Samuel Alexander – Parayı Tahrif Et (2018)

Sinoplu Yunan filozof Diyojen, MÖ 412 yılında doğdu ve felsefe hayatına amaçsızca dolaşan bir dilenci olarak başladı.

Antik dünyanın en etkili Kiniği olan Diyojen, sıklıkla fıçı denilen genişçe bir varilde yaşadı, eski püskü kıyafetler giydi ve tüm felsefesini de tamı tamına bu şekilde, bütün yüklerinden arındırarak özgürleştirdi.

Samuel Alexander da bu özgün çalışmasında, Diyojen’in hayatını ve fikirlerini yeniden canlandırıyor.

Kitapta yer alan altı diyalog, 2 bin 500 yıl önce bize sesleniyor ve Diyojen’in fikirlerini bugüne uyarlıyor.

Kitap, Diyojen’in bir elinde fener diğerinde bastonla Pazar yerindeki o ünlü gezintisinden başlayarak, yine bu hikâye kadar ünlü İskender’le olan konuşmasına ve oradan da Diyojen’in kitaplarının yakılmasına ve ölümüne uzanan süreci diyaloglaştırmış.

Samuel Alexander’ın yarı-Sokratik tarzda kurguladığı bu harika diyaloglar, Diyojen’in basitlik, ölçülülük ve doğallıkla ördüğü düşünce sisteminin ne denli devrimci ve ölümsüz olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

  • Künye: Samuel Alexander – Parayı Tahrif Et: Diyojen’in Kayıp Diyalogları, çeviren: Onur İşci, Heretik Yayıncılık, diyalog, 107 sayfa, 2018

Alain Mabanckou – Yarın 20 Yaşında Olacağım (2015)

Devrim sonrasındaki, 1970’li yılların Kongo’sunda, on yaşında bir çocuğun arayışlar, soru işaretleri, belirsizlikler ve gizemlerle örülü büyüme serüveni.

Michel’in yapmayı en çok sevdiği şey, dostu Lounès’la vakit geçirip gevezelik etmektir.

Kız arkadaşı Carolin’le duygu dünyasının kapılarını aralamaya koyulan kahramanımız, radyo haberlerinden duyduğu, devrilen İran Şah’ı için üzülmekte ve dayısı René aracılığıyla da kapitalizmin ve sosyalizmin, ezilmenin, sömürmenin, siyasetin ve hakikatin ne olduğunu, kafası fazlasıyla karışsa da adım adım öğrenmektedir.

Michel’in meraklı ruhuna, bu esnada, halkının gündelik hayatından, geleneklerinden süzülen renkli ayrıntılar da eşlik edecektir.

Otobiyografik öğeler de barındıran Alain Mabanckou’nun romanı, özellikle Michel karakteriyle zihinlerde yer edinecek türden.

  • Künye: Alain Mabanckou – Yarın 20 Yaşında Olacağım, çeviren: Sibel Kuşca, Timaş Yayınları

Bülent Özdemir ve Cihat Göktepe – Fişlenen Cumhuriyet (2015)

İngiltere’nin, Cumhuriyetin kuruluşu ve sonrasındaki yıllarda, ülkenin önde gelen isimleri hakkında hazırladığı istihbarat raporları bulunuyor.

Bu raporlarda, kimin hangi ülke yanlısı olduğundan kimin namaz kıldığına pek çok detay yer alıyor.

Atatürk’ten Ali Fuat Cebesoy’a, Yunus Nadi’den Halide Edip Adıvar’a pek çok isim hakkında sıcağı sıcağına sunulan bu raporlar, aynı zamanda İngiltere’nin Türkiye’ye yönelik politikalarına dair önemli ipuçları da barındırıyor.

Bülent Özdemir ve Cihat Göktepe’nin kaleme aldıkları bu kapsamlı çalışma, söz konusu raporların izini sürüyor ve bu raporlar aracılığıyla hem dönemin bir panoramasını çiziyor hem de İngilizlerin dönemin Türkiye’sine yönelik politikalarını açıklığa kavuşturuyor.

  • Künye: Bülent Özdemir ve Cihat Göktepe – Fişlenen Cumhuriyet, Yitik Hazine Yayınları

Kolektif – Üçüncü Kültür (2015)

Bilim insanları ile aydınlar, tümüyle apayrı entelektüel sınıfları mı temsil ediyor?

Bu çalışmada tanımlandığı haliyle “üçüncü kültür aydını” kavramı, sadece bir alanda yetkin olan bir entelektüeli değil, hem nesillerin düşüncelerini de şekillendirecek yetkinliğe sahip hem de bilim alanında da sağlam bir perspektife sahip entelektüeli kastediyor.

Aydın rolünü iletişimi de içerecek şekilde genişleten bu nitelikli kitabın yazarları, klasik entelektüelin bilimle arasına koyduğu mesafenin bugün kabul edilemez olduğunu savunuyor.

Yazarlar burada, insanın ve evrenin evrimini, zihin felsefesini, yeni karmaşıklık bilimini ve bunun gibi, felsefenin ve bilimin şu an gündeminde bulunan birçok konuyu irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Stephen Jay Gould, Richard Dawkins, Geogre C. Williams, Steve Jones, Steven Pinker, Marvin Minsky, DanielC. Dennett, Roger Penrose, Murray Gell-Mann, Stuart Kauffman, C. G. Langton, J. Donye Farmer, Alan Guth, Paul Davies, Lee Smolin, Martin Rees ve Daniel Hillis.

  • Künye: Kolektif – Üçüncü Kültür, editör: John Brockman, çeviren: Yelda Türedi, Alfa Yayınları

Cem Eroğul – Marksizm ve Birey Sorunsalı (2018)

Marksizmin birey konusunda sistematik bir yaklaşımının olmadığı söylenir.

Başka bir deyişle Marksizm birey hakkında, kapitalizm için geliştirdiği gibi sistematik ve özgül bir kuram geliştirmediği savunulur.

Oysa Lev Vyogtski’den başlayarak Erich Fromm’a, oradan Lucien Séve ve István Mészáros’a, daha güncel örnekler olarak da Bertell Ollman ve David MacNally gibi birçok isim, bu alanda önemli çalışmalara imza attı.

Dolayısıyla Marksizmin, bugüne dek birey konusunda dişe dokunur bir düşünce geliştirmediğini söylemek yanlıştır.

Cem Eroğul’un uzun yıllara yayılan bu çalışması da, Marksizmin birey sorununa nasıl yaklaştığını enine boyuna tartışmasıyla bu alana önemli bir katkı sunuyor.

Marksizmin birey konusunun yanı sıra biyolojik, toplumsal ve psikolojik belirlenmelere nasıl yaklaştığını da irdeleyen Eroğul, ruhumuzu, toplumsallığın bireysel biçimi olarak değerlendiriyor.

Eroğul burada ayrıca, “duygutür” kavramını da geliştirerek alana özgün bir katkı sunuyor.

  • Künye: Cem Eroğul – Marksizm ve Birey Sorunsalı, Yordam Kitap, kuram, 96 sayfa, 2018

Dimitrios Roussopoulos – Politik Ekoloji (2017)

Çevre krizi, açık ve net biçimde, toplumun yapısından, kapitalizmden ve devletten kaynaklanıyor.

Ekolojik krizin niteliği, açgözlülüğe ve rekabete dayalı bir ekonomik sistemde derin köklerini ve toplumda bol miktarda yaşanan diğer krizlerle olan yakın ilişkisi hakkında bugün çok daha fazla berraklığa ve tutarlılığa ihtiyacımız var.

İşte bu önemli kitap, bu yönde çok iyi bir programı ortaya koymasıyla, bize sağlam bir perspektif sunuyor.

Dimitrios Roussopoulos’un alan açısından klasikleşmiş yapıtı ‘Politik Ekoloji’, var olan ekolojik krizi çok yönlü bir bakışla gözler önüne sermekle kalmıyor, aynı zamanda, mahallelerde ve kentlerde sıradan insanların zorba ve adaletsiz bir düzenin tahakkümüne karşı nasıl örgütlenebileceklerini ve nasıl mücadele edebileceklerini de ele alıyor.

Kitap, birbirlerine eşlik eden ekonomik, toplumsal, siyasi ve tinsel krizlerin yanı sıra ekolojik bir krizle de yüzleşebilecek ve radikal bir şekilde dönüştürecek bir politik ekoloji programı ihtiyacına sağlam bir yanıt veriyor.

Çevrenin devlet tarafından yönetilmesinin tarihi, yeryüzünün yaşadığı drama yurttaşların tepkileri, politik ekoloji ve toplumsal ekoloji, çevreciliğin ötesine geçen bir yol haritası ve toplumsal ekolojide yeni siyasetler konularını ele alan Roussopoulos, kitabının sonuna da, katılmış olduğu Paris’teki Aralık 2015’te İklim Değişimi Konferansı’nın bir özetini eklemiş.

  • Künye: Dimitrios Roussopoulos – Politik Ekoloji: İklim Krizi ve Yeni Toplumsal Gündem, çeviren: Fuat Dara Elhüseyni, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 165 sayfa, 2017

Roberto Esposito – Communitas (2018)

Topluluğun üyelerini ortak kılan “şey” nedir ve bu şey sahiden de olumlu “bir şey” midir?

Özellikle biyopolitika teorisine katkılarıyla bildiğimiz Roberto Esposito, topluluk fikrinin siyasi ve felsefi bir bağlamda irdeliyor.

“Topluluk, politik-felsefi sözcük dağarcığına, onu bütünüyle tahrif etmeden (daha doğrusu çarpıtmadan) tercüme edilemez; son yüzyılda bunu oldukça trajik bir şekilde gördük. Bu durum siyaset felsefesinin, topluluk sorununda tam da kendi nesnesini görme eğiliminde olan belirli bir türüyle çelişiyormuş gibi görünüyor.” diyen Esposito, kavramın etimolojik kökenlerine dair kapsamlı bir analiz eşliğinde “communitas” kavramının siyaset felsefesindeki yerini de çok yönlü bir perspektifle ele alıyor.

Esposito bunu yaparken Hobbes, Rousseau, Kant, Heidegger ve Bataille’ın toplum ve topluluk üzerine fikirlerini de tartışıyor ve böylece alan için önemli bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Roberto Esposito – Communitas: Topluluğun Kökeni ve Kaderi, çeviren: Onur Kartal, İletişim Yayınları, siyaset, 248 sayfa, 2018

James George Frazer – İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük (2015)

Sir James George Frazer’dan erken toplumları din, insan, doğaüstü ve ölümsüzlük çerçevelerinden irdeleyen öncü bir antropoloji çalışması.

Yazar, insanın ve kültürün evrimi, totemcilik, batıl inançlar, insanlardaki tanrı kavramının kökeni, doğanın din üzerindeki etkisi ve ölümsüzlük inancı gibi konuları tartışıyor.

Antropoloji meraklılarına, alanın bir kült çalışması olarak bu kitabı muhakkak öneriyoruz.

  • Künye: James George Frazer – İnsan, Tanrı ve Ölümsüzlük, çeviren: Onur Aydın ve İrem Demirel, Altın Bilek Yayınları

Lütfi Şahin – Osmanlı’nın Kanlı Tarihi (2015)

Osmanlı, bir devrin en güçlü ve görkemli devletlerinden biri olduğu kadar, kıyımlara ve sürgünlere de sıklıkla sahne oldu.

Lütfü Şahin’in imparatorluğun bu pek bilinmeyen tarihinden ürkütücü sayfalar sunan çalışması, Genç Osman’dan II. Abdülhamid’e, Cem Sultan’dan Çandarlı Halil Paşa’ya tahttan indirilen padişahları, Osmanlı’daki kardeş katlini, gün yüzü görmeyen şehzadeleri ve öldürülen devlet adamlarını anlatıyor.

  • Künye: Lütfi Şahin – Osmanlı’nın Kanlı Tarihi, AZ Kitap

John Le Carré – Son Casus (2015)

Diplomat kabuğuna gizlenmiş maharetli bir ajanın, Magnus Pym’in gerilim dolu hikâyesi.

Pym, bir gün aniden ortadan kaybolur ve onu bulmak için gizli servis hummalı bir çalışma başlatır.

Pym’in gizemli hikâyesi adım adım aydınlanırken, istihbarat örgütleri, devletler ve casusların taraf olduğu tehlikeli bir dünya ufukta belirir.

John Le Carré’in heyecanı sürekli diri tutan romanı, hem gerilim hem de ajan hikâyelerini sevenlere hitap edecek nitelikte.

  • Künye: John Le Carré – Son Casus, çeviren: Mehmet Harmancı, Alfa Yayınları