Allen W. Wood – Kant’ın Etik Düşüncesi (2024)

Allen Wood, ‘Kant’ın Etik Düşüncesi’ kitabında, modern dönemin en önemli filozofu Immanuel Kant’ın ahlak düşüncesine dair kapsamlı ve titiz bir analiz sunuyor.

Kant’ı Aydınlanma’nın tarihsel ve felsefi bağlamı içinde ele alan Wood, onun ahlak düşüncesini şekillendiren entelektüel akımları belirginleştirirken bir yandan da onun fikirlerinin kendisinden sonraki döneme etkisini ortaya koyuyor.

Kant’ın etik düşüncesini, daha kolay anlaşılabilecek ve günümüz etik sorularıyla daha yakından ilişkilendirilebilecek yeni bir yaklaşımla sunmaya çalışan Wood, kitabın ilk kısmında, Kant’ın özellikle ödev, otonomi ve kategorik buyruk gibi önemli kavramlarının ahlak düşüncesindeki temel rollerini sunarken, ikinci kısmında ise bu düşüncenin antropolojik uygulamalarını aktarıyor.

Wood’un bu eseri, Kant felsefesi ya da etik alanıyla ilgilenen herkes için temel bir başvuru kaynağı olmaya aday.

Kitaptan bir alıntı:

“Açıkça görüldüğü üzere, Kant’ın hem ahlaki ilkeleri hem de insan doğası kuramı sadece kendimizden duyduğumuz hoşnutsuzluğu artırmak için tasarlanmıştır. Hegel’in aksine, Kant için felsefenin vazifesi bizi insanlık durumuyla uzlaştırmak değildir. Kant, rasyonel varlıklar olarak durumumuzun tatminsizlik, kendine yabancılaşma ve bitimsiz bir mücadele hâli olması gerektiğini düşünür. Felsefe bunu aşmaya çalışmamalı, yalnızca bu durumun kaçınılmazlığıyla yaşamamıza ve daha da önemlisi, bize biçilen bu acılı vazifede ilerleme kaydetmemize yardımcı olmalıdır.”

  • Künye: Allen W. Wood – Kant’ın Etik Düşüncesi, çeviren: Umut Eldem, Seniye Tilev, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 480 sayfa, 2024

Nigel Dodd – Paranın Sosyal Yaşamı (2024)

Paranın doğasına ilişkin sorular, küresel mali krizin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Yerel para birimlerinden sosyal kredilere, mobil paradan Bitcoin’e kadar pek çok para biçimi ve sistemi gelişti ancak paranın ne olduğuna ve ne olabileceğine dair anlayışımız aynı hızda gelişmedi.

Günümüzün önde gelen para sosyologlarından biri olan Nigel Dodd, ‘Paranın Sosyal Yaşamı’ kitabında, yeni para türlerinin hızla çoğaldığı kriz sonrası dünya için özne teorisini yeniden formüle ediyor.

Para basan ve politika belirleyen merkez bankalarının meşru eylemleri nelerdir?

Hükümet dışı aktörlerin yeni para birimleri yaratma hakkının temeli nedir?

Ve yeni para biçimleri devletin onayladığı para birimlerini nasıl aşabilir veya altüst edebilir?

Bu tür soruları yanıtlamak için ‘Paranın Sosyal Yaşamı’, modern para teorilerine yeni ve geniş kapsamlı bir bakış sunuyor.

Kitap ayrıca daha önce para teorisyeni olarak düşünülmeyen Nietzsche, Benjamin, Bataille, Deleuze ve Guattari, Baudrillard, Derrida ve Hardt ve Negri gibi düşünürlerin katkılarını da tanımlıyor.

Nigel Dodd, ‘Paranın Sosyal Yaşamı’ ile para hakkında sadece onu anlamakla kalmayıp değiştirmeyi de amaçlayan yeni düşünme yolları sağlıyor.

  • Künye: Nigel Dodd – Paranın Sosyal Yaşamı, çeviren: Fatma Nur Nirven, Albaraka Yayınları, inceleme, 524 sayfa, 2024

Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi (2024)

Her gün kızartma yiyorsanız haftada bire indirin.

Haftada bir yiyorsanız ayda bire indirmeye çalışın.

Hiç kızartma yemiyorsanız zaten mutluluğa doğru yol alıyorsunuz demektir!

Harvardlı psikiyatrist Uma Naidoo üniversite sırasında, derslerin yoğunluğundan ve stresinden uzaklaşabilmek için yemek yapmaya başladı.

Psikoloji eğitimiyle birlikte mutfak sanatları onun vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Beslenme uzmanı da olmasının ardından, kendisine gelen kaygı bozukluğu, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan; obsesif kompulsif bozukluktan mustarip ve diğer psikolojik rahatsızlıklarla mücadele eden pek çok danışanının beslenme rejimlerini düzenleyerek onlara yardım etti.

‘
Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi’nde Uma Naidoo, sağlıklı yiyecekler tüketmenin, nitelikli ve lezzetli yemekler yapmanın psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmedeki önemi üzerinde duruyor.

  • Kaygı hastaları hangi gıdalardan kaçınmalı?
  • Depresyondan kurtulmak için neler tüketilmeli?
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi azaltmak için neler yapılmalı?
  • Şekerli içecekler, kızartmalar, fastfood tarzı beslenme tüm bu hastalıkları nasıl etkiliyor?

Uma Naidoo birbirinden güzel yemek tarifleriyle sağlığa giden yolun kapısını bu kitapta aralıyor.

  • Künye: Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi: Depresyon, Kaygı, TSSB, OKB, DEHB ve Diğer Hastalıklarla Mücadelede Gıdaların Şaşırtıcı Rolü Üzerine Bir Rehber, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Kolektif Kitap, sağlık, 400 sayfa, 2024

David Kessler – Anlam Bulmak (2024)

Birçok kişi yaşadığı kayıptan sonra “son” arayışındadır.

David Kessler, çoğumuzun aşina olduğu keder aşamalarının (inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme) ötesinde, anlam bulmanın, kederi daha huzurlu ve umutlu bir deneyime dönüştürebileceğini savunur.

Kessler okurlara kaybettiğimiz kişileri hatırlamanın yol haritasını çiziyor; bize sevdiklerimizi onurlandıracak şekilde nasıl ilerleyeceğimizi hem profesyonel hem de son derece kişisel paylaşımlarla gösteriyor.

Kessler’in acı dolu yolculuğu, çocukluğunda annesinin ölümüne tanık olmasıyla başladı.

Hayatının büyük bölümünde doktorlara, hemşirelere, danışmanlara, polislere ve ilk müdahale ekiplerine hayatın sonu, travma ve keder eğitimleri verdi aynı zamanda keder yaşayanlar için konuşmalara ve inzivalara öncülük etti.

Bilgisine rağmen yirmi bir yaşındaki oğlunun ani ölümüyle hayatı altüst oldu.

Yas uzmanı bu kadar trajik bir kayıpla nasıl başa çıktı?

Bu beklenmedik, yıkıcı kayıptan kurtulmak için oğlunu onurlandıracak bir yol bulması gerektiğini biliyordu.

Bu yol, kederin altıncı aşamasıydı: anlam.

‘Anlam Bulmak’ kitabı, yas literatürüne önemli bir katkı ve muazzam bir kaybın yaralarını sarmak için hayati bir rehber sunmayı amaçlıyor.

Acıdan uzaklaşıp ölüme ve anlama doğru yolculuk yapmak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken, ilham verici bir harita.

  • Künye: David Kessler – Anlam Bulmak: Yasın Altıncı Aşaması, çeviren: Aycan Başoğlu, Sahi Kitap, psikoloji, 280 sayfa, 2024

Cengiz Erdinç – Overdose Türkiye (2024)

‘Overdose Türkiye’, organize suç ve uyuşturucunun demokrasiye karşı bir tehdide dönüşen istilasını konu ediniyor.

Kıyıda köşede unutulmuş resmi belgelerin, hiç konuşulmamış güncel raporların ve mahkeme kayıtlarının ayrıntılarında kalan karanlığa ışık tutuyor.

Kitaptan 1930’larda İstanbul’da üç eroin fabrikasının bulunduğu ve bunlardan birinin yönetim kurulu başkanının sonradan başbakanlık yaptığı gibi şaşkınlıkla okuyacağımız pek çok bilgi mevcut.

Bir zehrin, bir ulusun damarlarında nasıl dolaştırıldığını anlatan belgesel niteliğindeki kitap, mafya ve uyuşturucunun yalnızca suç olarak değil, toplumsal ve politik bir sorun olduğunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Cengiz Erdinç – Overdose Türkiye: Narkoelitlerden Mafyaya Uyuşturucunun Yüzyıllık İstilası, Doğan Kitap, siyaset, 512 sayfa, 2024

Febe Armanios, Boğaç Ergene – Helal Gıda (2024)

 

İslâmiyet’teki “helal” gıda kavramını tarihsel bir perspektifle, derinlemesine ele alan Febe Armanios ve Boğaç Ergene, Müslümanların beslenme anlayışlarına ve gıda tercihlerine kapsamlı bir bakış sunuyorlar.

Kuran’dan, hadislerden ve dinî pratiklerden yola çıkıp beslenme kuralları ve İslâm arasındaki ilişkiye odaklanarak helal gıdanın temel ilkelerini, tarihî seyrini, başka dinlerle olan ilişkisini inceleyen ‘Helal Gıda’, geçmişten günümüze Müslümanların beslenme kurallarını nasıl yorumladıklarını, bu yorumların coğrafi, kültürel, mezhepsel farklılıklar dolayısıyla nasıl değişebildiğini sergiliyor.

Yazarlar helal gıdanın modern dünyadaki yerini ortaya koymayı, küresel ticaret ağında ciddi yer kaplamaya başlayan “helal gıda pazarı”nın çeşitli yönlerine bakmayı da ihmal etmiyorlar: Endüstriyel hayvancılık ve et üretimiyle helal ilişkisi, helal ürün sertifikaları, küresel helal ticaret, katkı maddeleri ve paketlenmiş gıdalarda helale uygunluk, alternatif yiyecek-içecekler, helal gıdanın etik, sağlık ve çevre bilinciyle ilgili boyutları, mutfak kültürü, fast food zincirleri, kamusal alanlarda sunulan yemekler…

‘Helal Gıda’, hayatın çok içindeki, dinamik bir dinî kavramın yapısını daha yakından incelemek isteyenler için olduğu kadar yemek/mutfak kültürünün farklı ve önemli bir boyutuna, beslenme geleneklerine ilgi duyanlar için de önemli bir kaynak.

  • Künye: Febe Armanios, Boğaç Ergene – Helal Gıda (Bir Tarihçe), çeviren: İrem Argat, İletişim Yayınları, yemek, 376 sayfa, 2024

Kolektif – Kant Sonrası Kant (2024)

Kant felsefesi bugün yalnızca felsefeyle sınırlı olmayan geniş bir etki alanına sahip ve güncelliğini fazlasıyla koruyor.

Böylesi önemli bir felsefi canlılığa katkı verme amacı güden bu kitabın temel sorusu ise Kant’tan sonraki filozofların Kant’ı nasıl ele aldıkları.

Kant’a henüz hayattayken yöneltilen eleştirilerle başlayan ‘Kant Sonrası Kant’ yirmi birinci yüzyıl filozoflarının yorumlarına dek uzanıyor.

Yöneltilen olumlu ya da olumsuz eleştirileri, geçen yaklaşık iki yüz elli yıllık süreci takip ederek yine birbirinden önemli filozofların düşünce dünyaları içinde gözden geçiriyor. Böylelikle bugün bir tekrar yaratmaktan çok yaratıcı eleştirilerin ve katkıların önünü açmayı umut ediyor.

Her biri Türkiye’de alanının önemli isimleri arasında anılan yazarlar tarafından kaleme alınan Kant Sonrası Kant epistemolojiden estetiğe, ahlaktan politikaya pek çok disiplinin içinden geçerek okura muazzam bir düşünce zenginliği sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Kant Sonrası Kant, editör: Selda Salman, Alfa Yayınları, felsefe, 832 sayfa, 2024

David Lundberg-Kenrick, Douglas Kenrick – Taş Çağı Beyni (2024)

Evrimsel psikolojiden hikâyeler ve tavsiyeler paylaşan baba-oğul yazarlar Doug Kenrick ve David Lundberg-Kenrick, taş devrinden kalma problem çözme yöntemlerinin bugünkü hayatlarımız için tehlikelerini ortaya koyuyor ve modern dünyada hayatta kalmak ve mutlu olmak için yeni, sistematik bir yol sunuyor.

Binlerce yıl boyunca biz insanlar, varoluşun yedi temel sorununu çözmemize yardımcı olacak bir dizi motivasyon sistemi geliştirdik: hayatta kalmak, kendimizi tehlikeden korumak, arkadaşlıklar kurmak, saygı kazanmak, eşleri cezbetmek, bağ kurmak ve ailelerimize bakmak. 21. yüzyılda da aynı hedeflerin peşindeyiz.

Ancak, bir zamanlar bizi tehdit eden kılıç dişli kaplanlar ve rakip kabilelerin yerini şekerli yiyecek-içecek satan pazarlamacılar, kültür savaşı alevlerini körükleyen uzmanlar ve kredi şirketleri aldı.

‘Taş Çağı Beyni: İnsanın Evrimi ve Yedi Temel Güdü’, pek çok ilgi çekici anlatı ve bilime dayalı yaşam ipuçlarıyla, elektronik eşyalarımızın ve latte’lerimizin ötesini görmemize, daha mutlu ve başarılı bir hayata ulaşmak için yararlı bilgiler edinmemize yardımcı oluyor.

  • Künye: David E. Lundberg-Kenrick, Douglas T. Kenrick – Taş Çağı Beyni, çeviren: Oya Özaltın, Say Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2024

Frederick W. Frey – Türk Siyasal Eliti (2024)

Türkiye 1920’den sonra geçen on dört yılda hemen hemen tekdüze bir siyasi gidişat sergiledi.

Büyük Güçlerin müdahalesine karşı milliyetçi bir devrim yaşadı.

İstiklâlini eline aldıktan sonra, büyük bir karizmatik liderin yönettiği vesayetçi bir tek parti rejimi altında müşfik bir dikta idaresine geçti.

Kısa sürede pek çok önemli reform gerçekleştirdi ve diğer ülkelerin de sık sık yapmaya çalıştığı bir model oluşturdu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye benzersiz bir şekilde, barışçıl yöntemlerle ve gönüllü olarak tek partili sistemden çok partili sisteme geçti.

Bunu, çok kısa bir süre içinde keskin partizanlık çatışmalarına, tek parti kontrolüne dönüşe ve nihayet kararlı bir askeri darbeye yol açan birkaç yıl süren etkili çok partili faaliyetler izledi.

Böylece, Birinci Türk Cumhuriyeti’nin bu kritik yıllarında Türkiye, gelişen ülkelerin karşı karşıya kaldığı hayati siyasi meselelerin birçoğuyla karşılaştı. Türkiye, siyasi gelişim yolunda diğer birçok gelişmekte olan ülkeden daha fazla yol kat etti.

Dolayısıyla, izlediği yol özellikle önemlidir.

Frederick Frey bu kitapta, Türk millî iradesinin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1920’deki kuruluşundan 1957’ye kadar görev yapan 2210 milletvekilinin hepsinin mensup olduğu toplumsal kökenleri, belirli ölçülerde genişletilmiş olarak Birinci Cumhuriyet’in sona erdiği 1960 yılına kadarki dönemi kapsayacak şekilde ele alıyor.

Bu araştırma, bu tarihi olaylar ile üst düzey siyasi kadrolara yapılan alımlar arasındaki ilişkilerin de peşinden gidiyor.

“Modernleşmenin” siyasi elitin yapısını nasıl etkilediği, sistemin resmen demokratikleşmesiyle birlikte hukukçunun yaşadığı ani yükseliş, artan oy rekabetine eşlik eden “yerelciliğin” yaygınlaşması, grupların iktidarın zirvesine giden yollardaki modeller, milletvekillerinin Türk toplumunu nasıl temsil ettiği, bu ve benzeri konular araştırmanın ana hatlarını oluşturuyor.

Frey’in Türk eliti incelemesi, gerek Türkiye’de gerekse uluslararası siyasetin başat aktörleri arasında iktidarın pay edilişi ve şekillenişini etkileyen siyasal değişimlerin paha biçilmez bir özetidir.

  • Künye: Frederick W. Frey – Türk Siyasal Eliti, çeviren: Fatih Santur, Selenge Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2024

Cemil Aydın – Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti (2024)

Cemil Aydın, olağanüstü detaylarla dolu bu mukayeseli modern dünya tarihi çalışmasında, Avrupa’nın evrenselleşmesini mümkün kılan değerleri bizzat değersizleştirdiği emperyalizm siyasetine tepki olarak doğan iki önemli fikri ve siyasi akımı; Osmanlı pan-İslamcılığı ve Japon pan-Asyacılığını bir arada değerlendiriyor.

Gerçekleştirdikleri reformlara rağmen 19. yüzyıl boyunca Osmanlı’nın ve Japonya’nın Batılı güçler tarafından Oryantalist imgelerle nitelenip dışlanması bu iki ülkenin kimliğini ve imajını hiç olmadığı kadar Doğululaştırırken, Müslüman ve Japon entelektüeller sömürgeleştirilmiş halklarla Asya’nın ve İslam dünyasının aşağılanma yüzyılından çıkışı için bir dizi işbirliği arayışına girişti.

Reformcu Asyalılar arasında hızla ilgi gören Batı-karşıtlığı, Aydınlanmacı “evrensel Batı”ya değil, ırkçı “sömürgeci Batı”ya esaslı bir eleştiri getirirken bir yandan da pan-Afrikacı, Bolşevik ve Batının içinden Batıyı eleştiren müttefikler kazanmış; mazlum halklar hak ve özgürlük talepleriyle sömürgeci “Batının çöküşü”nü zorladı.

Ancak “Doğu’nun uyanışı” beklenenden çok başka bir seyir izledi; pan-Asyacı ve pan-İslamcı hareketler zamanla farklı milliyetçi projelerin hizmetine girdi.

Tanzimattan Tokyo Savaş Suçları Mahkemesine uzanan “uzun yüzyıl”ı zihin açıcı bir berraklıkta anlatan ‘Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti’, Hindistan’ın, Mısır’ın, kısmen Çin’in sömürgeleştirilmesinden Japonların 1905’te emperyal Rusya’yı mağlup etmesinin yarattığı küresel heyecana, Türk Kurtuluş Savaşından Asya halklarının özgürleşmesine uzanan büyük bir dönüşüm çağının Avrupa-merkezcilikten azade bir anlatımını sunuyor.

İngilizcede yayınlandığı 2007’den bu yana modern dünya tarihi sahasında çokça tartışılıp uluslararası ilişkiler literatüründe büyük etki uyandıran bu görkemli eser, Türkiye’deki tartışmalara da yeni perspektifler kazandıracaktır.

  • Künye: Cemil Aydın – Asya’da Batı-Karşıtlığı Siyaseti: Pan-İslamcı ve Pan-Asyacı Düşüncede Dünya Düzeni Vizyonları, çeviren: Karsu İlksen Fırat, Beyoğlu Kitabevi, tarih, 456 sayfa, 2024