Kolektif – Marksizm ve Feminizm (2018)

Bu nitelikli derleme, feminizm ve Marksizm çerçeveleri içinde, toplumsal kuram ve siyasette var olan bir dizi kavram ve konuyu farklı yönleriyle irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Bilhassa Marksizm ve feminizm arasındaki belirsiz ilişkiye merak duyan araştırmacılar, öğrenciler ve aktivistlerin bu çalışmadan oldukça feyz alacağını söylemeliyiz.

Feminizmde neyin burjuva ve ırkçı ve Marksizm’de neyin ataerkil ve ırkçı olduğunu netleştirmek isteyenler ve Marksist-feminizmdeki tire (-) işaretini merak edenler, sınıfın feminist bir analizine ve her iki yaklaşımdaki ırk ve farklılık kavrayışlarının incelenmesine ilgi duyanlar da bu kitapla ilgilenecektir.

Kitabın ilk bölümü, Marksizm ve feminizmin sınıf ve ırk konularına nasıl yaklaştığını irdeliyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, demokrasi, finansallaşma, ideoloji, emperyalizm ve ilkel birikim, kesişimsellik, emek gücü, ulus ve ulusçuluk, yeniden üretim, devrim ve bakış açısı kuramı gibi, Marksist-feminist yaklaşımdaki anahtar kelimeleri kapsamlı bir bakışla açıklayıp tartışıyor.

Derlemeyi hazırlayan Shahrzad Mojab, Kanada’da Toronto Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalışıyor.

Toplumsal cinsiyet, eğitim politikaları, devlet, diaspora, kadın, militarizasyon, feminizm, sömürgecilik ve şiddet, Mojab’ın üzerine çalışmakta olduğu kimi konular.

  • Künye: Kolektif – Marksizm ve Feminizm, hazırlayan: Shahrzad Mojab, çeviren: Funda Hülagü, Yordam Kitap, feminizm, 480 sayfa, 2018

Nikolay Vasilyeviç Gogol – Üç Hikâye (2018)

İlk olarak 1945 yılında yayınlanmış, aradan geçen zaman diliminde güzelliğini katlayarak devam ettirmiş Gogol’ün üç ünlü öyküsü, yeni bir baskıyla raflardaki yerini aldı.

Bu öyküleri bizim için ayrıca güzel kılan bir husus ise, çevirmenlerinin Tercüme Bürosu’nun emektar çevirmeni Erol Güney ile büyük şairimiz Orhan Veli olması.

Öykülerin ilki, “25 Mart’ta Petersburg’da son derece tuhaf bir hadise oldu” cümlesiyle açılan ve absürd öykücülüğün aşılamayan yapıtlarından ‘Burun’.

İkincisi ise, bir süvari alayının gelişiyle alt üst olan bir kasabada geçen ‘Fayton’.

Sonuncu öykü ise, daha önce ‘Palto’ adıyla defalarca Türkçeye çevrilmiş ve bize edebiyat tarihinin en özgün karakteri olan Akakiy Akakiyeviç’in trajikomik dünyasında geçenleri anlatan ‘Kaput’.

  • Künye: Nikolay Vasilyeviç Gogol – Üç Hikâye, çeviren: Orhan Veli ve Erol Güney, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 80 sayfa

Zygmunt Bauman – Kuşatılmış Toplum (2018)

Bilgi en iyi silahtır. Nitekim bilgi ne kadar kapsamlı ve ayrıntılı olursa, sırlarından arındırılmış düşman o derece kesin ve geriye dönüşü imkânsız olacak şekilde güçsüz kılınır. Bir kere bilindiğinde, elindeki kıymetli şeyler omuzlarına asılmış yüklere dönüşür.

Zygmunt Bauman bu kıymetli eserinde, toplumsal hayatın kılcal damarlarına kadar sinmiş iktidarı yüzeye çıkarıyor ve hem toplumsal hem de bireysel olarak sosyolojinin rehberliğinde bu kuşatılmışlığa karşı nasıl durabileceğimizi irdeliyor.

‘Küresel Politikalar’ ve ‘Yaşam Politikaları’ başlıklı iki bölümden oluşan kitap, sosyolojinin yaşadığımız çıkmaza nasıl yanıt vereceğini anlatmakla kalmıyor, bunu yaparken sosyolojinin bir disiplin olarak son iki yüzyıl boyunca nasıl bir dönüşüm geçirdiğini de ayrıntılı bir şekilde saptıyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Toplumsal mühendisliğin çöküşü,
  • Eleştiri ve bir proje olarak politika,
  • Kurumsal bir proje olarak modern devlet karşısında özgürleşmenin bedelleri,
  • Küresel politikaların olasılık ve sınırları,
  • Günümüzün asimetrik savaşları ve bunun yarattığı sığınmacılar sorununun yakın ve uzak geleceğe yansımaları,
  • Yeni tüketim toplumu ve yeni tüketiciler,
  • İhtiyaç duyma, arzulama ve istemenin değişimi…

Künye: Zygmunt Bauman – Kuşatılmış Toplum, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 336 sayfa, 2018

Mehmet Akif Ersoy – Safahat (2009)

‘Safahat’, Mehmet Akif Ersoy’un, en ünlü şiiri sayılan İstiklal Marşı da dâhil, çok sayıda şiirini bir araya getiriyor.

Safhalar, devreler ve dönemler anlamına gelen ‘Safahat’, aynı zamanda esere adını veren kitap ile ‘Süleymâniye Kürsüsünde’, ‘Hakkın Sesleri’, ‘Fâtih Kürsüsünde’, ‘Hatıralar’, ‘Asım’ ve ‘Gölgeler’ başlıklı, farklı zamanlarda yayımlanan yedi kitaptan oluşuyor.

Ersoy bu en büyük eserinde, hem bir şair, hem bir yazar hem de bir hatip olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.

Kurtuluş Savaşı esnasında, Türkiye’de yaşanan acılara tanık olan, bunları şiirlerinde, konuşmalarında dile getiren Ersoy, işgale karşı mücadele eden halkın talebini, coşkulu bir üslupla dile getiriyor.

  • Künye: Mehmet Akif Ersoy – Safahat, Palet Yayınları, şiir, 511 sayfa

Clive Cussler ve Jack Dubrul – Karanlık Takip (2009)

İki yazarlı polisiye-gerilim romanı ‘Karanlık Takip’, bir ekonomik krizin eşiğinde olan dünyada, gücü elinde bulunduran bankaların, gelirlerini nasıl kirli oyunlarla karşıladıklarını anlatıyor.

Korsanlarla işbirliğine giren bu bankalar, insan kaçakçılığından köle ticaretine kadar birçok yasadışı işe bulaşacaktır.

Romanın başkahramanı, eski ajan Cabrillo’nun devreye girmesiyle de, büyük bir kovalamaca yaşanacaktır.

Cabrillo ve ekibinin kurduğu şirket, Oregon isimli gemileriyle korsanların peşine düşer.

Ekip, kısa bir süre sonra, bankalar ile azılı korsanlar arasında Uzakdoğu, Avrupa ve Rusya’ya uzanan kirli ve tehlikeli ilişkiler ağını ortaya çıkaracaktır.

  • Künye: Clive Cussler ve Jack Dubrul – Karanlık Takip, çeviren: Füsun Doruker, Altın Kitaplar, roman, 367 sayfa

Kolektif – Uluslararası İlişkilere Giriş (2009)

Her şey gibi uluslararası ilişkiler alanında da yaşanan hızlı değişim, konu hakkındaki teorik tartışmaları sürekli kılıyor.

İşte, Hasret Çomak’ın editörlüğünü üstlendiği derleme, disipline ilişkin teorik tartışmalar için bir çerçeve oluşturmayı amaçlıyor.

Bu alandaki klasik yaklaşımlar ve teoriler ile son yıllarda söz konusu disiplini daha çok etkilemeye başlayan teorileri irdelemeyi amaçlayan makaleler, bunların felsefi ve epistemolojik arka planına inmeye çalışıyor.

Kitaba, makaleleriyle katkıda bulunan isimler şöyle: Hasret Çomak, Dilara Mehmetoğlu, Itır Aladağ Görentaş, Bilge Ercan, Arda Ercan, Yasemin Kilit Aklar, Ayşegül Gökalp ve Derya Özveri.

  • Künye: Kolektif – Uluslararası İlişkilere Giriş: Teorik Bakış, editör: Hasret Çomak, Umuttepe Yayınları, siyaset, 240 sayfa

William Shakespeare – Venedik Taciri (2009)

William Shakespeare’in, bir dünya klasiği haline gelen ‘Venedik Taciri’, adalet sistemini, hukuk felsefesinde kanunların yorumlanmasını işleyen bir komedi.

Oyun, tüccar Antonio ile tefeci Shylock arasında yaşananlara dayanıyor.

Shylock, kendisinden üç bin duka borç isteyen Antonio’ya, istediği miktarı, borcunu ödeyemediğinde vücudundan bir parça et kesme şartıyla verir.

Şartı kabul eden Antonio, zor duruma düştüğü için borcunu ödeyemez.

Oyun, bu fırsatı değerlendirmeye çalışan açgözlü Shylock ile Antonio arasındaki ilişkide düğümlenir.

Shakespeare’in en sevilen eserlerinden ‘Venedik Taciri’, trajikomik hikâyesi ve özgün diyaloglarıyla göz dolduruyor.

  • Künye: William Shakespeare – Venedik Taciri, çeviren: Fatma Çolak, Antik Yayınları, oyun, 168 sayfa

Raúl Castro Ruz – Küba Devrimi’nin Sorumluluğu (2009)

‘Küba Devrimi’nin Sorumluluğu’, Küba Devlet Konseyi Başkanı Raúl Castro Ruz’un 1959’tan günümüze yaptığı konuşmalardan derlendi.

Fidel Castro’nun kardeşi olan Ruz, Che Guevara’yla ilk sohbet eden ve onu Castro’yla tanıştıran kişi olarak da bilinir.

Küba direnişinde önemli roller üstlenen Ruz, savaşta zorlu görevler üstlenmesi ve bunların neredeyse tümünde başarılı olmasıyla ünlüdür.

Küba devriminin ideolojik birliğinin gelişiminde ve örgütlenmesinde önemli bir yere sahip Ruz’un, bu kitapta bir araya getirilen konuşmaları, ülkedeki toplumsal mücadeleye, Küba Komünist Partisi’nin ve devrimci iktidarın tarihine ışık tutar nitelikte.

  • Künye: Raúl Castro Ruz – Küba Devrimi’nin Sorumluluğu, çeviren: Ebru Aktolunay ve Yiğit Günay, Yazılama Yayınları, siyaset, 83 sayfa

Émile Zola – Nana (2009)

Émile Zola ‘Nana’da, Gervaise’nin güzel kızı Nana’nın dünyasını, görkemli yaşamını hikâye ediyor.

Hatırlanacağı gibi çamaşırcı Gervaise, yazarın ‘Meyhane’ isimli romanının da karakterlerinden biriydi.

Çürümekte olan bir toplumda, fahişe olarak hayatta kalmaya çalışan Nana, şehveti, kalpsizliği ve acımasızlığıyla çevresindeki bütün soylu tabaka insanlarını ve zenginleri dize getirir, onları aşağılar; böylece, toplumun anne ve babasına yaptıklarının öcünü almaya çalışır.

Yazarın, Nana’nın II. İmparatorluk Fransa’sının çürümüş toplumuna gösterdiği tepkiyi cinsellikle harmanlayarak hikâye ettiği romanı, yayımlandığı dönem binlerce nüsha satmış, Fransa’yı ayağa kaldırmıştı.

  • Künye: Émile Zola – Nana, çeviren: Nuriye Yiğitler, Artemis Yayınları, roman, 595 sayfa

Malcolm Barber – Tapınak Şövalyelerinin Yargılanışı (2009)

Malcolm Barber ‘Tapınak Şövalyelerinin Yargılanışı’nda, tarihte ve bugün Tapınakçılar aleyhinde öne sürülen suçlamaların ne ölçüde doğru olduğunu inceliyor.

Yaklaşık iki yüzyıl boyunca haçlı seferlerinde savaşan Tapınak Şövalyeleri, Fransa Kralı IV. Philippe’in emri ile tutuklanır.

Barber, şövalyelerin, İsa’yı reddetmek, kutsal haçın üzerine tükürmek, uygunsuz biçimde öpüşmek, eşcinsellik ve putlara tapınmak gibi ciddi suçlarla itham edilmesinden, beş yıl süren yargılamalar sonucunda tarikatın feshedilmesine kadar uzanan süreci inceliyor.

Yazar, kazığa dikilerek yakılma ve ömür boyu hapse mahkûm edilme gibi cezalarla sonuçlanan yargılamaları inceliyor.

  • Künye: Malcolm Barber – Tapınak Şövalyelerinin Yargılanışı, çeviren: Nuri Plümer, Phoenix Yayınları, tarih, 608 sayfa