Peter-André Alt – Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu (2017)

‘Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu’, Peter-André Alt’ın uzun soluklu çalışmalarına dayanan ‘Kötünün Estetiği’ dizisinden dördüncü çalışması.

Yazar burada,

  • On dokuzuncu yüzyıldan itibaren yalnızca edebiyatta değil, gerçek hayatta da kendini göstermiş satanist ayinleri,
  • Dönemin ürkütücü cehennem tasvirlerini,
  • Ve genel ahlaka uymayan safahat âlemlerini anlatıyor.

Yazar bunu da, Patrick Süskind’den Marquis de Sade’e, Joris-Karl Huysmans’dan William Blake’e, Jean-Paul Sartre’dan Thomas Mann’e ve Leopold von Sacher-Masoch’tan Oscar Wilde’a uzanan birçok yazarın eserleri üzerinden izliyor.

Hem karanlık hem de kadim kötülüğün edebiyattaki izlerini daha iyi kavramak için harika bir fırsat.

Peter-André Alt’ın ‘Kötülüğün Estetiği’ dizisinden çıkan üç kitabının özetleriyle yazımıza son verelim:

  • İlk kitap, kötünün mitolojideki yaratılış efsanesindeki kökenlerini,
  • İkinci kitap, kötünün gotik roman, kara romantizm ve psikanalizdeki yolculuğunu,
  • Ve üçüncü kitap da Kant, Schlegel, Schiller, Hegel, Kierkegaard ve Baudelaire’in izinde, kötü kavramının felsefi ve yazınsal serencamını incelemişti.

Künye: Peter-André Alt – Edebiyatta Kötünün Yeniden Doğuşu: Cehennem Azabı, Şeytan Ayinleri ve Sefahat Alemleri, çeviren: Sabir Yücesoy, Sel Yayıncılık, inceleme, 109 sayfa

William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912 (2017)

William John Childs, ilginç bir sima.

Kendisi, Britanya Amirallik Dairesi’nde istihbarat subayıydı.

Childs’ın asıl ilginç yanı ise, kendisinden önceki seyyahların aksine, Anadolu yolculuğunu yürüyerek gerçekleştirmesi.

Yazarın ‘Yürüyerek Anadolu’ isimli bu kitabı, onun 1911-1912 yılları arasında beş aylık bir dönemde yaklaşık 2 bin kilometreyi bulan Anadolu yolculuğuna dair izlenimlerinden oluşuyor.

Trablusgarp Savaşı’nın yaşandığı bu dönemde Childs, önce bir gemiyle Samsun’a gider ve oradan da yanında eşyalarını taşıyan bir yük beygiri ve onun sürücüsüyle birlikte Anadolu’nun içlerine, oradan Halep’e ve Kırıkhan’a doğru yol almaya başlar.

Childs’ın asıl amacı elbette Britanya adına istihbarat toplamaktı.

Fakat kitap hem renkli anlatımı hem de dönemin iyi bir tanıklığına sunmasıyla, her şeyden önce değerli bir tarihi belge.

Yazar anlatısında, dönemin Osmanlı kent ve kasabalarına, toplumsal hayatına dair gözlemlerini paylaştığı gibi, Türklerin Çerkez, Laz, Ermeni ve Rum halklarıyla ilişkilerinin nitelikli bir fotoğrafını da çekiyor.

Kitabı önemli kılan bir diğer husus da, o dönemde etkileri yoğun olarak hissedilen Müslüman-Hıristiyan ve özellikle de Müslüman-Ermeni ilişkilerindeki gerilimleri saptaması.

Kitapta, Childs’ın kendi çektiği 62 fotoğrafın yer aldığını da belirtelim.

  • Künye: William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912, çeviren: Füsun Tayanç ve Tunç Tayanç, Kitap Yayınevi, tarih, 438 sayfa

Ali Yıldırım – FKF, DEV-GENÇ Tarihi (2008)

Ali Yıldırım’ın belgesel nitelikli ‘FKF DEV-GENÇ Tarihi’ isimli bu çalışmasının ilk baskısı 1988 yılında yapılmıştı.

Yıldırım, kapsamlı çalışmasında, Türkiye devrimci gençlik hareketinin ilk organizasyonlarından olan FKF DEV-GENÇ’i 1965-71 zaman aralığında izliyor.

Kitapta karşımıza, FKF DEV-GENÇ’in ilk olmaktan dolayı yaptığı hatalar, Türkiye devrimci gençliğine getirdiği yeni bakış açıları, o dönemdeki politik organizasyonlar ve FKF DEV-GENÇ’in bunlarla ilişkileri gibi kapsamlı konular çıkıyor.

Kitap, hedef aldığı konuyu incelerken, TİP, Milli Demokratik Devrim çizgisi, Yön-Devrim, Türk Solu, Aydınlık ve Sosyalist Dergi gibi yapılara dair önemli ayrıntılar da sunuyor.

  • Künye: Ali Yıldırım – FKF DEV-GENÇ Tarihi, Doruk Yayınları, tarih, 620 sayfa

Vefa Taşdelen – Hermeneutiğin Evrimi (2008)

Vefa Taşdelen, ‘Hermeneutiğin Evrimi’nde, Batı kültürünün en köklü konularından hermeneutiğin geçirdiği aşamaları, zaman içindeki dönüşümünü izliyor.

Taşdelen çalışmasında, hermeneutiğin romantik hermeneutik, yöntem bilimsel hermeneutik, varoluşçu hermeneutik, felsefi hermeneutik, eleştirel hermeneutik gibi birbirinden farklı anlayışlarından birer temsilciyi ele alıyor.

Giambattista Vico, Johann Martin Chladenius, Friedrich Schleiermacher, Wilhelm Dilthey, Martin Heidegger, Hans-Georg Gadamer ve Jürgen Habermas, Taşdelen’in incelemesine konu olan filozoflar.

Bu alandaki başkaca kitaplar düşünüldüğünde, Taşdelen’in çalışmasının daha anlaşılır olduğunu belirtmekte fayda var.

Taşdelen, kitabın sonunda da, Hermeneutik ve postmodernizm ilişkisini inceliyor.

  • Künye: Vefa Taşdelen – Hermeneutiğin Evrimi, Hece Yayınları, felsefe, 280 sayfa

Tozan Alkan ve Şeref Bilsel (haz.) – Şairin Günah Defteri (2008)

Tozan Alkan ve Şeref Bilsel’in hazırladığı, ‘Şairin Günah Defteri’, şiirle ilgili aforizmaları, özlü sözleri bir araya getiriyor.

Şiirin ne olduğundan, neyin şiir olamayacağına kadar, geniş bir alanda hareket eden bu aforizmalar ve sözleri derleyen kitap, aslında bu alandaki söz birikiminin de ne denli zengin olduğunu gösteriyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Şiir asla bitmez, yalnızca terk edilir.” –Paul Valery.

“Her şey şiir olamaz, ama şiir her şey olabilir.” –C emal Süreya.

“Bir yiğit şairse, üstelik bir de devrimciyse elbette yaşadığını yazar.” –Ahmed Arif.

“Ozan bilinç işçisidir.” –Kemal Özer.

“Şair gündüz rüya görendir, şiir gündüz rüyasıdır.” –Sigmund Freud…

  • Künye: Tozan Alkan ve Şeref Bilsel (haz.) – Şairin Günah Defteri, İkaros Yayınları, şiir, 295 sayfa

Recep S. Tatar (haz.) – Bu Toprağın Çocuk İsimleri Sözlüğü (2008)

Recep S. Tatar’ın hazırladığı ‘Bu Toprağın Çocuk İsimleri Sözlüğü’, yüzyıllardır birlikte yaşayan halkların çocuk isimlerini barındırıyor.

Lazca, Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Gürcüce, Farsça, Çerkezce ve Süryanice gibi dillere ait çok sayıda isim barındıran sözlük, isimlerin Türkçe anlamlarına yer veriyor.

Anadolu topraklarında, birbirinden farklı toplulukların bulunması, coğrafyamızın çok kültürlülüğünü oluşturan başlıca unsur.

Fakat farklılıklar, çoğunlukla baskıya uğradı veya en iyi ihtimalle görmezden gelindi.

Tatar’ın uzun soluklu çalışmasının ürünü olan sözlük, Anadolu topraklarındaki büyük zenginliği göstermesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Recep S. Tatar (haz.) – Bu Toprağın Çocuk İsimleri Sözlüğü, Su Yayınevi, sözlük, 183 sayfa

Pınar Eraslan Yayınoğlu ve A. Filiz Susar – Kent, Görsel Kimlik ve İletişim (2008)

İki yazarlı ‘Kent, Görsel Kimlik ve İletişim’, kent kimliğini ve bunun bir parçasını oluşturan kent görsel kimliğini, iletişim disiplini yönünden inceliyor.

Görsel kent kimliği, aynı zamanda, son zamanların moda kavramlarından “marka kentler”e kadar uzanabiliyor.

İşte bu çalışma, kent markalaşmasına odaklanırken, bunun sınırlılıklarını ve eleştirilerini de ihmal etmiyor.

Kitabın ilk bölümünde, kent kavramı ve bu kavramın içeriğini oluşturan ölçütler ele alınıyor.

İkinci bölümde, görsel kimlik kavramı inceleniyor.

Çalışmanın son bölümünde ise, kent görsel kimliği, İstiklal Caddesi’ni hedefleyen Güzel Beyoğlu Projesi üzerinden izleniyor.

  • Künye: Pınar Eraslan Yayınoğlu ve A. Filiz Susar – Kent, Görsel Kimlik ve İletişim, Umuttepe Yayınları, medya, 189 sayfa

Kolektif – Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 7 (2008)

‘Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler’ dizisinin yedincisi olan bu çalışma, sinema ve para ilişkisine odaklanan çok sayıda yazıyı ihtiva ediyor.

Türkiye sinemasının yanı sıra, Alman, Yugoslav ve İngiliz sinemalarını da bu ilişkiler üzerinden değerlendiren bir konferansın kitaplaştırılmasıyla meydana gelen çalışma, ele aldığı konuyu birçok açıdan ve değişik görüşlerle değerlendiriyor.

Sinema ve para ilişkisini, bağımsız yapımcılar, yapımcı yönetmenler, sinema salonları, dağıtımcılar, film festivalleri ve sinema yazarları gibi birçok başlık altında inceleyen çalışma, alan için önemli bir işlev üstleniyor.

  • Künye: Kolektif – Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 7, yayına hazırlayan: Deniz Bayrakdar, derleyen: Elif Akçalı ve Zeynep Altundağ, Bağlam Yayınları, sinema, 535 sayfa

Adil Dağıstan ve Adnan Sofuoğlu–İşgalden Katılıma Hatay (2008)

İki yazarlı ‘İşgalden Katılıma Hatay’, Hatay’ın işgal edilişinden Türkiye’ye katılımına kadarki tarihi süreci ele almakta.

Tarihi ilk çağlara kadar uzanan, coğrafi açıdan bir geçiş noktası konumunda olan ve Amanos dağları ile Amik ovasını da içine alan Hatay, ilk zamanlarından günümüze değin farklı kültürlere merkezlik etmiş bir kent.

Ticaret yolları üzerinde bulunmasından dolayı, sömürgecilik çağından itibaren ilgi odağı haline gelen şehir, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmadan önce, farklı güçler arasında el değiştirdi.

Dağıstan ve Sofuoğlu da, şehrin Fransızlar tarafından işgal edilişini ve ardından cumhuriyete katılma sürecini ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

  • Künye. Adil Dağıstan ve Adnan Sofuoğlu – İşgalden Katılıma Hatay, Phoenix Yayınları, tarih, 194 sayfa

Cengiz Bektaş – Şirince / Tirilye (2008)

Cengiz Bektaş, ‘Şirince/Tirilye’de, Anadolu evlerinin en güzel örneklerini barındıran ve her ikisi de zeytin ağaçlarıyla ünlü Şirince ve Tirilye’nin mimari örneklerine odaklanıyor.

Eski bir Rum köyü olan Şirince, İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı.

Diğer adıyla Zeytinbağı olan Tirilye ise, özellikle Tirilye zeytini ile nam salmış, Bursa’nın Mudanya ilçesine on kilometre uzaklıkta bir kıyı kasabası.

Bektaş’ın çalışması, bu iki mekânın mimari özelliklerini, çizimler ve fotoğraflar eşliğinde veriyor.

Kitap, bu iki coğrafyanın halk yapı sanatı örneklerini vermesinin yanı sıra, bunların tarihi, kültürel ve ekonomik özelliklerini de okurlarıyla paylaşmakta.

  • Künye: Cengiz Bektaş – Şirince / Tirilye, Bileşim Yayınevi, mimari, 85 sayfa