Güngör Dilmen – Ben, Anadolu (2008)

Güngör Dilmen’in ‘Ben, Anadolu’su, Türkiye tiyatrosunun hâlâ en ilgi çeken oyunlarından biri.

Oyunda, Eskiçağ’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Anadolu kadını, çok çeşitli rollerde canlandırılıyor.

Burada yer alan her kadının trajediden güldürüye uzanan öyküsü, mitolojik çağlardan, Kurtuluş Savaşı’na kadar uzanıyor.

Oyun, karakterlerini oldukça gerçekçi ve sağlam bir şekilde tasvir etmesi ve tarihi-mitolojik ayrıntıları sağlam bir şekilde kurgulamasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

Oyun Türkiye dışında İngiltere, Almanya, Amerika, Rusya, Danimarka, Kanada, Hollanda ve Singapur gibi ülkelerde de sahnelendi.

  • Künye: Güngör Dilmen – Ben, Anadolu, Pan Yayıncılık, oyun, 420 sayfa

 

Kolektif – Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular (2008)

Mehmet Öztürk’ün derlediği ‘Sinematografik Kentler’, kent ile sinema arasındaki ilişkiye odaklanan çok sayıda yazıyı bir araya getiriyor. Bu ilişkiyi,’Siegfried Kracauer’in sine-kent denemeleri, sine-kent incelemelerinde yöntemsel yaklaşımlar ve modeller, sinemada kent mizansenleri ve filmlerde kentin fonksiyonu bağlamında ele alan kitabın yazarları, bu anlamda en iyi örnekler olan Berlin, Bombay, Kahire, Los Angeles, İstanbul, Paris ve Prag gibi stüdyo-mekânları analiz ediyor.

Çalışma en çok, sembolik kentsel filmlerden sonra, o şehre dair yeni kentli deneyimlerin nasıl oluştuğunu örnekler vererek göstermesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Kolektif – Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular, derleyen: Mehmet Öztürk, Agora Kitaplığı, sinema, 451 sayfa

Burhan Dodanlı – Hepiniz Suçlusunuz! (2008)

Burhan Dodanlı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamının gazeteci tanığı.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yargılandığı davayı başından sonuna kadar izlemiş olan Dodanlı’nın belgelere dayanarak kaleme aldığı ‘Hepiniz Suçlusunuz!’, üç gencin bir hiç uğruna idam edildiği bu davaya dair gözlemlerini barındırıyor.

İlk duruşmadan itibaren, Gezmiş ve arkadaşlarının neyle suçlandıkları, ifadeleri, sorguları,  haklarında dinletilen tanık ifadeleri ve infaz gecesinde yaşananlar, kitapta ayrıntılı olarak yer alıyor.

Kitapta ayrıca, Deniz Gezmiş’in idamından hemen önceki son sözleri ile Mustafa Yalçıner ve Hacı Tonak’a ait gerilla günlüğü de sansürsüz bir şekilde sunuluyor.

  • Künye: Burhan Dodanlı – Hepiniz Suçlusunuz!, Güncel Yayıncılık, anı, 247 sayfa

Erhan Altan – Sanatımızda Bir Dönemeç: 50’li Yıllar, Ankara (2014)

Alanlarında bilinen üç isimden, Türkiye sanatında büyük dönüşümlerin yaşandığı 1950’lerin Ankara’sına dair değerlendirme almak, her şeyden önce çok iyi bir fikir.

Erhan Altan, ‘Sanatımızda Bir Dönemeç’te,

  • Ahmet Oktay’dan, İkinci Yeni’nin ortaya çıkışını, etkilerini,
  • Müzisyen İlhan Usmanbaş’tan, dönemin müzik ortamını,
  • Ve ressam Lütfü Güney’den de resim sanatındaki gelişmeleri dinliyor.

Dönemin Ankara’sının sanat ortamı hakkında aydınlanmak için iyi bir çalışma.

  • Künye: Erhan Altan – Sanatımızda Bir Dönemeç: 50’li Yıllar, Ankara, Edebi Şeyler Yayınları, sanat, 96 sayfa

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış (2014)

East Press, Napoleon liderliğindeki Fransa ile Rusya arasında yaşanan savaşın gölgesinde geçen ‘Savaş ve Barış’ ile manga hünerini sergilemeye devam ediyor.

Harikulade romanın Piyer Bezuhov, Andrey, Nikola ve Nataşa gibi olağanüstü karakterlerinin, savaş, yokluk, ölüm ve aşkla örülü destansı hayatlarının şahane bir tasviri.

  • Künye: Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış, mangalaştıran: East Press, çeviren: H. Can Erkin, Yordam Kitap, manga, 192 sayfa

Ebru Boyar ve Kate Fleet – Osmanlı İstanbul’unun Toplumsal Tarihi (2014)

Yüzyıllarca imparatorluğa başkentlik etmiş İstanbul’un toplumsal tarihi için arşivlik bir eser.

Saray ve halk kesimi arasındaki ilişkiler, kentin kozmopolit ve ekonomik yapısı, İstanbul’un tüketim alışkanlıkları, şehirdeki bahçeler, mesireler ve hamamların toplumsal rolleri ve fazlası…

  • Künye: Ebru Boyar ve Kate Fleet – Osmanlı İstanbul’unun Toplumsal Tarihi, çeviren: Serpil Çağlayan, İş Kültür Yayınları, tarih, 464 sayfa

Robert Stam – Sinema Teorisine Giriş (2014)

Bu kitap, sinema teorisi literatürü ve sinema eleştirisiyle ilgili sağlam bir kullanım kılavuzu arayanlar için biçilmiş kaftan.

Konuyu, ülke ve kültürlere göre değişebilen uluslararası ve çokkültürlü detayları ihmal etmeden anlatan Stam, 20. yüzyılda sinema teorisini şekillendirmiş soru ve tartışmaların kapsamlı bir incelemesi paralelinde, film teorisi ile ilgili hem yetkin hem de rahat okunabilir bir çerçeve çiziyor.

  • Künye: Robert Stam – Sinema Teorisine Giriş, çeviren: Selma Salman ve Çiğdem Asatekin, Ayrıntı Yayınları, sinema, 336 sayfa

Thomas Benedikter – Modern Özerklik Sistemleri (2014)

Dünyadan pek çok örnek eşliğinde ele alınan modern özerklik sistemleri, başka bir dünyanın mümkün olduğunu gözler önüne seriyor.

Benedikter, İspanya, Nikaragua, Kanada ve İtalya gibi dünya çapındaki özerk bölgeleri incelemekle kalmıyor, siyasal özerkliğin işlevsel unsurlarını ve başarı koşullarını da tartışıyor.

  • Künye: Thomas Benedikter – Modern Özerklik Sistemleri, çeviren: Ümit Kaya, Mehmet Salim, Özgür Demirel, Yasemin Salar ve Hülya Türker, Nika Yayınevi, siyaset, 512 sayfa

Maurice Blanchot – Bekleyiş Unutuş (2014)

Yazın ve düşünce dünyasının nevi şahsına münhasır isimlerinden Maurice Blanchot’dan anlatı biçimleri, felsefi söylemin derinlikleri ile şiirin harmanlandığı şahane bir metin.

Bir yönüyle yoğun bir tefekkür metni, diğer yönüyle Blanchot’nun üslubunun en görkemli duraklarından biri.

Unutuş, bekleyiş, zaman, ebedilik, an, mekân, ölüm, acı, gelip geçicilik, mevcudiyet, anlam ve hiçlik üzerine derinlemesine düşünmek için.

  • Künye: Maurice Blanchot – Bekleyiş Unutuş, çeviren: Ender Keskin, MonoKL Yayınları, anlatı, 120 sayfa

Edward W. Soja – Postmodern Coğrafyalar: Eleştirel Toplumsal Teoride Mekânın Yeniden İleri Sürülmesi (2017)

Mekânın zamanla ilişkisini irdeleyen ve mekânı içerecek bir eleştirel toplumsal teori üzerine düşünen bir çalışma.

Edward W. Soja, çağdaş toplumsal teori ve analizde eleştirel bir mekânsal perspektifin yeniden yerleştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Soja öncelikle şu saptamayı yapıyor:

Zaman ve tarih, Batı Marksizminin ve eleştirel beşeri bilimlerin pratik ve teorik bilincinde yüz yıldır imtiyazlı bir konuma sahip ve bu süreçte tarihin nasıl yapıldığını bilmek de, özgürleştirici bilginin ve pratik siyasi bilincin öncelikli kaynağıydı.

Soja bu saptamadan yola çıkarak, zamandan çok mekânı öne çıkarıyor ve bu bağlamda kendi teorisini “tarihin yapımı”ndan ziyade “coğrafyanın yapımı” üzerine bina ediyor.

Kitap, Michel Foucault, John Berger, Fredric Jameson, Anthony Giddens, Ernest Mandel ve Henri  Lefebvre’in fikirlerine başvurarak eleştirel toplumsal teorinin düşünsel tarihini mekân, zaman ve toplumsal varlığın yanı sıra coğrafya, tarih ve toplumun değişken diyalektiklerini  kapsayacak  şekilde  yeniden  yazarak  geleneksel  anlatıyı mekânsallaştırıyor.

Kitabın ilk iki bölümünde, mekânı konu edinen bir yorumbilgisinin ikincil konuma düşürülmesinin izleri, tarihselciliğin on dokuzuncu yüzyıla uzanan köklerine ve ardı sıra gelişen Batı Marksizmiyle eleştirel beşeri bilimlere dek sürülüyor.

Üçüncü ve dördüncü bölümlerde, toplumsal ve mekânsal diyalektiğin, kentsel olanın teorik özelliğinin ve kapitalizmin varlığını sürdürmesinde coğrafi eşitsiz gelişimin hayati rolüne odaklanıyor.

Beşinci bölüm, yeni bir mekânsal perspektif kazanmış Nicos Poulantzas’ın, Batı Marksizm tarihini belirleyen mekân ve zamana dair yanılsamalar üzerine yaptığı gözlemleri ontolojik bir gözle yorumluyor.

Soja, çalışmasının son bölümünde ise, günümüz Los Angeles’ının post-Fordist peyzajında sahnelenmekte olan kentsel yeniden yapılandırmanın siyasal iktisadını ana hatlarıyla çiziyor.

  • Künye: Edward W. Soja – Postmodern Coğrafyalar: Eleştirel Toplumsal Teoride Mekânın Yeniden İleri Sürülmesi, çeviren: Yunus Çetin, Sel Yayıncılık, kent çalışmaları, 352 sayfa