John Sandford – Av Kuralları (2008)

1986 yılında Pulitzer Ödülü de kazanmış bir gazeteci olan Amerikalı yazar John Sandford, çağdaş polisiyenin önemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Yazarın av temalı dizi romanlarının ilki, Türkçeye de çevirisi yapılan ‘Av Kuralları’ isimli bu kitap.

Roman, hem çok zeki genç bir avukat hem de bir katil olan Louis Vullion’un etrafında dönüyor.

Her cinayetinde, öldürdüğü kadınların üzerine notlar bırakan Vullion, asla tanıdığı birisini öldürmez, asla motif kullanmaz ve asla aynı düzenle hareket etmez.

Vullion’un peşine düşen isim olan ve yazarın ‘Gölge Avı’ndan aşina olduğumuz dedektif Lucas Davenport ise katilin kurallarına göre oynamaya karar verir.

  • Künye: John Sandford – Av Kuralları, çeviren: Boğaç Erkan, Doğan Kitap, roman, 456 sayfa

Ernesto Che Guevara – Gerilla Savaşı (2008)

Ernesto Che Guevara, Türkçeye İspanyolca aslından çevrilen, ‘Gerilla Savaşı’ isimli bu kitabını, Küba Devrimi’nden hemen sonra kaleme aldı.

Dolayısıyla, Che’nin devrim sürecinde yaşadığı deneyime dayanarak yazdığı kitap, bir tür “Gerilla El Kitabı” olarak da tanımlanabilir.

Dört ana bölümden oluşan kitap, gerilla mücadelesinin temel prensipleriyle başlıyor.

Kitabın diğer bölümleri ise strateji ve taktiğin yanında, gerilla etiğine ilişkin bilgiler içeriyor.

Savaş ortamında yapılması ve yapılmaması gerekenleri özellikle vurgulayan Che, profesyonel silahlara karşı nasıl mücadele edileceğinin yöntemlerini de anlatıyor.

  • Künye: Ernesto Che Guevara – Gerilla Savaşı, çeviren: Süleyman Doğru ve Romina Kavak Büyükişman, Everest Yayınları, siyaset, 164 sayfa

Deniz Kavukçuoğlu – “Sen Vatan Haini misin, Baba?” (2008)‏

Deniz Kavukçuoğlu’nun anıları…

“Sen Vatan Haini misin, Baba?”, siyasi düşüncesi ve muhalif duruşu nedeniyle ülkesinden ayrı yaşamak zorunda kalan bir aydının yaşadıklarını, samimi ve yetkin bir üslupla anlatıyor.

Kavukçuoğlu’nun sürgün dönemleri 12 Eylül darbesiyle başlayıp, tamı tamına yirmi iki yıl sürdü.

Yazar anılarında, Türkiye yurttaşlığından atılmış, anayurduna bir türlü dönemeyen ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan bir aydının duygu dünyasına, yaşadıklarına iniyor.

Kavukçuoğlu’nun anıları, Türkiye yakın tarihinde yaşanmış pek çok olaya da açıklık getiriyor.

  • Künye: Deniz Kavukçuoğlu – “Sen Vatan Haini misin, Baba?”, Can Yayınları, anı, 407 sayfa

Timothy W. Childs – Trablusgarp Savaşı ve Türk-İtalyan Diplomatik İlişkileri (2008)

Trablusgarp Savaşı, İtalya’nın 1911’de Libya topraklarını işgalinin ardından, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında yaşanmış, tarihe yön veren savaşlardan.

Timothy W. Childs’ın çalışması, İtalya’nın Roma İmparatorluğu hayalleri kurarak gerçekleştirdiği bu emperyalist girişimi, Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemdeki durumu çerçevesinden izliyor.

Yazarın, İtalyan kaynaklarının ve devlet arşivlerinin yanı sıra, Osmanlı Hariciye arşivlerinde de yaptığı incelemelerin ürünü olan kitap, savaşın diplomatik ve askeri yönlerini ele alıyor.

Childs ayrıca, savaş alanındaki ve pazarlık masasındaki süreçleri, dönemin uluslararası dengeleriyle birlikte yorumluyor.

  • Künye: Timothy W. Childs – Trablusgarp Savaşı ve Türk-İtalyan Diplomatik İlişkileri, çeviren: Deniz Berktay, İş Kültür Yayınları, tarih, 333 sayfa

Hans-Georg Gadamer – Hakikat ve Yöntem, 1. Cilt (2008)

Hans-Georg Gadamer’in ‘Hakikat ve Yöntem’i, 1960 yılında yayınlanmış olmasına ve Gadamer bundan sonra da birçok eser vermesine rağmen, düşünürün külliyatının en ünlü ve en önemli eseri olarak durmaya devam ediyor.

Kitabın Türkçeye çevirisi de, orijinal dili olan Almancadan yapılmış ve sağlıklı bir çeviri olması için de, İngilizce çevirisiyle karşılaştırılmış.

Gadamer, Türkçeye üç cilt halinde çevrilmesi düşünülen çalışmasının birinci cildinde, hakikat ve yöntem sorununu, sanatın ontolojisinde ve tarih düşüncesinde temellendirme denemesinde bulunuyor.

Kitabın bu birinci cildi, daha çok hakikat ve yöntem konusunda kavramsal bir çerçeve kuruyor.

  • Künye: Hans-Georg Gadamer – Hakikat ve Yöntem, 1. Cilt, çeviren: Hüsamettin Arslan ve İsmail Yavuzcan, Paradigma Yayıncılık, felsefe, 384 sayfa

Martin O’Brien – Jacquot ve Suyu Seven Katil (2008)‏

Martin O’Brien, ilaçla uyutup öldürdüğü kadınların çıplak cesetlerini sulara terk eden bir seri katili ve bu katilin peşindeki Jacquot’nun yaşadıklarını hikâye ediyor.

Katilin izini süren, Marsilya cinayet masası Başmüfettişi Daniel Jacquot’nun yolu, yeraltı dünyasının ürkütücü karakterleri ile dışardan sorunsuz görünen, fakat muazzam bir kirliliğin batağına saplanmış Marsilya’nın kaymak tabakasından karakterlerle kesişecektir.

Bu roman, polis müfettişi Jacquot’nun maceralarından oluşan serinin ilk kitabı.

  • Künye: Martin O’Brien – Jacquot ve Suyu Seven Katil, çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu, Yapı Kredi Yayınları, roman, 513 sayfa

François Dosse – Ufalanmış Tarih (2008)

François Dosse, ‘Ufalanmış Tarih’te, Annales ekolünün tarih konusunda getirdiği yorumun, günümüzde hegemonik bir yapıya büründüğü eleştirisini sunuyor.

Batı’da iki dünya savaşı arasında, Fransa’da yayınlanan Annales dergisi, tarih biliminin ve yazımının geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasında etkili oldu.

Dosse, bu dergi ve derginin getirdiği tarih yazımı anlayışını masaya yatırıyor.

Yazar ayrıca, “tarihin tarihini” yazan Georges Duby, Emmanuel Le Roy Ladurie, Pierre Chaunu, Jean Bouvier, Marc Ferro ve Fernand Braudel gibi tarihçilerin hikâyesini de eleştirel bir gözle veriyor.

  • Künye: François Dosse – Ufalanmış Tarih, çeviren: Işık Ergüden, İş Kültür Yayınları, tarih, 282 sayfa

Özer Kanburoğlu – Mimari Fotoğraf (2008)

Özer Kanburoğlu, ‘Mimari Fotoğraf’ta, bu alanda çalışmalar yapacakların hangi malzemeleri hangi durumlarda ne şekilde kullanmaları gerektiğini ve karşılaşacakları olağanüstü durumlara karşı nasıl hareket edeceklerini anlatıyor.

Kitap, mimari fotoğrafçılığın tarihçesinden iç ve dış mekânlarda mimari fotoğraf çekimine kadar birçok konuyu alıyor.

Mimari fotoğraf çeken profesyonel fotoğrafçılara, mimarlara, bu konuda çalışan amatör fotoğrafçılara ve fotoğrafçılık ile mimarlık eğitimi alan öğrencilere çekimler konusunda öneriler sunan iyi bir kılavuz.

  • Künye: Özer Kanburoğlu – Mimari Fotoğraf, İnkılap Kitabevi, fotoğraf, 200 sayfa

Günther Anders – Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı (2017)

Her ne hikmetse şu ana Türkçeye bir türlü çevrilememiş Günther Anders’in ‘Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı’ adlı yapıtı, nihayet yerli okurun karşısına çıktı!

Bu önemli çalışma, Kafka’nın olağanüstü edebiyatına ve bu edebiyatı mümkün kılan yazarın özgün dünyasına odaklanıyor.

Max Brod ile de arkadaş olan Anders, Kafka’nın dehasını, daha kendisi bilinen bir yazar haline gelmeden önce fark etmişti.

Kitap, Kafka’nın tüm edebiyatıyla ilgilense de, ağırlıklı olarak yazarın tamamlanmamış romanı ‘Şato’yu merkeze alıyor.

Anders, yalnızca bir roman olarak ‘Şato’yu ayrıntılı bir şekilde irdelemekle kalmıyor, aynı zamanda romanın başkahramanı K. üzerinden bizzat Kafka’nın bir yazar olarak portresini de çizmeye koyuluyor.

Son olarak özellikle belirtmekte fayda var: Anders, Kafka’nın dehasını teslim ediyor etmesine, fakat aynı zamanda bir düşünür ciddiyetiyle Kafka’yı eleştiriyor ve onun temel çelişkilerini, kafa karışıklıklarını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Günther Anders – Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı, çeviren: Herdem Belen ve Hüseyin Ertürk, İthaki Yayınları, edebiyat inceleme, 144 sayfa

Halil Erhan – Baybahanlı Nubar (2017)

Ermeniler bir zamanlar Karadeniz’de de genişçe bir coğrafyada yaşıyorlardı. Ta ki, o bilinen vahim yıllara kadar…

Halil Erhan’ı, 2015’te yayımlanan, Karadeniz’deki Ermenileri anlattığı değerli kitabıyla biliyoruz.

Yazar şimdi de, Karadeniz’den bir Ermeni yetim olan Nubar’ın, yani dedesinin hayat serencamını bize sunuyor.

Nubar’ın ya da Müslümanlaştırılıp Türkleştirildikten sonraki adıyla Kamil’in bu trajik hikâyesinin bize anlatacağı çok şey var:

Karadeniz’deki isimsiz Ermeni yetimler,

Müslümanlaştırılmış veya Müslümanlığı kabul etmeleri şartıyla hayatları bağışlanmış  Ermeniler,

Hamidiye Alayları’nın baskınları,

Vicdanlı biri tarafından kurtarılıp Müslüman olarak yetiştirilen bir yetimin trajedisi…

Erhan’ın dedesinin ve onun gibi binlercesinin kıyım ve yıkımla örülü hayatları üzerinden, bugünlere nasıl geldiğimizi gözler önüne seren dört dörtlük bir belgesel.

  • Künye: Halil Erhan – Baybahanlı Nubar, İletişim Yayınları, biyografi, 208 sayfa