Descartes – Duygular ya da Ruh Halleri (2014)

Descartes’tan duygular üzerine detaylı bir sorgulama.

Filozof, duygularla ilgili genel bilgiler verdikten sonra insanın iç dünyasında meydana gelen olayların sorumlusunun ruh mu, yoksa beden mi olduğunu araştırıyor; temel duygular olan hayret, sevgi, nefret, arzu, sevinç ve kederin sistematik bir sınıflamasını yapıyor.

  • Künye: Descartes – Duygular ya da Ruh Halleri, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları

Pelin Özer – Latife Tekin Kitabı (2014)

Latife Tekin’in kendine has edebiyat dünyasını farklı bir pencereden görmek isteyenlere.

Kendisiyle yapılmış söyleşilere dayanan kitapta Tekin, samimi bir şekilde yazı macerasını, kimi romanlarını yazarken yaşadığı ilginç olayları okurlarıyla paylaşıyor.

Bu söyleşi, kendi hikâyesini kurmak isteyen yazar adayları için de pek çok ipucu barındırıyor.

  • Künye: Pelin Özer – Latife Tekin Kitabı, İletişim Yayınları

Mehmet Beşikçi – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği (2014)

Birinci Dünya Savaşı’ndaki seferberlik sürecinin Osmanlı’yı nasıl daha merkezi, otoriter ve milliyetçi bir çizgiye ittiğini ortaya koyan nitelikli bir çalışma.

Beşikçi, sürekli ve büyük ölçekli seferberlik tecrübesinin devleti, yerel düzeydeki gücünü artırmaya ve taşraya daha derinlemesine nüfuz etmeye zorladığını belirtiyor.

  • Künye: Mehmet Beşikçi – Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği, İş Kültür Yayınları

Özer Akdemir – Uranyum Uğruna (2017)

Yaklaşık kırk yıl önce, Ege’nin iki farklı yerinde uranyum madenciliği ve sondajları gerçekleştirilmişti.

Uranyum gibi tehlikeli bir teknikle gerçekleştirilen bu sondajlar bir süre sonra, hiçbir önlem alınmadan kaderine terk edilmişti.

İşte Özer Akdemir de, hem bu bilinmeyen uranyum vakalarını hem de bu kazıların bölgede neden olduğu korkunç çevre ve sağlık sorunlarını araştırıyor.

Kazı veya sondaj yapılan bu yerlerde yoğun kanser oranlarının yaşanması nedeniyle, civardaki köylerin adı “kanserli köy”e çıkmış.

Bu denli yoğun kanser oranlarının uranyum madenciliğinden mi kaynaklandığı sorusunu soran Özer Akdemir, görmezden gelinen bilimsel araştırmalardan yola çıkarak, üç hatta beş nükleer santral kurma, nükleer silaha sahip olma sevdasındaki bir ülkenin, daha kırk yıl önceki uranyum madenciliğinin yol açtığı sorunlarla dahi nasıl baş edeceğini bilemediğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Özer Akdemir – Uranyum Uğruna: Ege’de Terkedilmiş Uranyum Madenleri, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 176 sayfa, 2017

Emile Témime ve Pierre Broué – İspanya’da Devrim ve İç Savaş (2018)

Üç yıldan fazla sürmüş, yalnızca İspanya’ya değil tüm Avrupa’ya yıkım getirmiş İspanya İç Savaşı hakkında, tanıklıklarla desteklenmiş çok iyi bir kitap.

Savaş olduğunda on yaşlarında olan Emile Témime ve Pierre Broué, henüz genç yaşlarında bu savaşın sebep olduğu sonuçlarla yakından ilgilenmiş.

İki bölümden oluşan kapsamlı kitapta, bu savaşta İkinci Dünya Savaşı’nın unutulmuş, biçim değiştirmiş başlangıcını; tanınmaz duruma getirilmiş, ihanete uğramış, boğulmuş bir işçi ve köylü devrimi görüyoruz.

Savaştan sağ kalan tanıklar ya da bu savaşta rol almış kişilerle birebir görüşen yazarlar, Devrimin ve İspanya iç savaşının 1936-1939 yılları arasındaki tarihinin sağlam bir dökümünü ortaya koyuyorlar.

İspanya’yı olduğu kadar dönemin Avrupa’sını merak eden her okura önerebileceğimiz kitap, başından sonuna bir savaşın hikâyesini anlatmakla yetinmiyor, aynı zamanda 20. yüzyılda topraksız ve yoksul, açlığın sınırında yaşayan, yitirilecek hiçbir şeyleri olmadığı ve kazanılacak çok şeyleri bulunduğu için kolayca savaşa atılan köylü ve yoksul yığınlarının dehşetli hikâyesini de anlatıyor.

Kaçırılmaması gereken bir kitap.

  • Künye: Emile Témime ve Pierre Broué – İspanya’da Devrim ve İç Savaş, çeviren: Aydın Emeç, Ayrıntı Yayınları, tarih, 448 sayfa, 2018

Susan Wise Bauer – Rönesans Dünyası (2015)

Rönesans’ı 12. yüzyıldaki temellerinden İstanbul’un fethine değin izleyen bir araştırma.

Susan Wise Bauer, 11. yüzyılda Kilise hiyerarşisi ile Aristoteles mantığı arasındaki mücadelenin ortaya çıkışına, Konstantinopolis’in fethiyle Roma rüyasının nihai sonunun gelişine ve bu süreçten sonra Rönesans’ın başka alanlara yayılışına odaklanıyor.

  • Künye: Susan Wise Bauer – Rönesans Dünyası, çeviren: Mehmet Moralı, Alfa Yayınları

Brenda Schaffer – Sınırlar ve Kardeşler (2008)

Brenda Schaffer ‘Sınırlar ve Kardeşler’de, Azerbaycanlı kimliğini tarihten günümüze uzanan bir süreçte, köken, kültür, din, dil, siyaset ve nüfus dağılımı çerçevesinde inceliyor; siyasi, edebi süreli yayınlar ile radyo ve televizyon yayınlarından da örnekler vererek, Azerbaycanlı kimliği konusundaki tartışmalara katkıda bulunuyor.

Schaffer, İran İslam Devrimi’ni, Sovyetlerin dağılmasını ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk on yılının büyük çoğunluğunu kapsayan, 1979-2000 arasında Azerbaycanlı ortak kimliğindeki eğilimleri irdeliyor, ayrıca bu iki toplumun karşılıklı ilişkisini ve etkileşimini ele alıyor.

  • Künye: Brenda Schaffer – Sınırlar ve Kardeşler, çeviren: Ali Gara ve Vüsal Kerimov, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 296 sayfa

Wilhelm Schmid – Sakin Olmak (2014)

Hızın, hareketin egemen olduğu çağımız, sükûnete ve dinginliğe izin vermiyor. Wilhelm Schmid, içinde bulunduğumuz bu çıkmazın karşısına, hayatı kolaylaştıran ve zenginleştiren bir kaynak olarak sakinliği koyuyor.

Sakinliği nasıl geri kazanabiliriz ve onu bir erdem olarak görmek ne demektir sorularına yanıt bulmak için bakmakta fayda var.

  • Künye: Wilhelm Schmid – Sakin Olmak, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları

Volker Weidermann – Karanlıktan Önceki Yaz (2018)

Nazilerin yalnızca Avrupa’dan başlayarak dünyayı büyük bir cehenneme çevirdiği bir zamanda, Belçika’nın küçük bir kentinde Stefan Zweig, sevgilisi Lotte, Joseph Roth ve başka yazarların son kez bir araya gelişlerinin hikâyesi.

Yıl, 1936…

Nazilerin hedefindeki yazar Zweig, Belçika’nın sayfiye kenti Oostende’ye gelir. Zweig’ın ardından sevgilisi Lotte, onun da ardından yazar Joseph Roth, bir nevi son sığınak olarak bu kente gelir.

Gelenler bunlarla sınırlı değildir.

Faşizmin olanca ağırlığıyla sürdüğü, enkaz halindeki Avrupa’dan başka birçok yazar, muhalif ve aydın da bu kente gelmeye başlamıştır.

Volker Weidermann, bir yandan bu isimlerin bu zaman zarfında yaşadıkları çıkışsızlığın, geleceğe dair beklenti ve hayal kırıklıklarının izini sürüyor diğer yandan da dönemin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Volker Weidermann – Karanlıktan Önceki Yaz, çeviren: Zehra Kurttekin, Can Yayınları, roman, 144 sayfa, 2018

Jeanette Winterson – Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkârlık Üzerine (2018)

Özellikle ‘Vişnenin Cinsiyeti’ ve ‘Tek Meyve Portakal Değildir’ gibi başarılı kitaplarıyla bildiğimiz Jeanette Winterson’dan sanatın özündeki başkaldırıya adanmış sağlam metinler.

Winterson’a göre sanat eylemi, doğası gereği hayatı dönüştüren ve bunu yaparken de toplumu ve bireyi de dönüştüren muazzam bir faaliyettir.

Elimizdeki kitap da, sanatın muhalif niteliğini merkeze alarak, onun aracılığıyla toplumsal cinsiyete ve siyasete dair sorunlara nasıl bakabileceğimizi, önyargılarımızı nasıl aşabileceğimizi tartışıyor.

“Resimlerle ilgili bilgim hâlâ kitaplarla ilgili bilgimden katbekat az. Bu değişmeyecek. Ama görme biçimim değişti. Resimlere bakmayı öğreniyorum. Hissetme kapasitem değişti. Sanat yüreği büyütür.” diyen Winterson, bizi de, sanatın kılavuzluğunda görme biçimimizi değiştirmeye davet ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Hakikat kalıcı olansa şayet, sanat insanların giriştiği diğer tüm uğraşlardan daha hakiki olduğunu kanıtlamıştır. Kesin olan şudur ki, resimler de, şiir de müzik de zamanın yalnızca belirli bir noktasına değil bütününe, hem kendi dönemlerine hem de bizimkine damga vurur; üstelik birer antika ya da tarihi eser olarak değil, ilk günkü coşkunluk ve dinçlikleriyle capcanlı varlıklar olarak.”

  • Künye: Jeanette Winterson – Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkârlık Üzerine, çeviren: Zeynep Baransel, Sel Yayıncılık, sanat, 192 sayfa, 2018