Sebastian Haffner – Bir Alman’ın Hikâyesi (2018)

Sebastian Haffner, Naziler adım adım iktidara gelirken, “Bize dokunmazlar”, “Tadımız kaçmasın” veya “Başka ne yapabilirler ki!” diyen, pek çok sıradan Alman vatandaşlarından biriydi.

Fakat, daha sonra korkunç şeyler oldu.

Haffner ve onun gibi olup bitenleri köşesinden izleyen, suya sabuna dokunmayan birçok insanın asla tahayyül edemeyecekleri pervasızlıkta hem de.

İşte Haffner’ın elimizdeki anıları da, bu totaliter Nazi iktidarının nasıl herkese ve hayatın her alanına dokunduğunu ve günün birinde kendilerine de uzanacak şekilde hayatı nasıl cehenneme çevirdiğini gözler önüne seriyor.

O dönemde politik olmayan ve sertleşen siyasi mücadeleyi uzaktan izlemekle yetinmiş Haffner’in kitabı, hem harika üslubu hem o dönemde yaşanan dönüşümleri zengin ayrıntılarla ortaya koymalarıyla ve daha da önemlisi, faşizmin tam olarak ne anlama geldiğini çok açık bir biçimde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Devlet, münferit kişiden, arkadaşlarından kopmasını, sevgilisini terk etmesini, kendi fikirlerinden vazgeçip önüne konan fikirleri benimsemesini, insanları alıştığından farklı bir şekilde selamlamasını, hoşlandığından farklı şeyler yemesini ve içmesini, boş zamanını nefret ettiği birtakım faaliyetler için heba etmesini, bütünüyle reddettiği maceralar için kendisini emre amade kılmasını, geçmişini ve benliğini reddetmesini ve bütün bunları yaparken her an yoğun bir coşku ve minnettarlık göstermesini, korkunç tehditler savurarak talep eder. Münferit şahıs bir kahraman olarak doğmamıştır, hele şehit olmak aklından bile geçmez. Sıradan bir insandır, birçok zaafı vardır… Ama kendisinden talep edilenleri istemez, bu nedenle düelloyu kabul eder – pek heyecanlı değildir, daha ziyade omuzlarını silkerek kabul eder düelloyu, ama diğer taraftan sessiz bir kararlılık içindedir de, yılmayacaktır.”

  • Künye: Sebastian Haffner – Bir Alman’ın Hikâyesi: Hatırladıklarım (1914-1933), çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, anı, 270 sayfa, 2018

Orhan Koçak ve Yücel Göktürk – Turgut Uyar ve başka şeyler (2018)

Orhan Koçak ile Yücel Göktürk’ün ilk kez Bir+Bir Dergisi’nde yayınlanan bu söyleşileri, hakikaten kitabın alt başlığının da hakkını verdiği gibi, birçok konuya açılan çok zengin bir diyalog sunuyor.

Şimdi ikinci baskısına ulaşan kitap, Turgut Uyar’ın şiirini merkeze alarak cinselliğe, demokrasi ve devrime, İkinci Yeni’ye, ODTÜ’ye, romana, varoluşçuluğa, yenilgiye ve daha pek çok konuya uzanıyor.

Söyleşi bunun yanı sıra, Walter Benjamin’den Sartre’a, Marcuse’ten Žižek’e Ulus Baker’den Deleuze’e pek çok düşünürün fikirlerini de kat ediyor.

Tabi söylemeye dahi gerek yok; burada Edip Cansever, Orhan Veli, Cemal Süreya, Melih Cevdet ve Ece Ayhan gibi Türkiye şiirine yön vermiş pek çok aktör de karşımıza çıkıyor.

‘Turgut Uyar ve başka şeyler’ çok iyi bir söyleşi kitabı olmasının yanı sıra, şiir, edebiyat, felsefe ve siyasetin yetkin bir bireşimi olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Orhan Koçak ve Yücel Göktürk – Turgut Uyar ve başka şeyler: A’dan Z’ye Bir Konuşma, Metis Yayınları, şiir eleştiri, 133 sayfa, 2018

Murat Katoğlu – Şematizmden Yaratıcılığa (2009)

Murat Katoğlu bu çalışmasında, Cumhuriyet Türkiye’sinde yüksek sanat ve kültür hayatının kamu hizmeti olarak kurumsallaşmasını, geçmişten günümüze uzanan geniş bir perspektifle irdeliyor.

Yazar bunu, Türkiye’nin son iki yüz yılı kapsayan, günümüzde de güncelliğini koruyan, modernleşme, yenileşme, çağdaşlaşma, Batılılaşma gibi çeşitli nitelemelerle anılan toplumsal değişimin sanat ve bilim açısından değerlendirerek yapıyor.

Katoğlu, Doğu-Batı sorunu olarak da daima tartışılan bu serüvenin, özellikle 20. yüzyılda ve Cumhuriyet Türkiye’sinde en köklü dönüşümleri yaşadığını savunuyor.

Yazarın, Cumhuriyet Türkiye’sindeki kurumsallaşma girişimlerini, söz konusu çabayı hedef alan eleştirileri de göz önünde bulundurarak, bütünlüklü bir şekilde değerlendirmesinin, çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Murat Katoğlu – Şematizmden Yaratıcılığa, Kırmızı Yayınları, tarih, 212 sayfa

Guy de Maupassant – Gezgin Satıcı (2009)

On dokuzuncu yüzyılın büyük yazarlarından Guy de Maupassant, roman, öykü, deneme ve tiyatro gibi birçok türde eser bıraktı.

‘Gezgin Satıcı’ isimli elimizdeki kitap ise, en çok da kısa öykü ustası olarak bildiğimiz Maupassant’nın, gazetelerde çıkmış öykülerini bir araya getiriyor.

İlk kez 1900 yılında yayımlanan öyküler, yazarın kendine has üslubunun ve öykü anlayışının en güzel örneklerini bir araya getiriyor.

Maupassant’nın, terk edilme duygusu, kaygı, kadın erkek arasındaki eşitsizlik ve savaşlar gibi birçok konuyu işleyen kitaptaki yirmi öyküsünün, edebiyat tutkunları için zevkli, lezzetli bir okumayı müjdelediğini özellikle belirtmek gerekiyor.

  • Künye: Guy de Maupassant – Gezgin Satıcı, çeviren: Bertan Onaran, İş Kültür Yayınları, öykü, 157 sayfa

Kolektif – Doğu Asya’nın Politik Ekonomisi (2015)

Doğu Asya’nın ekonomik kalkınma, siyasi etkinlik yönünden üç önemli aktörü Çin, Japonya ve Güney Kore’yi irdeleyen ve Türkiye’nin bunlara yönelik politikasına odaklanan değerlendirmeler, bu kitapta bir araya getirilmiş.

Kitabın bir artısı da, ekonomik kalkınmada Japon modelini Türkiye ile karşılaştırmalı olarak ele alması.

  • Künye: Kolektif – Doğu Asya’nın Politik Ekonomisi, editör: K. Ali Akkemik ve Sadık Ünay, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Türkiye’de Sağlıkta Kamu-Özel Ortaklığı: Şehir Hastaneleri (2018)

Kamu-Özel Ortaklığı’nın talan yoluyla sermaye birikim aracı olarak nasıl kullanıldığı

Son zamanlarda, Kamu-Özel Ortaklığı (KÖO) ile iktidarın yandaşlarına nasıl ülke kaynaklarını ustaca yandaşlarına peşkeş çektiğine dair haberler çıkıyor.

Bu kitapta bir araya gelen yazarlar ise, iktidarın Kamu-Özel Ortaklığı yoluyla ortaya koyduğu performansı yeni şehir hastanelerinin kuruluşu bağlamında gözler önüne seriyor.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı, Prof. Dr. Raşit Tükel’e kulak verelim:

“Kamu özel ortaklığı finansman yöntemiyle yurttaşların cebinden küresel sermayeye kaynak aktarılıyor. Bu sistemde, şehrin içinde yer alan kolay ulaşılabilir hastanelerin kapatılması hastalar açısından sağlık hizmetlerine erişim zorluğu getiriyor ve dolayısıyla halkın sağlık hakkının engellenmesine neden olabiliyor.”

Görüldüğü kadarıyla, Kamu-Özel Ortaklığı ile yapılan şehir hastaneleri, doğrudan sağlığımızı etkileyecek denli önemli.

Birebir Ankara, Mersin, Adana, Yozgat şehir hastaneleri örneklerinden yola çıkarak şehir hastaneleri olgusunun çok yönlü bir bakışla değerlendirildiği elimizdeki kitapta,

  • Kamu-Özel Ortaklığı’nın neden verimsiz ve pahalı bir finansman olduğu,
  • Kamu-Özel Ortaklığı’nın talan yoluyla sermaye birikim aracı olarak nasıl kullanıldığı,
  • Kamu-Özel Ortaklığı ile şehir hastanelerinin piyasalaştırılması,
  • Şehir hastanelerinde çalışanların istihdam koşulları,
  • Şehir hastanelerinde çalışanlar ile hastaları nelerin beklediği,
  • Ve şehir hastaneleriyle ilgili açılan davaların seyri gibi pek çok konu tartışılıyor.

Çalışmanın, şehir hastaneleriyle ilgili güncel durumu ortaya koymasının yanı sıra, Kamu-Özel Ortaklığı’nın aslında bütün ülkenin geleceğini ipotek altına alan nasıl büyük bir sorun olduğunu da gözler önüne seriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Eriş Bilaloğlu, Sedat Çal, Uğur Emek, Özgür Erbaş, Bayazıt İlhan, Ali İhsan Ökten, T. Sabri Öncü, Kayıhan Pala, Mustafa Sönmez, Çiğdem Toker, Raşit Tükel, Ful Uğurhan, Cavit Işık Yavuz ve Halis Yerlikaya.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Sağlıkta Kamu-Özel Ortaklığı: Şehir Hastaneleri, derleyen: Kayıhan Pala ve Türk Tabipleri Birliği Şehir Hastaneleri İzleme Grubu, İletişim Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2018

Kolektif – İnsan Gelişimi, Aile ve Kültür (2018)

Şimdi ikinci baskısına ulaşan bu sağlam derleme, farklı nesiller üzerinden ailedeki değişimleri sosyokültürel bağlamda irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Gelişim psikolojisi ve kültürel psikoloji alanlarında dünya çapında bir otorite kabul edilen Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın onuruna hazırlanmış bu kitapta bir araya gelen uzmanlar,

  • Psikolojinin uluslararası bir bilim olarak gelişim süreci ve kapsamı,
  • Gelişim biliminin kültür ve çocuk bakımı,
  • Toplumsal değişim ve insan gelişimi açısından çocuğun değeri,
  • Türk aile yapısı ve işleyişi,
  • Kentli Türk ailelerin üç neslinde annelerin, babaların çocuk yetiştirme pratikleri ve benlik saygısı,
  • Özerk-ilişkisel benlik kurgusu arayışı,
  • İlişki oluşumuna giden gelişim rotaları ve kültür,
  • Okulöncesi etkileşimler ve anlatı gelişimi,
  • Benlik gelişimi, bireyleşme ve kültür,
  • Toplumsal değişim, aile ve toplumsal cinsiyet,
  • Kültürel açıdan çoğulcu toplumlarda bir arada yaşamak,
  • Türk göçmen ailelerde kültürel süreklilik ve süreksizlik,
  • Schwartz’ın Değerler Kuramı ve Kağıtçıbaşı’nın Aile Değişim Modeli bağlamında Türkiye’de kentlerde yaşayan ergenlerin değer ve tutumları,
  • Türkiye’de meslek sahibi kadınların kariyer gelişimi,
  • Ve teknolojinin insan gelişiminde kullanılması konusunda yoksuldan yana yaklaşımlar gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: John G. Adair, Walter J. Lonner, Michael Harris Bond, Uwe P. Gielen, Marc H. Bornstein, Derya Güngör, Gisela Trommsdorff, Bilge Ataca, Diane Sunar, Peter B. Smith, Heidi Keller, Robin Harwood, Aylin C. Küntay, Güler Okman Fişek, Bernhard Nauck, John W. Berry, Karen Phalet, Hale Bolak Boratav, Zeynep Aycan, Ype H. Poortinga, Nazlı Baydar, Michael Cole, Sami Gülgöz, Daniel A. Wagner ve T. S. Saraswathi.

  • Künye: Kolektif – İnsan Gelişimi, Aile ve Kültür: Farklı Bakış Açıları, derleyen: Sevda Bekman ve Ayhan Aksu-Koç, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 416 sayfa, 2018

James George Frazer – Ateşin Kökenine Dair Mitler (2018)

Ateşin icadı, insanlık tarihine yön verdi.

Kuşkusuz ateş olmasaydı, medeniyet asla ilerleyemezdi.

Ateş tarihin katalizörü olduğu kadar, ortaya çıktığı andan başlayarak tek tek insanların hayatlarında da olağanüstü dönüşümler yarattı.

Onu şimdi büyük oranda ehlileştirdik, fakat çok eski zamanlardaki insanlar için ateş heyecan verici, hatta oldukça korkutucuydu.

İşte antropoloji alanındaki öncü çalışmalarıyla bilinen James George Frazer, şimdi bizi ateşin ilk ortaya çıktığı zamanlara ve bunlarla ilgili mitlere götürüyor.

İlkel doğa felsefesinde yürütülen mantığın kusursuz olduğunu belirten Frazer, dünyanın dört bir yanından insan, hayvan ve doğa gözlemleriyle harmanlanan sayısız mit sunuyor.

Ateşin insanlık tarihindeki çarpıcı etkilerini görmek açısından bu mitlerin muhteşem bir fırsat olduğunu söylemeliyiz.

Kitaptan bir alıntı:

“Her gün bazı erkekler, kadınlar ve çocuklar göğe tırmanırlar ve yeniden ağacın dallarını kullanarak geri inerlermiş. Bir gün yukarı doğru tırmanırlarken Kakan adlı yaşlı bir şahin bir çubuğu diğerinin üzerinde hızla döndürerek ateş yakmanın yolunu bulmuş. Fakat bu kuş ile beyaz bir şahinin arasındaki sürtüşmeden ötürü tüm bölgeyi ateş sarmış ve ne yazık ki çam ağacı yanmış; bu yüzden yukarı çıkan insanlar yeniden yeryüzüne dönememiş ve bu hadiseden sonra gökyüzünde kalmışlar. Yukarıda kalan insanların kafalarında, dirseklerinde, dizlerinde ve diğer eklem yerlerinde kristaller oluşmuş; geceleri bu kristaller parlıyormuş. Bu parıltılar aslında bizlerin yıldız olarak adlandırdığı şeylermiş.”

  • Künye: James George Frazer – Ateşin Kökenine Dair Mitler, çeviren: Deniz Uludağ, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 289 sayfa, 2018

Salvatore V. Didato – Siz Kimsiniz? (2009)

‘Siz Kimsiniz?’de Salvatore V. Didato, insan benliğinin farklı yönlerine odaklanan testler sunuyor.

Kitapta hırs, kendine güven, ilişki düzeyleri, yaratıcılık, heyecan, rüya, stres, kıskançlık, motivasyon ve cinsellik gibi, insanın duygusal ve düşünsel dünyasına dair merak edilebilecek konular etrafında dönen doksan test bulunuyor.

İnsanın bilinç düzeyini gösteren ayrıntılardan biri de, yeteneklerini test etmekten asla bıkmaması. Zira basit oyunlar, mücadeleler ve hayvanlar dünyasından astrolojiye, insanoğlu her konuda, bilgisini değerlendirmeye ve ölçmeye eskiden olduğu gibi bugün de devam ediyor.

Fakat insanın kendisine dair gizemler konusundaki merakı, onun en çok ilgisini çeken hususun, esas olarak kendi benliği olduğunu gösteriyor.

İşte bu kitaptaki testler, bireyin merak ettiği benliğini sınavdan geçirmesini sağlayacak testlerden oluşuyor.

  • Künye: Salvatore V. Didato – Siz Kimsiniz?, çeviren: Müjde Işık, Özgür Yayınları, psikoloji, 219 sayfa

Seval Erden İmamoğlu – Kişilerarası İlişkiler (2009)

Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı’nda öğretim elemanı olarak görev yapan Seval Erden İmamoğlu ‘Kişilerarası İlişkiler’de, ilişkinin doğasına dair kuramsal temelleri anlatıyor.

Kitapta, kişilerarası ilişkilerin başlatılması, sürdürülmesi ve sağlıklı bir şekilde noktalanabilmesinde etkili olan faktörler ele alınıyor.

Bilindiği gibi, sağlıklı bir toplumsal/sosyal hayat, bireyin kendisiyle ve çevresiyle sağlıklı bir ilişki içinde bulunmasıyla mümkün.

Bu ilişkiye odaklanan İmamoğlu, ilk olarak biyolojik, sosyolojik, psikolojik ve kültürel birçok faktörün etkileşimiyle ortaya çıkan kişilerarası ilişkileri inceliyor; ardından da bu ilişkilerin kuramsal temellerini açıklıyor.

Yazar ayrıca, kişilerarası ilişkilerin gelişim dönemlerinde nasıl bir seyir izlediğini, bu süreçte etkili olan faktörleri de kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

  • Künye: Seval Erden İmamoğlu – Kişilerarası İlişkiler, Yeni İnsan Yayınevi, psikoloji, 126 sayfa