Emmanuelle Bénicourt ve Bernard Guerrien – Neoklasik İktisat Teorisi (2017)

Ekonomide hâkim teori olan neoklasik teori, ekonomik ve toplumsal olayları toplumu oluşturan bireylerin tercihlerinden hareketle açıklamayı vaat eder.

Ekonomi ve iktisat alanında uzman iki isim, Emmanuelle Bénicourt ve Bernard Guerrien imzalı bu kitapta izlenen plan, neoklasik teorinin zaman içindeki gelişimini aydınlatmasıyla dikkat çekiyor.

Çalışma, soyutlanmış oldukları kabul edilen bireylerin incelenmesi ile başlıyor, sonra onların refahını iyileştirmek için yapabildikleri mübadele ile ilgileniyor.

Neoklasiklerin öne çıkardıkları çözüm olan “tam rekabet” denilen çözüm ise, kitapta birçok bölümün konusunu oluşturuyor.

Kitap bu yönüyle, neoklasik teorideki egemen düşünme biçimlerinin nasıl tasarlandığını ve iç işleyişini ortaya koymasıyla büyük öneme haizdir diyebiliriz.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Hanehalkları ve firmalar gibi iktisadın temel birimleri,
  • Mübadele sorunu,
  • Tam rekabet piyasasında hanehalkı davranışları, firmanın seçimi ve denge,
  • Eksik rekabet,
  • Neoklasik teori ve oyun teorisi,
  • Toplulaştırma problemi,
  • Neoklasik teori ve makroekonomi,
  • İş çevrimleri teorisi,
  • Büyüme,
  • Para…

Künye: Emmanuelle Bénicourt ve Bernard Guerrien – Neoklasik İktisat Teorisi, çeviren: Mustafa Dönmez, Hüseyin Şahin ve Ertuğrul Tokdemir, İletişim Yayınları, iktisat, 373 sayfa

Oya Açıkalın – Yüzyılın Hesabı: Deprem Bağlamında Dirayetli Bir Toplumun Neresindeyiz? (2017)

Türkiye deprem kuşağında bulunan bir ülke olmasına rağmen, ne devletin yeterli derecede sorumluluk almasından ne de toplumun yeteri kadar bilinçli olduğundan bahsedebiliriz.

Oya Açıkalın’ın elimizdeki kitabı da, depremin toplumsal hafızamızda kalıcı bir yer edinmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Deprem gerçeğiyle yüzleşmenin bina yıkıp yıkmakla değil, bakış açımızı farklılaştırmakla mümkün olduğunu belirten Açıkalın, toplumda var olan büyük eşitsizliklerin depremin sonuçlarını derinleştirdiğini, yaşanan olumsuz sonuçlardan,  sorumluluğu üstlenmeyen devlet kadar toplumun da sorumlu olduğunu belirtiyor.

Kitapta,

  • Van depreminde yaşananlar,
  • Depremdeki göç yolları ve konaklanan yerler,
  • Kadınlar, çocuklar ve erkeklerin deprem deneyimlerindeki farklılıklar,
  • Depremin beraberinde getirdiği ayrımcılık,
  • Depremin ardından Van’da gündelik yaşam,
  • Deprem öncesi ve sonrasında yoksul ev kadınlarının günlük yaşamı,
  • Türkiye’de deprem bağlantılı psikolojik durumlar,
  • Depremin yarattığı psiko-sosyal sorunlar ve bunların aşılması,
  • Depreme dair farkındalık ve sorumluluğun oluşturulması,
  • Ve deprem için AFAD ve belediyelerce yapılacak kurumsal hazırlıklar gibi pek çok konu ele alınıyor.

Kitabın, ülkemizde bundan sonra da yaşayacağımız depremler hakkında daha bilinçli olmamızı ve önlem almamızı sağlayacak önemli bir çalışma olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Oya Açıkalın – Yüzyılın Hesabı: Deprem Bağlamında Dirayetli Bir Toplumun Neresindeyiz?, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 504 sayfa

Helmut Lethen – Soğuk Temas: İki Savaş Arasında Almanya’da Yaşama Deneyleri ve Mesafe Kültürü (2017)

Kültür eleştirmeni Helmut Lethen’in 1994’te yayımlanan ‘Soğuk Temas’ı, 1914-1945 arası dönemde Alman kültüründe yaşanan travmanın ve bunun sonraya miras kalan izdüşümlerinin izini sürüyor.

Alman İmparatorluğu’nun tarihin tozlu sayfalarında kendi yerini almasından sonra, Alman toplumu kendini bir anda modern hayatın getirdiği karmaşaların göbeğinde bulmuştu.

Modern hayat ve onun gereklerinin aniden su yüzüne çıktığı bu durum karşısında, insanlar cemaat adı altında bir topluluk ideali inşa etmeye koyulmuştu.

Fakat bu durum da, tarihten bildiğimiz gibi, tehlikeli siyasi sonuçlar doğurmuştu.

Öte yandan antropolog Helmuth Plessner de, ‘Cemaatin Sınırları’ adlı kitabıyla, bu cemaat fikrinin varacağı tehlikeli boyutları ortaya koymuş, cemaat fikrinin karşısına da yabancılardan oluşan açık bir toplum fikrini tartışmaya açmıştı.

İşte Helmut Lethen’in bu çalışması da, hem söz konusu sürecin kapsamlı bir belgeselini çekiyor hem de Helmuth Plessner’in tezlerini yeni baştan yorumlamaya koyuluyor.

Kitap bunun yanı sıra, “insan doğası” ve “mesafe” gibi kavramaların tarihsel kökenlerine doğru yol alıyor ve bunun Friedrich Nietzsche, Bertolt Brecht, Siegfried Kracauer, Walter Benjamin, Carl Schmitt ve Ernst Jünger gibi isimlerin fikirleri bağlamında tartışmaya açıyor.

  • Künye: Helmut Lethen – Soğuk Temas: İki Savaş Arasında Almanya’da Yaşama Deneyleri ve Mesafe Kültürü, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, kültürel çalışmalar, 304 sayfa

Ekmeleddin İhsanoğlu – Osmanlı Bilim Mirası (2017)

Genel olarak tarihçiler, özel olarak da bilim tarihçileri, Osmanlı bilim çalışmalarında kayda değer gelişmeler olmadığı konusunda hemfikirdir.

Bu teze temelden karşı çıkan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, kapsamıyla da ayrıca dikkat çeken elimizdeki çalışması, Osmanlı zamanında aritmetik, cebir, astronomi, tıp, eczacılık, fizik, kimya, coğrafya gibi alanlarda yapılan çalışmaları kayda almasıyla önemli.

52 ülkeden 527 koleksiyon ve kataloğun taraması sonucunda ortaya çıkan bu iki ciltlik çalışma, hem bilim tarihi alanında değerli bir çalışma, hem de Osmanlı ve İslam medeniyetinin gelişimini ortaya koymasıyla önemli.

30 yıl önce, Ekmeleddin İhsanoğlu, Ramazan Şeşen, M. Serdar Bekar, Gülcan Gündüz ve Veysel Bulut tarafından hazırlanan ‘Osmanlı Bilim Literatürü Tarihi’, bu alandaki çalışmalar için halen altın değerinde.

Söz konusu çalışmanın nitelikli bir özeti olan ‘Osmanlı Bilim Mirası’ ise, hem bilim dünyasına hem öğrencilere hem de genel okuyucuya hitap ediyor.

  • Künye: Ekmeleddin İhsanoğlu – Osmanlı Bilim Mirası, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 2 cilt, 1556 sayfa

James George Frazer – Psişik İşler (2017)

Batıl inançlar, hem insanın hem de onun yarattığı kurumların gelişimini nasıl etkiledi?

George James Frazer elimizdeki çalışmasında, bu sorunun yanıtını ararken, insan gelişiminin arka planındaki psişik karmaşanın perdesini aralıyor.

Frazer, insanoğlunun ortaya koyduğu kurumlarının çürük temelini; akıldışı ahmakça ve saçma olanın insanın, uygarlığın ve modern kurumların oluşumundaki rolünü zengin ayrıntılar eşliğinde tartışıyor.

Yazar, insanın canlıların en rasyoneli olduğunu, fakat bunun yanı sıra, akıl sır erdirilemez şekilde saçma bir psikolojik yapıya sahip olduğunu belirtiyor.

Fakat Frazer, insanın ilk başta olumsuz gibi görünen bu yönü sayesinde, yani bizzat irrasyonel ve saçma karakteri sayesinde, var olageldiği zamandan bugüne ilerleme kaybedebildiğini savunuyor.

Bu kitap, ahmaklıktan bilgeliğe sapan bu tuhaf yolları daha görünür kılıyor.

  • Künye: James George Frazer – Psişik İşler, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 104 sayfa

Jorge Semprun – Federico Sánchez’in Özyaşamöyküsü (2017)

İspanyol edebiyatının güçlü kalemlerinden Jorge Semprun’un sosyalizmin idealleriyle gerçek hayattaki uygulamaları arasındaki çelişkilerle harmanladığı bir gayrı resmi İspanya Komünist Partisi tarihi.

Jorge Semprun, Naziler tarafından Buchenwald Çalışma Kampı’na gönderilmişti.

Oradan dönüşünde İspanyol Komünist Partisi’nin faaliyetlerine katılan Semprun, merkez komite üyesi olmuş, fakat 1964’te partiden ihraç edilmişti.

Jorge Semprun’un, yasa dışı Federico Sánchez olduğu söz konusu dönemine dair tanıklıklardan oluşan kitap, tek doğru kabul edilen parti anlayışının beraberinde getirdiği baskıyı, totaliter bir anlayışa kayan sosyalizm idealinin bireyi ve toplumu nasıl yozlaştırdığını ve hakiki bir sosyalizmin nasıl olması gerektiğini tartışıyor.

Yirminci yüzyıl sosyalizm deneyimine ışık tutan, gerçekçi bir tanıklık.

  • Künye: Jorge Semprun – Federico Sánchez’in Özyaşamöyküsü, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, anlatı, 372 sayfa

Nels Anderson – Hobo: Evsiz Adamın Sosyolojisi (2017)

Hobo, 20. yüzyıl Amerikan popüler kültüründe evsiz barksız, ailesiz, bağımsız olmayı tercih eden, hayatı yollarda geçen kişi anlamına geliyor.

Her yeri evi olarak belleyen bir Hobo, düzenli çalışma karşıtıdır, sömürü ilişkilerinin içine girmez ve sınırlarda yaşamayı tercih eder.

İşte, kendisi de eski bir Hobo olan Nels Anderson, bizi Hoboların ilginç dünyasına, yaşam ve çalışma düzenlerine, gündelik hayat pratiklerine daha yakından bakmaya davet ediyor.

Kitap, bu ilginç kesime içeriden bakan bir anlatı olsa da, gözlemleri, betimlemeleri ve yöntemsel, epistemolojik yaklaşımıyla Hobolar için yetkin bir sosyoloji çalışması olmasıyla önemli.

Anderson’ın bu nitelikli kent antropolojisi çalışmasının, Chicago Ekolü olarak bilinen sosyal bilim geleneğini güçlü bir şekilde etkilediğini de söyleyelim.

  • Künye: Nels Anderson – Hobo: Evsiz Adamın Sosyolojisi, çeviren: Ezgi Pınar, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 256 sayfa

Jim Ife – İnsan Hakları ve Sosyal Hizmet (2017)

Elimizdeki kitap, insani/sosyal hizmet faaliyetlerini bir insan hakları etkinliği olarak yorumluyor, bu anlamda özgün bir düşünme pratiği ve tartışma ortaya koyuyor.

Jim Ife, insan haklarının, sosyal hizmet alanında çalışanlara hem mesleki anlamda hem de hizmet verdikleri kişilerle gündelik ilişkilerinde sağlam bir ahlaki boyut kattığını düşünüyor.

Yine Ife’ye göre, insan haklarıyla harmanlanmış bir sosyal hizmet yaklaşımı, aynı zamanda hem bu alanda çalışanlara hem de sosyal hizmetten yararlananlara, evrensel bir insanlık ve küresel yurttaşlık perspektifi sunarak büyük bir zenginlik sağlayacaktır.

Kültür ve geleneklerden bağımsız, evrensel bir bakış açısıyla yazılmış kitabın, bu yönüyle farklı kültürlere hitap ettiğini de ayrıca belirtmemiz gerek.

  • Künye: Jim Ife – İnsan Hakları ve Sosyal Hizmet, çeviren: Durdu Baran Çiftci, Nika Yayınevi, insan hakları, 312 sayfa

Kolektif – “Uluslararası” Kavramını Yeniden Düşünmek (2017)

“Uluslararası” kavramını yalnızca Uluslararası İlişkiler disiplini bağlamında değil sosyal bilimler ve bölge çalışmaları gibi disiplinlerin perspektifinden de irdeleyen, ayrıca bu konuda Batı literatüründe ortaya konmuş güncel yaklaşımları Türkiye’ye aktaran özgün bir çalışma.

Kitapta,

  • Uluslararası İlişkiler disiplininde Transnasyonalizm düşüncesinin doğuşu,
  • Uluslararası düzende büyük birer kırılma deneyimi olarak Rakka ve Rojava,
  • Türkiye dış politikasının toplumsal ve tarihsel kökenleri,
  • Dış politikanın ve uluslararası ilişkilerin tarihsel sosyolojisi,
  • Ve uluslararası kavramına yöntemsel yaklaşımlar gibi, alan açısından önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Ceren Ergenç, Derya Göçer Akder, Funda Hülagü, Besim Can Zırh, Veysel Tekdal, Cemil Boyraz, Clemens Hoffman, Can Cemgil, Nurten Çevik, Ali Bilgiç, Sırma Altun Küçükarslan, Kübra Oğuz, Burak Erdinç, Duygu Toprak ve Zeynep Tuba Sungur.

  • Künye: Kolektif – “Uluslararası” Kavramını Yeniden Düşünmek, derleyen: Ceren Ergenç ve Derya Göçer Akder, Heretik Yayıncılık, siyaset bilimi, 262 sayfa

András Szunyoghy – İnsan Figürü Çizimi (2017)

András Szunyoghy, György Fehér birlikte ortaya koydukları ve yakın zamanda yayımlanan ‘Anatomi: Çizim Dersleri’ adlı kitabıyla hatırlanacaktır.

Söz konusu kitap, insanlarla bazı memeli hayvanların anatomi çizimlerini karşılaştırmalı olarak veren rehber bir çalışmaydı.

Szunyoghy şimdi de, insan figürü çiziminde bilinmesi elzem konuları hem profesyonellere hem de amatörlere hitap edecek şekilde açıklıyor.

Kitapta,

  • Dürer ızgarası,
  • El, ayak, baş çiziminin kuralları,
  • Anatomik yapının tasviri,
  • Anatomi çiziminde ışık ve gölgenin etkisini vurgulama,
  • Tonlama,
  • Kompozisyon,
  • Renklendirme,
  • Ve perspektif kuralları gibi, anatomi çizimine dair bilinmesi gereken pek çok ayrıntı anlatılıyor.

Kitap yalnızca konu anlatımıyla değil, aynı zamanda adım adım yönlendirmeleri ve egzersizleriyle, bu alanda kendini geliştirmek isteyenlere ziyadesiyle hitap edecek nitelikte.

  • Künye: András Szunyoghy – İnsan Figürü Çizimi, çeviren: İdil Güral, Hep Kitap, sanat, 208 sayfa