Robin Milner-Gulland – Ruslar (2023)

Halkların Tarihi dizisi içinde yer alan bu kitap, özellikle 17. yüzyıldan bu yana dünya tarihinde her zaman önemli bir yer işgal eden bir halkı, kuzey komşumuz Ruslar’ı anlatıyor.

Rus edebiyatı, sanatı ve kültür tarihi alanının önde gelen uzmanlarından Robin Milner-Gulland, bu çalışmasında, bir “zihin arkeolojisi”, farklı çağları kat eden bir kültür tarihi perspektifinden hareket ediyor.

Rusya tarihini genellikle Büyük Petro ve modernleşme süreciyle başlatan baskın eğilimin aksine, 1700 öncesi döneme, “Eski Rusya”ya da önemli bir yer ayıran Milner-Gulland, ilk kroniklerden modern döneme dek Rus kültürünün evrimine damgasını vuran temel dinamikleri, inanç yapılarını, “ikonalar âlemi”ni zengin örneklerle anlatıyor.

Ruslar’ın zihniyet dünyasını anlamak için önemli bir giriş kitabı.

  • Künye: Robin Milner-Gulland – Ruslar, çeviren: Bahar Tırnakçı, İş Kültür Yayınları, tarih, 352 sayfa, 2023

Jacques Droz – Avrupa’da Antifaşizmin Tarihi (2023)

Yirminci yüzyıl başında Avrupa’da yükselen faşizm dalgası, hem direniş iradesini hem de bu iradeyi örseleyen tartışmaları beraberinde getirdi.

Olayların aciliyeti içinde özellikle sosyalistler, komünistler, liberaller, entelektüeller, dinî cemaatler ve işçiler bu fikir ve eylem dünyasının baş aktörleri oldular.

Faşizm güçlenip yayılırken antifaşistler bunun bir ölüm kalım meselesi olduğunu anlamakta geç mi kalmışlardı?

Birleşmek mi ayrı mücadele etmek mi, gizli örgütlenmeler kurmak mı meclis çatısı altında demokrasiyi savunmak mı gerekiyordu?

Jacques Droz, faşizme karşı direniş hareketlerinin izini sürerken sadece bir tarih okuması yapmıyor, aynı zamanda döneme dair eleştirel bir çözümleme de sunuyor.

İtalyan, Alman, Avusturyalı, Fransız, İngiliz ve İspanyol antifaşizmleri yanında Balkan ve Kuzey ülkelerine de yer veriyor.

Kendi vatanlarında ya da sürgünde, yeraltında ya da parlamentoda, silahlarıyla ya da kalemleriyle, hayatları pahasına direnen insanları anlatıyor.

‘Avrupa’da Antifaşizmin Tarihi’, sadece direnişin değil faşizmin analizi için de temel bir referans niteliğinde.

Kitaptan bir alıntı:

“Faşizm, bir dönemin ahlâki hastalığı olarak ya da kimi ülkelerin tarihsel gelişiminin mantıksal mirası olarak ele alınıyor, kapitalist toplumun tahakkümünün bir evresi olarak ya da hem komünizme hem de ayrıcalıklı bir azınlığın sömürüsüne karşı kendini ifade etme arzusundaki orta sınıf özlemlerinin meyvesi olarak analiz ediliyordu. Fakat görülmeyen ya da gözün kapalı kaldığı şey, faşizmin Avrupa’nın 19. yüzyılda tanımış olduğu diktatörlük rejimlerine asla indirgenemeyeceğiydi.”

  • Künye: Jacques Droz – Avrupa’da Antifaşizmin Tarihi (1923-1939), çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2023

David McNally – Kan ve Para (2023)

Marx, ünlü eseri ‘Kapital’de, paranın, “bir yanağında doğuştan bir kan lekesiyle” dünyaya geldiğini söylemişti.

David McNally, ‘Kan ve Para’da, Marx’ın izinden giderek paranın tarih boyunca kat ettiği kanlı yolculuğu anlatıyor.

İktisat kitapları tarihte üç para biçimi görüldüğünü anlatır: kıymetli metalden üretilen sikkeler, kıymetli metal karşılığı olan temsilî kâğıt para ve karşılığı olmayan yasal kâğıt para.

İktisat kitaplarındaki anlatım bu parasal gelişmelerin insanların hayrına olduğu izlenimini verir.

‘Kan ve Para’, sikke kullanımının Yunanistan’da kölecilikle ilişkisi; altın-gümüş karşılıklı banknot icadının İngiltere’nin sömürgecilikte öne geçme mücadelesinde savaş finansmanıyla ve köle ticaretiyle ilişkisi üzerinde duruyor.

Aynı şekilde, Amerika Birleşik Devletleri’nde 19. yüzyılda üretilen çeşitli banknotların yerli halkların katledilerek topraklarının gaspıyla ilişkisini; günümüzde karşılıksız banknot sisteminin de işçi sınıfını hizada tutmakta nasıl kullanıldığını ortaya koyuyor.

Eser, ayrıca, İngiltere’de tarımda sermayedar sınıfın ortaya çıkışını; İngiliz egemen sınıfın İrlanda’da ilk sömürgecilik deneyini; Kuzey Amerika’da kolonilerin kurulmasıyla Atlas Okyanusu üzerinde yürütülen insan ticaretini çarpıcı verilerle ve ilginç olaylarla betimliyor.

‘Kan ve Para’, para ekseninde toplumsal dönüşümlerin ideolojik yönünü de ele alıyor; toplumsal ilişkilerde parasallaşmanın felsefeye ve edebiyata yansımalarından örnekler veriyor.

  • Künye: David McNally – Kan ve Para: Savaş, Kölelik ve Devlet, çeviren: Cem Somel, Yordam Kitap, siyaset, 384 sayfa, 2023

Michael Hunter – Büyünün Çöküşü (2023)

Erken modern Britanya’da kehanetlere, büyülere, hayaletlere ve perilere olan inanç yaygındı.

Hem eğitimli hem de sıradan insanlar arasında ruhani bir dünyanın mutlak varlığı kabul görüyordu.

Ancak on sekizinci yüzyılda bilimin ve rasyonalizmin yükselişiyle bu tür inanışlar yavaş yavaş ortadan kalktı.

Geleneksel büyücülük ve sihir pratiğinin yerini bilimsel açıklamalar almaya başladı.

Michael Hunter ‘Büyünün Çöküşü’nde dönemin bilim ve düşünce akımlarının büyü inanışından nasıl etkilendiğini, dönemin ünlü bilim insanları ve düşünürlerinin büyüye ve doğaüstü olaylara bakış açılarını inceliyor.

Financial Times’ın 2020’nin en iyi kitabı olarak kabul ettiği ‘Büyünün Çöküşü’, doğaüstü inançların tarihine ve bu inançların zamanla nasıl değiştiğine ilgi duyan ve büyü ile bilim arasındaki bu geçiş dönemini anlamak isteyen okuyucular için temel bir kaynak.

Yazar, İngiltere’de 1650 ile 1750 yılları arasında büyü ile ilgili inanışlara yönelik bilinçli tavırlardaki değişikliğe taze bir bakış sunmasıyla önemli.

  • Künye: Michael Hunter – Aydınlanma Çağı Britanyası’nda Büyünün Çöküşü, çeviren: Merve Cam, The Kitap Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2023

Andreas Eckert – Köleliğin Tarihi (2023)

Kölelik, Antik Çağ’dan bu yana dünya tarihine damgasını vurmuş, insanoğlunun gelişiminde önemli bir olgu olagelmiştir.

Hemen her medeniyet içinde görülen kölelik günümüzde de devam ediyor ve yaklaşık kırk milyon insanın “modern köle” olarak yaşadığı tahmin ediliyor.

Almanya’da kölelik tarihi konusunda akla gelen ilk isimlerden biri olan Andreas Eckert, bu kitabında dünyanın dört bir yanında ve her zaman bulunabilecek bir kurumun geçmişteki izlerini sürüyor.

Köleliğin merkezi, özellikle Afrika ile Atlantik bölgesiydi.

Eckert, bu kitabında köle tacirleriyle köle sahiplerini böylesi acımasız koşulları yaratmaya ve kölelik kurumunu sürdürmeye iten nedenleri, kölelerin mücadelelerini ve kabul gören bu kötülüğün nasıl bertaraf edildiğini ele alıyor ve bu tarihi gerçekliği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

  • Künye: Andreas Eckert – Köleliğin Tarihi: Antik Çağ’dan 21. Yüzyıla, çeviren: Zeynep Yılmaz, Runik Kitap, tarih, 112 sayfa, 2023

Rustam Shukurov – Bizans Türkleri (2023)

Rustam Shukurov, Bizans dünyasına dahil olmuş Türk azınlığın ve Yunancaya sızmış Türkçe sözcüklerin yolculuğuna eğildiği çalışmasında, sayısız kaynağa başvurmakta, söz konusu Türklerin demografik yapısını ve Bizans toplumuna kültürel etkisini ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır.

Bizans Türkleri’nde toplumun altını oyan “Türk muhipliği” ve Bizanslının zihin dünyasında yaşanan değişim dilsel, toplumsal ve kültürel veçheler gözetilerek ortaya konuluyor.

Shukurov pek çok tarihsel ve dilsel kaynağa başvurarak Türklerin Bizans kimliğini nasıl edinebilmiş olduğunu gösteriyor.

Yunanca kaynakları Arapça, Farsça, Türkçe, Ermenice ve Gürcüce kaynaklarla harmanlayan yazar böylelikle Küçük Asya’nın çok yönlü kültürel panoramasını okura sunabiliyor.

Bizans-Türk ilişkilerine ilgi duyanların kesinlikle okuması gereken bir kitap.

  • Künye: Rustam Shukurov – Bizans Türkleri (1240-1461), çeviren: Hakan Abacı, Alfa Yayınları, tarih, 584 sayfa, 2023

Josette Elayi – Asurlular (2023)

Asurlular, Antik Çağ’ın bilinen ilk evrensel imparatorluğunu kurdular.

Asur İmparatorluğu gücünün zirvesindeyken toprakları Batı İran’dan Akdeniz’e, Anadolu’dan Suriye-Arap çöllerine değin uzanıyordu.

Hatta bir dönem Mısır’ı dahi topraklarına katmayı başarmışlardı.

Mezopotamya’nın bu büyük imparatorluğu yalnızca askerî bir devlet olmamış, aynı zamanda büyük kütüphaneleri, botanik ve hayvanat bahçelerini ilk kez kurmuş, sosyal ve dini reformlar gerçekleştirmişlerdi.

Asurluların bu kültürel atılımları, askerî başarılarını taçlandırmış ve hükümdarlarının görkemli bir şekilde yüzlerce yıl hüküm sürmesine olanak sağlamıştı.

Tarihçi Josette Elayi, Antik Çağ’ın unutulan büyük imparatorluğunu tekrar hatırlatıyor ve insanlığa etkilerini geniş çapta inceliyor.

Son arkeolojik keşiflerle zenginleştirdiği çalışmasıyla Asurluları tarihin tozlu raflarından çıkaran Elayi, İsrail Krallığı’nın yıkılışı, Asurluların en büyük rakibi Babillilerle olan mücadeleleri, Anadolu’ya yayılışları ve Mısır’ı boyunduruk altına almaları gibi tarihe damga vuran önemli hadiseleri ustalıkla irdeliyor.

Elayi, kralların ve fatihlerin hüküm sürdüğü, tarihi dokusunun askerî hüner ve kültürel deha öyküleriyle örüldüğü bu büyük imparatorluğu adım adım takip etmenizi sağlıyor.

Akıcı anlatımıyla Asur’un mütevazı başlangıcını, egemenliğini geniş coğrafyalara yayışını, gücünün doruklarına çıkarak adını tarihe silinmez şekilde kazıyışını maharetle anlatıyor.

‘Asurlular: Antik Çağ’ın İlk İmparatorluğu’, klasik bir tarih anlatısından ziyade entrika ve yeniliklerle dolu geçmişe açılan bir kapı.

Elayi, Antik Çağ’ın gizemini keşfetmek isteyen herkesi tarihin koridorlarında sürükleyici bir gezintiye çıkararak Asur İmparatorluğu’nun hayranlık verici hikâyesini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Josette Elayi – Asurlular: Antik Çağ’ın İlk İmparatorluğu, çeviren: Ayşen Sarı, Kronik Kitap, tarih, 272 sayfa, 2023

Lincoln Paine – Deniz ve Uygarlık (2023)

‘Deniz ve Uygarlık’, şimdiye kadar yazılmış en iyi dünya denizcilik tarihi çalışması olabilir.

Kitap, insanlık tarihini insanın denizle ilişkisinin başlangıcından günümüze kadar süregelen öyküsü üzerinden anlatan anıtsal bir eser.

İnsanların birbirleriyle ve doğayla çağlar boyunca okyanuslar, denizler ve nehirler üzerinden nasıl bağlantı kurduklarını gözler önüne seren bu hayranlık verici tarih çalışması, yeryüzünü kaplayan sularda dillerin, dinlerin, kültürlerin ve malların dolaşımının, deniz savaşlarıyla deniz ticaretinin, korsanlıkla keşiflerin sürükleyici öyküsünü paylaşıyor.

Lincoln Paine bizi tüm dünya okyanuslarında ve denizlerinde seyrüsefere çıkardığı bu kitabında, uzak atalarımızın Afrika ve Avrasya’dan deniz yoluyla çıktıkları uzun mesafeli göç maceralarından günümüzün nükleer denizaltılarına ve konteyner taşımacılığına kadar denizin ve denizciliğin çok kapsamlı bir tarihini sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Dünyayı görme şeklinizi değiştirmek istiyorum. Özel olarak, dikkatinizi, önünüzdeki görüntünün yüzde 70’ini örten mavilere odaklayarak ve toprak tonlarının solmasını sağlayarak, dünya haritasını görme şeklinizi değiştirmek istiyorum.”

  • Künye: Lincoln Paine – Deniz ve Uygarlık: Dünya Denizcilik Tarihi, çeviren: Nurettin Elhüseyni, İş Kültür Yayınları, tarih, 760 sayfa, 2023

Hakan Özoğlu – Cumhuriyet’in Kuruluş Savaşları (2023)

1920’lerin başında Türkiye’de tek parti diktasına geçişin cesur bir anlatımı.

Hakan Özoğlu orijinal belgeleri, tanıklıkları, anıları dikkatle inceleyerek Kemalist Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını eleştirel bir bakış açısıyla sunuyor.

Kitap, kırılgan Kemalist rejim ile muhalefet grupları arasında 1926’da doruğuna çıkan iktidar mücadelesinin gerçek bir iktidar inşa süreciyle el ele ilerlediğini gösteriyor.

Modern Türkiye araştırmalarına bu çok önemli katkı 20. yüzyıl otoriter rejimlerinin dinamikleriyle ilgilenen birçok bilim insanının ilgisini çekecek nitelikte.

Kitap, 1923-1926 yılları arasında geçen ve sonrasında Mustafa Kemal’in tartışmasız tek lider olarak ortaya çıktığı üç özel olayı merkeze alıyor.

Bunlardan ilki, Cumhuriyet tarihinde “150’likler Vakası” diye bilinen Ankara’nın muhalifi olduğu söylenen 150 kişinin sürgün edilişi; ikincisi Takrir-i Sükûn Kanunu ve üçüncüsü de İzmir’de Atatürk’e yönelik suikast girişimi.

Özoğlu, Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının muhalefeti saf dışı etmekte başvurdukları siyasi ve adli manevraları, ayrıntılı olarak mercek altına alıyor.

Yazar, kitabının meramı hakkında şöyle diyor:

“Kurtuluş Savaşı’na önderlik etmiş şahsiyetler, öncelikle eski rejimin kalıntılarından kurtulmanın hayati öneme haiz olduğuna karar verdi. Fakat sonra, ortaya çıkan otorite boşluğunu doldurmak ve yeni rejime yön vermek için kendi aralarında kaçınılmaz bir güç kavgasına giriştiler. Bu araştırma, şimdiye kadar pek bilinmeyen kaynaklar üzerinden, bu güç kavgasının ayrıntılarını ortaya koymaktadır.”

  • Künye: Hakan Özoğlu – Cumhuriyet’in Kuruluş Savaşları: 150’likler, Takrir-i Sükûn ve İzmir Suikastı, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2023

Andrew H. Knoll – Dünya’nın Kısa Tarihi (2023)

Dünyaca tanınan jeolog Andrew H. Knoll, gezegenimizin 4,6 milyar yıllık geçmişinin soyağacını çıkardığı; özenle hazırlanmış, kolay anlaşılan bir Dünya biyografisiyle okurlarının karşısına çıkıyor.

Yirmi birinci yüzyılın iklim değişikliğini ana izleğine alan kitap, geçmişte nerede olduğumuza ve şu an nereye gittiğimize dair gerçekçi bir bakış sunuyor.

Ayaklarınızın altındaki zemini ne kadar iyi tanıyorsunuz?

Büyük olasılıkla, durduğunuz yer bir zamanlar çalkantılı bir lav denizinin altında pişiyor, yükselen bir buz tabakası tarafından eziliyor, yakındaki bir meteor çarpmasıyla sarsılıyor ya da belki zehirli gazlar tarafından boğuluyor, okyanusun altında boğuluyor, bir dağ sırasının tepesine tünemiş, ya da korkunç canavarlar tarafından dolaşıyor.

Muhtemelen yukarıdakilerin çoğu, hatta hepsi.

Ana gezegenimizin ve yüzeyine yayılan organizmaların hikayesi, gişe rekorları kıran herhangi bir Hollywood filminden çok daha muhteşem ve çok satan bir gerilim filmine rakip olabilecek kadar olay örgüsüyle dolu.

Ancak son zamanlarda tüm gizemi tutarlı bir anlatı halinde birleştirmeye başladık.

Knoll, on yıllardır süren saha araştırmalarından ve en son bilime dair en güncel anlayışından yararlanarak, ana gezegenimizin 4,6 milyar yıllık destansı hikayesini anlatan, Dünya’nın titiz ama anlaşılabilir bir biyografisini sunuyor.

  • Künye: Andrew H. Knoll – Dünya’nın Kısa Tarihi, çeviren: Aydın Çavdar, Düşbaz Kitaplar, tarih, 224 sayfa, 2023