Hamid Dabaşi – Arap Baharı: Postkolonyalizmin Sonu (2015)

Arap Baharı zemheri kışta, 17 Aralık 2010’da, Tunus’ta Sidi Buazidli 26 yaşında bir seyyar satıcı olan Muhammed Buazizi meyve sebze arabasına el konmasını protesto etmek için kendini ateşe verince başladı.

Bu olayı protesto etmek için Tunus’ta sokağa dökülen halk, ardından tüm Ortadoğu’yu kasıp kavuracak bir devrimin fitilini ateşledi.

Bu kitap ise, Arap dünyasını sarsan; siyasi, tarihi ve toplumsal alanda çarpıcı değişimler yaratmış Arap Baharı hakkında önemli bir analiz.

Ortadoğu’nun önde gelen entelektüellerinden İran doğumlu Hamid Dabaşi, bu devrimci ayaklanmalar için “ertelemeli başkaldırı” kavramını kullanıyor.

Yazarın ortaya koyduğu şekliyle ertelemeli başkaldırı ise, ulusal ve ulusaşırı siyasetin birbirleri üzerinde etkiler doğurmasına yol açacak, kesin bir sonuca bağlanmayan ve ucu açık hareketler anlamında kullanılıyor.

Dabaşi’nin bu süreci, yaratıcı, aydınlatıcı ve zengin bir bakışla ele aldığını söylememiz gerekiyor.

Kitap, Arap Baharı’nın bölge jeopolitiğini geri dönülemez biçimde nasıl değiştirdiğini, neden Ortadoğu’yu yeniden tahayyül etmemiz gerektiğini ve Arap Baharı’nın gelecekte ortaya çıkacak olası etkilerini tartışıyor.

  • Künye: Hamid Dabaşi – Arap Baharı: Postkolonyalizmin Sonu, çeviren: Aslı T. Esen, Sümer Yayıncılık, siyaset, 350 sayfa, 2015

Nicola Chalton ve Meredith MacArdle – Bir Nefeste 20. Yüzyıl (2018)

1900 yılı geldiğinde pek çok insan hâlâ atalarının yüzyıllardır yaşadığı gibi yaşıyordu.

Ne olduysa bu tarihten kısa bir süre sonra oldu.

İşte Nicola Chalton ve Merediht MacArdle da, başka hiçbir yüzyılda yaşanmamış toplumsal, siyasi, teknolojik ve bilimsel gelişmelerin yaşandığı 20. yüzyılın nitelikli bir tarihini sunuyor.

Kitapta, Birinci Dünya Savaşı’ndan Ekim Devrimi’ne, Nazilerin önlenemez yükselişinden İkinci Dünya Savaşı’na, Filistin’in bölünüşünden İsrail’in kuruluşuna, 1968 olaylarından Soğuk Savaş’a ve Sovyetlerin çöküşünden AB’nin kuruluşuna ve yeni dünya düzenine, pek çok olay ele alınıyor.

Haritalarla da zenginleşmiş kitap, 20. yüzyıldaki dönüm noktalarını tanımlıyor, sebeplerin ve bunların sonuçlarının altını çiziyor, modern dünyayı şekillendiren karmaşık olaylar ve gelişmeler konusunda bize rehberlik ediyor.

Künye: Nicola Chalton ve Meredith MacArdle – Bir Nefeste 20. Yüzyıl, çeviren: Osman Bulut, Maya Kitap, tarih, 220 sayfa, 2018

Wolfgang Hertle – Larzac (2017)

Bu kitap, Güney Fransa’daki Larzac Kıta Tatbikat Alanı’na karşı 1971-1981 arasında köylülerce yürütülen efsane şiddetsiz direnişin başından sonuna bir hikâyesini anlatıyor ve bu direnişin ekoloji ve barış hareketi için ne anlama geldiğini irdeliyor.

1970’de Fransa’da hükümet, bölgedeki küçük bir tatbikat alanını, çevresindeki köy ve meraları da içine alacak şekilde genişletme kararı alır.

Fakat bu durum, civardaki köylülerin on yıla yayılacak efsanevi direnişinin fitilini ateşlemekte gecikmez.

103 çiftçi ailenin çekirdeğini oluşturacağı direniş, 70’ler boyunca çevrenin ve yaşam kalitesinin korunmasına yönelik süren parlamento dışı pek çok kampanya içinde birçok bakımdan özel bir konuma sahip olacaktı.

Kitapta,

  • Larzac çiftçilerinin yalnızca şiddetsiz eylem biçimleri seçmelerine yol açan saikleri,
  • Çiftçilerin yasallık ile ilişkisini,
  • Çiftçilerin etkileyici popülaritelerini sağlayan koşulları,
  • 103 çiftçi ailesinden oluşan çekirdek grubun iç yapılanmasını, demokratik teamüllerini ve irade inşa etme süreçlerini,
  • Ve on yıllık direnişin, projeden etkilenen çiftçilerin sosyal davranışları üzerinde yarattığı aşınma, yıpranma ve diğer olumsuz etkileri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitap bunun yanı sıra, Larzac hareketinin güncel ekoloji ve barış hareketleri için nasıl bir miras bıraktığına odaklanmasıyla da önemli.

  • Künye: Wolfgang Hertle – Larzac, 1971-1981, çeviren: Osman Murat Ülke, Kaos Yayınları, siyaset, 436 sayfa, 2017

Cem Şancı – Yalnızlık Doktorası (2015)

Cem Şancı’dan bir yalnızlık güzellemesi!

Yalnızlığa filozofların, sanatçıların, din adamlarının nasıl yaklaştığını irdeleyen kitap, yalnızlığın korkutucu bir deneyimden ziyade, insanın gelişimine katkıda bulunan bir yardımcı olduğunu öne sürüyor.

Tarihteki ünlü isimlerin öyküleri eşliğinde, yalnızlığın değerini ve getirilerini keşfetmek isteyen okura.

  • Künye: Cem Şancı – Yalnızlık Doktorası, Remzi Kitabevi

Zühre İndirkaş – Mitolojiden Alegoriye (2015)

Prometheus, Oidipus ve Ganymedes…

Batının mitolojik söylemleri, resim sanatına ne gibi etkilerde bulundu?

Züher İndirkaş bu çalışmasında, Erwin Panofsky’nin yöntemine başvurarak Prometheus imgesinin çağlar boyu geçirdiği dönüşümü, Pieter Paul Rubens’in Ganymedes’le ilgili çalışmalarını, Gustave Moreau’nun ‘Oidipus ve Sfenks’ adlı yapıtında yücelttiği ahlaki değeri ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

  • Künye: Zühre İndirkaş – Mitolojiden Alegoriye, Tekhne Yayınları

Julia M. H. Smith – Roma’dan Sonra Avrupa (2015)

Bilindiği gibi egemen paradigma, Ortaçağ Avrupa’sını ağırlıklı olarak “karanlık çağ” şeklinde tanımlamakta.

Bu teze karşı çıkan Julia Smith ise, 500-1000 arası Avrupa kültürel tarihini dinamik ve kimi zaman oldukça renkli dönüşümlerin yaşandığı, kendi başına temel öneme sahip bir süreç olarak ediyor.

Smith’in iyi bir kültür tarihi çalışması olarak niteleyebileceğimiz kitabı, bu sürecin iş ve gündelik hayat, siyaset, toplum, din ve kültür gibi pek çok alanı kapsayan zengin bir tasvirini yapıyor.

  • Künye: Julia M. H. Smith – Roma’dan Sonra Avrupa, çeviren: Ahmet Fethi, Alfa Yayınları

Robert Albritton – Ekmek Yoksa Abur Cubur Yesinler (2018)

Robert Albritton’ın bu önemli çalışması, bugün yaşanan küresel kıtlığın altındaki temel dinamikleri ortaya koyan, klasik olmaya aday bir çalışma.

Çünkü Albritton esas sorunun tarım ve gıda tedarikinin kapitalist yönetiminde görülen mantıksızlık ve çelişkiler olduğunu ve mevcut küresel kıtlığın da bunun en rahatsız edici belirtilerinden sadece biri olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitap ayrıca, kapitalizmin gıda ve tarımda yarattığı şu tahribatları da ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor:

  • Küresel ısınma çağında ve petrolün taşma noktalarına eriştiği bir dönemde yoğun petrol içeren bir gıda sistemi,
  • Ekilebilir arazilerin gıda yerine yoğun bitimde etanol ve gıda olmayan diğer ekinleri yetiştirmek için kullanılması,
  • Gıda zincirleri boyunca çiftçilerin ve işçilerin düşük gelirleri,
  • Toprak, hava ve su kirliliği,
  • Temiz su kaynaklarının hızla tükenmesi,
  • Abur cubur gıdanın yaygın biçimde pazarlanması,
  • Yeryüzünde yaşamın geleceğini temellerinden sarsan ormansızlaşma,
  • Genetiği değiştirilmiş gıdaların (GDO) taşıdığı büyük tehlikeler,
  • Devasa boyuttaki kapalı hayvan besiciliği ve işletmelerinde hayvanlara yapılan kötü muamele,
  • Dev gıda ve tarım şirketlerinin toplumsal hayatı yozlaştırması,
  • En az 3 milyar insanın yeterli miktarda ya da kaliteli gıdaya ulaşamaması…

Albritton bütün bu rahatsız edici gerçekleri ayrıntılı biçimde ele alırken, ABD merkezli küresel gıda rejiminin tarihsel ve güncel bir analizini yapıyor ve aynı zamanda daha etkin ve hesap verebilir bir kamu sektörü ile hesap verebilir şirketler oluşturulması için nasıl bir mücadele yöntemi ortaya koyabileceğimizi tartışıyor.

‘Ekmek Yoksa Abur Cubur Yesinler’, değişimin mümkün olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Robert Albritton – Ekmek Yoksa Abur Cubur Yesinler: Kapitalizm Açlığı ve Obeziteyi Nasıl Yarattı?, çeviren: Ramazan Güngör, Otonom Yayıncılık, siyaset, 328 sayfa, 2016

David Edmonds ve Nigel Warburton – Felsefe Muhabbetlerine Dönüş (2018)

‘Felsefe Muhabbetlerine Dönüş’, bu seriden yayınlanan üçüncü kitap ve felsefenin çeşitli temalarını, bugün bu alanda fikir üreten 27 isimle konuşmaya, kaldığı yerden devam ediyor.

Kitapta felsefeciler; zevk, acı, mizah, ahlaki statü, işkence, hayvan köleliği, bilinç, materyalizm, benlik algısı, hayal gücü, özgür irade, cezai sorumluluk, hoşgörü, istismar, itibar, siyasette kirli eller, metafizik, aklın enigması, anlam ve yorum, hayatın anlamı ve ölümden sonraki yaşam gibi pek çok güncel konu ve sorunu tartışıyor.

‘Felsefe Muhabbetleri’ni ilgiyle takip etmiş okurların bu kitabı da severek okuyacağını düşünüyoruz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Thomas Hurka, Michael Tye, Noël Carroll, Jeff McMahan, John Mikhail, Raimond Gaita, Gary L. Francione, Ned Block, Patricia Churchland, Frank Jackson, Galen Stawson, Alison Gopnik, Daniel Dennett, Fiery Cushman, Nicola Lacey, Victor Tadros, Philip Pettit, Susan Mendus, Hillel Steiner, Rae Langton, Nancy Fraser, C. A. J. Coady, Kit Fine, Dan Sperber, Stephen Neale, Susan Wolf ve Samuel Scheffler.

  • Künye: David Edmonds ve Nigel Warburton – Felsefe Muhabbetlerine Dönüş, çeviren: Esra Nur (Sözbilici) Acar, Maya Kitap, felsefe, 307 sayfa, 2018

Lars Svendsen – Yalnızlığın Felsefesi (2018)

En iyi zamanlarımızı yalnızken yaşayabiliriz.

Oysa yalnızlık, ona maruz kalanlar için ciddi bir sorun olabilir. Zira çoğu insan için yalnızlık, onların yaşam kalitelerini önemli ölçüde etkilemektedir.

Ayrıca böyle durumlarda, utanç dediğimiz duygu da işin içine girer.

Bu kitabın yazarı Lars Svendsen ise, yalnızlığı, kendi başına olma (solitude) şeklinde tarif ediyor.

Öte yandan yazara göre, adı ister yalnızlık veya solitude olsun, bu durum kendimiz ve dünyadaki yerimiz hakkında önemli şeyler söyler.

Kitap, yalnızlığın tam olarak ne olduğunu, kimlere tesir ettiğini, yalnızlık hissinin neden doğduğunu, neden kolayca geçmeyip sonra da kaybolduğunu ve hem bireyler hem de toplum olarak yalnızlıkla nasıl ilişkilenebileceğimizi inceliyor.

“Hiç yalnızlık duymamış bir kişi büyük olasılıkla duygusal bir eksiklik ya da kusurdan mustariptir.” diyen Svendsen, yalnızlığı ele alırken felsefe ile deneysel bilimleri harmanlıyor.

Kitapta,

  • Psikoloji ve sosyal bilimlerde yalnızlık,
  • Duyguların doğasına dair tartışmalar,
  • Yalnızlık deneyimini tetikleyen etkenler,
  • Yalnızlık ile güven, arkadaşlık ve sevgi arasındaki ilişki,
  • Modern birey ve yalnızlık,
  • Yalnızlığın olumlu biçimi olarak kendi başınalık,
  • Yalnızlığımızla baş edebilmek için her birimize düşen bireysel sorumluluklar,
  • Ve bunun gibi konular tartışılıyor.

Svendsen’in modern bireyin yalnızlığıyla ilgili burada dillendirdiği tezi de dikkat çekici.

Yazar, modern toplumun ana sorunun çok fazla yalnız olmamız değil, aksine yeterince tek başına kalmamamız olduğunu savunuyor.

  • Künye: Lars Fredrik Händler Svendsen – Yalnızlığın Felsefesi, çeviren: Murat Erşen, Redingot Kitap, felsefe, 213 sayfa, 2018

Kolektif – Edebiyatın Taşradan Manifestosu (2015)

Taşra-merkez ilişkisi şu ana kadar çokça tartışılmış konulardan.

Bu kitap ise, söz konusu ilişkiyi bu sefer edebiyat ekseninde yürütüyor.

Bir sempozyumda bu minvalde yapılmış konuşmalar bu kitapta bir araya getirilmiş.

Merkez edebiyatın taşra edebiyatına, taşra edebiyatının merkez edebiyatına, sinemaya ve düşünceye kattıklarını irdeleyen kitap, taşra edebiyatı ve yayıncılığının güncel sorunlarını da saptıyor.

Kitapta; Cumhuriyet romanında merkez-taşra çatışması, edebiyatta taşranın ruhu, taşrada zaman ve Yeni Türkiye sinemasında taşranın temsili gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Abdullah Ataşçı, Mehmed Said Aydın, Ethem Baran, Şükrü Erbaş, Nesra Gürbüz, Kerem Işık, Arın Kuşaksızoğlu, Necati Mert, Vedat Ozan, Ömer Solak, Asuman Susam ve Eyüp Tosun.

  • Künye: Kolektif – Edebiyatın Taşradan Manifestosu, hazırlayan: Mesut Varlık, İletişim Yayınları