Enzo Traverso – Solun Melankolisi (2018)

Enzo Traverso’nun bu önemli çalışması, geçtiğimiz yüzyılın sol kültürünün melankolik boyutunu inceliyor.

Başka bir deyişle kitap, sosyalizm ve Marksizmin tarihini melankolinin ışığında baştan düşünüyor.

Yalnız burada Traverso’nun tanımladığı şekliyle sol melankoli, kendi içine kapalı bir ıstırap ve hatıra evrenine çekilmek anlamına gelmiyor.

Yazara göre, sol melankoli, tarihsel bir geçiş sürecini kuşatan hisler ve duygular bütünüdür ve ne geçmişe dönüktür ne de acz içindedir.

Yine Traverso’ya göre, sol melankoli geçmişin yükünü taşımaktan kaçınmamalı, yüzünü günün mücadelelerine çevirirken geçmiş başarısızlıklarına dair özeleştiriden sakınmamalıdır.

Kitapta, sol melankolinin izleri sosyalist imgelemin birçok dışavurumu üzerinden, başka bir deyişle sol kültürü biçimlendiren kavram ve imgeler üzerinden irdeleniyor, bu bağlamda pek çok klasik Marksist eserin resim, fotoğraf ve filmlerle ortak paydaları gösterilip kavramlarla imgeler birbirine bağlanıyor.

Kitabın birinci bölümü, solun yenilgi kültürüne genel bir bakış atıyor.

İkinci bölüm, Marksizmin bellek anlayışını resmediyor.

Üçüncü bölüm yas tutma anlayışına resim ve filmlerden hareketle yaklaşırken, dördüncü bölüm

devrimci Bohemya’nın tarihini şekillendiren coşkunluk ve keder arasındaki gerilimi masaya yatırıyor.

Traverso sonraki bölümlerde de, Marksist düşünürler arasındaki üretken, çelişkili, gecikmiş veya ıskalanmış karşılaşmaları ele alıp sol melankolinin şekillendiği patikaları ortaya seriyor.

Yazarın burada, sol melankolinin farklı biçimlerini örneklendiren belli şahıslar olarak ele aldığı isimler ise Marx, Adorno, C.L.R. James, Daniel Bensaïd, Rosa Luxemburg, Walter Benjamin, Gustave Courbet ve Troçki.

  • Künye: Enzo Traverso – Solun Melankolisi: Marksizm, Tarih ve Bellek, çeviren: Elif Ersavcı, İletişim Yayınları, siyaset, 348 sayfa, 2018

Pierre Bourdieu – Karşı Ateşler 2 (2018)

“Neoliberal İncil, ekonomik gelenekçilik öylesine evrensel olarak aşılanmış ve öylesine oybirliğiyle kabul edilmiştir ki tartışma ve karşı çıkış etkilerinin dışında görünür.”

Daha önce burada yer verdiğimiz ve Bourdieu’nün neoliberal felakete karşı direnme yolları üzerine düşündüğü ‘Karşı Ateşler’, şimdi ikinci cildiyle karşımızda.

Bourdieu, bugün, 19. yüzyılda bilimsel alanda kendini gösteren ve dünyayı ekonominin kör güçlerine bırakmayı reddederek, ülküselleştirilmiş bir dünyanın değerlerini toplumsal dünyanın bütününe yaymayı isteyen geleneği yeniden canlandırmak gerektiğini özellikle vurguluyor.

‘Karşı Ateşler’in asıl amacı da, bu.

Bourdieu özerkliklerini korumak ve mesleklerine bağlı değerleri aşılamak için araştırmacıları, yani akademisyenleri harekete geçmeye çağırıyor.

Yazar, akademisyenlerden başlayıp militanlara uzanan muhalefet hattını, yeni seferberlik ve eylem biçimleri etrafında bir araya getirecek alternatif örgütlenmelerin neler olabileceğini derinlemesine bir bakışla irdeliyor.

İlk yayımlanışının üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen ‘Karşı Ateşler’, neoliberal hegemonyanın dayatmalarına karşı neler yapılabileceği üzerine düşünmek konusunda çok iyi bir rehber olmaya devam ediyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Karşı Ateşler 2: Avrupa Sosyal Hareketi İçin, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, siyaset, 100 sayfa, 2018

Hannah Arendt – Sorumluluk ve Yargı (2018)

Hannah Arendt’in ahlak, sorumluluk, hakikat, ırkçılık, politik kriz, kötülük ve kolektif suç gibi pek çok güncel sorun üzerine derinlemesine düşündüğü makale, konuşma ve dersleri, bu kitapta.

“Hem ahlaki hem de politik olarak, kayıtsızlık en büyük tehlikedir.” diyen Arendt kitabında,

  • Yahudi soykırımının bugüne yansımalarını,
  • Vietnam savaşının dünyadaki politik krize etkilerini,
  • Politik krizle ahlaki çöküş arasındaki ilişkiyi,
  • Irkçılığın üstesinden nasıl gelebileceğimizi,
  • Diktatörlük koşullarında kişisel sorumluluğun önemini,
  • Ahlak felsefesinin tarihsel ve güncel sorunlarını,
  • Politik eylemin ve söylemin tezahür edeceği uygun bir uzam olarak kamusal alanı,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Künye: Hannah Arendt – Sorumluluk ve Yargı, çeviren: Müge Serin, Sel Yayıncılık, siyaset, 264 sayfa, 2018

Ian Parker – Yeni Bir Sol için Devrimci Anahtar Kelimeler (2018)

Sol söylem, dünyayı siyasal pratiklerle dönüştürürken kendine özgü kavramlar kullanır.

Bugün solun karşısına çıkan yeni sorunların yeni kavramlar gerektirdiğini düşünen Ian Parker’ın bu kitabı ise, sol siyasetin ufkunu geliştirecek yeni anahtar kelimeler sunmayı amaçlıyor.

Parker’ın çalışması, dünyanın dört bir yanından güncel örneklerden yola çıkarak solun güncel teorik ve pratik meselelerini somut bir bağlama yerleştirmesiyle alan açısından önemli bir eser.

Kitabı, iyi bir siyaset felsefesi örneği olarak öneriyoruz.

  • Künye: Ian Parker – Yeni Bir Sol için Devrimci Anahtar Kelimeler, çeviren: Göksu Göçhan, İthaki Yayınları, siyaset, 400 sayfa, 2018

Güven Gürkan Öztan – Türkiye’de Militarizm (2018)

Militarizmin kavramsal boyutundan başlayarak militarizmin Türkiye’deki serüvenini çok yönlü bir bakışla inceleyen iyi bir analiz.

Güven Gürkan Öztan, güncellenmiş baskısıyla yeniden yayınlanan kitabına, Türkiye’de militarizm konusundaki tartışmaların seyrini irdeleyerek başlıyor.

Yazar devamında da,

  • Türkiye’de milli kimliğin inşası sürecindeki militarist eğilimleri ve bunların etkilerini,
  • Türkiye’de militarizmi besleyen iki ana damar olan ordu ve erkekliği,
  • Uluslaşma sürecinde “ideal” kadının inşasındaki militarist öğeleri,
  • Soğuk Savaşın başlangıcında militarist örüntünün oluşma serüvenini,
  • Kore Savaşı sürecindeki militarist propagandayı,
  • “Milli Dava” olarak Kıbrıs meselesiyle militarizm arasındaki ilişkiyi,
  • Türkiye’deki askeri müdahalelerin militarizmin oluşumundaki etkileri,
  • Siyasal İslam’dan Kürt sorununa, 1990’lar Türkiye’sinde militarizmin etkilerini,
  • 12 Eylül’den AKP Türkiye’sine, Türk milliyetçilikleri arasındaki hegemonya mücadelesini,
  • “Yeni Osmanlıcılık” ve İslam-Türk sentezci milliyetçiliği,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Öztan’ın eserini, Türkiye gibi, militarist zihniyet ve pratiklerin toplumun her alanına sindiği bir ülkede, okunması elzem çalışmalardan biri olarak tavsiye ediyoruz.

Kitabın, Suavi Aydın imzalı, militarizmin Türkiye’deki macerasını dünyadaki örnekleriyle karşılaştırmalı ve tarihsel bir perspektifle ele aldığı aydınlatıcı bir sunuş yazısıyla açıldığını da belirtelim.

  • Künye: Güven Gürkan Öztan – Türkiye’de Militarizm: Zihniyet, Pratik, Propaganda, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2018

Angus Hyland ve Caroline Roberts – At Kitabı (2018)

İnsanlık tarihinde atlar, 6 bin yıl boyunca vazgeçilmezliğini sürdürdü.

Peki, neden atlar?

Atlar, yediklerini sindirmek için durmadan kilometrelerce koşma yeteneğine sahiptirler.

Ayrıca sırtlarında, rahatça binilmesini sağlayan, işe yarar bir boşluk var.

Buna ek olarak atlar günde 100 kilometreye kadar ilerleyip ağır yükleri taşıyarak insanları daha hızlı ve güçlü hale getirdi.

İşte bütün bu nedenler, atları bizim hayatımızın elzem varlıkları haline getirdi.

Öte yandan, en eski zamanlardan bugüne, insan da, bu güzel ve sadık arkadaşlarına duyduğu saygıyı her fırsatta ifade etti.

Mağara duvarlarına resimlerini çizerek bunu gösterdi, ardından kâğıtlar ve tuval aracılığıyla bunu yaptı.

İşte elimizdeki bu kitap da, atları konu edinen resim ve çizimleriyle göz dolduruyor.

Dünyanın dört bir yanından ressamlar ve illüstratörlerin çizimlerini sunan ‘At Kitabı’, bu kadim dostlarımıza duyduğumuz sevginin sanatsal ifadelerini sunuyor.

  • Künye: Angus Hyland ve Caroline Roberts – At Kitabı: Resim Sanatında Atlar, çeviren: Ayşegül Gürsel Duyan, Hep Kitap, sanat, 160 sayfa, 2018

Daniel Denegri, Claude Guyot, Andreas Hoecker ve Lydia Ross – Higgs ve CERN (2018)

Bilindiği gibi Higgs Bozonu hayatımıza, CERN’de 2012’de yapılan çalışmalarla birlikte girdi.

Bu keşif fizikte devrim niteliğinde öyle muazzam bir keşifti ki, nitekim bir süre sonra Nobel Fizik Ödülü’yle de taçlandırıldı.

Dört yazarlı bu önemli kitap da, temel parçacık fiziği ile maddenin, evrenin oluşumundaki ilk anlarda geçirdiği gelişimi ve bunun Higgs Bozunu ile CERN’deki çalışmalarla nasıl yeni anlamlar kazandığını kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yazarlar, 1960’lı yıllarda temel parçacık fiziği alanında gerçekleştirilmiş büyük deneysel başarıları ve adına standart model denilen yaklaşımı anlatarak çalışmalarına başlıyorlar.

Kitap devamında da, şimdiye kadar geliştirilmiş en büyük bilimsel çalışma olan CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısının (LHC) öyküsünü anlatıyor ve aynı zamanda bu çalışmanın kalbini oluşturan ATLAS ve CMS’nin tasarlanması ve kurulumundaki ayrıntıları okurlarıyla paylaşıyor.

Çalışmayı, bugüne dek tasarlanmış en büyük bilimsel projedeki gelişmeleri başından sonuna öğrenmek isteyen okurlara özellikle öneriyoruz.

  • Künye: Daniel Denegri, Claude Guyot, Andreas Hoecker ve Lydia Ross – Higgs ve CERN, çeviren: Ercüment Akat, Alfa Yayınları, bilim, 438 sayfa, 2018

Lars Svendsen – Kötülüğün Felsefesi (2018)

Lars Svendsen, yalnızlık, sıkıntı, korku ve özgürlük gibi, felsefenin ezeli ve ebedi sorunlarına odaklandığı çalışmalarıyla bilinen ve bu yönüyle sevilen isimlerden.

Svendsen’in bu tarz çalışmalarının son halkası ise, kötülük ve kötülüğün felsefesi.

Bu amaçla, savaşların, romanların, katliamların ve filmlerin izini süren Svendsen, bizi failleri ve mağdurlarıyla kötülüğün tarihsel serüvenine doğru bir yolculuğa davet ediyor.

Kötülüğe ilişkin kavramlarımız eski zamanlara oranla daha zayıf.

Buna neden olan etkenlerin başında ise, bugün kötülükle çepeçevre sarılmış bir dünyada yaşıyor olmamız.

Svendsen de, kötülüğe ilişkin bireysel ve toplumsal deneyimlerimizin bir dökümünü yapıyor ve kötülüğü ahlaki, politik ve pratik bir sorun olarak yeniden yorumluyor.

Kötülüğü çağdaş yaşamın olağan bir yüzü olarak tanımlayan Svendsen, bununla birlikte kötülüğün meşrulaştırılmaması ve kötülükle mücadele etmemiz gerektiğini belirtiyor.

Kitap, bu mücadelenin yollarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koymasıyla, ayrıca önemlidir diyebiliriz.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Dünyadaki tüm kötülüğün tek açıklaması biziz; az çok terbiye almış, saygın, normal insanlar.”

“Kötülük ne meşrulaştırılmalı ne de sözde açıklamalarla savuşturulmalıdır. Yapmamız gereken kötülükle mücadele etmektir.”

“Kötülükten bahsederken kullandığımız kelime dağarcığını yitirdik. Bu yüzden Kötülüğün Felsefesi, bu sorunun güncelliği etrafında kötülüğe ilişkin bireysel ve toplumsal deneyimleri düşünebilmenin ufkunu yeniden belirlemeye çalışıyor.”

  • Künye: Lars Svendsen – Kötülüğün Felsefesi, çeviren: Mehmet Hocaoğlu, Redingot Kitap, felsefe, 294 sayfa, 2018

Necmettin Alkan – Karikatürlerle Sultan II. Abdülhamid (2018)

Yerli ve yabancı karikatürcülerin, gerilimi oldukça yüksek bir dönemde hüküm sürmüş II. Abdülhamid’e çok ilgi duyduğunu biliyoruz.

Kendisiyle ilgili yapılmış pek çok karikatür bulunuyor.

Necmettin Alkan’ın elimizdeki kitabı da, II. Abdülhamid karikatürlerinden yola çıkarak bir dönem okumasına girişmesiyle, bu alanda yapılmış en özgün çalışmalardan biri olmaya aday.

Türk, Alman, İngiliz, Fransız, Rus, Yunan, İtalyan ve Amerikan karikatüristlerin pek çok karikatür örneğini barındıran çalışma, II. Abdülhamid’in iktidarı döneminde yaşananları, Osmanlı’nın o süreçteki durumunu ve söz konusu karikatürler üzerinden dönemin propaganda yöntemlerinin nasıl işlediğini ayrıntılı bir bakışla inceliyor.

  • Künye: Necmettin Alkan – Karikatürlerle Sultan II. Abdülhamid: Propaganda ve Gerçek Arasında Bir Padişah, Kronik Kitap, tarih, 304 sayfa, 2018

Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak (2018)

Amerikalı biyokimyacı Jennifer Doudna, gen düzenleme alanında yaptığı çalışmalarla dünya çapında üne sahip isimlerden.

Bu kitap ise, gen düzenleme hakkında merak edilen hemen her şeyi aydınlatmasıyla, konuya ilgi duyanlar için kaçırılmaması gereken bir rehber.

Gen düzenlemesi ya da tam adıyla “CRISPR-Cas9 Gen Düzenleme Yöntemi”, bilimde devrim olarak tanımlanıp hararetle selamlanan teknolojilerden.

Örneğin gen düzenlemesi ile her canlı varlığın genetik kodu istenen biçimde değiştirilebiliyor.

Ölümcül genetik hastalıklar iyileştirilebiliyor ve örneğin domuzlar birer organ fabrikasına dönüştürülebiliyor.

Doudna, gen düzenlemesi yöntemine giden oldukça uzun ve meşakkatli yolun nasıl kat edildiğini ve bu yöntemin biyokimyada, tıpta, teknolojide, kültürde, hukukta, siyasette ve demografik alanda ne gibi sonuçlar yaratacağı üzerine, bizi derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Hatta Doudna, bu yöntemin yalnızca hastalıkların iyileştirilmesi konusunda değil, iklim değişikliği, çevresel yıkımlar ve gıda güvenliği gibi güncel sorunlarımıza çare olabileceğini de düşünüyor.

  • Künye: Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak: Gen Düzenlemenin Evrime Hükmeden İnanılmaz Gücü, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2018