Mustafa Metli – Mezopatamya’da Ekmek (2022)

  • Geçmişte insanlar ne tür ekmekler yapıyordu?
  • Geçmişteki buğday ve arpa günümüzden farklı mıydı?
  • Ekmeğin sofradaki, alışverişteki, yevmiyedeki, vergideki önemi neydi?
  • Mezopotamya Mitolojisi’nde ekmek ile yaratılış arasındaki ilişki nedir?
  • Atasözlerinde, deyimlerde, mektuplarda, ilahilerde Ekmeğin ne işi var?
  • Mezopotamya Mitolojisi’nden bize hangi âdetler miras kaldı?
  • Büyüde, şifada, tapınmada, matematikte, takvimde ekmek mi geçiyor?
  • Ekmek ile bira ilişkisi de neyin nesidir?
  • İnsanlar geçmişte nasıl besleniyor, ne tür yemekler yapıyordu?

Mustafa Metli, günümüzde yenmeli-yenmemeli tartışmasının merkezindeki, uğruna kavga edilen, yere düşse kaldırılan/öpülen, her daim kutsal görülen; ama bir o kadar da israf edilen, ekonominin onun üzerinden hesaplandığı, zor zamanlarda aslan ağzında olan, bölüşülen/bölüşülemeyen, her dönemde temel besin maddesi olmuş ekmeğin hikâyesinin izini geçmiş Mezopotamya medeniyetlerinde sürüyor.

Bunu da tarih, matematik, gastronomi, coğrafya, tarım, din, mitoloji, edebiyat gibi birçok farklı disiplinden yararlanarak yapıyor.

  • Künye: Mustafa Metli – Mezopatamya’da Ekmek: Üretim, Tüketim, Kültür ve İnanç, Kabalcı Yayınları, tarih, 440 sayfa, 2022

Hasan Aksakal – Huzursuz Modernite (2022)

Hasan Aksakal bu kitapta, Avrupa modernitesinin huzursuzluk, karamsarlık, anksiyete, yabancılaşma, yozlaşma, décadence ve çöküş söylemleri eşliğinde on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın entelektüel, kültürel ve toplumsal tarihini inceliyor.

Sanayi Devrimi dönemindeki “moderniteden kaçış” arayışlarından II. Dünya Savaşı sırasında “modernitenin yıkılışı” söylemine dek Trans-Atlantik Avrupa’nın edebiyat, felsefe ve sanat Panthéon’unda gezinen Aksakal, romantizm, modernizm ve postmodernizmin muazzam birikimini değerlendiriyor.

‘Huzursuz Modernite’, Lord Byron, Heine, Dickens, Marx, Baudelaire, Schopenhauer, Nietzsche, Tönnies, Simmel, T. S. Eliot, Heidegger gibi isimlerle beraber oryantalizmden emperyalizme, Büyük Savaştan Büyük Depresyona, Nazizmden Soğuk Savaşa dek modernitenin huzursuzluğunu takip etmek isteyenler için karşı-modernite, karşı-estetik, karşı-kültür gibi kavramlardan yararlanan, zengin bir entelektüel ve kültürel tarih çalışması.

  • Künye: Hasan Aksakal – Huzursuz Modernite: Avrupa Entelektüel Tarihi Üzerine Makaleler, Beyoğlu Kitabevi, kültürel tarih, 264 sayfa, 2022

Richard Sugg – Periler (2022)

Birçok film ve animasyonda izlediğimiz periler gerçekten sevimli miydi?

On yedinci yüzyıl Avrupası’nda yaşayan insanlar için kesinlikle değildi.

Dünyayı yok etme gücüne sahip olduğuna inanılan periler, musallat olduğuna inanılan evlerin terk edilmesine, insanların öldürülmesine yol açtı.

Hayaletler, cadılar, kara büyüler gibi periler de 20. yüzyıla kadar insanların en büyük korkusu oldu.

Edebiyatta ve sanatta korku nedeni olan perilerin 20. yüzyıldan itibaren sevimli kahramanlara dönüşünü tarihsel bir çerçevede inceleyen Richard Sugg, akıcı üslubuyla bizi, bugünün kahramanlarının karanlık geçmişine bakmaya davet ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Periler, şölen ve dansa kadar insan yaşamının neredeyse her yönünü taklit etme eğilimleriyle çoğumuzun aşina olduğu daha ruhani hayaletlere pek de benzemezler. Bu, kısmen hayalet perinin yalnızca belirli bir tür peri olduğu gerçeğiyle açıklanabilir. Perilerin bizzat ölülerin ruhları olduğu meselesi de kesinlikle karmaşıktır. Bazıları için mesele sadece ölü olmak değil; ne zaman, nerede ve nasıl ölündüğü meselesiydi.”

  • Künye: Richard Sugg – Periler: Tehlikeli Bir Tarih, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Fol Kitap, inceleme, 288 sayfa, 2022

İlbey C. N. Özdemirci – Fötr Şapkalı Şıh (2022)

Kitap adını, erken Cumhuriyet döneminde tekkesine “karışılmaması” için şapkayla gezen bir şıhtan alıyor: Fötr Şapkalı Şıh.

Bu, o dönemde resmen yasaklı olan dinî pratiklerin, muhtelif taktiklerle pekâlâ sürdürülmüş olduğuna da işaret ediyor.

İlbey Özdemirci, çalışmasında, Cumhuriyet’in sekülerleşme siyasetinin hem örgütsel yetersizliği bakımından hayata geçirilemediğini; hem de asıl önemlisi, taşrada çeşitli uyarlama, oyalama veya deyim yerindeyse “çalıyı dolanma” taktikleriyle geçiştirildiğini anlatıyor.

Özdemirci, erken Cumhuriyet’in sekülerleşme deneyiminin, “Kemalist iktidar” ile “dindar halk kesimleri” arasında, veya “merkez” ile “çevre” arasında uzlaşmaz bir çelişki kalıbıyla anlaşılamayacağı kanısında.

‘Fötr Şapkalı Şıh’, devlet-toplum ilişkilerine taşradan bakmanın analitik olanaklarını ortaya koyması bakımından da önemli.

Taşrayı tamamen tabî konumda, taşradaki aktörleri tamamen pasif ve güçsüz olarak tasavvur etmenin yanlışlığını gösteriyor.

Keza, sekülerleşme bağlamının dışında, genel olarak, popüler gündelik direniş stratejilerine dair değerli bir malzeme sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“İktidardan gelen yekpare… ve… sistematik bir dışlama olmadığı gibi, iktidarın kendi değerleriyle örtüşmeyen tüm halk kesimlerine karşı ürettiği politikalarını tam anlamıyla uygulama kudreti bulunmuyordu. Ancak eski rejimden gelen ayrıcalıklarını koruyan ve taşradan uzak yaşamakta olan önde gelen mütedeyyin kişiler de, tıpkı Kemalist iktidar gibi, taşraya baktıklarında halkın kendi yaşam tarzını muhafaza etmeye dönük teşebbüslerini görmez ya da göremez.”

  • Künye: İlbey C. N. Özdemirci – Fötr Şapkalı Şıh: Cumhuriyet Sekülerleşmesi ve Taşra, İletişim Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2022

Lawrence Freedman – Savaşın Geleceği (2022)

Ödüllü bir askeri tarihçi, profesör ve siyasi danışman olan Lawrence Freedman bu benzersiz insani şiddet biçimini neyin yönlendirdiğini ve sürdürdüğünü göstererek savaşın hikâyesini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Savaşın geleceği ile ilgili sorular siyasi tartışmaların, stratejik analizlerin ve popüler kurgunun özelliğidir.

  • Yeni tehlikeleri nerede aramalıyız?
  • Bir saldırganın aklında hangi kurnaz planlar olabilir?
  • En iyi savunma biçimleri nelerdir?
  • Barış nasıl korunabilir?

Freedman 1870’te Fransa’nın Sedan’da yaşadığı yenilgiden, Afganistan ve Irak savaşlarına kadar çoğu savaşta savaşın geleceğine yönelik tahminlerde bulunanların nasıl yanıldıklarını anlatırken aynı zamanda 1990’lardan itibaren sayıları artan iç savaşlara yeterince ilgi gösterilmediğini ve barış ile savaş, ordu ile sivil arasındaki ayrımların nasıl bulanıklaştığını da açıklıyor.

  • Künye: Lawrence Freedman – Savaşın Geleceği: Strateji Savaşın Geleceğini Nasıl Etkileyecek?, çeviren: Yavuz Alogan, Say Yayınları, siyaset, 488 sayfa, 2022

Walter Feldman – Osmanlı’da Mevleviliğin Kültürel Tarihi (2022)

Mevleviliğin kültürel tarihi, Osmanlı öncesi Anadolu’nun ve Osmanlı İmparatorluğu’nun sosyal hayatını anlamamızda önemli kapıları aralıyor. Yüzyılları aşındıran Mevlevilik tarihi, mistik bağlamda edebî ve müzikal zenginliğiyle geniş coğrafyaların kültürel kökenlerini yakından tanımamızı sağlıyor.

Bugün hâlâ kültür hayatımızda önemli bir yere sahip olan Mevlevi kültürüne bakış, geçmişi olduğu gibi bugünü de gözler önüne seriyor.

Müziği ve edebiyatı bedensel performanslarla harmanlayan Mevlevi törenlerini ve yaşayış pratiklerini anlatan bu eser, Osmanlı’nın kültür tarihini çeşitli yönleriyle bize sunuyor.

Bunu yaparken dinî olanı, mistik olandan ayırarak tasavvuf inancının ruhta ve bedende nasıl tezahür ettiğini gösteriyor.

Üstelik bu kültürün gelişimine öncülük eden isimler, Walter Feldman’ın değerli anlatımıyla kültürel yolculuğumuza refakat ediyor.

  • Künye: Walter Feldman – Osmanlı’da Mevleviliğin Kültürel Tarihi: Osmanlı İmparatorluğu’nda Şiir, Müzik ve Tasavvuf, çeviren: Orhan Düz, Fol Kitap, tarih, 320 sayfa, 2022

Kolektif – İktidar Tohumları (2022)

Geniş topraklara yayılmış Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi araştırılırken ihmal edilen alanların belki de en başında çevre tarihi geliyor.

Onur İnal ve Yavuz Köse’nin derledikleri ‘İktidar Tohumları: Osmanlı Çevre Tarihi Üzerine İncelemeler’, alanında yetkin birçok ismin katkılarıyla değerli bir kaynak sağlamayı hedefliyor.

Uzun süre hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğu’nun çevre tarihine birçok farklı açıdan, kapsayıcı bir anlayışla bakıyor.

Osmanlıların doğayla ilişkisini, bu alanda yaptığı düzenlemeleri, “doğayla başa çıkabilmek” için çıkardığı mevzuatları inceliyor; “insanla insan olmayanın” birbirine olan bağımlılıklarını mercek altına alıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çevre tarihi açısından bütünlüklü ve tutarlı bir incelemesini sunan eser, kuşkusuz Osmanlı ve çevre tarihçileri için, ancak yalnızca onlar değil, erken modern dönem, 19. yüzyıl tarihi, bilim tarihi ve Ortadoğu ve İslâm tarihi çalışanlar için de çok büyük bir değer taşıyor.

  • Künye: Kolektif – İktidar Tohumları: Osmanlı Çevre Tarihi Üzerine İncelemeler, derleyen: Onur İnal ve Yavuz Köse, İletişim Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2022

Arthur Rosenberg – Bolşevizm Tarihi (2022)

Bolşevizm tarihi üzerine yapılmış onlarca çalışma içinde, Bolşevizmi Marx’tan başlatıp, Stalinizme varışına dek tarihsel olarak mercek altına alışıyla, Rosenberg’in çalışması özgünlüğünü ve önemini hâlâ koruyor.

Bolşevik ve komünist hareketi Marx zamanından ilk Beş Yıllık Planlara kadar açıklayan Rosenberg’in kitabı, konuya ilgi duyan bütün okurlara hitap ediyor.

Kitap, Marx ve yoldaşlarının fikirlerinin yorumuyla başlıyor.

Kitabın devamında, Enternasyonal sürecinde Lenin’in fikirlerine karşı diğer görüşler ele alınıyor.

Rosenberg ardından da Stalin dönemini ve Rus sanayi üretimini önemli ölçüde artıran Birinci Beş Yıllık Planı ele alıyor.

  • Künye: Arthur Rosenberg – Bolşevizm Tarihi, çeviren: Aydın Emeç, Telgrafhane Yayınları, tarih, 280 sayfa, 2022

Mehmet Kendirci – Eğlencesiz Eğlence (2022)

Son zamanlardaki festival ve müzik yasakları bir kez daha gösterdi ki eğlence siyasal bir sorundur.

Mehmet Kendirci, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına bakarak bunun arka planındaki temel saikleri aydınlatıyor.

Kendirci, ‘Eğlencesiz Eğlence’de erken cumhuriyet döneminin eğlence politikasını analiz ediyor.

Sefahat içinde yozlaşmış, Bizans kalıntısı olarak görülen İstanbul’a karşı, temiz ruhlu ve yozlaşmamış “Türk” sayılan Anadolu’yu (ve Ankara’yı) yücelten bir anlayış var bu politikanın arkasında.

Eğlence hayatını, kurulmakta olan “yeni Türkiye”ye uygun ve “modern” bir şekilde “disiplinli ve düzenli” kılma arayışı var.

‘Eğlencesiz Eğlence’, özellikle dönemin edebiyatından yararlanarak, eğlencenin nasıl kamusallaştırıldığını ve ritüelleştirildiğini inceliyor.

İçki siyasetine, balolara, tiyatrolara, konserlere, müsamerelere, halk oyunlarına bakıyor.

Taşrada eğlenceyi “kurumlaştırma” çabalarına ve buna eşlik eden sorunlara göz atıyor.

“Türkiye’nin ruhunu” anlamak için ufuk açıcı bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Benimsediği yol(lar) ve uyguladığı yöntem(ler) ne olursa olsun Cumhuriyet eğlenceyi, eğlenceden ‘yalıtmıştır.’ Neredeyse eğlencesiz eğlence, Erken Cumhuriyet Dönemi eğlence hayatının gayri resmî şiarıdır. (…) Cumhuriyet, tüm söylemleriyle ve bunların şekillendirdiği anlatılarıyla, Mustafa Kemal Atatürk ve bayrak gibi her yerde ve her zaman görülebilecek sembolleriyle, eğlencenin disipline edilerek düzenlenmesi zorunlu ve ciddi bir toplumsal edim olduğu kabulünü egemen kılmayı başarmış görünmektedir.”

  • Künye: Mehmet Kendirci – Eğlencesiz Eğlence: Erken Cumhuriyet Türkiyesi’nde Eğlence ve Siyasal iktidar, İletişim Yayınları, tarih, 327 sayfa, 2022

Ömer Obuz – Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e Hayvan Katliamları ve Himaye (2022)

Daha çok Ortaçağ Avrupası, kediler ve veba özelinde akla gelse de, tarihin belli dönemlerinde kedi ve köpekler başta olmak üzere birçok hayvan katliamı oldu ve bu katliamlar insan-hayvan ilişkisinin ne derece katılaşabileceğini gösterdi.

Ömer Obuz, ‘Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e Hayvan Katliamları ve Himaye: Kediler, Köpekler, Kargalar’ adlı kitabında, II. Mahmud döneminden erken Cumhuriyet dönemine kadar ele aldığı süreçte, “arıza” olarak görülerek medeniliğe aykırı olduğu gerekçesiyle damgalanıp bir imha politikasına tâbi tutulan kedi, köpek ve kargaların izini sürüyor.

Bu izi sürerken, esasen hayvanların Osmanlı toplumunun daha önceki dönemlerinde ne kadar değerli kabul edilip himaye edildiklerine de eğiliyor.

Yazar, II. Mahmud döneminden itibaren arıza olarak görülenlerin, medeniliğe aykırı oldukları gerekçesiyle damgalanıp imha edilmelerinin giderek kökleşen bir gelenek oluşturduğunu ve bunun erken Cumhuriyet yıllarında zirveye ulaştığını gözler önüne seriyor.

Osmanlı-erken Cumhuriyet tarihyazımında göz ardı edilen hayvanların akıbetine ve dönemin iktidarlarının yönetim tarzı ve bunun halk nezdinde nasıl karşılık bulduğuna dair değerli bir kitap.

Kitaptan bir alıntı:

“(…) sokak hayvanları, âdeta medenileşmenin önünde temel bir engel olarak görülerek mutlak bir sorun haline getirildiler. Yıllar yılı mesele öyle harlandı, öyle gerekçeler inşa edildi ki köpeklerin, kargaların ve kedilerin yaşamları, insanlığın elinde denge ve merhametin yok olduğu bir cehenneme döndü.”

  • Künye: Ömer Obuz – Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e Hayvan Katliamları ve Himaye: Kediler, Köpekler, Kargalar, İletişim Yayınları, tarih, 208 sayfa, 2022