Yankı Yazgan – Hiperaktif Çocuk (ve Ergen) Okulda (2010)

Hiperaktif çocuğun birçok tanımı var.

Hareketli, dikkati dağınık, öğrenmekte zorlanan ya da zor çocuk, bunlardan birkaçı.

Yankı Yazgan elimizdeki çalışmasında, öğretmenler, psikolojik danışmanlar, rehberlik servisleri ve anne-babalara, hiperaktif çocuğun eğitimi konusunda temel bilgiler ve öneriler sunuyor.

Hiperaktivitenin tanısı, tanı ve sonrası; hiperaktif çocuğun okulla uyumu; okullarda tarama ve yönlendirmenin nasıl yapılabileceği; öğrenmeyi kolaylaştırmak için okulda ve evde yapılabilecekler; beyin gelişiminin hiperaktiviteye etkisi; okul-aile işbirliğinin nasıl sağlanacağı ve ilaçların hiperaktivite tedavisine katkısı, kitapta işlenen konulardan bazıları.

  • Künye: Yankı Yazgan – Hiperaktif Çocuk (ve Ergen) Okulda, Doğan Kitapçılık, eğitim, 209 sayfa

Haydar Akın – Ortaçağ Sonları ve Yeniçağ Başlarında Avrupa’da Çocuk Cadılar ve Cadı Avı (2010)

Ortaçağ sonları ile Yeniçağ başlarında Avrupa’da yaşanan çocuk cadı avları, Batılı tarihçiler tarafından son yıllarda giderek daha fazla araştırılan alanlardan biri.

İşte Haydar Akın elimizdeki çalışmasında, bu ilginç konuyu detaylı bir bakışla irdeliyor.

Avrupa’da çocuk cadılığı (Kinderhexerei), çocuk cadılar (Hexenkinder) ve cinlenmiş çocuklar (Besessene Kinder) kavramlarının Avrupa’da nasıl yoğunluk kazandığını inceleyen Akın, çocukluğun eski çağlardan modern zamanların başlangıcına kadar geçirdiği evrimi araştırıyor ve cadı avının söz konusu coğrafyada, nasıl bir toplumsal cinnet olarak ortaya çıktığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Haydar Akın – Ortaçağ Sonları ve Yeniçağ Başlarında Avrupa’da Çocuk Cadılar ve Cadı Avı, Phoenix Yayınları, tarih, 264 sayfa

Kolektif – Umumî Müfettişler Toplantı Tutanakları – 1936 (2010)

Umumî Müfettişler’in 1936’da gerçekleştirdikleri toplantının tutanaklarından oluşan elimizdeki çalışma, dönemin Türkiye’sinin siyasal, sosyolojik, demografik, ekonomik, ve sosyal bir fotoğrafını ortaya koymasıyla çok önemli.

Zira bu tutanaklar, iktidarın gözüyle doğu, güneydoğu bölgesinin ve Kürt sorununun nasıl değerlendirildiğini ortaya koyuyor.

Kürtlerin aslında Türk olduğu tezinin ısrarla savunulduğu tutanaklarda, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Siirt, Urfa, Van, Muş ve Bitlis’in nüfus rakamları veriliyor; Kürt nüfusun sürratle artmakta olduğuna dikkat çekiliyor ve Kürtlüğün dış etkenlerle, Ermenilik ve Hıristiyanlıkla örtüştüğü iddia ediliyor.

  • Künye: Kolektif – Umumî Müfettişler Toplantı Tutanakları – 1936, yayına hazırlayan: M. Bülent Varlık, Dipnot Yayınları, tarih, 384 sayfa

Pascal Picq – Meraklısına Darwin (2010)

Pascal Picq’in kaleme aldığı bu eser, evrim hakkında merak edilen konuları anlatıyor hem de yanlış bilinenleri açıklığa kavuşturuyor.

Collège de France’ta paleoantropolog olarak ders veren Picq, rehber niteliğindeki çalışmasında, meraklı bir çocuğun evrim kuramı hakkında sorduğu sorulara yanıt veriyor.

Evrimin bir felaketler silsilesi, en becerikli olanın hayatta kalması ya da güçlü olanın kanunu olmadığını söyleyen Picq’e göre, söz konusu olan, yalnızca “ortak atadan değişerek türeme”dir.

Yazar bu gerçeği, çocuğun sorularına verdiği yanıtlarla gözler önüne seriyor.

Kitap, sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Pascal Picq – Meraklısına Darwin, çeviren: Senem Timuroğlu, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 104 sayfa

Gürsel Aytaç – Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası (2010)

Gürsel Aytaç ‘Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası’nda, modern Alman edebiyatının klasik ve üretken romancısı Thomas Mann’ın yazı dünyasını inceliyor.

Mann’ın kısa bir hayat hikâyesiyle kitabına başlayan Aytaç, ardından, Mann’ın eserlerinin Almanya ve Amerika’da nasıl alımlandığını; Mann’ın bir edebiyatçı olarak etkilendiği kanalları; Schopenhauer, Nietzsche, Sprengler, Tolstoy, Kafka, Lessing, Dostoyevski ve Freud gibi isimlerin Mann’ın kişiliğinde ve edebiyatında bıraktığı izleri araştırıyor.

Aytaç bunun yanı sıra, sanat-sanatçı, ahlak, ölüm, hastalık, cinsellik, zaman, siyaset ve evlilik gibi, Mann’ın romanlarındaki başlıca konu odaklarını da ortaya koyuyor.

  • Künye: Gürsel Aytaç – Thomas Mann’ın Edebiyat Dünyası, Phoenix Yayınları, eleştiri, 215 sayfa

Kolektif – Medyada Homofobiye Son! (2010)

Kaos GL Derneği’nin 3 bin 645 haberi, bu haberlerin kurgulanışı ve sunuşunu inceleyerek hazırladığı ‘Medyada Homofobiye Son!’, Türkiye medyasındaki homofobik yaklaşımları ortaya koyuyor.

Türkçe ve İngilizce yayımlanan ve eşcinsellere yönelik önyargıları tartışmaya açan raporda, homofobik haberlerin yapıldığı kuruluşlar kadar, doğru noktalardan LGBTT bireylerin sorunlarını ele alan kuruluşlara da rastlamak mümkün.

Raporda dikkat çeken bir nokta da, homofobinin, incelenen haberlerin diline, kullanılan görsele, başlığa, manşete, başlık altı ve resim altı yazılarına nasıl sinsice sızdığını da gözler önüne sermesi.

  • Künye: Kolektif – Medyada Homofobiye Son!, hazırlayan: İsmail Alacaoğlu, Özge Gökpınar ve Umut Güner, Kaos GL Yayınları, siyaset, 192 sayfa

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış (2010)

Tolstoy, dev eseri ‘Savaş ve Barış’ta, bilindiği gibi Napoleon’un Rusya’yı işgal edişini hikâye ediyor. Roman, bu işgali çok yönlü ve yetkin bir üslupla işlemesi kadar, Rus toplumuna dair ayrıntılı ve mükemmel gözlemler barındırmasıyla da dikkat çekiyor.

Rostov ve Bolkonik ailelerinin kaderleri etrafında 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Rus toplumunun bir tablosunu çizen yazar, diğer yandan da 1800’lerin Rusya askeri tarihini anlatıyor.

Prens Andrey Bolkonski, Nataşa Rostov, Piyer Bezuhov, Anatoliy Kuragin ve Yelena Kuragin gibi, hepsi birbirinden canlı ve çarpıcı şekilde tasvir edilmiş karakterler arasındaki karmaşık ilişkiler, Napoleon’un işgaliyle başa çıkmaya çalışan bir ülkenin mücadelesi ekseninde hikâye ediliyor.

Dünya edebiyatının bu dev isminin dev romanı, Zeki Baştımar ve Nâzım Hikmet’in muhteşem çevirileriyle Türkçede.

  • Künye: Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış, çeviren: Zeki Baştımar ve Nâzım Hikmet, Can Yayınları, roman, 2 Cilt, 1704 sayfa

C. Erdal Aykaç – Olmazsa Yeniden Dene (2010)

Erdal Aykaç ‘Olmazsa Yeniden Dene’ adlı bu kitabında, Kırşehir Cezaevi’nden yirmi yılı aşkın bir süre önce bir tünel kazıp kaçışlarını anlatıyor.

Halen Almanya’da yaşayan Aykaç, cezaevinde tutuklu olan on sekiz kişiyle birlikte, 17 Eylül 1988 tarihinde kaçarak firar etmiş, bu olay Türkiye’de yankı uyandırmıştı.

Devrimci Yol Örgütü’ne üye olan Aykaç, 118 metrelik tüneli beş buçuk ayda nasıl kazdıklarını; bu esnada yaşadıkları başarısızlıkları; iyi tünel kazanlara verdikleri “Altın Köstebek Ödülleri”ni; başlarına gelen gülünç ve talihsiz olayları; firardan sonra ne yaptıklarını okurlarıyla paylaşıyor. Kitapta ayrıca, cezaevinde ve tünelde çekilmiş fotoğraflar da yer alıyor.

  • Künye: C. Erdal Aykaç – Olmazsa Yeniden Dene!, Alan Yayıncılık, anı, 247 sayfa

Tansu Salman – Galaterra (2010)

Tansu Salman, ‘Galaterra’da, Büyük İskender’in ölümünden sonra hızla yol alan Galyalıların Orta Avrupa’dan Anadolu’ya uzanan hikâyesini anlatıyor.

Büyük İskender’in ölümüyle beraber, iktidar kavgaları başlamıştır.

Bu savaşlar, büyük imparatorluğu yok olmaya doğru götürürken, Orta Avrupa’da Kelt asıllı Galyalılar, Makedonya ve Anadolu’daki otorite boşluğunu fırsat bilerek Doğu’ya doğru büyük bir göç hareketine başlar.

Bu göç sonrasında, Galyalılar’ın Makedonya ve Trakya’yı işgal edişleri, M. Ö. 278 yılında boğazları geçerek Küçük Asya’ya gelişleri ve nihayet, Anadolu’da Galatya adını verdikleri bir bölgede yurt edinmeleri, romanın omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: F. Tansu Salman – Galaterra: Galya’dan Galatya’ya, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, roman, 228 sayfa

İrem Ela Yıldızeli – Büyükdedem Dr. Osman Şevki Uludağ (2010)

İrem Ela Yıldızeli ‘Büyükdedem Dr. Osman Şevki Uludağ’da, dedesi Şevki Bey’in Çanakkale Savaşı ve Viyana Seyahati Günlükleri’ni, onunla buluşma hikâyesi eşliğinde sunuyor.

On dokuzuncu yüzyılda doğup, Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk dönemlerine şahitlik eden Osman Şevki Uludağ, asker, doktor, milletvekili, besteci ve sosyal tarihçiydi.

Osman Şevki’nin ikinci nesil torunlarından Yıldızeli, 2008 yılında, araştırmaları sonucu dedesinin günlüklerine ulaşır.

Kitap, Cumhuriyet’in kurucu kadrosu içinde yer almış bir isim olan ve Bursa Uludağ’da da adını vermiş Osman Şevki Bey’in gözüyle Çanakkale Savaşı’nın ve Balkanların nasıl göründüğünü anlamak bakımından önemli bir yerde duruyor.

  • Künye: İrem Ela Yıldızeli – Büyükdedem Dr. Osman Şevki Uludağ, Pan Kitap, günlük, 192 sayfa