Evren Şar İşbilen – Zeus’un Kadınları (2021)

Zeus, kadın düşmanlığının feriştahıydı.

Evren Şar İşbilen de bu özenli çalışmasında, binlerce yıllık ana tanrıça kültünün toplumda nasıl sistematik olarak değersizleştirildiğini ve eril erkin toplumu şekillendirmede mitlerden nasıl faydalandığını ortaya sererek Zeus ve birlikte olduğu kadınların hikâyelerini feminist bir çerçeveden okuyor.

Mitolojik öyküler, içinde yeşerdikleri toplumun görüş, düşünüş ve duyuş şekillerini, toplumun siyasi ve sosyal yapılanmasını dışa vuran hatta yorumlanma biçimleri üzerinden düşünce tarihinin izdüşümlerini yansıtan karmaşık yapılardır.

Böylece bu hikâyelerin ardındaki toplumsal dinamiklerin ortaya çıkarılmasında kalıplaşmış yorumların ötesine geçilebilmesi için tarih, sosyoloji ve antropoloji bilimleri adeta birbirine muhtaçtır.

Tüm bunların paralelinde eldeki çalışma, alışılagelen klasik alegorik değerlendirmelerin dışına çıkarak ilk kez, Zeus’un hayatına giren kadınları Zeus’un varlığı ile birlikte bir bütün olarak değerlendirmiş ve gerek mitoloji gerekse Yunan kültür tarihi açısından önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitap bu yönüyle Zeus ile kadınlarını, eğlenceli birer anekdot olmanın ötesine taşıyor ve Yunan dünyasında tohumları atılarak günümüze kadar ulaşan cinsiyet ayrımcılığının, Yunan dini yapısındaki köklerine ışık tutuyor.

  • Künye: Evren Şar İşbilen – Zeus’un Kadınları: Antik Yunan Toplumunda Kadın Konumlanmasına Zeus Merkezli Bir Bakış, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 112 sayfa, 2021

Temuçin Faik Ertan ve Bahattin Demirtaş – Türkiye’yi Ziyaret Eden Yabancı Devlet Adamlarının Ankara Günleri (2022)

Bir dönemin Ankara’sı hakkında arşivlik bir çalışma.

Bu kitap, Ankara’ya 1923 yılından 1960 yılına değin gelen devlet başkanı ve başbakan düzeyindeki yabancı ziyaretçilerin panoramasını çıkarıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra birçok devlet başkanıyla temasa geçen Atatürk, onları Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da konuk etmeye başlamıştı.

Bu bağlamda Atatürk döneminde Ankara’yı Afganistan, Japonya, Irak, Hicaz, İran, İsveç ve Ürdün devlet başkanları ziyaret etti.

Yine bu dönemde, Irak, Yunanistan, Macaristan, Bulgaristan, Yugoslavya, Suriye ve Romanya olmak üzere yedi ülke başbakanı başkente geldi.

Atatürk tarafından çoğunlukla Ankara Tren Garı’nda karşılanan ve Ankara Palas’ta ağırlanan bu ziyaretçiler Ankara’da bulundukları süre zarfında, Gazi Orman Çiftliği’ni, Numune Hastanesi’ni, İmalat-ı Harbiye Fabrikalarını, Çocuk Esirgeme Kurumunu, Ankara Etnografya Müzesini, Çubuk Barajı’nı, Zafer Abidesi’ni, Yenişehir’deki heykeli ve daha birçok yeri gezip incelemelerde bulundu.

Yabancı konuklar için akşamları balo ve suareler yapılmış ve Türk devlet adamları tarafından konuklar şerefine ziyafetler düzenlenmişti.

Ziyaretler, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlıkları döneminde de devam etti.

Ancak İkinci Dünya Savaşı yıllarında yalnızlık politikasının da etkisiyle Türkiye’ye olan ilgi azaldı.

Bu nedenle İnönü döneminde Ankara’ya sadece Bulgaristan, Ürdün, Irak ve Lübnan devlet başkanları ve başbakanları geldi.

Bu dönemde Ankara Üniversitesine ait fakülte ve enstitüler ile Hasanoğlan Köy Enstitüsü yabancı konukların uğrak yerleri oldu.

Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlığında ise 16 farklı ülkeden devlet başkanı ve başbakan düzeyinde toplam 27 ziyaret gerçekleştirilmişti.

Ankara’da bulunan askerî ve sivil havaalanlarında veya Ankara Tren Garı’nda karşılanan ve uğurlanan konuk devlet adamları ilk iş olarak Anıtkabir’i ziyaret etmiş ve Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildi.

Bu araştırma kapsamında Ankara’ya 1923 yılından 1960 yılına değin gelen devlet başkanı ve başbakan düzeyindeki yabancı ziyaretçiler tespit ediliyor ve değerlendiriliyor, yazılı panoraması çıkarılıyor.

Ayrıca bazı analitik bilgiler elde edilmiş ve ziyaretlere ait çok sayıda Ankara temaları taşıyan görsellere ulaşılmış.

Araştırma ile bilimsel ve yenilikçi bir bakış açısıyla Ankara’nın yakın tarihini yeniden ele almak; özgün yöntem, teknik ve kaynaklar kullanarak Ankara tarihi çalışmalarına dikkat çekmek; çevremizdeki önemsenmeyen mekânların ve merak edilmeyen nesnelerin de tarihin bir parçası olduğunun fark edilmesini sağlamak; tarih ve kültür bilincine sahip bir toplum oluşmasına ve şehir tarihlerinin sadece ülke bazında değil dış dünyada da irdelenmesine katkıda bulunmak amaçlanmış.

  • Künye: Temuçin Faik Ertan ve Bahattin Demirtaş – Türkiye’yi Ziyaret Eden Yabancı Devlet Adamlarının Ankara Günleri (1923-1960), VEKAM Yayınları, anı, 588 sayfa, 2022

Kolektif – Antik Çağlardan Günümüze Kent Alanı ve Peyzaj Kültürü (2022)

Kent peyzajı alanına tarihsel ve güncel bir çerçeveden bakan enfes bir çalışma.

Kitapta Anadolu, Mezopotamya, Mısır’da MÖ 3. binyıldan beri yaşanan kentleşme süreci çok yönlü bir bakışla ele alınıyor.

Kitap, Koç Üniversitesi VEKAM tarafından 9 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirilen Antik Çağlardan Günümüze Kent Alanı ve Peyzaj Kültürü adlı sempozyumda sunulan bildirilerin derlemesi.

Anadolu, Mezopotamya, Mısır’da MÖ 3. binyıldan beri yaşanan kentleşme sürecinde seçilen yerleşim alanları, iskân özellikleri ile verimli topraklar, su kaynakları ve doğal kaynakların kullanımı yayında bir araya getirilmiş.

Ayrıca askeri seferler sırasında bahçe bitkilerinin farklı bölgelerden getirilip dikilmesi ile kültürlerin yönetim propagandasındaki rolü tartışılmış; Roma kültüründe yaşam ve üretimi birlikte barındıran evin (domus), çoklu değere sahip bir yapı bütünü olarak yönetimi, sınıfı belgelemesi ve sanata katkısı incelenmiş.

Konstantinopolis’in Doğu Roma’nın başkenti yapılmasının ardından artan nüfus doğrultusunda tarım alanlarının yönetimi, meyve, sebze yetiştiriciliği,

Yirminci yüzyılın başlarına kadar bağ olarak kullanılmış teras ekim alanına sahip Mavrucandere ve Ürgüp yakınlarındaki Karlık köyünde yeni keşfedilen şarap işlikleri,

Ve Orta Çağ’da kilisenin yönetiminde olan ilaç yapımı için özel bitki ekimleri ve tıbbi bitki bahçeleri, kitapta ele alınan diğer konular.

Kitapta ayrıca, Osmanlı dönemi bahçe kültürü, yabancı gezginlerin aktarımları, vakıf kayıtları ve edebi kaynaklarla incelenmiş, 18. yüzyıldan sonra saray köşkler ve kentsoylu evlerinde yer alan yağlıboya peyzaj ve natürmortlardan örneklerle sunulmuş.

Lale Devri’nde saray mimarisindeki değişimin bahçeye nasıl yansıdığı ve 19. yüzyılda Osmanlı saray bahçelerinin tasarımında peyzaj öğeleri ile yeni egzotik, yaprak dökmeyen çiçekli bitkilerin iklime alıştırılarak bahçelere dikilmesi konuları ele alınmış.

Yayında son olarak Cumhuriyet döneminde Ankara’daki imar faaliyetlerinde ve kültürel peyzajın biçimlenmesinde peyzajın rolü, 1940’lardan 1960’lara bu dönüşüm sürecini yaşamış kent halkının zihin haritasından izlenmiş.

Çalışma, kent peyzajı üzerine çalışmalar yürüten araştırmacılar için önemli bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Kolektif – Antik Çağlardan Günümüze Kent Alanı ve Peyzaj Kültürü (Sempozyum Bildirileri), editör: Billur Tekkök Karaöz, VEKAM Yayınları, tarih, 212 sayfa, 2022

Jack Goody – Batıdaki Doğu (2022)

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Batıdaki Doğu’, Batının Avrupadışı uygarlıklar hakkındaki önyargılarıyla hesaplaşan şahane bir çalışma.

Jack Goody, Batı rasyonalitesi kavramı ve ticari faaliyetlerdeki farklılıklar da dahil olmak üzere Avrupa temelli varsayımlara meydan okuyor.

Goody eserinde Doğudaki aile kavramı gibi bölgenin gelişimini engellediği düşünülen unsurların ne denli abartıldığını ve hem Doğu hem de Batı tarih ve toplumlarının yanlış değerlendirilmesine nasıl katkıda bulunduğunu gözler önüne seriyor.

Bu geniş kapsamlı kitap, Batı ile Doğu arasındaki dengeyi yeniden inşa etmesiyle çok önemli.

  • Künye: Jack Goody – Batıdaki Doğu, çeviren: Burhan Mert Angılı ve İsmail Mert Bezgin, Alfa Yayınları, tarih, 412 sayfa, 2022

Yonca Köksal Özyaşar – Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu (2022)

Tanzimat reformlarının eyalet/vilayet yönetimi üzerindeki etkileri hakkında çok değerli bir çalışma.

Yonca Köksal Özyaşar’ın incelemesi, Tanzimat reformlarını hem tarihe hem de sosyal bilimlere katkıda bulunmak üzere değerlendirmesiyle önemli.

Osmanlı tarihçileri Tanzimat’ı uzun süre yukarıdan aşağı bir bakış açısıyla çalıştı; buna göre imparatorluk başkenti İstanbul’da planlanan politikalar, vilayetlere ve merkezden uzaktaki nüfusa dayatılıyordu.

Bu bakış açısı son yıllarda, tarihçilerin farklı toplumsal aktörlerin devletin reformlarına nasıl karşılık verdiğini çalışmak için vilayetlere yoğunlaşmasıyla değişti.

‘Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu’, Tanzimat reformlarının eyalet/vilayet yönetimi üzerindeki etkilerini araştırarak vilayetler arasındaki çeşitliliği ve elbette âyan, aşiret reisleri, tüccarlar ve zaman zaman devletin iktidarını zayıflatan, fakat başka zamanlarda da devletle el ele çalışan tüm diğer yerel aracıların önemli rolünü inceliyor.

Derin bir arşiv araştırmasına dayanan çalışma, Tanzimat reformlarını hem tarihe hem de sosyal bilimlere katkıda bulunmak üzere değerlendiriyor; her ikisi de Osmanlı devletinin merkezi bölgeleri olan Ankara ve Edirne’den bakışla.

Kitaptan bir alıntı:

“Aynı Tanzimat politikaları iki bölgede de uygulanmış, fakat reformlar farklı sonuçlar vermişti. (…) Bu iki Osmanlı vilayetinde Tanzimat uygulamalarını karşılaştırmak bazı sorular doğurur: Tanzimat süresince devletle toplumsal aktörler arasında ne tür etkileşimler vardı? Bu etkileşimler reformların sonucunu nasıl etkiledi? Bu ilişkiler ve reformlar üzerindeki etkileri bize devletlerin dönüşümü hakkında ne söylüyordu? Söz konusu soruların cevapları sadece Edirne ve Ankara vilayetlerindeki toplumsal ve ekonomik değişiklikleri anlatmakla kalmaz, aynı zamanda merkeziyetçilik / ademimerkeziyetçilik, devlet kontrolü ve imparatorluğun çöküşü gibi kanıksanmış kavramları yeniden düşünmemize neden olurlar.”

  • Künye: Yonca Köksal Özyaşar – Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu: Ankara ve Edirne’den Bakış, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 232 sayfa, 2022

Valerie Hansen – İpek Yolu (2021)

İpek Yolu üzerine harika bir arkeolojik ve tarihsel çalışma.

Seyahat güzergâhında yer alan sekiz arkeolojik kazı alanını inceleyen Valerie Hansen, aynı zamanda ortaçağ Çin keşişlerinin günlüklerinden kadınların kaleme aldığı mektuplara zengin bir arşivden besleniyor.

Dünya tarihine yön veren İpek Yolu tam olarak nedir?

Akla hemen çöl kumlarının üzerinde, Çin’den Roma’ya yol alan bir deve kervanı geliyor.

Ama gerçek bundan daha farklı ve ilgi çekici.

‘İpek Yolu’nda Valerie Hansen, bereketli ticaret rotalarına, kültürlerarası etkileşime, İpek Yolu ekonomisine ve arkeolojik şaheserlere dair bilinmeyenlere ışık tutuyor.

Hansen, seyahat güzergâhında yer alan sekiz arkeolojik kazı alanını inceliyor.

Çangan’dan Semarkand’a kadar uzanan bu coğrafi araştırmada tüccarların, hacıların, gezginlerin iç içe geçtiği kozmopolit toplulukların izini sürüyor.

Kültürel çeşitliliğin yanı sıra dini zenginliklere de değiniyor.

‘İpek Yolu’, ortaçağ Çin keşişlerinin günlüklerinden, hukuki belgelerden, kadınların kaleme aldığı mektuplardan, kasaba tasvirlerinden, yasal ve dini dokümanlardan oluşan zengin bir arşivden besleniyor.

Çalışma, İpek Yolu’nun Moğol hâkimiyetinde olduğu döneme dair belgelerle de destekleniyor.

  • Künye: Valerie Hansen – İpek Yolu, çeviren: İlkem Topal, Nora Kitap, tarih, 336 sayfa, 2021

Robert Darnton – George Washington’ın Takma Dişleri (2022)

On sekizinci yüzyılda Fransız-Amerikan entelektüel alışverişi hakkında ilgi çekici bir kitap.

Robert Darnton, o dönemden Voltaire, Jefferson, Rousseau ve Condorcet gibi figürler üzerine yeniden düşündüğü gibi, dönemin “haber ağları” olarak tanımladığı polis kayıtlarından ilginç bilgiler de paylaşıyor.

Kitap, Fransız-Amerikan bağlantıları, iletişim şekilleri ve Fransız Aydınlanması’na özgü düşünme biçimleri gibi temalar üzerinden o zamanların zihniyet yapısına odaklanıyor.

  • Künye: Robert Darnton – George Washington’ın Takma Dişleri: Sıradışı Bir On Sekizinci Yüzyıl Rehberi, çeviren: Utku Özmakas, Zoom Kitap, tarih, 208 sayfa, 2022

William J. Barber – İktisadi Düşünce Tarihi (2022)

İktisat düşüncesinin evrimi üzerine derli toplu bir çalışma arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

William Barber, klasik iktisattan Marksist iktisada, neoklasik iktisattan Keynesyen iktisada konuyu geniş bir pencereden izliyor.

Sistematik iktisadi düşüncelerin gelişimini daha iyi kavramak açısından büyük önem arz eden kitap, son iki yüzyıl içinde gelişmiş dört farklı iktisadi muhakeme tarzının özelliklerini bu geleneklerin önde gelen temsilcilerinin eserlerini gözden geçirerek inceliyor.

Yirmi birinci yüzyılda, toplum ve siyasetin yapısı, üretim ve tüketimin tarzları ve araçları değişmiş olsa da iktisat tarihinin büyük isimlerinin kuram, ilke ve yaklaşımları hâlâ sorulara cevap, sorunlara çözüm bulmak için rehber olabilme niteliğini taşıyor.

Adam Smith, T. R. Malthus, David Ricardo, J. S. Mill, Karl Marx, Alfred Marshall ve J. M. Keynes gibi büyük isimlerin iktisadı anlama ve anlamlandırma yöntemleri bu kitabın temel gayesini teşkil ediyor.

Kalkınma iktisadı alanında uzmanlaşmış bir tarihçi olan Barber, Batı’nın meşhur iktisatçılarının fikirlerini kendi tarihsel bağlamında tahlil ettikten sonra, bu isimlerin günümüz meselelerine nasıl cevaplar verebileceklerini tartışıyor.

  • Künye: William J. Barber – İktisadi Düşünce Tarihi, çeviren: İhsan Durdu, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 304 sayfa, 2022

Jerome de Groot – Tarihi Tüketmek (2022)

Son dönemde pıtırak gibi çoğalan Osmanlı yahut Selçuklu temalı dizilerden de görüleceği üzere, bugün tarih de, diğer pek çok meta gibi yoğun tüketilen bir nesneye dönüşmüş durumda.

Jerome de Groot, tarihle ilgilenen her okurun fazlasıyla ilgisini çekecek bu çalışmasında, İngiltere’yi merkeze alarak kamusal tarihi yeniden tanımlıyor ve geçmişin popüler kültürde nasıl açığa çıktığını ortaya koyuyor.

Uzun yıllar tarih; çivi yazılı tabletlerde, el yazmalarında, mezar taşlarında veya sikkelerde var oldu.

Şimdilerde müzeler, sosyal mecralar, bilgisayar oyunları ve TV dizileri tarihsel imge ve nesnelerde dolu.

Nasıl oldu da bütün bir geçmişin hikâyesi olan tarih; bu denli yaygın, harcanabilir ve erişilebilir hâle büründü?

de Groot, popüler çağda tarihin tüketim unsuru olarak seyrini bütün detaylarıyla inceliyor.

‘Tarihi Tüketmek’, geleneksel tarih yazımından farklı biçimde kaleme alınmış bir tarih anlatısı. Yazar, tarihi anlamlandırmaya çalışırken teknolojik gelişmeleri, çağdaş kültür varlıklarını ve toplum davranışlarını dikkate alıyor.

  • Künye: Jerome de Groot – Tarihi Tüketmek, çeviren: Fatma Büşra Helvacıoğlu, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 472 sayfa, 2022

Lev Sedov – Kızıl Kitap (2021)

 

Lev Sedov’un kaleme aldığı ‘Kızıl Kitap’, Stalin’in Bolşevik kadroları hedef alan ve 16 sanığın tamamının vurularak ölüme mahkûm edildiği temizlik harekâtının ilk esaslı teşhiriydi.

Troçki bu kitabı, “paha biçilmez bir armağan… Kremlin’deki sahtekârlara yönelik ilk ezici yanıt” olarak tanımlamıştı.

Dünya tarihindeki en aşağılık entrikalarından biri olan birinci Moskova Duruşması’ndan bu yana seksen beş yıl geçti.

16’lar Duruşması olarak da bilinen “Troçkist-Zinovyevci Terörist Merkez Davası”, 19 Ağustos’tan 24 Ağustos 1936’ya kadar, Moskova’da gerçekleşti.

On altı sanığın tamamı vurularak ölüme mahkûm edildi ve kişisel eşyalarına el kondu.

On altı sanıktan on biri, 1917’den önce partiye katılmış, Ekim Devrimi’ni örgütlemiş ve ona önderlik etmiş, 1919’da Komünist Enternasyonal’i kurmuş, İç Savaş’ta (1918-1921) kahramanca savaşmış ve Sovyetler Birliği’ni dünyadaki ilk işçi devleti olarak inşa etmiş olan seçkin yaşlı Bolşeviklerdi.

Gerçek devrimcilerin yanında sanık sırasına oturarak anlamsız bir karışım oluşturan diğer beş sanık, Sovyet gizli polisinin ajanlarıydı.

Sedov’un kaleme aldığı Kızıl Kitap, Stalinist bürokrasinin Ekim Devrimi’nin kazanımlarını ve devrimi gerçekleştiren Bolşevik kadroları ortadan kaldırma planını teşhir etmesi açısından oldukça önemli.

Bugün, 1917 Ekim Devrimi’ne yol açan çözülmemiş bütün siyasi ve toplumsal sorunlar dünya ölçeğinde yeniden ortaya çıkıyor.

Stalinizmi, Ekim Devrimi’nin devamı değil ama devrime yönelik karşıdevrimci bir tepki olarak kavramak, önümüzdeki devrimci mücadelelere hazırlanmak açısından can alıcıdır.

Sedov’un Moskova Duruşmalarını çözümleyen bu eserinin yeniden basımı, COVID-19 pandemisiyle birlikte kapitalist sistemin derinleşen krizi ve uluslararası sınıf mücadelesinin canlanması koşullarında sosyalizme ve klasik Marksizme, yani Troçkizme artan ilgiyi besleyecek nitelikte.

  • Künye: Lev Sedov – 1936 Moskova Duruşmaları Üzerine Kızıl Kitap, çeviren: Halil Çelik, Mehring Yayıncılık, tarih, 237 sayfa, 2021