Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer – Mezopotamya Mitolojisi (2017)

Mezopotamya’da keşfedilmiş en eski mitlerden günümüze gelebilmiş elli mitin çevirisi, derlemesi ve yorumu.

Şu ana kadar, alanında Türkçeye kazandırılmış en kapsamlı ve bütünlüklü derleme.

Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer, Antik Yakın Doğu uygarlıkları denince ilk akla gelen uzmanlardan.

Bu iki önemli ismin hazırladığı kitap ise, hem mitoloji gibi büyülü ve ilginç bir alanla ilgilenenlere hem de başta Ortadoğu tarihi olmak üzere tarihle ilgilenen tüm okurlara fazlasıyla hitap edecek nitelikte.

Buradaki mitolojilerden en eskisi, bundan tam üç bin yıl öncesine dayanıyor ve bu mitolojiler toplamının sunduğu hikâyeler de, eski insanların düşünme biçimleri, toplumsal/ekonomik yaşamları ve inanç sistemleri hakkında bize altın değerinde bilgiler veriyor.

‘Mezopotamya Mitolojisi’, yıllar ve çağlar geçse de, insanın büyük ve evrensel sorular sorma, bunların yanıtlarını arama sevdasının hiçbir zaman sona ermeyeceğini gösteren bir yapıt.

  • Künye: Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer – Mezopotamya Mitolojisi, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, mitoloji, 896 sayfa

Peter Fleming – Çalışmanın Mitolojisi (2017)

İnsanlığın geneline hiçbir faydası dokunmadığı, hatta çoğunluğun zararına olduğu halde, kapitalizm neden varlığını sürdürebiliyor? Bunu sağlayan dinamikler neler?

Hakikaten iddia edildiği gibi, yaşamak için bu kadar insafsızca çalışmak zorunda mıyız?

‘Çalışmanın Mitolojisi’, tam da bu sorulara yanıt verdiği için değerli.

İşletme ve toplum profesörü Peter Fleming, kapitalizmin ideolojik dokunulmazlığının başlıca nedeninin, çalışmanın hâlâ hayatta kalmayla ve sözüm ona zorunluluklarla karıştırılması olduğunu, bunun da neoliberal kurnazlıkla tasarlanmış bir yanıltmaca olduğuna inanıyor.

Kapitalizmin neoliberal dalavereler sayesinde fazla mesai, vardiyalı çalışma ve esnek çalışma gibi dayatmalarla kendini yeniden ve yeniden ürettiğini belirten Fleming, buna karşı yeni bir çalışma perspektifi geliştirmemiz gerektiğini söylüyor.

Yazarın da söylediği gibi, aslında her şeyin başı direniş!

İşte kitap da, bu direniş olanaklarını gözler önüne sermesiyle önem kazanıyor diyebiliriz.

Pekâlâ, insan onuruna yaraşır ücretler alabilir, devlete ve şirketlere karşı haklarımızı savunabileceğimiz güçlü örgütlenmeler yaratabilir, haftada en fazla 3 gün ve azami 20 saat çalışabiliriz.

İşin en güzel tarafı ise, bunlardan hiçbirinin ütopya olmaması. Fleming’in eseri de bunun mümkün olduğunu ispatlamasıyla önemli.

  • Künye: Peter Fleming – Çalışmanın Mitolojisi, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 263 sayfa

Aydan Üstkanat – Un (2017)

Anadolu, Batı İran ve Kafkasya ile birlikte, tarihte buğdayın anavatanı olmuş üç bölgeden biri.

Yakın zamanda ise, “Çiftinin kara gün dostu” Türkiye Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), Avrupa Birliği’nden buğday alımı için uluslararası ihale açtığını öğrendik.

Bu şaka bile değil. Olsa olsa kötü bir rüya, bir karabasan.

Yemek stilisti ve gastronomi danışmanı Aydan Üstkanat’ın elimizdeki kitabı, tam da bu gelişmelerin üstüne geldi.

Bu kitap, kimi diyetisyenlerin buğdaya açtığı savaşa, buğday yerine bulgur tüketilmesi gerektiği savlarına karşı çıkıyor, hepimizi Anadolu topraklarındaki atalık buğdaya sahip çıkmaya davet ediyor.

Üstkanat’a göre 1: Bulgur, buğday kırığıdır ve asla buğday kadar besleyici ve değerli bir besin olamaz. 2: Türkiye’nin saflığı bozulmamış saf buğday türleri günümüzde varlığını sürdürüyor ve bize düşen, bunları elimizden geldiğince korumak.

Örneğin Kastamonu’nun siyesi ile Kars’ın kavılca buğdayının, soğuk kış şartlarında bile ayakta durabildiğini ve bu nedenle saf olarak kalmayı başardıklarını biliyor muydunuz?

Bu kitap, Neolitik çağdan bugüne uzanarak unun Anadolu’daki tarihini izliyor, buğdayın gen haritasını çıkarıyor ve bunu da hammaddesi un olan birçok lezzetli tarifle taçlandırıyor.

  • Künye: Un, Aydan Üstkanat, Altın Kitaplar, yemek, 234 sayfa

Birol Aktaş – 100 Yasaklı Kitap (2017)‏

Geçmişten günümüze kimilerinin canını sıkıp da yasaklanmış ne çok kitap var.

Fakat yazık ki, buna dair bilgimiz bölük pörçük ve oldukça sınırlı. Tüm bu yasaklı eserlere yer veren bir çalışma olsaydı ne güzel olurdu diye düşündüğümüz bir anda, Birol Aktaş’ın kaleme aldığı bu şahane kitap çıkageldi.

Aktaş’ın gösterdiği gibi, yasaklamalara kimi zaman kitabın içeriği, kimi zamansa yazarının kişiliği bahane olmuş.

Kitaptan, tadımlık niyetine üç örnek:

‘Alice Harikalar Diyarında’: Hayvanlara haddinden fazla insan özellikleri yüklenmiş olmasının insanlara hakaret sayılacağı, ilerde çocukların, hayvanlarla insanlara eşit düzeyde yaklaşacağı gerekçeleriyle 1931’de Çin’de yasaklanır.

‘Şeker Portakalı’, Jose Mauro de Vasconcelos: Milli Eğitim Bakanlığı’nın “100 Temel Eser” olarak okullarda çocuklara önerdiği kitaplardandı. Bir öğretmenin bu kitabı öğrencilerine performans ödevi olarak vermesi üzerine işler değişir. Zira bu öğrencilerden birinin velisi, kitapta küfürler ve argo sözcükler bulunduğu gerekçesiyle bakanlıktan kitabın yasaklanmasını talep eder. Bakanlık durur mu! Bakanlık “Türk örf ve âdetlerine uymadığı ve çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyecek unsurlar içerdiği” gerekçesiyle öğretmen hakkında soruşturma başlatarak kitabın sakıncalı olduğunu tesciller.

‘Tommiks’: Dünyanın en apolitik çizgiromanı, 1961’de Türkiye’de yasaklanır. Yasak, “çocukların aklını çeleceği” gibi evlere şenlik bir gerekçeye dayandırılır…

  • Künye: 100 Yasaklı Kitap, Birol Aktaş, Ağaçkakan Yayınları, inceleme, 312 sayfa

Ayşegül Çoruhlu – Kuantum Beslenme (2017)

Daimi sağlık ve gençliği kim istemez!

Sağlıklı beslenme ve diyet konularıyla ilgilenenlerin yakından bildiği Dr. Ayşegül Çoruhlu, ‘Alkali Diyet’ ve ‘Tokuz Ama Açız’dan sonra, şimdi de beslenmenin biyolojisini irdelediği, hücrelerimizin içine giren ‘Kuantum Beslenme’yle karşımızda.

Çoruhlu’ya göre kilo alma sorunlarında ve hastalıklarda ilk bakmamız gereken şey, mitokondri. Daha açık bir ifadeyle, her hastalık mitokondri bozulmasıyla başlar…

Yazar bu durumu şöyle açıklıyor: “Zayıflamak için doğru çalışan mitokondriler lazım. Mitokondrimiz yeterince çalışmıyorsa zaten kilo veremeyiz.”

Kitap öncelikle işlenmiş yiyeceklerin, kötü proteinlerin ve aşırı alkolün hücreler üzerinde ne gibi yıkıcı etkiler yarattığını gözler önüne seriyor, ardından da buna karşı neler yapabileceğimizi.

Biyolojik sistemin yapısını merak eden ve hücreleri daha sağlıklı ve uzun ömürlü kılacak bir beslenme ve diyet programı arayanlar kaçırmamalı.

Künye: Kuantum Beslenme, Ayşegül Çoruhlu, Okuyan Us Yayınları, sağlık, 232 sayfa

Italo Calvino – Amerika’da Bir İyimser (2017)‏

İtalyan edebiyatının büyük ustası Italo Calvino, romanlardan öykülere, denemelerden edebiyat üzerine yazılara bize muazzam yapıtlar armağan etti.

Calvino’nun gezi yazılarından oluşan ‘Amerika’da Bir İyimser’ de, ilk kez ve nihayet Türkçede!

Calvino, Amerika’ya ilk yolculuğunu Kasım 1959’da gerçekleştirdi. Ve daha ilk ziyaretinde buraya hiç kanı kaynamadı.

Amerika’yı bayağılıklarla dolu bir yer olarak tanımlayan Calvino, şöyle demekten de kendini alamıyor: “O Amerika ki geleceği düşünmeyi bilmiyor, yine de hepimizin geleceğinin öylesine geniş bir bölümünü içinde barındırıyor…”

Bugün Calvino’nun yaklaşık altmış yıl önce söylediği bu sözlere baktığımızda, kendisinin ne kadar öngörülü olduğu açığa çıkıyor.

İnsanlar da değişir, şehirler de. Calvino’nun gezi izlenimlerine baktığımızda, Amerika’nın fazla değişmeyip dünyanın geri kalan kısmının artık Amerikanlaştığını düşünmemek elde değil. Bu yazılar, yalnızca Amerika için değil, dünyanın geri kalan kısmının bugünkü vaziyetini daha iyi anlamak için de okura önemli ayrıntılar verecek.

Calvino bu yolculuklarında kent merkezleriyle sınırlı kalmayıp çok sayıda eyaleti de gezmişti. Yazarlar, yayıncılar ve menajerlerin yanı sıra, iş adamları, sendikacılar ve insan hakları aktivistleriyle de görüşmüştü.

Martin Luther King de, Calvino’nun bu dönemde tanıştığı isimlerden biri olacaktı.

  • Künye: Amerika’da Bir İyimser, Italo Calvino, çeviren: Neyyire Gül Işık, Yapı Kredi Yayınları, gezi, 208 sayfa

Ursula K. Le Guin – Zihinde Bir Dalga (2017)

  • ZİHİNDE BİR DALGA, Ursula K. Le Guin, çeviren: Tuncay Birkan, Müge Gürsoy Sökmen, Özge Çelik, Özde Duygu Gürkan ve Savaş Kılıç, Metis Yayınları, deneme, 296 sayfa

‘Yerdeniz’ serisinden ‘Mülksüzler’e, dünya edebiyatına büyük yapıtlar armağan etmiş Ursula K. Le Guin’den farklı konulara eğilen denemeler. Le Guin’in edebiyat, yazmak ve okumak, yazarlar, hayat ve hayal gücü gibi konularda dair kaleme aldığı denemeler, kendisinin külliyatına önemli bir katkı sunuyor. Le Guin buradaki yazılarında kadın olmak, yaşlı olmak, okur olmak, yazar olmak, güzellik saplantısı, toplumsal cinsiyet, gerçek ve kurmaca, gençlik, koleksiyoncular, anlamak ve dinlemek, yazarlık atölyeleri gibi pek çok konuyu kendine has tarzıyla irdeliyor. Kitabın bir diğer ilgi çekici yanı da, Le Guin’in Tolstoy, Borges, Dickens, Twain ve J. R. R. Tolkien gibi yazarlar üzerine değerlendirmelerini barındırması. Sıra dışı bir hayal gücüne sahip bir yazardan hayal gücüne ve yaratıcılığa övgü niteliğinde metinler.

Görgün Özcan – Osmanlı Şehirciliği ve Vakıflar (2017)

  • OSMANLI ŞEHİRCİLİĞİ VE VAKIFLAR, Görgün Özcan, Yeditepe Yayınları, tarih, 344 Sayfa

Görgün Özcan uzun soluklu araştırmalarının meyvesi olan elimizdeki çalışmasında, vakıfların Osmanlı şehirciliğindeki rolünü araştırıyor. Bunu yaparken bazı örnek şehirler üzerinden ilerleyen yazar, vakıfların Osmanlı şehirlerinin kaderini tayin etmede nasıl işlevler üstlendiklerini aydınlığa kavuşturuyor. Osmanlı şehir sisteminin tarihsel kaynakları, Anadolu Selçuklu şehirleşmesi ve yerel yönetim, Osmanlı şehir sisteminin idari işleyişi ve bürokratik yapısı, Osmanlı şehrinde mekânsal yerleşim ve imar kuralları, Osmanlı şehirlerinin kuruluşunda vakıf imaret sisteminin rolü, vakıfların toplumsal hayat üzerindeki etkileri ve Osmanlı ekonomik sisteminin işleyişinde vakıfların yeri gibi pek çok konunun ele alındığı kitap, Osmanlı dönemindeki vakıf anlayışını aydınlattığı gibi Osmanlı şehirlerinin toplumsal, ticari ve idari dinamiklerini de analiz ediyor.

Denis Dutton – Sanat İçgüdüsü (2017)

  • SANAT İÇGÜDÜSÜ, Denis Dutton, çeviren: Murat Turan, Ayrıntı Yayınları, sanat, 304 sayfa

Sanatı alışıldığı üzere belirsiz “yaratıcılık” veya “eğitim” kavramları yerine insanoğlunun evrim tarihinin hangi durağında olduğu bağlamında irdeleyen ufuk açıcı bir çalışma. Dutton bu ünlü yapıtında, sanatın kadim evrimsel kaynaklarını ve bunun günümüzün sanatsal zevk ve ilgilerini nasıl etkilediğini araştırıyor. Takvimler ve üzerindeki manzara resimleri, insanların tarihöncesinden kalma tercihlerine nasıl hitap eder? Sanatsal deneyimin özündeki zevk arayışı başka amaçlar için evrilmiş kadim içgüdülerin bir yan ürünü mü, yoksa kendi başına ayrı bir içgüdü mü? Sanat evrimsel bir adaptasyon mu? Bu ve buna benzer birçok önemli soruya yanıt arayan Dutton, okurunu, insandaki sanatsal yaratımın kaynaklarına bakmaya davet ediyor.

Perry Anderson – Antikiteden Feodalizme Geçişler (2017)

  • ANTİKİTEDEN FEODALİZME GEÇİŞLER, Perry Anderson, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, tarih, 336 sayfa

İngiliz Yeni Sol’u içerisindeki önemli simalardan biri olarak uzun yıllardır New Left Review’un editörlüğünü yürüten Perry Anderson, elimizdeki ufuk açıcı çalışmasında, klasik antikitenin siyasal ve toplumsal dünyasını, oradan Orta Çağ dünyasına geçişin doğasını ve Avrupa’da bunun sonucu olarak ortaya çıkıp gelişen feodalizmin yapısını ve evrimini keşfe koyuluyor. Bu bağlamda Akdeniz ve Avrupa’daki bölgesel farklılıkları kapsamlı bir şekilde karşılaştıran Anderson, mutlakıyeti, feodalizm ve antikite arka planına göre yeniden tartışıyor. Çalışma özellikle, feodalizm öncesi siyasal, toplumsal, iktisadi ve sınıfsal yapıları tarihsel bir perspektifle inceleyerek Avrupa deneyiminin özgünlüğünü gözler önüne sermesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.