Robert-Jean Longuet – Büyük Dedem Karl Marx (2012)

  • BÜYÜK DEDEM KARL MARX, Robert-Jean Longuet, çeviren: Renan Akman, Yordam Kitap, siyaset, 224 sayfa

Robert-Jean Longuet, Karl Marx’ın torununun oğlu. Longuet elimizdeki dikkat çeken kitabında, büyük dedesi Marx’ın bir portresini çiziyor. Kitabı özgün kılan hususlardan biri, Marx’ı, doğduğu, büyüdüğü ve tam bir dönüşüm geçirmekte olan o dünyanın gerçekliğiyle yüz yüze geldiği çevrenin ve çağın içine yerleştirerek resmetmesi. Kitabı için Marx’ın toplu yapıtlarının yanı sıra, yüz cildi aşan yazışmalarından da yararlanan Longuet, incelemesine eksen olarak kuramcı Marx’ı değil de insan Marx’ı alıyor ve onun kişiliğinin oluşumuna, içinde büyüdüğü ortamın etkisiyle belirlenen siyasî ve toplumsal yönelimlerine uzanıyor.

Stefan Zweig – Montaigne (2012)

  • MONTAIGNE, Stefan Zweig, çeviren: Ahmet Cemal, Can Yayınları, deneme, 122 sayfa

Yetkin biyografi kitaplarıyla da bildiğimiz Stefan Zweig, elimizdeki tamamlanmamış kitabında, dünya edebiyatında denemenin babası olarak bilinen, büyük hümanist Montaigne’e ve onun çağına odaklanıyor. Zweig, yaşamının son yılında, 1942’de kaleme aldığı kitabında, kendisinden yüzlerce yıl önce yaşamış, Rönesans ve hümanizmin mirasçısı olarak insana yaklaşan ve onu sorgulayan Montaigne’in dünyasına iniyor. Zweig, kendi deyimiyle, kitle çılgınlığının doruğa vardığı bir zamanda, insanlığını korumaya çalışanların ne yapmaları gerektiğini, nereden yardım alabileceklerini sorgularken, Montaigne’in düşüncelerine uzanıyor.

Charlotte Perkins Gilman – Sarı Duvar Kağıdı (2012)

Birinci dalga feminist hareketin önde gelen isimlerinden Charlotte Perkins Gilman, bizde daha önce yayımlanan ‘Kadınlar Ülkesi’yle hatırlanacaktır.

Bu kitap, kadınları ele alan edebi denemeler içerisinde, ilk defa feminist öğeleri ütopya tarzıyla açık ve bilinçli bir şekilde işlemesiyle önemliydi.

Gilman’ın ‘Sarı Duvar Kağıdı’ ise, kendisinin 1890 ile 1914 arasında kaleme aldığı yedi öyküsünü bir araya getiriyor.

Yazar kitaba adını veren öyküsünde, toplumun kadına biçtiği rolleri ve kadının bu sınırlar karşısındaki çaresizliğini anlatıyor.

Sarı duvar kağıdı düzeni, yırtılması ise kadının özgürlüğünü temsil eder.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Sarı Duvar Kağıdı, çeviren: Aksu Bora ve Aysun Altunışık, Otonom Yayıncılık, öykü, 115 sayfa

Şule Gürbüz – Saat Kitabı (2012)

  • SAAT KİTABI, Şule Gürbüz, TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı Yayınları, kültür, 127 sayfa

Şair, yazar ve saat tamircisi Şule Gürbüz, elimizdeki çalışması ‘Saat Kitabı’nda, geçmişten günümüze saat olgusunun geçirdiği serüveni anlatıyor. Kitapta eski saatlerin özellikleri, mekanik saat tamirciliği, Osmanlı’da saatçilik, Osmanlı’nın meşhur saat ustası Ahmed Eflâkî Dede, 20. yüzyılda sokak saatlerinin ortaya çıkışı, ev saatleri ve saat kuleleri gibi, konuya dair birçok ayrıntı yer alıyor. Milli Saraylar’ın, başta Dolmabahçe Sarayı olmak üzere, zengin bir saat koleksiyonuna sahip olduğu biliniyor. Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitap, bu koleksiyondan önemli parçalara yer vermesiyle de dikkat çekiyor.

Kemal H. Karpat – Balkanlarda Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik (2012)

  • BALKANLARDA OSMANLI MİRASI VE MİLLİYETÇİLİK, Kemal H. Karpat, çeviren: Recep Boztemur, Timaş Yayınları, tarih, 365 sayfa

2012 yılı, Balkan Savaşı’nın yüzüncü yıldönümü. Bu tarih, Osmanlı’nın uğradığı en büyük yenilgilerden biri olduğu kadar, Balkanlardan çekilişinin ve dağılmasının da sonunu temsil ediyordu. İşte Kemal H. Karpat elimizdeki çalışmasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlardaki hakimiyeti ile bu hükümranlığın ardından Romenler, Yunanlılar, Sırplar ve Bulgarlar arasında milliyet düşüncesinin ortaya çıkışını anlatıyor. Osmanlı yönetimi altındaki Balkanlardaki toplumsal ve siyasal dönüşüm ile milliyetçiliğe odaklanan kitap, Osmanlı’nın bu coğrafyadaki etkilerini tarihten günümüze uzanarak analiz etmesiyle dikkat çekiyor.

Ali Galip Yener – Şairin Sabrı (2012)

  • ŞAİRİN SABRI, Ali Galip Yener, Mühür Kitaplığı, eleştiri, 142 sayfa

‘Şairin Sabrı’, Ali Galip Yener’in muhtelif dergilerde yayımlanmış şiir incelemelerini barındırıyor. Burada, Mehmet Akif Ersoy’dan Süreyya Berfe’ye, her biri tanınmış on altı şairin Türkiye şiirindeki yerleri saptanıyor. Nazım Hikmet şiirinin algılanış sorunu; muhafazakârlık ve şiirde yerlilik; millilik bağlamında Yahya Kemal şiiri; Anday şiirinde mitolojik detaylar; şiirde narsizm ve Necatigil şiirinde “insan”; sol melankoli bağlamında Turgut Uyar şiiri; şiirde kır-kent ikilemi; Ahmet Oktay şiirinde intihar olgusu ve 1980 sonrası Türkiye şiirinde mistik, metafizik eğilimler, kitapta yer alan konulardan birkaçı.

Cafer Tiryaki – İnsan ve Uygarlık (2012)

  • İNSAN VE UYGARLIK, Cafer Tiryaki, Berfin Yayınları, inceleme, 510 sayfa

Cafer Tiryaki ‘İnsan ve Uygarlık’ta, insanın uzun yıllar süren biyolojik evriminden günümüze kadar geçen dönemde yaşanan doğal ve toplumsal değişimleri, ayrıntılı bir bakışla izliyor. Yazar, uygarlık aşamalarındaki siyasal, kültürel, psikolojik dönüşümleri; genetik, kozmoloji, fizik, psikoloji gibi farklı disiplinlerin verileri ışığında değerlendirirken, aynı zamanda Charles Darwin, Karl Marks, Friedrich Engels, Gregor Mendel, Sigmund Freud ve Jean-Baptiste Lamarck gibi düşünürlere sık sık göndermelerde bulunuyor. Tiryaki’nin nitelikli çalışması, insanlığın trajik ve görkemli hayatının dönüm noktalarını saptıyor.

Ian McEwan – Solar (2012)

  • SOLAR, Ian McEwan, çeviren: Kıvanç Güney, Turkuvaz Kitap, roman, 319 sayfa

Ian McEwan ‘Solar’da, küresel ısınma gibi karamsar bir konuya, karakterinin başından geçen gülünç olaylarla bakıyor. Romanın başkahramanı, Nobel ödülü sahibi fizikçi Michael Beard’dır. Ödülün getirdiği ünle küresel ısınma, çevre felaketleri konularında konferanslar veren Beard, aynı zamanda iflah olmaz bir çapkındır. Fakat şimdi, durum biraz kritiktir. Zira beşinci evliliğini yaşadığı şu anda Beard ilk kez aldatılan olmuştur. İşin ilginci, karısına da hâlâ aşıktır. Bu esnada yaşanan bir olay, Beard’in kariyerini de tehlikeye atar. Kahramanımızın tüm geleceği, bu sınavdan başarılı çıkıp çıkmayacağına bağlıdır.

Metin Aktaş – Harput’taki Hayalet (2012)

  • HARPUT’TAKİ HAYALET, Metin Aktaş, İletişim Yayınları, roman, 431 sayfa

Metin Aktaş ‘Harput’taki Hayalet’te, bir tehcir hikâyesi anlatıyor. Romanın başkahramanı Roc, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’ya asker olmamak için Harput’ta medrese öğrencisi olur. Roc, bu küçük şehirde gayrimüslimler ve Ermenilerin katledilişine tanık olur. Âşık olduğu Ermeni kızı Sato için Hamidiye milislerinin komutanını öldüren Roc, Dersim’e kaçıp başka bir isimle yaşamına devam eder. Fakat bir türlü ulaşamadığı Sato’yu aramaktan da asla vazgeçmez. Romanda, Roc ve Sato’ya eşlik eden Rojda Ana, Kirkor, Papaz Bedros, Aram, Roc’un Dersimli karısı Helin, Musa ve Müderris Deli Hacı gibi karakterler de yer alıyor.

Cevat Akkanat – Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri (2012)

  • GELENEK VE İKİNCİ YENİ ŞİİRİ, Cevat Akkanat, Okur Kitaplığı, inceleme, 472 sayfa

Cevat Akkanat ‘Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri’nde, geleneğin Türkiye şiirindeki karşılığını ve görünümlerini tespit etmeye çalışıyor. 1950 sonrasında gelişen ve üzerinde yoğun tartışmalar yapılan İkinci Yeni şiir hareketini oluşturan şairlerin gelenekle uyumlu oldukları veya gelenekten uzak düştükleri yönler, çalışmanın omurgasını oluşturuyor. Akkanat ilkin, İkinci Yeni hareketini, çağının sosyal ve edebi manzarası içinde, Batı şiiriyle kurduğu ilişkiler bağlamında değerlendiriyor. Yazar devamında da, hareketi temsil eden şairlerin gelenek hakkındaki görüşlerini, hem şiirleri hem de fikirleri bağlamında irdeliyor.