John Berger – Sanatla Direniş (2017)

2017’nin ikinci gününde sessiz sedasız bir şekilde aramızdan ayrılan John Berger, hayatı boyunca iyi bir sanat eleştirmeni ve iyi bir devrimci olarak kaldı.

Bocalamadı, kirlenmedi…

Bu kitap, Berger’in sanat üzerine yazılarından oluşuyor. Berger burada, “gösterişçi” ve “provokatif” addedilen “yıldızlardan” ziyade klasik ve modern sanatta iz bırakmış isimlerin eserlerine odaklanıyor.

Edgar Degas, Michelangelo, Van Gogh, Rembrandt, Constantin Brancusi, Giorgio Morandi, Frida Kahlo ve daha nicesi…

Berger bu sanatçıları yorumlarken, bizi de sanatın sağaltıcı ve güç veren yönünü keşfetmeye davet ediyor.

Berger’in Subcomandante Marcos’la yazışmalarını barındırması ise, kitabın güzel sürprizlerinden.

Aslı Biçen’in usta işi çevirisiyle…

 Künye: John Berger – Sanatla Direniş, çeviren: Aslı Biçen, Metis Yayınları, sanat, 192 sayfa

Türkan Şoray – Sinemam ve Ben (2017)

Türkan Şoray…

O sıradan bir oyuncu değil. Bir oyuncudan da ve kesinlikle güzel bir kadından da öte bir şey…

1960’larda sinemayla tanışmış, ilk ödülünü 1964’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Acı Hayat filmiyle en başarılı kadın oyuncu seçilerek almış ve toplamda 222 filmde rol alarak rekor kırmış, yaşayan bir efsane.

Aynı zamanda senarist, aynı zamanda yönetmen…

Türkan Şoray ‘Sinemam ve Ben’de, hayatına ve Yeşilçam günlerine dair bilinmeyenleri bizimle paylaşıyor.

İstanbul’da orta halli bir ailenin üç çocuğundan biri olarak başlayan hayat…

Eski İstanbul mahallelerinde insan ilişkileri…

Erken yaşlarda başlayan sinema tutkusu…

Yeşilçam’da ilk günler…

Sinemanın büyülü dünyasında tanık olduğu ilginç olaylar…

Bu dünyadan edindiği arkadaşlıklar ve dostluklar…

Bunlar ve ilgi çekici daha pek çok şey, Türkan Şoray’ın sahici anlatımıyla okurunu karşılıyor.

Kitap, yalnızca Türkan Şoray’ın hayatının değil, Türkiye sinemasının ve toplumunun yaşadığı büyük dönüşümün de hikâyesi.

  • Künye: Türkan Şoray – Sinemam ve Ben, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa

Kolektif – Nietzsche ve Dil (2017)

Toplum ile dil arasındaki ilişki, her zaman toplumun lehine midir?

Başka bir şekilde soracak olursak, insani yaratının en üst araçlarından biri olan dil, hakikati tam anlamıyla ifade edebilir mi, yoksa tam aksine gerçeği çarpıtır mı?

Peki, dil ile iktidarın inşası ve toplumsal organizasyon arasında nasıl bir ilişki var?

Bu sorular için doyurucu yanıtlar sunan, Abdullah Onur Aktaş’ın uzun soluklu çalışmalarının meyvesi olan elimizdeki kitap, Nietzsche’nin iki makalesi üzerinden onun dil hakkındaki düşüncelerini serimleyen yazılardan oluşuyor.

Bu kitabı özgün kılan hususların başında ise, Nietzsche’nin şu ana kadar Türkçeye hiç çevrilmemiş bir makalesini barındırması.

Kitapta yer alan yazılar, düşünürün makalelerindeki yaklaşımından yola çıkarak dil ve hakikat ilişkisini, dilin gerçekliği algılayışı ve ifade edişindeki sorunları yorumluyor.

Kitap, hem Nietzsche düşüncesine hem de dil tartışmalarına sağlam bir katkı.

  • Künye: Kolektif – Nietzsche ve Dil, hazırlayan: Abdullah Onur Aktaş, çeviren: İdil Yavuz Aktaş, Necdet Yıldız ve Serkan Özçiftci, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 174 sayfa

Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer – Mezopotamya Mitolojisi (2017)

Mezopotamya’da keşfedilmiş en eski mitlerden günümüze gelebilmiş elli mitin çevirisi, derlemesi ve yorumu.

Şu ana kadar, alanında Türkçeye kazandırılmış en kapsamlı ve bütünlüklü derleme.

Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer, Antik Yakın Doğu uygarlıkları denince ilk akla gelen uzmanlardan.

Bu iki önemli ismin hazırladığı kitap ise, hem mitoloji gibi büyülü ve ilginç bir alanla ilgilenenlere hem de başta Ortadoğu tarihi olmak üzere tarihle ilgilenen tüm okurlara fazlasıyla hitap edecek nitelikte.

Buradaki mitolojilerden en eskisi, bundan tam üç bin yıl öncesine dayanıyor ve bu mitolojiler toplamının sunduğu hikâyeler de, eski insanların düşünme biçimleri, toplumsal/ekonomik yaşamları ve inanç sistemleri hakkında bize altın değerinde bilgiler veriyor.

‘Mezopotamya Mitolojisi’, yıllar ve çağlar geçse de, insanın büyük ve evrensel sorular sorma, bunların yanıtlarını arama sevdasının hiçbir zaman sona ermeyeceğini gösteren bir yapıt.

  • Künye: Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer – Mezopotamya Mitolojisi, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, mitoloji, 896 sayfa

Peter Fleming – Çalışmanın Mitolojisi (2017)

İnsanlığın geneline hiçbir faydası dokunmadığı, hatta çoğunluğun zararına olduğu halde, kapitalizm neden varlığını sürdürebiliyor? Bunu sağlayan dinamikler neler?

Hakikaten iddia edildiği gibi, yaşamak için bu kadar insafsızca çalışmak zorunda mıyız?

‘Çalışmanın Mitolojisi’, tam da bu sorulara yanıt verdiği için değerli.

İşletme ve toplum profesörü Peter Fleming, kapitalizmin ideolojik dokunulmazlığının başlıca nedeninin, çalışmanın hâlâ hayatta kalmayla ve sözüm ona zorunluluklarla karıştırılması olduğunu, bunun da neoliberal kurnazlıkla tasarlanmış bir yanıltmaca olduğuna inanıyor.

Kapitalizmin neoliberal dalavereler sayesinde fazla mesai, vardiyalı çalışma ve esnek çalışma gibi dayatmalarla kendini yeniden ve yeniden ürettiğini belirten Fleming, buna karşı yeni bir çalışma perspektifi geliştirmemiz gerektiğini söylüyor.

Yazarın da söylediği gibi, aslında her şeyin başı direniş!

İşte kitap da, bu direniş olanaklarını gözler önüne sermesiyle önem kazanıyor diyebiliriz.

Pekâlâ, insan onuruna yaraşır ücretler alabilir, devlete ve şirketlere karşı haklarımızı savunabileceğimiz güçlü örgütlenmeler yaratabilir, haftada en fazla 3 gün ve azami 20 saat çalışabiliriz.

İşin en güzel tarafı ise, bunlardan hiçbirinin ütopya olmaması. Fleming’in eseri de bunun mümkün olduğunu ispatlamasıyla önemli.

  • Künye: Peter Fleming – Çalışmanın Mitolojisi, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 263 sayfa

Emma Thompson – Sihirli Dadı ve Büyük Patlama (2014)

‘Sihirli Dadı ve Büyük Patlama’, Green ailesinin, olağanüstü güçlere sahip dadı Nanny McPhee ile yaşadıkları birbirinden komik maceraları anlatıyor.

Savaş patlak verdikten sonra Isabel Green’in eşi Rory, askere alınmıştır.

Norman, Megsie ve Vincent adlı üç çocuğu olan Isabel, eşinin yokluğunda ne yapacağını şaşırmıştır.

Günün birinde aileye dadı Nanny McPhee katılır ve bu, hiç hesapta olmayan maceraların, sıra dışı olayların başlamasına vesile olacaktır.

  • Künye: Sihirli Dadı ve Büyük Patlama, Emma Thompson, çeviren: Mehmet Barış Albayrak, İthaki Yayınları, roman, 208 sayfa

Deniz Üçbaşaran ve Arslan Sayman – Şarkı Söyleyen Berber (2014)

‘Şarkı Söyleyen Berber’, aynı yerde iş yapan Meraklı Berber ile Şarkı Söyleyen Berber arasındaki tatlı rekabeti hikâye ediyor.

Meraklı Berber, tüm çabalarına rağmen, işlerini bir türlü rayına koyamamaktadır.

Bunun esas nedeni de, civardaki çocukların Şarkı Söyleyen Berber’i tercih etmesidir.

Kahramanımız, merakına yenilerek Şarkı Söyleyen Berber’in başarısının sırrını öğrenmeye karar verir.

Fakat bu merakın bedeli ağırdır. Zira Meraklı Berber, hem bıyığını hem de çok sevdiği kâkülünü kaybedecektir.

Komik mi komik, sıcak mı sıcak bir hikâye.

  • Künye: Şarkı Söyleyen Berber, öykü ve resimleyen: Deniz Üçbaşaran, yazan: Arslan Sayman, Yapı Kredi Yayınları, çocuk, 32 sayfa

Mümin Sekman – İnsan İsterse 5 (2014)

‘İnsan İsterse’nin beşinci cildi, serinin diğer kitapları gibi, bütün zorluklara rağmen hayallerindeki yerlere gelebilmiş insanların başarı hikâyelerini anlatmaya kaldığı yerden devam ediyor.

Bu ciltte bize hikâyesi anlatılan isimler şöyle:

On bir çocuklu bir ailede doğup iletişim alanında tanınan bir isim haline gelen Doğan Cüceloğlu,

Yalova’dan NBA’ya uzanan başarılı bir hayata imza atan Mehmet Okur,

Çocukluğunda su satmış, daha sonra da dev bir bisküvi fabrikasını kurmaş Sabri Ülker,

Futbol aşkıyla imkânsızlıklar içinde kendini geliştirmiş Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu Lefter,

Adana’da bir seyyar satıcının oğlu olarak doğup daha sonra ünlü bir antrenör olan Fatih Terim…

  • Künye: İnsan İsterse 5, Mümin Sekman, Alfa Yayınları, kişisel gelişim, 242 sayfa

 

 

Onat Kutlar – Senaryolar (2014)

Eksikliğini hep hissedeceğimiz yazarlarımızdan Onat Kutlar, 1950 kuşağının en yetenekli öykü yazarlarından olmasının yanı sıra, kurduğu Sinematek ile Türkiye sinemasına ve genç yönetmenlerin yetişmesine muazzam katkılarda bulunmuştu.

Bu kitap, Kutlar’ın sinema serüveninin bir parçası olan senaryolarını bir araya getiriyor.

Kitapta, Kutlar’ın ‘Yusuf ile Kenan’, ‘Hazal’ ve ‘Hakkâri’de Bir Mevsim’ adlı senaryoları ile ‘Kuyucaklı Yusuf’, ‘Kürk Mantolu Madonna’ ve ‘İstanbul’ isminde üç sinopsisi yer alıyor.

Kutlar, sağlığında senaryolarını yayınlamayı düşünmüş, fakat farklı nedenlerle buna fırsat bulamamıştı.

Bu kitapla, Kutlar’ın o hayali de gerçekleşmiş oldu.

  • Künye: Senaryolar, Onat Kutlar, Yapı Kredi Yayınları, senaryo, 275 sayfa

 

 

Jean François Lyotard ve J. L. Thébaud – Hakkıyla (2014)

Jean-François Lyotard, Türkçede daha çok ‘Postmodern Durum’ isimli kitabıyla biliniyor.

Bu kitapla birlikte, yoğun bir şekilde yürütülen postmodernizm tartışmaları Lyotard adıyla bütünleşmiş oldu.

Oysa Lyotard’ın zengin düşünce alanı göz önüne alındığında, bu tartışmalar çoğu zaman yüzeysel kalır.

Örneğin düşünürün provokatif üslupla kaleme aldığı ‘Libidinal Ekonomi’, Freud ve Marx düşüncesini özgün bir tarzda yeniden yorumlamıştı.

‘Hakkıyla’ ise, Lyotard ile J. L. Thébaud arasında ‘Libidinal Ekonomi’nin merkeze alındığı bir tartışma.

Kitap, Lyotard’ın bakış açısı ve felsefesini serimlemesiyle önemli bir rol üstlenmekte.

  • Künye: Hakkıyla, Jean François Lyotard ve J. L. Thébaud, çeviren: Emine Sarıkartal, İthaki Yayınları, felsefe, 185 sayfa