James Harvey Robinson, Charles Austin Beard ve Donnal Vore Smith – Yeni Çağ’dan Yakın Çağ’a Uygarlığın Öyküsü (2022)

Yeni Çağ’ın başlaması Fransız Devrimi ile gerçekleşir.

Orta Çağ’ın dinsel öğretiler egemenliğinde geçen dönemi halk kitlelerinin ayağa kalkmasını ve yönetimde pay sahibi olmak istemesini doğurmuştu.

Zorlu yaşam koşulları altında ezilen kitlelerin talepleri soyluların iktidarını ve ruhban sınıfının baskısını sarstı.

Soylular ve ruhban sınıfından sonra üçüncü sınıf diye nitelendirilen geniş halk kitleleri ayrıca askerî diktatörlerin baskısıyla karşılaşacaktı.

Tarihe Napolyon Savaşları olarak geçen çok sayıda muharebe sonrasında Avrupa kıtasının haritası değişmişti.

Endüstri Devrimi’nin yaşanmasıyla köylülerin yanı sıra geniş bir işçi sınıfı ortaya çıkar.

Yeni yaşam koşulları sonucunda bu kitlenin hak arama mücadelesi ülke yönetimlerini değiştirecek boyuta ulaşır.

Avrupa anakıtası ve sömürge toprakları üzerinde etkinlik alanını genişletmeye çalışan ülkeler ve ulusçuluk akımı Birinci Dünya Savaşı’nın taşlarını döşeyecektir.

Ulus bilinci imparatorlukları yok ederken yeni ulus-devletlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

  • Künye: James Harvey Robinson, Charles Austin Beard ve Donnal Vore Smith – Yeni Çağ’dan Yakın Çağ’a Uygarlığın Öyküsü, çeviren: İbrahim Şener, Retorik Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2022

Georgiy A. Astahov – Saltanattan Demokratik Türkiye’ye (2022)

Anadolu’daki bağımsızlık mücadelesi için son derece kritik yıllar olan 1922-23 arasında Sovyet diplomatik kadrosunun bir üyesi olarak Ankara’da bulunan Georgiy A. Astahov, Sovyetler Birliği’nde yayımlanan Yeni Doğu dergisi için bu hareketli döneme dair izlenimlerini kaleme aldı.

Astahov’un 1936 yılında ‘Saltanattan Demokratik Türkiye’ye’ başlığı altında bir araya getirilen makaleleri, savaşın taraflarına ve henüz oldukça genç bağımsızlık hareketinin hedef ve kazanımlarına dair çok yakından bir gözlemin eseri.

Bu kitap Sovyetler’in Türkiye’deki toplumsal hareket ve iktidara olan bakışını sergilemesi açısından da ilgi çekici bir örnek.

Astahov’un özellikle cumhuriyetin ilan edilmesinin hemen öncesinde Anadolu ve Ankara’daki sınıfsal yapılanmaya dair yorumları ve yerinde takip ettiği İzmir İktisat Kongresi hakkındaki gözlemleri, genç cumhuriyette emekçi sınıfların durumu üzerine değerli birçok bilgi ve fikir içeriyor.

Bunun yanında Topal Osman Vakası, saltanatın kaldırılması, meclisteki ideolojik ayrışma ve Türkiye’deki komünist hareketin durumu da bu makalelerde kendilerine yer buluyor.

  • Künye: Georgiy A. Astahov – Saltanattan Demokratik Türkiye’ye: Kemalizm Tarihinin Ana Hatları, çeviren: Hazal Yalın, İthaki Yayınları, siyaset, 176 sayfa, 2022

Meropi Anastassiadou – Selanik (2022)

Osmanlı döneminin önemli şehirlerinden biri olan Selanik pek çok halka ev sahipliği yaptı.

Çokuluslu ve çokdinli yapısıyla halkların iç içe yaşadığı kozmopolit şehir, Tanzimat Fermanıyla birlikte kültür ve ticarette olağanüstü gelişmeler kaydedip Osmanlı modernleşmesinin merkezinde yer aldı.

Şehrin silüeti; mahalleleri, surları, limanları, evleri; dönemin yaşam koşulları; geleneksel meslekler ve yüksek sosyetesiyle Selanik, Batıdaki Fransız İhtilali ve fikir akımlarından da en çok etkilenen şehirlerden biri oldu.

Tanzimat öncesi dönemden Balkan Savaşlarına giden süreci anlatan ‘Tanzimat Çağında Bir Osmanlı Şehri Selanik’, çokuluslu bir şehrin dağılışına hepimizi tanık ediyor.

  • Künye: Meropi Anastassiadou – Selanik: Tanzimat Çağında Bir Osmanlı Şehri 1830-1912, çeviren: Işık Ergüden, Alfa Yayınları, tarih, 504 sayfa, 2022

Kolektif – Çağlar Boyunca Nehirler Denizler ve Göller (2022)

Su, hayattır derler.

Peki, çağlar boyunca su uygarlığı nasıl etkiledi?

Bu kitapta, Prehistorya’dan Bizans Dönemi’ne kadar geçen süreçte nehirler, denizler ve göllerin insanoğlunun sosyo-ekonomik ve kültürel hayatına etkileri ile ilgili 29 makale yer alıyor.

Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanan kitaba kitaba arkeoloji, tarih, sanat tarihi, coğrafya gibi bilim dallarında, alanında uzman, 5 farklı ülkeden ve 21 farklı üniversiteden bilim insanı makaleleriyle katkı sunmuş.

  • Künye: Kolektif – Çağlar Boyunca Nehirler, Denizler ve Göller: Prehistorya’dan Bizans Dönemi’ne, (Rivers, Seas and Lakes Through The Ages – From Prehistory to the Byzantine Period), editör: Oktay Dumankaya, Doruk Yayınları, tarih, 728 sayfa, 2022

Anonim – Öreke Sohbetleri (2022)

Doğal sebeplerle gelişen olaylara doğaüstü yorumlar yapılmasıyla oluşan batıl inançlar her toplumda kendine yer bulur.

Birbirinden kilometrelerce uzak yerlerde ve ayrı zaman dilimlerinde dahi benzer inanışlar görürüz.

Çünkü dinlerimiz, ırklarımız ve coğrafyalarımız farklı olsa da benzer olaylara, kendi kültürümüzden de bir şeyler katarak benzer yorumlar çıkartabiliyoruz.

Kara kediler, merdiven altından geçmeler, siyah kıyafetler, tuz dökmeler gibi birbirini andıran inanışlar uzar gider.

‘Öreke Sohbetleri’, alışık olduğumuz batıl inançlar konusunda daha özele inerek bizlere, 15. yüzyıl Fransız kadınlarının bakış açısına göre yüzlerce yıl doğru kabul edilen inanışları anlatır.

Korkulardan beslenen bu inanışların dönemin sosyal yapısı, dinî yaşantısı, cinsiyetlerin rolleri ve hatta felaketleri bile aynı olan Orta Çağ Avrupa’sında farklı olması beklenemez.

Bu nedenle hikâye anlatısı tarzında aktarılan bu kitapla, aslında Orta Çağ Avrupa’sındaki kadınların hayatlarına konuk oluyoruz.

Gülnur Özer’in titiz çevirisiyle okuyucuyla buluşan ‘Öreke Sohbetleri: Orta Çağ Kadınlarının El Kitabı’ adlı eseri okurken burada anlatılan inanışları ya daha önce bir yerlerden duyduğunuzu anımsayacaksınız ya da aklınızdan hiç çıkartamayacaksınız.

Kitaptan bir alıntı:

“Akşam yemeğinden sonra, saat yedi ila sekiz arasında altı hanım, düzenli olarak katılan tüm komşular ve yeni katılımcılarla birlikte bu gizemi dinlemek için buluştular. Bir yandan örekelerini eğirirken diğer yandan anlatıcıya kulak kesildiler.”

  • Künye: Anonim – Öreke Sohbetleri: Ortaçağ Kadınlarının El Kitabı, derleyen: Fouquart de Cambray, Anthoine du Val ve Jean d’Arras, hazırlayan: Paul Jannet, çeviren: Gülnur Özer, Selenge Yayınları, tarih, 118 sayfa, 2022

Marshall Sahlins – Thukydides’ten Özür Dileyerek (2022)

‘Thukydides’ten Özür Dileyerek’, kültürel antropolijinin kurucu isimlerinden Marshall Sahlins’in başyapıtlarından biridir.

Sahlins bu eserinde, çok zengin bir tarihsel ve etnografik malzeme eşliğinde antropolojinin tarihyazımına yapabileceği katkıyı araştırıyor.

Sahlins, Thukydides’ten “özür dileyerek”, bu büyük ismin tarihini yazdığı Atina ile Sparta arasındaki Peloponnesos Savaşı’nı, MS 19. yüzyılda Fiji krallıkları Bau ile Rewa arasındaki Polinezya Savaşı’yla karşılaştırıyor.

Batı düşüncesini derinlemesine etkileyen Thukydides, tarihe insanın “güç ve kâr arzusunun” yön verdiğini savunur.

Peki tarih, insan doğasına atfedilen bu evrensel eğilimlerden hareketle okunabilir mi?

Kültürü dışarda bırakarak “insan doğasından” hareket eden Thukydides’in tersine Sahlins, insanın kültürel bir varlık olduğu görüşünde.

Böylece, Atina ile Sparta’yı olduğu kadar Bau ile Rewa’yı da birbirine bağlı bir tarihsellik içinde gelişmiş kültürel-tarihsel oluşumlar olarak analiz ediyor.

Bu oluşumlar içinde eyleme geçen insanlar da motivasyonlarını birbirinden farklı düzenlerden, ilişkiler ve değerler bütününden alırlar.

  • Künye: Marshall Sahlins – Thukydides’ten Özür Dileyerek: Tarihi Kültür ve Kültürü Tarih Olarak Anlamak, çeviren: Ebru Kılıç, Bgst Yayınları, tarih, 315 sayfa, 2022

Cicero – L. Cornelius Balbus Savunması (2022)

Sertorius’a karşı yürütülen savaşlarda büyük bir cesaret sergilediği gerekçesiyle Pompeius tarafından vatandaşlıkla ödüllendirilen Balbus, iletişim kurmadaki üstün yeteneği ve verdiği güven sayesinde çok geçmeden Caesar ile çok sıkı bir dostluk kurmuştur.

Buna karşın Caesar adına birçok önemli faaliyetin altına imza atması, onun yükselmesinde büyük bir paya sahip olması ve Roma’daki politikayı şekillendirmesi gibi etmenlerden dolayı asıllar veya asiller olarak adlandırılabilecek optimates kesiminin hedefi haline gelmiş ve bunların teşviki sonucunda vatandaşlık hakkı mahkemeye taşındı.

Optimates kesimi ile triumviri üyeleri arasında bir hesaplaşmaya dönüşen bu davayı antik dönemin en ünlü avukatlarından biri olan Cicero savunmuş ve Balbus vatandaşlık hakkını korudu.

Cicero’nun savunma yöntemlerinin anlaşılmasını sağlayan güzel örneklerden biri olan bu eser, aynı zamanda Cumhuriyet Dönemi’nde yabancılara vatandaşlığın nasıl verildiğine ve ittifak antlaşmalarının içeriğine yönelik önemli bilgiler sunuyor.

  • Künye: Marcus Tullius Cicero – L. Cornelius Balbus Savunması (Pro L. Cornelio Balbo Oratio), çeviren: Mehmet Oktan, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 167 sayfa, 2022

Faris Demir – Karatepe Azatiwataya (2022)

Demir Çağı’nda Adanawa (Adana) Ülkesinin kralı Azatiwata, Karatepe olarak bilinen yerde krallığını kurmuş ve bu yerleşime Azatiwataya adını vermişti.

Faris Demir, Karatepe’nin gizemler ve efsanelerle dolu dünyasını keşfediyor.

Demir Çağı’nda Adanawa Ülkesinin kralı Awariku’nun desteğini alan Azatiwata siyaset, savaş, entrika ve casusluk oyunlarının en zirvede olduğu bir dönemde bilgeliği, adaletli ve erdemli kişiliği ile ön plana çıktı.

Awariku’nun sürgüne gönderilmesi ve ölümünden sonra kral olan Azatiwata doğuda kan ve korku siyaseti üzerine kurulan Assur ve ünlü kralı II. Sargon, batıda zenginlik hırsı ile entrika, yalan ve komplolarla bölgeyi ele geçirme planları yapan Frig kralı Midas ve kuzeyde Assur’dan daha acımasız Kimmerler ile uğraşmak zorunda kalmış, bağlı olduğu hanedanlığı koruyarak kaos ve kriz ortamını en iyi şekilde yönetmişti.

Awariku’nun çocuklarını babalarının tahtına oturmasını sağlamış, kuzeydoğudan gelen yağmacı grupların ülkeye girmesini önlemek amacıyla bugün Karatepe olarak bilinen yerde krallığını kurmuş ve yerleşime Azatiwataya adını vermiştir.

Karatepe kendini ve karanlık bir dönemi yazı, resim yazısı ve resim dili ile anlatmaktadır.

Karatepe’nin gizemlerle dolu dünyasını keşfetmeye başladığımızda dileklerin ve efsanelerin gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğu bir kez daha hatırlanacaktır.

  • Künye: Faris Demir – Karatepe Azatiwataya: Tarihi Olaylar, Mimari Buluntular ve Yazıtlar Üzerine Notlar, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 190 sayfa, 2022

Ariel Durant ve Will Durant – Tarihten Alınacak Dersler (2022)

5 bin yıllık dünya tarihinin bize verdiği bilgi ve deneyim birikimi üzerine arşivlik bir kitap.

Pulitzer ödüllü tarihçiler Will Durant ve Ariel Durant, ünlü çalışmaları ‘The Story of Civilization’ın on anıtsal cildi üzerindeki kırk yıllık çalışmalarından birikimleri damıtarak insan deneyiminin doğasına, uygarlığın evrimine, insan kültürüne dair çarpıcı içgörülerle dolu bir insanlık tarihi sunuyor.

Yazarlar, hayatlarının işinin tamamlanmasıyla geriye bakıp insanın savaş, fetih ve yaratılış içinde geçen uzun yolculuğunun anlamını irdelemeye başlıyorlar. Kendi çağımızı anlamamıza yardımcı olabilecek temaları kullanarak insanın doğası, davranışları ve beklentileri hakkında tarihin ne göstereceğini araştırırken geçmişin büyük yaşamlarına, fikirlerine ve olaylarına değiniyorlar.

‘Tarihten Alınacak Dersler’, 5.000 yıllık dünya tarihinde gözlemlenen konu ve dersleri coğrafya, biyoloji, ırk, kişilik, ahlak, din, ekonomi, sosyalizm, devlet, savaş, büyüme ile çürüme ve ilerleme gibi on iki farklı bakış açısıyla gözden geçiriyor.

  • Künye: Ariel Durant ve Will Durant – Tarihten Alınacak Dersler, çeviren: Varol Ataman, Epsilon Yayıncılık, tarih, 136 sayfa, 2022

Zora Neale Hurston – Baraka (2022)

Atlantik köle ticareti üzerine eşsiz bir tanıklık.

Zora Neale Hurston, bu ticaretinhayatta kalan son kurbanlarından seksen altı yaşındaki Cudjo “Kossola” Lewis ile köleliğin kaldırılışından elli yıl sonra görüşerek bu kitabı ortaya çıkarmış.

Ateizmiyle, siyah-beyaz toplumsal bütünleşmesine dair görüşleriyle ayrıksı bir isim olan Zora Neale Hurston’ın genç bir antropologken Alabama’da görüştüğü, Atlantik Köle Ticareti’nin hayatta kalan son kurbanlarından seksen altı yaşındaki Cudjo “Kossola” Lewis köleliğin kaldırılışından elli yıl sonra, o dönem maruz kaldığı zulmü sakin sakin anlattı.

Hurston, tüm dinlediklerini, Cudjo’nun aksanına bile dokunmadan bire bir kaydetti, böylece İç Savaş’ın sonuna kadar boyunduruk altında geçen bir hayata ve siyahların son köle gemisi Clotilda ile okyanusu aşmadan önce Afrika’daki yaşamlarına dair yeri ikame edilemeyecek bir eser çıkardı ortaya.

Hayattayken Harlem Rönesansı’nın kilit yazarlarından olsa da yapıtları görmezden gelinen, ancak Alice Walker’ın 70’lerdeki bir makalesinden sonra değeri bilinmeye başlanan Hurston’ın yenen şeftaliler ve karpuz eşliğinde Cudjo Lewis’ten dinlediği Afrika’da geçen çocukluk anıları ve folklorik hikâyelerin, köle ticaretinin kan dondurucu gerçeklerinin, emansipasyon sonrası özgürlüğün ne anlama geldiğinin tarihten silinmemesini sağladığı eseri ‘Baraka: Son “Köle Kargosunun” Gerçek Hikâyesi’, zincirlerinden yıllar sonra kurtulan, sarsıcı bir hayatın anlatısı.

  • Künye: Zora Neale Hurston – Baraka: Son “Köle Kargosunun” Gerçek Hikayesi, çeviren: Özge Onan, İthaki Yayınları, tarih, 168 sayfa, 2022