Ersin Doğer – Antik Çağ’da Bağ ve Şarap (2023)

‘İlyada’ destanında Akhilleus’un kalkanın üzerindeki sahneler içinde bağın ve bağbozumunun canlı bir tasviri vardır: “Tanrı kalkana koca salkımlar yüklü bir bağ kodu, altından güzel bir bağdı bu, kara kara üzümler sarkıyordu, salkımlar gümüş sırıklara yaslıydı boydan boya. Göktaşından bir hendek çizilmişti, kalaydan bir çit çizilmişti çepeçevre. Bir tek dar yol vardı bağın içinde, bağ bozumunda oradan geçilir yürünürdü, kızlar, delikanlılar, çocuklar gibi şen, bal gibi tatlı yemişler taşıyorlardı sepet sepet.”

Roma ordusunda komutanlar köleleri sopayla, özgür askerleri ise ancak asma dalı ile dövebilirlerdi.

Asmayı ve onun meyvelerini övmeyen yazar ve şair çok azdır.

Cicero’ya göre “Bağcılık kültürü doğuşu ve gelişimi ile mucize doludur.”

Kitab-ı Mukaddes’te bağdan, üzümden ve şaraptan söz etmeyen çok az mesel ve öykü vardır.

Yahova’nın İbranilere vaat ettiği kutsal topraklarda “asmaların gölgesinde” barış içinde yaşayacaklarını bildirir.

Üzüm Cennet’in meyvesi, şarap İsa’nın kanı olarak kabul edilir.

‘Antik Çağ’da Bağ ve Şarap’, antik dönem hikâyesini efsaneler, gerçekler ve kaynaklar vasıtayla araştırırken bir yandan da şarabın Anadolu’daki ilk dönemiyle ilgili bilgiler sunuyor.

  • Künye: Ersin Doğer – Antik Çağ’da Bağ ve Şarap, Sakin Kitap, tarih, 236 sayfa, 2023

Başak Tuğ – Namus Siyaseti (2023)

Başak Tuğ bu kapsamlı araştırmasında sosyal ve hukuki pratikler üzerinden 18. yüzyıl Osmanlısı’nda cinsel ve ahlâki düzeni inceliyor.

Osmanlı tebaasının arzuhalleri ile Ankara ve Bursa mahkemeleri ve Divân-ı Hümâyun’un hukuki uygulamalarından yola çıkan ‘Namus Siyaseti: 18. yüzyıl Osmanlı Anadolusu’nda Irz, Şiddet, Hukuk’, erken modern denetim ve yönetim mekanizmalarının işleyişi ve modern iktidar biçimlerine geçiş sürecini toplumsal aktörlerin öznelliğini göz ardı etmeden ele alıyor.

Tuğ, 18. yüzyıl imparatorluk tarihyazımına sağladığı katkının yanı sıra cinsiyet politikalarının tarihselleştirilmesiyle günümüzdeki egemen namus siyaseti ve söyleminin tarihsel kaynaklarını tartışıyor.

Merkezî hükümet, kadı mahkemeleri ve Osmanlı tebaası arasındaki hukuki ilişkileri, adli alanın 18. yüzyıl ortalarında Osmanlı Anadolusu’nda cinsellik ve toplumsal cinsiyet pratiklerini ne açılardan ve ne şekilde inşa ettiğini isteyenlerin ilgisini çekecek bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda namus siyasetini incelemenin günümüz için önemli siyasi ve toplumsal sonuçları bulunmaktadır. Böyle bir çalışma, cinselliğin kontrolü ile İslâm hukuku arasındaki ‘fıtri’ ilişki hakkındaki varsayımlarımızı yeniden düşünmemiz için bir uyarı niteliğindedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda ahlâki düzenin idaresinin tarihselleştirilmesi, cinselliğin normatif İslâm hukukunun takdirine bırakılmış bir şey olmaktan çok, siyasi iktidar tarafından düzenlenen kamusal bir mesele olduğunu göstermektedir.”

  • Künye: Başak Tuğ – Namus Siyaseti: 18. Yüzyıl Osmanlı Anadolusu’nda Irz, Şiddet, Hukuk, çeviren: Gülbin Akgün, İletişim Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2023

Kolektif – Osmanlı Dünyası (2023)

Osmanlı dünyasını farklı yönlerini ele alan kaçırılmaması gereken bir çalışma.

Christine Woodhead’in editörlüğünü üstlendiği kitaba yabancı ve yerli, alanında uzman pek çok isim katkıda bulunmuş.

Kitapta,

  • Osmanlı İmparatorluğu’nda göçebeler ve aşiretler,
  • Erken İmparatorluk çağında Osmanlı ekonomisi,
  • Osmanlı’da arazi hukuku,
  • Devlet inşası ve mezhepleşme çağında sufiler,
  • Rönesans aracıları olarak 16. yüzyıl Osmanlı Enderun tercümanları,
  • Osmanlı dilleri,
  • Osmanlı’da etnisite, ırk, din ve toplumsal sınıfılar,
  • Suriyeli Kızılbaşlar ve Osmanlı Şiiliği,
  • 1550 ila 1700 arasında Celaliler,
  • On altıncı ve on yedinci yüzyılda Kürdistan’daki Osmanlı sınır boyu,
  • Osmanlı İmparatorluğunda fetih, kentleşme ve veba ağları (1453-1600),
  • Amsterdam’da gayrimüslim Osmanlı tüccarları,
  • On yedinci ve on sekizinci yüzyılda İstanbul’da lonca antlaşmaları için müzakere eden zanaatkârlar,
  • Osmanlı Kahire’sinde zanaatkâr ve esnaf arasında okuryazarlık,
  • Hukuk ve evlilik özneleri olarak Osmanlı kadınları,
  • Osmanlı mali yönetiminin dönüşümü (yaklaşık 1600-1850),
  • Geç dönem Osmanlı dünyasında taşradaki iktidar sahipleri ve imparatorluk,
  • Ve Osmanlı Ortadoğu’su gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle:

Reşat Kasaba, Rhoads Murphey, Colin Imber, Rossitsa Gradeva, Amy Singer, Derin Terzioğlu, Metin Kunt, Hakan T. Karateke, Tijana Kristič, Christine Woodhead, Baki Tezcan, Stefan Winter, Oktay Özel, Dariusz Kolodziejczyk, Gábor Ágoston, Nelida Fuccaro, Nükhet Varlık, Tal Shuval, İsmail Hakkı, Charles L. Wilkins, Suraiya Faroqhi, Nelly Hanna, Jan Schmidt, Eugenia Kermeli, Başak Tuğ, Tülay Artan, Michael Ursinus, Ali Yaycıoğlu, Ehud R. Toledano.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Dünyası, editör: Christine Woodhead, çeviren: Gül Çağalı Güven, Alfa Yayınları, tarih, 680 sayfa, 2023

Esengül Akıncı Öztürk – Antik Devir’de Güneybatı Phrygia’da İnanç İstismarı(2023)

Apollon Lairbenos, Geç Hellenistik Devir’den itibaren Roma İmparatorluk Devri’nin sonlarına kadar yüzyıllarca, Denizli’nin Çal yöresi ve civarında yaşamını çiftçilikle uğraşarak sürdürmeye çalışan insanları her açıdan kontrol altında tutan Anadolulu tanrılardan birisidir.

O, bir taraftan haksızlıkları önleyerek sosyal hayatın düzenini sağlayan hukukun temsilcisi görüntüsü verirken diğer taraftan halkın günlük yaşantısını birtakım dini kurallarla yönlendirmekteydi.

Tanrı bazen hastalık formunda gönderdiği cezaların bağışlayıcısı ve iyileştiricisi olur, bazen de güneşi yanına katarak aydınlatan işleviyle her şeyi görür.

Lairbenos’a adanmış olan katagraphe yazıtları insanları hizmetinde nasıl çalıştırdığını, itiraf yazıtları ise onların davranışlarını nasıl kontrol ettiğini gösterir.

Bu epigrafik belgelerde, dini otoritenin etkisi altındaki insanlar sömürüldüklerini bilerek ya da bilmeyerek, Apollon Lairbenos’un tanrısal güçleri üzerine methiyeler düzmekteydiler.

Onun sonsuz güce sahip bir tanrı olduğuna duyulan inancın belgeleri olan söz konusu yazıtlar Roma İmparatorluk Devri’nde Phrygia’nın bu bölümünde yaşanmakta olan inanç istismarını açıkça ortaya koyuyor.

  • Künye: Esengül Akıncı Öztürk – Antik Devir’de Güneybatı Phrygia’da İnanç İstismarı: “Apollon Lairbenos Kültü”, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2023

Antony Beevor – Arnhem (2023)

Yıl 1944.

Overlord Harekâtı’yla Kıta Avrupası’na tarihin en büyük amfibi harekâtını gerçekleştiren Müttefikler köprübaşlarını emniyete almış, Avrupa içlerine emin adımlarla ilerlemektedir.

Harekâtın görece olumlu gelişmesiyle Müttefik saflarında savaşın çabucak biteceğine dair umutlar yeşermiş, askerler Noel’de memlekete dönme hayallerine kapılmışlardır.

Bu hayal, Nazi Almanyası’na nakavt darbesi indirmek isteyen Müttefik Yüksek Komutası’nı da etkisi altına almıştır ki, derhâl bir plan hazırlanır.

Mareşal Montgomery’nin cüretkâr fikri, Aşağı Ren ve ötesine uzanan köprüleri ele geçirerek Ruhr havzasından Almanya içlerine ilerlemektir.

Müttefik uçakları 1944 Eylül’ünde işgal altındaki Hollanda semalarında belirdiğinde, Alman tarafı neyle karşılaşacağını anlar ve Hitler’in İtfaiyecisi lakaplı Mareşal Model ile General Kurt Student derhâl bir savunma tertipler.

Avcılar şimdi avlarını beklemektedir.

Almanların çetin direnişi Müttefik akınlarını pek çok yerde durduracak ve karşı taarruzlarla harekâtın beli kırılacaktır.

Hem coğrafî hem de stratejik önem arz eden Hollanda ve bilhassa da Arnhem’deki sert çarpışmalar, savaşın seyrini değiştirmese de uzamasına yol açar ve böylelikle milyonlarca insanın daha hayatını kaybetmesine neden olur.

Yakın dönemin en önemli İngiliz tarihçilerinden Antony Beevor, pek çok övgüye mazhar olan çalışması Arnhem’de bu cüretkâr harekâtı büyük bir ustalıkla kaleme alıyor.

Beevor; Flaman, İngiliz, Amerikan, Leh ve Alman arşivlerinde çoğunlukla gözden kaçan detayları yakalayarak, General Kurt Student’in bizzat “Almanya’nın Son Zaferi” olarak adlandırdığı muharebenin dehşetengiz atmosferini okurun bizzat solumasını sağlıyor.

  • Künye: Antony Beevor – Arnhem: İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın Son Zaferi, çeviren: Arif Kaplan, Kronik Kitap, tarih, 600 sayfa, 2023

Stephen Walker – Uzayda (2023)

İnsanın uzay yolculuğu ile Yuri Gagarin’in bu büyük maceradaki olağanüstü rolü üzerine eşsiz bir kitap.

Gerilimli, heyecan dolu, çok iyi araştırılmış ‘Uzayda’, Gagarin ile Vostok görevlerini ustaca anlatan ilk çalışma.

12 Nisan 1961, sabah 9.07.

SSCB’deki çok gizli bir roket sahası.

Sovyetler Birliği’nin, amacı nükleer savaş başlığı taşımak olan en güçlü kıtalararası balistik füzesinin tepesindeki küçücük bir kapsülün içinde genç bir Rus oturuyor.

İsmi Yuri Gagarin ve tarih yazmak üzere.

Saatte yaklaşık 30.000 kilometre hızla yol alan Gagarin sadece 106 dakikada dünyanın çevresini dolaştı.

Bu fırlatma tam bir gizlilik içine yapılmış olsa da indikten sonraki birkaç saat içinde dünya çapında bir şöhrete dönüştü: Çünkü o, gezegenden ayrılmış olan ilk insandı.

‘Uzayda’, bu efsanevi uçuşun ardındaki nefes kesen hikâyeyi anlatıyor.

Bu olay, ABD ile SSCB’yi Demir Perde’nin iki tarafından karşı karşıya getiren Soğuk Savaş’ın zirvesinde gerçekleşti.

Her iki süper güç de uzaya insan gönderen ilk ülke olmak için çok büyük riskler aldı.

Her ikisi de astronotlarını, dayanıklılığın sınırlarını zorlayacak şekilde eğitti.

Aralarındaki yarış en son ana kadar kıran kırana sürdü.

Kapsamlı orijinal araştırmalar ile çoğu daha önce hiç konuşmamış görgü tanıklarının etkileyici ifadelerini bir araya getiren Stephen Walker, onyıllardır saklanan sırları gözler önüne seriyor.

‘Uzayda: Gezegenimizden Uzaya Yolculuk Eden İlk İnsanın Çarpıcı Hikâyesi’, her iki taraftan bilim insanlarının, mühendislerin, siyasi liderlerin yer aldığı, ama en başta Amerikalı astronotlar ile Sovyet kozmonotların gökyüzünde üstünlük sağlama mücadelesine dair çok heyecanlı bir hikâye sunuyor.

  • Künye: Stephen Walker – Uzayda: Gezegenimizden Uzaya Yolculuk Eden İlk İnsanın Çarpıcı Hikâyesi, çeviren: Tülin Er, Kronik Kitap, tarih, 480 sayfa, 2023

Marc David Baer – Osmanlılar (2023)

Osmanlı İmparatorluğu’nu Avrupa tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak okuyan ilgi çekici bir eser.

Marc David Baer, ‘Osmanlılar: Hanlar, Sezarlar ve Halifeler’de, bu etkili imparatorluğun hükümdarlarının karşılaştıkları çeşitli kültürlerle olan karmaşık bağlantılarının peşine düşüyor.

Güç, din ve yönetim karmaşıklıklarına dalarken, Osmanlı tarihindeki gizli hikâyeleri ve daha az bilinen yönleri gün yüzüne çıkarıyor.

Fetihler ve toprak genişlemelerinin geleneksel anlatısının ötesine geçerek, imparatorluğun yükselişi ve düşüşü hakkında nüanslı bir anlayış sunuyor.

Hanların hayranlık uyandıran saltanatlarından, sezarların imparatorluk görkemine ve halifelerin derin etkisine kadar, Baer, Osmanlıları ve kalıcı miraslarını canlı bir şekilde sunuyor.

  • Künye: Marc David Baer – Osmanlılar: Hanlar, Sezarlar ve Halifeler, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, tarih, 544 sayfa, 2023

Kolektif – Erken Modern Avrupa Tarihi 2

Modern Avrupa’nın teşekkül ettiği tarihsel süreci ele alan serinin bu ikinci kitabı, Ortaçağ’ın sonlarından 19. yüzyılın başlarına kadar Avrupa’nın toplumsal ve iktisadi tarihine odaklanıyor.

Hamish Scott’ın editörlüğünde alanlarında uzman tarihçilerin kaleme aldığı on makaleden oluşan bu cilt modern tarihçilerin model ve tezlerini değerlendirirken, güncel araştırmaların neticelerini de olgun ve veciz bir şekilde sunuyor.

Demografik değişimler, şehirlerin ve kırsalın dönüşümü, Avrupa’daki sosyal düzen ve yapıların farklılaşması, aile ve hanelerin toplumsal rolleri, bireysel kimlik, benlik ve faillik gibi modernliği tanımlayan kavramların erken modern kökleri bu cildin konularından.

Modern dünyanın tüketim alışkanlıkları ve maddi yaşam şartları, tarım toplumunun feodal yapılardan evrilmesi- kapitalistleşmesi ya da modernleşmesi- şehirlerin sosyolojik açıdan geçirdikleri değişimler ve imalatın toplumsal ve iktisadi yaşamda giderek daha fazla merkeze gelmesi de bu ciltte birçok açıdan işleniyor.

Kıtanın dört bir tarafındaki iktisadi eğilim ve döngüler, pazarların hem kıta içinde hem de küresel çapta bütünleşmesi ve Avrupa’daki ticaret ve sanayinin ilkel tiplerindeki genişlemenin etkileri gibi olgular modern öncesi Avrupa’da kapitalist bir ekonominin ön koşullarının varlığını veya yokluğunu kanıtlamak için araştırılmıştı.

Süreci modern öncesinden başlayıp modern toplum ve ekonomilere giden süreç araştırması olarak inceleyen toplum ve iktisat tarihçileri amaçları açısından son derece elverişli görünen erken modern tabirini sahiplendiler.

  • Künye: Kolektif – Erken Modern Avrupa Tarihi 2: Toplumlar ve Ekonomiler, hazırlayan: Hamish Scott, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 528 sayfa, 2023

Jonathan Harris – Bizans ve Haçlılar (2023)

 

Haçlı seferleri yahut Bizans ile Batı arasındaki ilişkiler konularını inceleyen hiç kimse bu kitabı göz ardı edemez.

Jonathan Harris, Haçlı Seferleri sırasında Bizans’taki gelişmeleri, yöneticilerinin bakış açısını sunuyor.

Bizans’ın Batı Avrupa, Haçlı Seferleri ve haçlı devletleri ile etkileşiminin ana anahtarlarından birinin, halklar arasındaki herhangi bir genel düşmanlıktan ziyade Bizans İmparatorluğu’nun doğasında ve onu destekleyen ideolojide bulunabileceğini savunuyor.

Çalışma, güncellenmiş bir notlar bölümü ve bibliyografyanın yanı sıra metne önemli yeni eklemeler içeriyor.

Harris, İstanbul ve Anadolu tarihinin belki de en çalkantılı dönemini anlatıyor.

Yaşlanmakta olan Bizans İmparatorluğu hem Batıdan hem de Doğudan gelen, aynı zamanda dost ve düşman olabilen akınlarla mücadele ederek “Kutsal Konstantinapolis”ini korumaya çalışıyor.

Tüm bunlarla mücadelesinde kendine özgü diplomasi tarzı ve stratejileriyle ortaçağın değişen dünyasında ayakta kalmaya çalışıyor.

Harris, “Haçlı Seferleri Bizans için dost muydu yoksa düşman mı?” sorusunu kitap boyunca çok boyutlu inceliyor.

Harris’in uzmanlığı, anlatımını olağanüstü sade ve sürükleyici kılıyor.

  • Künye: Jonathan Harris – Bizans ve Haçlılar, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2023

Rüya Kılıç – Erken Modern Osmanlı’da Deliler ve Delilik (2023)

Hem merak hem korku uyandıran, psikiyatriden çeşitli sanat dallarına geniş bir yelpazenin konusu olmuş delilik ve delileri Rüya Kılıç, erken modern dönem Osmanlı’da inceliyor.

Delilerin teşhis edilmesi, delilik alametleri, tedavi yöntemleri gibi tıbbın konuya yaklaşımının yanı sıra toplumun delilere bakış açısını da ihmal etmiyor.

Osmanlı’da dinin, delilere muameledeki etkisini de siyasi iktidarın delilere olan tavrını da dikkate alıyor.

Modern psikiyatri öncesiyle günümüzdeki delilik “tanımlarının” farklılığını da mercek altına alan ‘Erken Modern Dönem Osmanlı’da Delilik ve Deliler’, yazarının deyimiyle “bir sessizliği” deliyor, ilgi duyulan ancak üzerine çok çalışılmamış bir alana ışık tutuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“[…] delilik bir kişi için sürgün gerekçesi daha sonra aynı kişi hakkında merhamet talebiyle affedilme gerekçesi olarak karşımıza çıkabiliyor. Kaldı ki sıklıkla vurgulanan merhamet sınırsız ve karşılıksız değildi. Kısaca ifade edecek olursak, yapılan, sadece Osmanlı’da deliler ve delilikle ilgili yüzeysel ve genelleyici yargılara varmak yerine bunları anlamaya ve anlatmaya yönelik sınırlı bir çabadan ibarettir.”

  • Künye: Rüya Kılıç – Erken Modern Osmanlı’da Deliler ve Delilik, İletişim Yayınları, tarih, 180 sayfa, 2023