Bülent Çaplı – Dumlupınar (2007)

  • DUMLUPINAR, Bülent Çaplı, Doğan Kitapçılık, tarih, 144 sayfa

Bülent Çaplı’nın ‘Dumlupınar’ı, 1953 yılında, İsveç gemisi Naboland’ın çarpmasıyla Çanakkale Boğazı’nda batan Dumlupınar gemisini anlatıyor. İçinde seksen kişinin bulunduğu gemiden, sadece beş kişi kurtulabilmişti. Çaplı kitabı için, Genelkurmay arşivlerinden, kazadan kurtulanların tanıklıklarından, kurtarma çalışmalarında bulunanların anlatımlarından yararlanmış. Ayrıca Naboland’ın gemicilerinden Bengt Örsell ve kaza hakkında araştırmalar yapmış olan astsubay Gert-Owe Erikkson’la da söyleşi yapmış. Konunun kapsamlı araştırmasının kitabın niteliğine de yansıdığı görülüyor. Kitapta yer verilen belge ve fotoğrafların, konunun anlatımını bütünlediğini ve zenginleştirdiğini de belirtelim.

Turgut Cansever – Kubbeyi Yere Koymamak (2007)

  • KUBBEYİ YERE KOYMAMAK, Turgut Cansever, Timaş Yayınları, mimari, 400 sayfa

Turgut Cansever, Türkiye mimarisinde kendine özgü tarzıyla bilinir. Cansever’in bu kitabı da, mimari ve mimari felsefesi başta olmak üzere, kültür ve sanat tarihi konularına ilgi duyanlara hitap edebilecek nitelikte. Bunun dışında, Mustafa Armağan, Ömer Madra, Nevzat Sayın, Mustafa Kutlu, Sefa Kaplan, Ayla Ağabegüm, Belkıs İbrahimhakkıoğlu ve Beşir Ayvazoğlu gibi isimlerin Cansever’le yaptığı söyleşiler, çalışmaya ayrı bir zenginlik katıyor. Konfüçyüs’tan İbn Arabi’ye, Medine’den Brasilisa’ya, Sinan’dan Haussmann’a, sanat müziğinden Barok müziğe kadar uzanan çok sayıda ayrıntı barındıran kitap, Cansever’in diğer kitaplarında ele aldığı temel konularına giriş mahiyetinde.

Melih Cevdet Anday – Gizli Emir (2007)

  • GİZLİ EMİR, Melih Cevdet Anday, İş Kültür Yayınları, roman, 274 sayfa

İlk baskısı 1970 yılında yapılmış ‘Gizli Emir’ için, Melih Cevdet Anday’ın metinlerinde bulunan “gelecek öngörüsü”nün doruğa ulaştığı roman demek, herhalde abartı olmaz. Çünkü bu romanın kurguladığı yarında hayat, totaliter bir sistemin egemenliğindedir. Kentte yaşamı düzenlemek için kurulan ‘Asayişi Yerleştirme Olağanüstü Teşkilatı’ (AYOT), yönetimi tümden ele geçirmiş, amaçsız sorgulamalar, birbiriyle çelişen kararlar ve sürekli baskınlarla, başta kentin sanatçıları olmak üzere halkı canından bezdirmiştir. Bu aşamada, kentin tüm sakinleri, nereden ve ne zaman geleceği belli olmayan ‘Gizli Emir’i beklemektedir. Çünkü gizli emir AYOT’un kurduğu her şeyi değiştirecektir.

Ludwig Wittgenstein – Felsefi Soruşturmalar (2007)

  • FELSEFİ SORUŞTURMALAR, Ludwig Wittgenstein, çeviren: Haluk Barışcan, Metis Yayınları, felsefe, 251 sayfa

Metis Yayınları’nın, Ludwig Wittgenstein’in eserlerini yeni bir çeviriyle okuyucuya sunma çabası devam ediyor. Bu çabanın ilk ürünlerinden olan ‘Tractatus Logico-Philosophicus’, Oruç Aruoba çevirisiyle sunulmuştu. Wittgenstein’in ‘Felsefi Soruşturmalar’ı ise, filozofun felsefi hayatının ‘Tractatus Logico-Philosophicus’tan sonraki ikinci dönemi olarak kabul ediliyor. Wittgenstein’ın eserine son şeklini vermeden, 1951 yılında ölmesiyle mirasçıları tarafından yayımlanan kitap, gerek filozofun felsefe anlayışında, gerekse de felsefe tarihinde belirleyici bir yere sahip. Wittgenstein burada, ‘Tractatus’taki görüşlerini eleştirel bir bakışla ele alıyor.

Paul Hindemith – Ses İşçiliği (2007

  • SES İŞÇİLİĞİ, Paul Hindemith, çeviren: Yavuz Oymak, Norgunk Yayıncılık, müzik, 260 sayfa

‘Çoksesli Müzikte Temel Kompozisyon Eğitimi’, ‘Ses İşçiliği’nin alt başlığı. 20. yüzyılın önemli bestecilerinden olan Hindemith’in bu kitabı, çağdaş müzik kuramı ve 20. yüzyıl müzik hareketi üzerine kapsamlı ayrıntılar barındırıyor. Bilindiği gibi, Hindemith, Almanya’da Nazizmin yükseldiği yıllarda Türkiye’ye gelerek, Ankara Konservatuvarı’nın kuruluşuna önemli katkılarda bulunmuştu. Bu kitabının önemiyse, yüzyıl müziğinin Stravinski, Schönberg ve Bartok ile aşmaya çalıştığı krizi göğüsleyen önemli bir müzik adamının kaleminden çıkmış olması. Dolayısıyla kitap, müzik kuramına, alanın bütünselliğini olabildiğince gözeterek yaklaşan özellikleriyle önemli.

İbrahim Aslanoğlu – Teslim Abdal: Yaşamı ve Deyişleri (2007)

  • TESLİM ABDAL: YAŞAMI VE DEYİŞLERİ, İbrahim Aslanoğlu, Ekin Yayıncılık, biyografi, 144 sayfa

İbrahim Aslanoğlu, özellikle XVI-XVIII. yüzyıllarda yaşayan Alevî-Bektaşî şairlerine dair yaptığı çok sayıda araştırmalarla bilinen ve Orta Anadolu kültürüne yaptığı hizmetlerden dolayı 1995 yılında Sıvas Cumhuriyet Üniversitesi tarafından ‘Onursal Bilim Doktorluğu’ unvanı almış bir isim. Yazarın konu aldığı Teslim Abdal ise 17. yüzyılın en önemli Alevî ozanlarından. Aslanoğlu Teslim Abdal’ı eylem şairi olarak tanımlıyor. Bunun nedeni olarak da ozanın, Alioğlu, Dedemoğlu, Kul Nesimi gibi, İran Safevi Devleti için siyasal olaylara karışmış olmasını gösteriyor. Aslanoğlu’nun, Teslim Abdal’ın hayatına odaklandığı çalışma, ozanın 132 deyişine de yer veriyor.

Şebnem Gökçeoğlu Balcı – Tutunamayanlar ve Hukuk (2007)

  • TUTUNAMAYANLAR VE HUKUK, Şebnem Gökçeoğlu Balcı, Dost Yayınevi, hukuk, 165 sayfa

‘Tutunamayanlar ve Hukuk’, temelde refah devletinin krizine odaklanmasıyla ilgiye değer. Refah devletinin krizi, sosyal hakları hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleştirememiş, büyük bir sorun olan işsizliğin üstesinden hiçbir zaman gelememesiydi. Kitabın başlığına alınan ‘tutunamayanlar’ kavramı, olumsuz bir tabir olmaktan çok, toplumda varolan yerleşik bir tanım olarak, içinde bulunduğu sistemde hiçbir sosyal hakka sahip olmayan bireyi tanımlamak amacıyla kullanılmış. Tutunamayanlar, refah devletinde, işsiz olanları, sosyal haklara sahip olmayanları işaret ediyor. Çalışma giriş ve sonuç dışında, ‘Refah Devletinin Kurucu Unsurları’, ‘Refah Devletinin Felsefi Krizi’ ve ‘Yoksulluk ve Sosyal Dışlanmaya Karşı Korunma Hakkı’ şeklindeki üç bölümden oluşuyor. Balcı’nın çalışması, bireyin, refah devleti, sosyal devlet, sosyal haklar karşısındaki konumuna odaklanmasıyla ilgiye değer.

Saffet Murat Tura – Histerik Bilinç (2007)

  • HİSTERİK BİLİNÇ, Saffet Murat Tura, Metis Yayınları, psikanaliz, 238 sayfa

Saffet Murat Tura, ‘Histerik Bilinç’te, bilinç araştırmaları alanına yoğunlaşıyor. Tura çalışmasına şu temel sorularla başlıyor: “Hepimiz atomlardan oluşmuş maddi cisimler olduğumuz halde neden iç dünyamız, iç yaşantılarımız, bir ‘fenomenal bilincimiz’ var? Neden ‘içi karanlık’ biyolojik otomatlar değiliz?” Tura, bu sorunun cevabını ararken, bu soruları bilimsel olarak düşünülüp tartışılabilir sorunsallara dönüştürmeyi amaçlıyor. Tura’nın bunun yapılmasıyla amaçladığı şeyse, histerinin, bilincin gizemini açıklamada önemli bir görev üstleneceği inancı oluyor. Buradaki bilinçle kastedilenin, bilimsel bir bilinç kavramından çok, bilincin fenomenal yapısının, yani ‘fenomenal bilinç’ olduğunu belirtmekte fayda var. Tezini felsefe, psikiyatri, psikanaliz, psikoloji, nöroloji, sinirbilim, fizyoloji ve biyoloji üzerinden açıklayan Tura, klinik vakalardan da yararlanıyor.

Kim Edwards – Diğer Yarım (2007)

  • DİĞER YARIM, Kim Edwards, çeviren: Sarp Kanşay, Doğan Kitapçılık, roman, 329 sayfa

Kim Edwards’ın ‘Diğer Yarım’ı, ikiz kardeşlerin birbirine kavuşma çabalarını hikâye ediyor. Bir kar fırtınasının tam ortasında doğan ikizlerin hayatı babalarının verdiği bir kararla alt üst olacaktır. İkizler, farklı evlerde birbirlerinden uzakta yaşamaya başlayacaktı. Roman bu aşamadan itibaren, iki kardeşin birbirini arayış öyküsüne dönüşmeye başlar. İki kardeş birbirinden çok uzakta olsa da, aralarındaki sevgi zayıflayacağına daha da büyür. Romandaki anne figürü de, bu sevgiyi sağlam kılan başlıca harçtır. İkizler ve anneleri üzerinden üçlü, sınırsız bir sevgiyi anlatan Edwards, sevginin uğrunda büyük bedeller ödense dahi, hep savunulması gerektiğini anlatmayı amaçlıyor. Roman sevgiyi temel aldığı için, oldukça şiirsel/yoğun bir dile sahip. Kentucky Üniversitesi’nde yazarlık dersleri veren Edwards Whiting ve Nelson Algren Ödülleri’nin de sahibi.

Marshall Jevons – Marjinde Cinayet (2007)

  • MARJİNDE CİNAYET, Marshall Jevons, çeviren: Belkıs Dişbudak, Liberte Yayınları, roman, 218 sayfa

Marshall Jevos’un ‘Marjinde Cinayet’i, en çok baş kahramanı Henry Spearman’la dikkat çekiyor. Çünkü dedektif Spearman bir iktisatçı olması hasebiyle, işlenen cinayetleri açıklığa kavuşturmak için iktisat bilgisini kullanır. Kendisi de iktisatçı olan kitabın yazarı, kahramanını da bu bilgilerle donatarak, hayatı dönüştüren gerçeğin iktisat olduğunu ve olup bitenlerin kökeninde de böylesi rasyonel unsurların bulunduğunu kurguluyor. Polisiye, esrarengiz olayı çözmeye çalışırken, rasyonellik teması üzerine varyasyonlar denebilecek bir takım ekonomik kavramları kullanarak oluşturulmuş. Roman, ekonomik gerçekçiliği merkeze almasıyla aşırı derecede rasyoneldir ve kurgu, iktisat kuramlarının hayali uygulama alanına dönüşmüştür. Polisiyenin, taşıdığı rasyonel unsurlar sayesinde iktisada giriş derslerinde yardımcı kitap olarak okutulduğunu da belirtelim.