çağ’ın İlk İmparatorluğu, çeviren: Ayşen Sarı, Kronik Kitap, tarih, 272 sayfa, 2023

Lincoln Paine – Deniz ve Uygarlık (2023)

‘Deniz ve Uygarlık’, şimdiye kadar yazılmış en iyi dünya denizcilik tarihi çalışması olabilir.

Kitap, insanlık tarihini insanın denizle ilişkisinin başlangıcından günümüze kadar süregelen öyküsü üzerinden anlatan anıtsal bir eser.

İnsanların birbirleriyle ve doğayla çağlar boyunca okyanuslar, denizler ve nehirler üzerinden nasıl bağlantı kurduklarını gözler önüne seren bu hayranlık verici tarih çalışması, yeryüzünü kaplayan sularda dillerin, dinlerin, kültürlerin ve malların dolaşımının, deniz savaşlarıyla deniz ticaretinin, korsanlıkla keşiflerin sürükleyici öyküsünü paylaşıyor.

Lincoln Paine bizi tüm dünya okyanuslarında ve denizlerinde seyrüsefere çıkardığı bu kitabında, uzak atalarımızın Afrika ve Avrasya’dan deniz yoluyla çıktıkları uzun mesafeli göç maceralarından günümüzün nükleer denizaltılarına ve konteyner taşımacılığına kadar denizin ve denizciliğin çok kapsamlı bir tarihini sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Dünyayı görme şeklinizi değiştirmek istiyorum. Özel olarak, dikkatinizi, önünüzdeki görüntünün yüzde 70’ini örten mavilere odaklayarak ve toprak tonlarının solmasını sağlayarak, dünya haritasını görme şeklinizi değiştirmek istiyorum.”

  • Künye: Lincoln Paine – Deniz ve Uygarlık: Dünya Denizcilik Tarihi, çeviren: Nurettin Elhüseyni, İş Kültür Yayınları, tarih, 760 sayfa, 2023

Hakan Özoğlu – Cumhuriyet’in Kuruluş Savaşları (2023)

1920’lerin başında Türkiye’de tek parti diktasına geçişin cesur bir anlatımı.

Hakan Özoğlu orijinal belgeleri, tanıklıkları, anıları dikkatle inceleyerek Kemalist Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını eleştirel bir bakış açısıyla sunuyor.

Kitap, kırılgan Kemalist rejim ile muhalefet grupları arasında 1926’da doruğuna çıkan iktidar mücadelesinin gerçek bir iktidar inşa süreciyle el ele ilerlediğini gösteriyor.

Modern Türkiye araştırmalarına bu çok önemli katkı 20. yüzyıl otoriter rejimlerinin dinamikleriyle ilgilenen birçok bilim insanının ilgisini çekecek nitelikte.

Kitap, 1923-1926 yılları arasında geçen ve sonrasında Mustafa Kemal’in tartışmasız tek lider olarak ortaya çıktığı üç özel olayı merkeze alıyor.

Bunlardan ilki, Cumhuriyet tarihinde “150’likler Vakası” diye bilinen Ankara’nın muhalifi olduğu söylenen 150 kişinin sürgün edilişi; ikincisi Takrir-i Sükûn Kanunu ve üçüncüsü de İzmir’de Atatürk’e yönelik suikast girişimi.

Özoğlu, Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının muhalefeti saf dışı etmekte başvurdukları siyasi ve adli manevraları, ayrıntılı olarak mercek altına alıyor.

Yazar, kitabının meramı hakkında şöyle diyor:

“Kurtuluş Savaşı’na önderlik etmiş şahsiyetler, öncelikle eski rejimin kalıntılarından kurtulmanın hayati öneme haiz olduğuna karar verdi. Fakat sonra, ortaya çıkan otorite boşluğunu doldurmak ve yeni rejime yön vermek için kendi aralarında kaçınılmaz bir güç kavgasına giriştiler. Bu araştırma, şimdiye kadar pek bilinmeyen kaynaklar üzerinden, bu güç kavgasının ayrıntılarını ortaya koymaktadır.”

  • Künye: Hakan Özoğlu – Cumhuriyet’in Kuruluş Savaşları: 150’likler, Takrir-i Sükûn ve İzmir Suikastı, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2023

Andrew H. Knoll – Dünya’nın Kısa Tarihi (2023)

Dünyaca tanınan jeolog Andrew H. Knoll, gezegenimizin 4,6 milyar yıllık geçmişinin soyağacını çıkardığı; özenle hazırlanmış, kolay anlaşılan bir Dünya biyografisiyle okurlarının karşısına çıkıyor.

Yirmi birinci yüzyılın iklim değişikliğini ana izleğine alan kitap, geçmişte nerede olduğumuza ve şu an nereye gittiğimize dair gerçekçi bir bakış sunuyor.

Ayaklarınızın altındaki zemini ne kadar iyi tanıyorsunuz?

Büyük olasılıkla, durduğunuz yer bir zamanlar çalkantılı bir lav denizinin altında pişiyor, yükselen bir buz tabakası tarafından eziliyor, yakındaki bir meteor çarpmasıyla sarsılıyor ya da belki zehirli gazlar tarafından boğuluyor, okyanusun altında boğuluyor, bir dağ sırasının tepesine tünemiş, ya da korkunç canavarlar tarafından dolaşıyor.

Muhtemelen yukarıdakilerin çoğu, hatta hepsi.

Ana gezegenimizin ve yüzeyine yayılan organizmaların hikayesi, gişe rekorları kıran herhangi bir Hollywood filminden çok daha muhteşem ve çok satan bir gerilim filmine rakip olabilecek kadar olay örgüsüyle dolu.

Ancak son zamanlarda tüm gizemi tutarlı bir anlatı halinde birleştirmeye başladık.

Knoll, on yıllardır süren saha araştırmalarından ve en son bilime dair en güncel anlayışından yararlanarak, ana gezegenimizin 4,6 milyar yıllık destansı hikayesini anlatan, Dünya’nın titiz ama anlaşılabilir bir biyografisini sunuyor.

  • Künye: Andrew H. Knoll – Dünya’nın Kısa Tarihi, çeviren: Aydın Çavdar, Düşbaz Kitaplar, tarih, 224 sayfa, 2023

Ersin Doğer – Antik Çağ’da Bağ ve Şarap (2023)

‘İlyada’ destanında Akhilleus’un kalkanın üzerindeki sahneler içinde bağın ve bağbozumunun canlı bir tasviri vardır: “Tanrı kalkana koca salkımlar yüklü bir bağ kodu, altından güzel bir bağdı bu, kara kara üzümler sarkıyordu, salkımlar gümüş sırıklara yaslıydı boydan boya. Göktaşından bir hendek çizilmişti, kalaydan bir çit çizilmişti çepeçevre. Bir tek dar yol vardı bağın içinde, bağ bozumunda oradan geçilir yürünürdü, kızlar, delikanlılar, çocuklar gibi şen, bal gibi tatlı yemişler taşıyorlardı sepet sepet.”

Roma ordusunda komutanlar köleleri sopayla, özgür askerleri ise ancak asma dalı ile dövebilirlerdi.

Asmayı ve onun meyvelerini övmeyen yazar ve şair çok azdır.

Cicero’ya göre “Bağcılık kültürü doğuşu ve gelişimi ile mucize doludur.”

Kitab-ı Mukaddes’te bağdan, üzümden ve şaraptan söz etmeyen çok az mesel ve öykü vardır.

Yahova’nın İbranilere vaat ettiği kutsal topraklarda “asmaların gölgesinde” barış içinde yaşayacaklarını bildirir.

Üzüm Cennet’in meyvesi, şarap İsa’nın kanı olarak kabul edilir.

‘Antik Çağ’da Bağ ve Şarap’, antik dönem hikâyesini efsaneler, gerçekler ve kaynaklar vasıtayla araştırırken bir yandan da şarabın Anadolu’daki ilk dönemiyle ilgili bilgiler sunuyor.

  • Künye: Ersin Doğer – Antik Çağ’da Bağ ve Şarap, Sakin Kitap, tarih, 236 sayfa, 2023

Başak Tuğ – Namus Siyaseti (2023)

Başak Tuğ bu kapsamlı araştırmasında sosyal ve hukuki pratikler üzerinden 18. yüzyıl Osmanlısı’nda cinsel ve ahlâki düzeni inceliyor.

Osmanlı tebaasının arzuhalleri ile Ankara ve Bursa mahkemeleri ve Divân-ı Hümâyun’un hukuki uygulamalarından yola çıkan ‘Namus Siyaseti: 18. yüzyıl Osmanlı Anadolusu’nda Irz, Şiddet, Hukuk’, erken modern denetim ve yönetim mekanizmalarının işleyişi ve modern iktidar biçimlerine geçiş sürecini toplumsal aktörlerin öznelliğini göz ardı etmeden ele alıyor.

Tuğ, 18. yüzyıl imparatorluk tarihyazımına sağladığı katkının yanı sıra cinsiyet politikalarının tarihselleştirilmesiyle günümüzdeki egemen namus siyaseti ve söyleminin tarihsel kaynaklarını tartışıyor.

Merkezî hükümet, kadı mahkemeleri ve Osmanlı tebaası arasındaki hukuki ilişkileri, adli alanın 18. yüzyıl ortalarında Osmanlı Anadolusu’nda cinsellik ve toplumsal cinsiyet pratiklerini ne açılardan ve ne şekilde inşa ettiğini isteyenlerin ilgisini çekecek bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda namus siyasetini incelemenin günümüz için önemli siyasi ve toplumsal sonuçları bulunmaktadır. Böyle bir çalışma, cinselliğin kontrolü ile İslâm hukuku arasındaki ‘fıtri’ ilişki hakkındaki varsayımlarımızı yeniden düşünmemiz için bir uyarı niteliğindedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda ahlâki düzenin idaresinin tarihselleştirilmesi, cinselliğin normatif İslâm hukukunun takdirine bırakılmış bir şey olmaktan çok, siyasi iktidar tarafından düzenlenen kamusal bir mesele olduğunu göstermektedir.”

  • Künye: Başak Tuğ – Namus Siyaseti: 18. Yüzyıl Osmanlı Anadolusu’nda Irz, Şiddet, Hukuk, çeviren: Gülbin Akgün, İletişim Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2023

Kolektif – Osmanlı Dünyası (2023)

Osmanlı dünyasını farklı yönlerini ele alan kaçırılmaması gereken bir çalışma.

Christine Woodhead’in editörlüğünü üstlendiği kitaba yabancı ve yerli, alanında uzman pek çok isim katkıda bulunmuş.

Kitapta,

  • Osmanlı İmparatorluğu’nda göçebeler ve aşiretler,
  • Erken İmparatorluk çağında Osmanlı ekonomisi,
  • Osmanlı’da arazi hukuku,
  • Devlet inşası ve mezhepleşme çağında sufiler,
  • Rönesans aracıları olarak 16. yüzyıl Osmanlı Enderun tercümanları,
  • Osmanlı dilleri,
  • Osmanlı’da etnisite, ırk, din ve toplumsal sınıfılar,
  • Suriyeli Kızılbaşlar ve Osmanlı Şiiliği,
  • 1550 ila 1700 arasında Celaliler,
  • On altıncı ve on yedinci yüzyılda Kürdistan’daki Osmanlı sınır boyu,
  • Osmanlı İmparatorluğunda fetih, kentleşme ve veba ağları (1453-1600),
  • Amsterdam’da gayrimüslim Osmanlı tüccarları,
  • On yedinci ve on sekizinci yüzyılda İstanbul’da lonca antlaşmaları için müzakere eden zanaatkârlar,
  • Osmanlı Kahire’sinde zanaatkâr ve esnaf arasında okuryazarlık,
  • Hukuk ve evlilik özneleri olarak Osmanlı kadınları,
  • Osmanlı mali yönetiminin dönüşümü (yaklaşık 1600-1850),
  • Geç dönem Osmanlı dünyasında taşradaki iktidar sahipleri ve imparatorluk,
  • Ve Osmanlı Ortadoğu’su gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle:

Reşat Kasaba, Rhoads Murphey, Colin Imber, Rossitsa Gradeva, Amy Singer, Derin Terzioğlu, Metin Kunt, Hakan T. Karateke, Tijana Kristič, Christine Woodhead, Baki Tezcan, Stefan Winter, Oktay Özel, Dariusz Kolodziejczyk, Gábor Ágoston, Nelida Fuccaro, Nükhet Varlık, Tal Shuval, İsmail Hakkı, Charles L. Wilkins, Suraiya Faroqhi, Nelly Hanna, Jan Schmidt, Eugenia Kermeli, Başak Tuğ, Tülay Artan, Michael Ursinus, Ali Yaycıoğlu, Ehud R. Toledano.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Dünyası, editör: Christine Woodhead, çeviren: Gül Çağalı Güven, Alfa Yayınları, tarih, 680 sayfa, 2023

Esengül Akıncı Öztürk – Antik Devir’de Güneybatı Phrygia’da İnanç İstismarı(2023)

Apollon Lairbenos, Geç Hellenistik Devir’den itibaren Roma İmparatorluk Devri’nin sonlarına kadar yüzyıllarca, Denizli’nin Çal yöresi ve civarında yaşamını çiftçilikle uğraşarak sürdürmeye çalışan insanları her açıdan kontrol altında tutan Anadolulu tanrılardan birisidir.

O, bir taraftan haksızlıkları önleyerek sosyal hayatın düzenini sağlayan hukukun temsilcisi görüntüsü verirken diğer taraftan halkın günlük yaşantısını birtakım dini kurallarla yönlendirmekteydi.

Tanrı bazen hastalık formunda gönderdiği cezaların bağışlayıcısı ve iyileştiricisi olur, bazen de güneşi yanına katarak aydınlatan işleviyle her şeyi görür.

Lairbenos’a adanmış olan katagraphe yazıtları insanları hizmetinde nasıl çalıştırdığını, itiraf yazıtları ise onların davranışlarını nasıl kontrol ettiğini gösterir.

Bu epigrafik belgelerde, dini otoritenin etkisi altındaki insanlar sömürüldüklerini bilerek ya da bilmeyerek, Apollon Lairbenos’un tanrısal güçleri üzerine methiyeler düzmekteydiler.

Onun sonsuz güce sahip bir tanrı olduğuna duyulan inancın belgeleri olan söz konusu yazıtlar Roma İmparatorluk Devri’nde Phrygia’nın bu bölümünde yaşanmakta olan inanç istismarını açıkça ortaya koyuyor.

  • Künye: Esengül Akıncı Öztürk – Antik Devir’de Güneybatı Phrygia’da İnanç İstismarı: “Apollon Lairbenos Kültü”, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2023