Joseph Kessel – Aslan (2011)

  • ASLAN, Joseph Kessel, çeviren: Yaşar İlksavaş, Can Yayınları, roman, 211 sayfa

Joseph Kessel’in, her anlamda beyaz adamın eleştirisi olarak okunabilecek ‘Aslan’ adlı elimizdeki romanı, bir insan-hayvan dostluğu hikâyesi üzerine kurulmuş. Romanın merkezinde, Afrika’da bir milli parkın yöneticisinin kızı olan, hayvanlarla iletişim kurmak gibi özel bir yeteneğe de sahip Patricia ile adı King olan güçlü bir aslan yer alıyor. Roman, insanın hayvanla kurduğu dostluk ve sevgi üzerinden başlar ve devam ederken, bu olağanüstü ilişkinin yine insanlar tarafından acımasızca yok edilişiyle biter. ‘Aslan’, bu dostluğun sona erişinin, cennetin kaybedilişinin sorumlusu olarak, beyaz adamın pervasız “medeniyeti”ni işaret ediyor.

Kolektif – Özgürlük? (2011)

  • ÖZGÜRLÜK?, kolektif, çeviren: Cumhur Orancı, Hayy Kitap, öykü, 223 sayfa

‘Özgürlük?’, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden beslenen öykü ve şiirlerden oluşuyor. Kitapta bir araya getirilen metinler, 1948’de kabul edilen ve “Hepimiz özgür doğarız…” cümlesiyle başlayan bu ünlü beyannamenin otuz maddesini okurlarına yeniden hatırlatıyor; aynı zamanda insan haklarının nasıl kolayca ihlal edildiğini de gözler önüne seriyor. Kitapta öykü ve şiirleri bulunan isimler şöyle: David Almond, Bejan Matur, Theresa Breslin, Sarah Mussi, Ursula Dubosarsky, Rita Williams Garcia, Patricia McCormick, Roddy Doyle, Ibtisam Barakat, Malorie Blackman, Margaret Mahy, Meja Mwangi, Jamila Gavin, Eoin Colfer ve Michael Morpurgo.

Kerem Karaboğa – Oyunculuk Sanatında Yöntem ve Paradoks (2011)

  • OYUNCULUK SANATINDA YÖNTEM VE PARADOKS, Kerem Karaboğa, Habitus Kitap, tiyatro, 270 sayfa

Kerem Karaboğa, ‘Oyunculuk Sanatında Yöntem ve Paradoks’ta, oyunculuk sanatını etkileyen paradoksal unsurları ve geçtiğimiz yüzyılda tiyatrocuları ve eğitmenleri etkilemiş yöntemler ortaya koyan isimleri inceliyor. Çalışmasına, oyunculuğu kendi başına bir sanatsal disiplin olarak nitelendiren ilk düşünür olan Diderot’nun görüşlerini ele alarak başlayan Karaboğa, buradan, Konstantin Stanislavski, Vsevolod Meyerhold, Bertolt Brecht ve Jerzy Grotowski’den oluşan dört önemli tiyatro adamının oyunculuğa yaklaşımlarına uzanıyor. Kitap bu yolla, oyunculuk yöntemini belirleyen unsurların neler olması gerektiğini ortaya koymayı amaçlıyor.

Dominic Smith – Cıva Sanrıları (2011)

  • CIVA SANRILARI, Dominic Smith, çeviren: Dilek Berilgen Cenkciler, APRIL Yayıncılık, roman, 355 sayfa

1787-1851 yılları arasında yaşayan Louis-Jacques-Mandé Daguerre, sanatçı ve kimyagerdi. Fakat Daugerre asıl ününü, bir çeşit fotoğrafik görüntü elde etme yöntemi olan “dagerreyotipi”yle sağladı. İşte Dominic Smith’in elimizdeki romanı ‘Cıva Sırları’nda, fotoğrafın mucidi Daguerre’in hayatı ekseninde, dönemin Fransa’sının bir panoramasını çiziyor. Devrim sonrası Fransa’da geçen roman, aynı zamanda Baudelaire, Niépce ve Arago gibi dönemin önemli figürlerine de yer veriyor. Bu muazzam icadın doğuşuyla hız kazanan kurgu, Daguerre’in listesine aldığı on kişiyi fotoğraflarla ölümsüzleştirmek için yola koyulmasıyla ilginç bir hal alıyor.

Daniel Wallace – Büyük Balık (2011)

  • BÜYÜK BALIK, Daniel Wallace, çeviren: Begüm Kovulmaz, Yapı Kredi Yayınları, roman, 150 sayfa

Daniel Wallace ‘Büyük Balık’ta, Edward Bloom adlı karakterinin sıra dışı hayatını tasvir ediyor. Roman, Bloom’un hayatına dair ayrıntıları oğluyla paylaşması üzerine kurulmuş. Fakat Bloom bunu, hayatını bildik, alelade bir şekilde ortaya dökerek değil, fıkralar ve hikâyeler anlatarak  yapar. Dolayısıyla roman, barındırdığı çok sayıda fıkra ve hikâyeyle, Bloom’un hayatına dair bilinmeyenleri ortaya çıkarma işini okuruna havale ediyor. Bu yönüyle zevkli bir okuma vaat eden roman, aynı zamanda özgün bir tipi de edebiyata armağan ediyor. Wallace’ın romanının, 2003 yılında Tim Burton tarafından sinemaya uyarlandığını da hatırlatalım.

Mehmet Sait Çakar, Fehim Işık, Mehmet Mehmetoğlu, Esra Sadıkoğlu, Ronayi Önen ve Sami Tan – Ortaöğretim Kürt Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı (2011)

  • ORTAÖĞRETİM KÜRT DİLİ VE EDEBİYATI DERS KİTABI, Mehmet Sait Çakar, Fehim Işık, Mehmet Mehmetoğlu, Esra Sadıkoğlu, Ronayi Önen ve Sami Tan, Tarih Vakfı Yayınları, eğitim, 207 sayfa

Özerklik tartışmalarıyla beraber, bir yandan resmi dil ve Kürtçenin eğitim dili olup olmaması konusu tartışılırken, öte yandan var olan önyargılar masaya yatırılıyor. İşte, Kürt kültürü, dili ve edebiyatı konusunda yanlış ve eksik bilgilere sahip veya hiç bilgisi olmayan tüm ortaöğretim öğrencilerini hedefleyen elimizdeki ders kitabı, bu tartışmaya olumlu bir katkı sunmasıyla oldukça önemli. Kürt dilini ve Kürtçenin dünya dilleri arasındaki yerini tanımlamakla başlayan kitap, sözlü ve yazılı Kürt edebiyatından klasik Kürt edebiyatına, Kürtçe edebi metinlerde işlenen konulardan modern Kürt edebiyatına kadar birçok konuya odaklanıyor.

İlker Belek – Marksizm ve Sınıf Bilinci (2007)

  • MARKSİZM VE SINIF BİLİNCİ, İlker Belek, Dipnot Kitabevi, siyaset, 177 sayfa

Bilindiği gibi sınıf bilinci, Marksizme içkin kavramlardan. Bu yalnızca temel bir kavram olmakla kalmıyor, aynı zamanda de Marksizmin devrim kuramının temel taşlarından birini oluşturuyor. Fakat Marksizmin bu konuda söyledikleri belli ölçülerde belirsiz, bazı açılardan eksik veya karmaşık olarak nitelenebilir. İlker Belek’in bu kitabı da bu karmaşıklığı gidermek adına, sadece sınıf bilincine odaklanan bir çalışma. Belek, Marksist klasiklerde, sınıf bilinciyle ilgili değerlendirmeleri ve bu konudaki güncel Marksist literatürdeki tartışmaları okuyucuya sunuyor. Kitabının ilk bölümünde, yapı, özne, sınıf ve bilinç gibi konular, Marksist düşünüşün önemli aktörlerinin fikirleri çerçevesinde ele alınıyor. İkinci bölüm, bu temel çerçevenin genişletilip zenginleştirilmesi olarak düşünülebilir. Kitabın en ilgi çekici bölümü diyebileceğimiz üçüncü bölümünde ise, sınıf bilincinin Türkiye açısından kapsamlı bir değerlendirmesi yapılıyor.

Fatih M. Dervişoğlu – Nuri Demirağ: Türkiye’nin Havacılık Efsanesi (2007)

  • NURİ DEMİRAĞ: TÜRKİYE’NİN HAVACILIK EFSANESİ, Fatih M. Dervişoğlu, Ötüken Yayınları, biyografi, 231 sayfa

Nuri Demirağ denince, kendisinin ilk akla gelebilecek yönü, bin kilometrelik demiryolu yapması ve bunun üzerine Atatürk’ün kendisine ‘Demirağ’ soyadını vermesidir. Demirağ’ın çok yönlü kişiliği, sadece demiryolu çalışmalarıyla da sınırlı kalmadı. 1945’te Milli Kalkınma Partisi’ni kurmak ve fabrikalarında uçaklar imal etmek, Demirağ’ın çok sayıda projesinin yanı sıra, gerçekeştirdiği önemli çalışmalardan. Nuri Demirağ’ın torunu Fatih M. Dervişoğlu’nun kaleme aldığı kitap bu yönüyle, bilhassa Türkiye havacılık tarihi açısından önemli bir biyografi çalışması. Kitap aynı zamanda, Demirağ’ın kişiliği etrafında, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinin ekonomik yapısını da aktarıyor.

Leonardo Scascia – Her Türlü (2007)

  • HER TÜRLÜ, Leonardo Scascia, çeviren: Kemal Atakay, Can Yayınları, roman, 139 sayfa

Leonardo Scascia’nın ‘Her Türlü’ isimli bu romanı 1970’lerde yayımlanmış ve o dönemin İtalya’sında büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Romanın dikkat çeken yönlerinden biri, son yıllarda Türkiye’de de sık sık tartışılan “Derin Devlet”i konu ediniyor olması. Scascia burada, İtalya’daki yoz siyaset dünyasını, Sicilya mafyasını ve Katolik Kilisesi’nden oluşan çemberi kıyasıya eleştiriyor. Rahip Don Gaetano, kır evinde kardinaller, piskoposlar, bakanlar ve müşavirlerin katıldığı “ayinler” düzenler. Bu ayinlerin görünürdeki amacı Hıristiyanlığa dair bir tartışma gibi görünse de, birbiri ardına işlenen cinayetler bu ayinlerin arkasındaki farklı hesapları ortaya çıkarır.

Fuad Zekeriya – Çağdaş İslamcı Harekette Hakikat ve Hayal (2007)

  • ÇAĞDAŞ İSLAMCI HAREKETTE HAKİKAT VE HAYAL, Fuad Zekeriya, çeviren: Sinan Köseoğlu, Kapı Yayınları, inceleme, 244 sayfa

Fuad Zekeriya tanınmış bir Mısırlı filozof ve Arap entelektüeli. Zekeriya’nın bu kitabı, Arap ve Müslüman dünyasında İslamcılığın entelektüel, sosyal ve siyasal temelleri ve günümüzdeki tezahürleri üzerine eleştirel bakış açısıyla kaleme alınmış. Üç bölümden oluşan kitabın ilgi çekici yanlarından biri de, sadece İslamcılığa değil, dinsel aşırılıkları körükleyen siyasal ve iktisadi koşullara da odaklanılıyor. Kitap, 11 Eylül saldırısından sonra tartışmaya açılan militan İslamcı hareketlerin dini ve siyasal yapılarını araştırmayı amaçlıyor.