Valerie Hansen – Küreselleşmenin İlk Adımları (2022)

1000 yılı, küreselleşmenin başlangıcı olarak kabul ediliyor.

Valerie Hansen de, denizciler, tüccarlar ve göçmenlerin eşlik ettiği o dönemin canlı bir fotoğrafını çekerek bizi modern dünyanın nasıl oluştuğuna yakından bakmaya davet ediyor.

Hansen, ‘İpek Yolu’ ile başladığı tarih yolculuğuna bu kez 1000 yılını anlattığı bu özenli eseriyle devam ediyor.

Küreselleşmenin başlangıcı da kabul edilen 1000 yılı malların, teknolojilerin, dinlerin dönüştüğü ve etkilendiği bir dönem.

İnsanların yurdundan ayrılıp yeni yerlere gitmesine olanak tanıyan, dünya çapındaki ticaret yollarının şekillendiği önemli bir zaman dilimi.

Bunun sonucunda ortaya çıkan değişimler o kadar köklü ki medeniyetleri ve insanları da kapsayan etkilere sahip.

‘Küreselleşmenin İlk Adımları’, modern dünyanın nasıl oluştuğunu yakından takip etmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Valerie Hansen – Küreselleşmenin İlk Adımları: 1000 Yılı, çeviren: Gökçe Çiçek, Nora Kitap, tarih, 320 sayfa, 2022

Mete Tunçay – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Solun Tarihine Düşülen Notlar (2022)

Mete Tunçay’ın Toplumsal Tarih dergisinde sol hareketin gelişimini Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş bir çerçevede araştırdığı yazıları, bu kitapta.

‘Solun Tarihine Düşen Notlar’, Türkiye solunun özgün dinamiklerini daha iyi kavramak için birebir.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş̧, imparatorluğun yapısını değiştirmekle kalmadı.

Aynı zamanda siyasal, sosyal, kültürel değişmeleri de beraberinde getirdi.

Siyasal hareketler imparatorluk yapısından ulus-devlet bünyesine “aktarılırken” bu değişimleri de taşıyarak var olmak zorunda kaldı.

Benzer bir dönüşüm Rusya için de geçerliydi ve imparatorluk Bolşevik devrimiyle ortadan kalktı; sosyalist ve komünist hareketler için bambaşka bir dünya kuruldu.

Tunçay, uzun yıllara yayılan araştırmalarında Türkiye’de solun tarihini kendi bütünlüğü içinde takip ederken, II. Meşrutiyet’ten 1930’ların sonuna uzanan bir tarihsel kesitte konunun çeşitli yönlerini, eksik parçalarını, tek-partinin kurulusu ve iktidarı sırasında sol hareketlerin konumlarını ve hükûmet karsısındaki pozisyonlarını, Sovyetler Birliği ile ilişkilerini, parti yapısı ve çalışmalarını, sol örgütlenmeler içinde yer alan bireylerin etki ve önemlerini bir arada incelemeyi gözeten bir yaklaşım ortaya koyuyor.

  • Künye: Mete Tunçay – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Solun Tarihine Düşülen Notlar: Toplumsal Tarih Yazıları, İletişim Yayınları, tarih, 363 sayfa, 2022

Leslie P. Pierce – Harem-i Hümayun (2022)

Bu önemli çalışma, padişah kadınlarının elindeki gücün kaynaklarını ve bu gücün 16. ve 17. yüzyıldaki artışının nedenlerini inceliyor.

Hürrem Sultan, Nurbanu Sultan, Kösem Sultan, Turhan Sultan…

Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde söz sahibi olmuş kadınlar. Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatının başından 17. yüzyıl ortasına kadar, Osmanlı hanedanının ileri gelen kadınları daha önce sahip olduklarından ve daha sonra olacaklarından da büyük bir politik güce kavuştular.

Bu döneme hem popüler hem de bilimsel edebiyatta “kadınlar saltanatı” denir.

Peirce, padişah kadınlarının elindeki gücün kaynaklarını ve bu gücün 16. ve 17. yüzyıldaki artış nedenlerini inceliyor.

“Harem-i Hümayun” alanında temel bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Leslie P. Pierce – Harem-i Hümayun: Osmanlı İmparatorluğu’nda Hükümranlık ve Kadınlar, çeviren: Ayşegül Berktay, Islık Yayınları, tarih, 504 sayfa, 2022

Simon Winchester – Deli ve Dâhi (2022)

Hazırlıkları 1857’de başlamış Oxford İngilizce Sözlüğü’nün tarihi, cinayet, şizofreni ve savaşla yüklüdür.

Simon Winchester bu harika çalışmasında, başrollerinde Mel Gibson ve Sean Penn’in yer aldığı yakın zamanlı bir filme de konu olmuş sözlüğün olağanüstü hikâyesini anlatıyor.

Oxford İngilizce Sözlüğü’nün başeditörü Dr. James Murray’nin önderliğindeki komite belirli kelimeler için alıntı ve tanım toplarken zaman içinde çalışma yöntemi ve şevkiyle bir gönüllü okur öne çıktı.

On binden fazla tanıma katkıda bulunan ve çalışmaların ilk yıllarında gizemini koruyan bu okur bir Amerikan İç Savaşı gazisi olan, emekli cerrah Dr. W. C. Minor’dı ve işlediği bir cinayet sebebiyle uzun zamandır akıl hastanesinde yatmaktaydı.

Sözlüğün hazırlıkları 1857’de başlamıştı ve o güne kadar girişilen en iddialı çalışmaydı, tamamlandığında İngilizcenin en kapsamlı ilk sözlüğü olacaktı.

Winchester’ın titiz araştırmalar sonucunda kaleme aldığı ‘Deli ve Dâhi’, işte bu devrimci eserin hazırlanışına büyük katkılarda bulunan, çoğu yönden bambaşka ama kelimelere adanmışlığıyla hayli birbirine benzer iki adamın, Dr. James Murray ile Dr. W. C. Minor’ın eksantrik hikâyesini ve sözlükçülüğün meşakkatli dünyasını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Winchester – Deli ve Dâhi: İngilizcenin En Kapsamlı İlk Sözlüğünün Hazırlanışının Çılgın Hikâyesi, çeviren: Füsun Doruker, İthaki Yayınları, tarih, 216 sayfa, 2022

Elbruz Aksoy – Beyaz Köleler (2022)

‘Beyaz Köleler’, Türkiye’de inatla görmezden gelinen kölelik olgusu üzerine eşsiz bir eleştirel tarih incelemesi.

Elbruz Aksoy, büyük Kafkas göçünden sonra buraya gelen Çerkes topluluklarının anayurttan ve feodal sınıfsallıklarından kaynaklanan kölelik kurumunun burada nasıl devam ettirildiğini gözler önüne seriyor.

Kitap, her şeyden önce büyük bir yüzleşme çalışması: Türkiye’deki kölelik “geleneği” ile, kitaba adını veren ‘Beyaz Köleler’ olgusu ile yüzleşme.

  • Genellikle unutulan, unutulmak istenen veya “bir tür hizmetçilikti” diye yumuşatılan kölelik, nasıl bir sınıfsal-toplumsal ilişki ağı içinde ortaya çıkmış̧, kurumlaşmıştı?
  • Nasıl bir anlatıyla meşrulaştırılıyordu?
  • Başta “cariyeler,” köleler nasıl bir toplumsal cinsiyet rejimine ve cinsel sömürüye tabi idiler?
  • Çarlık Rusya’sının, Osmanlı’nın son devirlerinde ve 1864 Çerkes Sürgünü sonrasında kölelik nasıl evrildi?
  • İttihat Terakki, Çerkes Ethem ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, kölelerle “ne yaptılar”?
  • Ve sonunda, kölelik nasıl sona erdi, nasıl izler bıraktı, nasıl hatırlandı ve unutuldu?

‘Beyaz Köleler’, Türkiye’nin toplumsal tarihinin gizli saklı olgusu hakkında kapsamlı bir araştırma.

Kitaptan bir alıntı:

“Beyaz Köleler Osmanlı coğrafyasının farklı birçok şehir ve kasabasının çok dilli, çok kültürlü̈ kalabalık aileleri içinde onlara verilen çiçek isimlerine alışamadan, takılıp düştükleri süslü kıyafetleri içinde, sahiplerini güldüren kırık Türkçeleriyle ve namaz kılarken mırıldandıkları bozuk Arapçalarıyla her gecen gün Osmanlılaşırken, ellerinde büyüttükleri bir nesli de sessizce kendilerine benzetiyorlardı.”

  • Künye: Elbruz Aksoy – Beyaz Köleler: Son Sesler, İletişim Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2022

Gerhard Grüßhaber – Türk Ordusunda Alman Ruhu (2022)

Alman ve Osmanlı/Türk ordusu arasındaki bilgi aktarımı üzerine çok iyi bir inceleme.

Gerhard Grüßhaber, süreci 1908 Jön Türk Devrimi ile 1938’de Atatürk’ün ölümü arasındaki 30 yıllık zaman diliminde ele alıyor.

Arşiv, yayınlanmış kaynaklar ve anılar aracılığıyla sürecin analizini yapan çalışma, aynı zamanda bu bilgi alışverişinin iki ülkenin orduları ve Türk sivil toplumu üzerindeki etkisine dair kanıtlar da sunuyor.

Gerçekten de iki ülkedeki subaylar küçük ama ülkelerinin gelişimi üzerinde etkili olmuş birer toplumsal gruptu.

Etnik açıdan heterojen bir toplum olan genç Cumhuriyet Türkiye’sinin silahlı kuvvetlerden beklentileriyle, siyasi açıdan bölünmüş olan Weimar Cumhuriyeti’nin kendi silahlı kuvvetlerinden beklentileri farklıydı.

Fakat Dünya Savaşından kaynaklanan “çelik fırtınası” iki ordunun da düşünce tarzında önemli bir etki yaratmıştı.

Bu etki sonucunda ortaya çıkan yeni liderlik monarşinin itibarını kaybetmesinden doğan boşluğu doldurmayı amaçladığını iddia ediyordu.

  • Künye: Gerhard Grüßhaber – Türk Ordusunda Alman Ruhu, çeviren: Bozkurt Leblebicioğlu, Say Yayınları, tarih, 448 sayfa, 2022

Linda Darling – Ortadoğu’da Sosyal Adalet ve Siyasal İktidarın Tarihi (2022)

Ortadoğu’da adaletin siyasal serüveni hakkında eşi bulunmaz bir çalışma.

Linda Darling, çok yönlü bir bakışla izleyerek alana çok önemli katkıda bulunuyor.

Adalet, tıpkı kadim dönemlerde olduğu gibi, Ortadoğu siyasetinde halen hayati bir öneme sahip.

Antik Mezopotamya uygarlıklarından yirminci yüzyıl cumhuriyetlerine dek, adalet bu siyasi coğrafyanın başat belirleyicisi olageldi.

Ortadoğu siyasi yapısının pederşahi özelliği, yönetenleri adaletin tesisinden yegâne sorumlu aktörler kıldı.

Bu bağlamda, çoğunlukla bir daire içine yazılarak ve veciz bir şekilde ifade edilen adalet, kimi zaman tahta çıkacak müstakbel prensler ve şehzadeler için bir rehber, kimi zaman iktidara talip muhaliflerin ideolojisi ve parti programı olarak vücut buldu.

Darling, bu kavramın çağlar boyunca devamlılığını ve dönüşümünü mercek altına alarak uzun Ortadoğu siyasi tarihine alternatif bir perspektif sunmakta.

  • Künye: Linda T. Darling – Ortadoğu’da Sosyal Adalet ve Siyasal İktidarın Tarihi: Mezopotamya’dan Küreselleşmeye Adalet Çemberi, çeviren: Hakan Erdagöz, Alfa Yayınları, tarih, 656 sayfa, 2022

Polybios – Akdeniz Dünyası ve Roma’nın Yükselişi (2022)

Dünyanın gördüğü en büyük imparatorluk olan Roma’nın serüvenini, buna bizzat tanık olmuş Polybios’tan dinlemek büyük şans.

Antikçağın en önemli olaylarından biri, hiç beklenmedik bir zamanda, beklenmedik bir hızla Roma diye bir devletin ortaya çıkması ve ardından kısa süre içerisinde Akdeniz’in tamamını egemenliği altına almasıdır.

Yaklaşık 50 yıllık bir zaman diliminde tüm Akdeniz Dünyası Roma’nın kudretine boyun eğmek zorunda kalmıştır.

MÖ 2. yüzyılda yaşamış ve bu sürece bizzat şahitlik etmiş Polybios, eserini yazma amacını kendi sözleriyle şöyle özetler: “Dünya tarihinde o zamana kadar eşi benzeri görülmemiş ve daha sonra da görülemeyecek bir devletin yükselişinin altında yatan nedenleri tespit etmek.”

Polybios eserini devlet arşivlerinden, olayların görgü tanıklarından ve hizmetine sunulan diğer imkânlardan yararlanarak yazmış.

Dünyanın gördüğü en büyük imparatorluğun başarıya giden serüvenini, olaylara bizzat tanık olan birisi olarak anlatmasının yanı sıra, benimsediği tarihyazımı yöntemi de onu antikçağın en önemli tarihçilerinden biri sıfatıyla ölümsüzleştirdi.

  • Künye: Polybios – Akdeniz Dünyası ve Roma’nın Yükselişi, çeviren: Oğuz Yarlıgaş, Alfa Yayınları, tarih, 456 sayfa, 2022

Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş (2021)

‘Tanrı Adına Savaş’, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamda, korkunç örneklerine tanık olduğumuz köktendincilik hakkında iyi bir inceleme.

Karen Armstrong, bizi, militan dindarlığı ciddiye almaya ve onunla baş etmeye yönelik stratejiler geliştirmeye davet ediyor.

Geniş kapsamı kadar ayrıntılarıyla da önem arz eden çalışma, köktendinciliğin zorla kontrol altına alınamayacağını ve eğer yenilgiye uğratılmak isteniyorsa öncelikle anlaşılmak zorunda olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Konuyu orta çağdan 19. yüzyıla ve oradan 20. yüzyılla uzanarak irdeleyen Armstrong’un çalışması, din ve politikayla çok az ilgisi olanlara da hitap edecek türden.

  • Künye: Karen Armstrong – Tanrı Adına Savaş: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamda Köktendincilik, çeviren: Murat Erdem, Alfa Yayınları, inceleme, 625 sayfa, 2021

Charles Tilly, Ernesto Castañeda ve Lesley J. Wood – Toplumsal Hareketler (2022)

Charles Tilly’nin bu kitabı, sırf tarihsel süreçte demokrasinin nasıl ağır bedeller karşılığında elde edildiğini öğrenmek için dahi okunmalı.

Çağımızın en yetkin sosyalbilimcilerinden olan Tilly, 1768’den 2018’e uzanarak toplumsal hareketlerin doğuşu ve yayılışına dair aydınlatıcı bilgiler sunuyor.

Okuru, incelenen olaylara aşina kılmak için zaman çizelgeleri ekleyen Tilly, toplumsal hareketlerin ne olduğunu, nasıl işlediklerini, neden ve nasıl diğer politik meselelerle bağlantılı olduklarını açıklıyor.

Bu yeni edisyonda Ernesto Castañeda ve öğrencileri, Tilly’nin oluşturduğu çerçeve etrafında günümüz toplumsal hareketlerine ışık tutuyor.

Ele alınan vaka çalışmaları uluslararası nitelikte olmakla beraber sosyal medya, internet gibi yeni teknolojilerin olaylar üzerindeki etkilerine de parmak basıyor.

Occupy, Black Lives Matter, #YoSoy132 kitapta işlenen hareketlerden yalnızca birkaçı.

  • Künye: Charles Tilly, Ernesto Castañeda ve Lesley J. Wood – Toplumsal Hareketler 1768-2018, çeviren: Orhan Düz, Alfa Yayınları, tarih, 504 sayfa, 2022