Alain Badiou ve Jean-Luc Nancy – Alman Felsefesi Üstüne Diyalog (2017)

Alman felsefesi, yaşayan iki büyük filozof olan Alain Badiou’nun da Jean-Luc Nancy’nin de eserlerinde her zaman önemli rol oynadı.

İşte Jan Völker’in moderatörlüğünde yürütülen bu söyleşi de, iki filozofun Alman felsefesi üstüne kısa, ama özlü ve güçlü bir diyalogunu sunuyor.

Badiou ve Nancy, burada Alman felsefesini ve bunun kendi sistemleri üzerindeki etkilerini tartışmakla yetinmiyor, aynı zamanda felsefenin mevcudiyeti, güncelliği, çağdaş zamana müdahalesi ve imkânları meseleleri üzerine de derinlemesine düşünüyor.

Söyleşinin, iki filozofun Fransa ile Almanya arasındaki felsefi ilişkinin evveliyatı ve şimdiki hali konusundaki değerlendirmelerini barındırmasıyla da ayrıca önemli olduğunu belirtmeliyiz.

  • Künye: Alain Badiou ve Jean-Luc Nancy – Alman Felsefesi Üstüne Diyalog, söyleşi: Jan Völker, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl ve Levent Konca, Metis Yayınları, felsefe, 96 sayfa, 2017

Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi (2017)

Yugoslavya, yirmi yılı bulan kanlı bir iç savaş sonunda yedi ayrı ülkeye bölündü.

Fakat bu yirmi yıllık süreçte deneyimlenenler, binlerce yıldır bu bölgede yaşayan halkların zihninde ve ruhunda bugün de etkileri devam eden büyük travmalara neden oldu.

İşte Ozan Erözden de bu değerli çalışmasında, otoriter veya totaliter rejimlerde yaşanan şiddetin toplumsal dokuda ne gibi tahribatlar yarattığını ve bu tahribatların nasıl giderilebileceğini inceliyor.

Erözden, Yugoslavya örneği üzerinden hareket ederek, çatışma veya insanlığa karşı işlenen suçların hedefi olmuş toplumların hangi aşamalardan geçerek geçmişleriyle yüzleştiğini, bu yüzleşmeye sağlayan siyasi, hukuki ve kültürel araçların ne olduğunu ve geçmişle yüzleşmenin daha sağlıklı bir gelecek inşa etmede neden gerekli ve hatta vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi, Dost Kitabevi, siyaset, 263 sayfa, 2017

Carl Sagan ve Ann Druyan – Kuyrukluyıldız (2017)

Buralarda Yeryüzü meydana gelmeden çok çok önce, kuyrukluyıldızlar vardı.

Ve kuyrukluyıldızlar, daha sonra gelen milyarlarca yıl boyunca olduğu gibi, bugün de gökyüzünü süslemeye devam ediyor.

İşte ‘Kozmos’ ve ‘Mesaj’ gibi iki kült kitabın yazarı Carl Sagan ile Ann Druyan’ın birlikte kaleme aldığı bu kitap, kuyrukluyıldızlar ekseninde evreni bir uçtan bir uca kat eden çok öğretici ve keyifli bir çalışma.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Kuyrukluyıldızların doğası,
  • Halley,
  • Serseri kuyrukluyıldızlar,
  • Kuyrukluyıldızların anatomisi,
  • Kuyrukluyıldızlarla ilgili hayvan masalları,
  • Kuyrukluyıldızların kökenleri ve kaderleri,
  • Göçüp gitmiş kuyrukluyıldızların hayaletleri,
  • Kuyrukluyıldız yörüngeleri ve meteor yağmurları,
  • Çıplak gözle görülebilen başlıca meteor yağmurları…

Kuyrukluyıldızlar, devasa tarihlerinden bu yana, artlarında toz ve gazdan çok daha fazlasını bıraktı; imgelere, şiirlere, sorulara ve içgörülere kapı araladı.

Bu kitap da, söz konusu izleri yeniden keşfetmesi, kuyrukluyıldızlarla ilgili bugünkü kavrayışımızı mercek altına alması ve başka nelerin mümkün olabileceği üzerine akıl yürütmesiyle önemli.

  • Künye: Carl Sagan ve Ann Druyan – Kuyrukluyıldız, çeviren: Ahmet Aybars Çağlayan, Ayrıntı Yayınları, bilim, 480 sayfa, 2017

Duncan Kennedy – Modern Hukukun Kaderi (2017)

Türkiye’de hukukun son yıllarda nasıl bir vahamet içinde bulunduğu, hukukun bizzat bir silah olarak kullanıldığı malumunuz.

Şimdi hukukun neliği ve işlevi üzerine sıkı bir şekilde düşünmenin vaktidir.

Duncan Kennedy bu eleştirel çalışmasında, hukuk kuramındaki egemen anlatılara şüpheyle yaklaşıyor ve okurunu da hukuk kuramının ve uygulamasının tartışmalı meseleleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

Kennedy’nin kitabının en büyük katkısı, hukukun bugün nasıl bir çıkmazda olduğunu ortaya koyması ve hukukun sunduğu olanakların çeşitliliğinin yanı sıra, onun çelişkileri ve sınırlarını gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Bugün, bizzat hukukun kendisinin sebep olduğu eşitsizlik, tahakküm, yabancılaşma ve mutsuzluğun temel sebeplerini anlamak açısından çok iyi bir tartışma.

Kitabın, ülkemizdeki hukuk tartışmalarına da büyük katkı sunacağını söyleyebiliriz.

  • Künye: Duncan Kennedy – Modern Hukukun Kaderi, çeviren: A. Zeynep Yıldırım Türkyılmaz, Dost Kitabevi, hukuk, 212 sayfa, 2017

Volin – Bilinmeyen Devrim (2017)

Asıl adı Vsevolod Mihayloviç Eyhenbaum olan Volin, 1911’de anarşist fikirlerle tanıştı.

Rusya’da 1917 Şubat Devrimi’nden sonra anarko-sendikalist Golos Truda (Emeğin Sesi) gazetesinin redaktörlüğünü yapan Volin, Ekim Devrimi’nden sonra Bolşevik yönetime eleştirel tavır takındı.

Volin’in, ilk baskısı yazarın ölümünden sonra, 1947’de yapılan elimizdeki önemli çalışması ise, 1917 Ekim Devrimi’nin öncesi ve sonrası hakkında en önemli kaynaklardan biri.

Volin bu kapsamlı kitabında,

  • Çarlık Rusya’sında 1825-1925 zaman aralığında Devrim’i sağlayan ön koşullar,
  • Çarlığın yenilgisi ve devrimin yükselişi,
  • Gapon efsanesi ve genel grev,
  • Bolşevizm ve anarşizm arasında çelişki ve çatışmalar,
  • Bolşevik anlayışın nedenleri ve sonuçları,
  • Ekim öncesinde Bolşeviklerin ve anarşistlerin tutumu,
  • Ekim devrimi karşısında anarşistlerin konumu,
  • Bolşevik iktidarında Bolşeviklerle anarşistler arasındaki anlaşmazlıkların nedenleri,
  • Sovyetlerdeki anarşist örgütlerin çalışmaları,
  • Ve Rus devriminde anarşist basın, gibi önemli konular ele alınıyor.

Volin’in kapsamıyla dikkat çeken kitabı, hem hareketin bütününün anlaşılmasını sağlaması hem hareketin aslî öğelerinin altını çizmesi hem de kimi değerlendirmelere ve çıkarsamalara olanak vermesiyle, Ekim Devrimi’ne yakından bakmak açısından büyük öneme haiz.

  • Künye: Volin – Bilinmeyen Devrim, çeviren: Erden Akbulut, Ayrıntı Yayınları, tarih, 672 sayfa, 2017

Kolektif – Dar Kapıdaki Mesih: Walter Benjamin ve Politik Felsefesi (2017)

Bugün medeniyetin tüm kazanımlarını tehdit eden en önemli sorun, Dünya çapında yükselişe geçen aşırı sağ.

Walter Benjamin de, iki büyük dünya savaşının yaşandığı bir dönemin tanığı oluşuyla bu canavarlığı anlamaya çalışmış ve buna karşı mücadele etmişti.

İşte bu kitapta bir araya gelen genç akademisyenler, bugün yaşadığımız çıkmazı aşabilmemiz konusunda Benjamin’in felsefesinin bize ne şekilde rehberlik edebileceği üzerine düşünüyor.

Kitapta hukuk, ezoterizm ve teolojiye uzanan geniş bir perspektifle, Benjamin felsefesi farklı boyutlarıyla irdeleniyor ve bu felsefenin güncel sorunlarımızın çözümü konusunda sunduğu imkânlar tartışılıyor.

  • Künye: Kolektif – Dar Kapıdaki Mesih: Walter Benjamin ve Politik Felsefesi, derleyen: M. Ertan Kardeş, İthaki Yayınları, siyaset, 184 sayfa, 2017

China Miéville – Ekim: Rus Devrimi’nin Hikâyesi (2017)

Fantastik edebiyat alanında tanınmış bir isim olan China Miéville, devrimin ritmi içinde kaybolmaya istekli olanlar ve baş döndürücü bir hikâyeyi merak edenler için Ekim Devrimi’ni anlatıyor.

Ekim Devrimi ve öncesinde yaşananları tamı tamına bir hikâye olarak anlatmaya koyulan Miéville, bir rahibin ateist oğlunun anlatımlarıyla okurunu maceraların, ümitlerin, ihanetlerin, tesadüflerin ve cesaretin iç içe geçtiği 1917 yılına götürüyor.

Kitap, 1917’nin Şubat ayından başlayarak büyük devrime doğru hızla yol alan zamanı gün gün, ay ay takip ediyor.

Ekim Devrimi hakkında akıcı ve zengin bir kitap okumak isteyenler bu kitabı sevecektir.

  • Künye: China Miéville – Ekim: Rus Devrimi’nin Hikâyesi, çeviren: Saim Özen, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 400 sayfa

Thomas Kühne – Aidiyet ve Soykırım: Hitler Toplumu (1918-1945) (2017)

Nazilerin Yahudilere yönelik soykırımı, bazı kişilere göre, Adolf Hitler başta olmak üzere, kimi yönetici elitlerin çılgınlıklarından ibaretti.

Oysa tam aksine soykırım, farklı kesimlerin katkı sağladığı bir toplumsal mutabakatın ürünüydü.

Thomas Kühne’nin elimizdeki nitelikli çalışması ise, soykırımı “ulusal-kültürel kimlik inşası” bağlamında inceleyerek soykırımın toplumsal mutabakat boyutlarını açıklığa kavuşturuyor.

Yazara göre 1. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Alman toplumu büyük bir utanç içindeydi.

Fakat bu utanç, aynı zamanda Alman toplumu üzerinde önemli bir aidiyet ve bağlılık hissiyatı da yaratmıştı.

Kühne, 1. Dünya Savaşı’nı eksen aldığı tarihsel bir perspektifle, bu utanç duygusunun, Yahudi nefretiyle birleşerek Almanların ulusal bilinçlerini kuvvetlendiren en önemli faktöre dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Soykırım çalışmaları alanındaki önemli çalışmalardan biri olan kitap, özellikle Yahudilere yönelik soykırımın Alman kimliğinin oluşmasındaki rolünü açıklığa kavuşturması ve bunun yanı sıra tüm kitlesel katliamları ve bu katliamlar sonrası kurulan toplumları anlamamızı sağlamasıyla önemli.

Kitabın, Taner Akçam’ın aydınlatıcı bir sunuşuyla açılığını da belirtelim.

  • Künye: Thomas Kühne – Aidiyet ve Soykırım: Hitler Toplumu (1918-1945), çeviren: Arlet İncidüzen, Heretik Yayıncılık, tarih, 271 sayfa, 2017

Richard Sennett ve Jonathan Cobb – Sınıfın Gizli Yaraları (2017)

Bilen bilir: Soma maden katliamı olduğunda, bir işçi ambulansa bindirilirken “Çizmeleri çıkarayım mı, sedye kirlenmesin” demişti.

Yine yakın zamanlı bir örnek daha: Maden işçileri koltuklar kirlenmesin diye bir otobüstü ayakta yolculuk etmişti.

Yalnızca bu iki örnek bile, işçinin sadece devasa bir ekonomik sömürü ve düşük ücretle değil, aynı zamanda kültürel/toplumsal kodlar, önyargılar ve ezberlerle de boğuştuğunu göstermeye yeter.

  • Bir işçi kıyafetinden ve konuşmasından dolayı küçük görülmekten korkar,
  • Nasırlaşmış ellerini saklar,
  • Üst-orta sınıftan insanların kendisini küçümsediğini bilir,
  • Çocuklarının kendisi gibi sömürülen ve ezilen bir işçi olmasından korkar,
  • Kendisini, kendisinden daha paralı kişilere “bey” demek zorunda hisseder,
  • Ve daha nicesi…

İşte Richard Sennett ve Jonathan Cobb, ufuk açıcı çalışmaları ‘Sınıfın Gizli Yaraları’nda, bunun gibi pek çok örnek eşliğinde, işçilerin, ekonomik sömürünün yanı sıra toplumsal ilişkilerinde ve gündelik hayatlarında sınıf bilincini nasıl deneyimlediklerinin izini sürüyor.

Kitap, bir sınıfa ait olmanın kültürel/toplumsal dinamikleri ve işçi sınıfından bireylerin bunu nasıl deneyimledikleri hakkında çok iyi bir sorgulama.

  • Künye: Richard Sennett ve Jonathan Cobb – Sınıfın Gizli Yaraları, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 269 sayfa, 2017

Kolektif – Bellek / Emek (2017)

Nazlı Pektaş’ın 2013’ten bu yana Sanat Dünyamız dergisi için hazırladığı Bellek/Emek dizisi, sanat ve kültürün farklı alanlarında çalışmış temsilcilerle yapılmış aydınlatıcı söyleşilere yer veriyor.

Üç yılı aşkın süredir devam eden bu dizi, şu an 11 kişiye ulaşmış durumda.

İşte bu kitap da, söz konusu söyleşileri bir araya getirerek hem bu isimlerin tecrübelerini aktarması hem de ülkenin güncel sanat ve kültür ortamının nitelikli bir fotoğrafını çekmesiyle önemli.

Kitapta yer alan isimler şöyle:

  • Nuran Terzioğlu,
  • Nurhan Atasoy,
  • Kaya Özsezgin,
  • Nazan Ölçer,
  • Nazan İpşiroğlu,
  • Jale N. Erzen,
  • Canan Beykal,
  • Ali Artun,
  • Melih Fereli,
  • Mehmet Ergüven,
  • Afife Batur

Kitap, bu isimlerin, çalıştıkları süreçte Türkiye’nin sanat alanındaki verdikleri emeği takip etmek ve bunun bellekteki izlerini hatırlamak; ayrıca bu kişilerin tanıklıkları aracılığıyla Türkiye’nin yakın tarihine bakmak isteyenler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Bellek / Emek, hazırlayan: Nazlı Pektaş, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 172 sayfa