Georg Wilhelm Friedrich Hegel – Felsefe Tarihi 1 (2018)

Hegel’in Heidelberg Üniversitesi’nde verdiği derslerin ürünü olan ‘Felsefe Tarihi’nin bu ilk cildi, Grek felsefesini bir baştan diğer başa kuşatan, altın değerinde bir kaynak.

Hegel, Thales’ten Platon’a, Parmenides’ten Plotinus’a ve Aristo’ya, bu özgün felsefenin ana aktörlerini ve bu felsefi anlayışının beslendiği ana kaynakları irdeliyor.

Yunan felsefesine ilişkin buradaki değerlendirmenin, tam da bu büyük düşünüre yakışır cinsten olduğunu ayrıca vurgulamamız gerekiyor.

Zira Hegel, 2 bin 500 yıllık felsefe tarihinde bir dönüm noktası olan Grek felsefesinin temel yönelim ve eğilimlerini ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda dönemin felsefesini ve filozoflarını felsefe tarihi içindeki yerlerini açıklığa kavuşturuyor, bunları sıkı bir ilişkisellik içinde tartışıyor.

  • Künye: Georg Wilhelm Friedrich Hegel – Felsefe Tarihi 1: Thales’ten Platon’a Grek Felsefesi, çeviren: Doğan Barış Kılınç, Nota Bene Yayınları, felsefe, 440 sayfa, 2018

Leandro Vergara-Camus – Toprak ve Özgürlük (2018)

‘Toprak ve Özgürlük’, Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) ile Zapatist hareketin neoliberalizme karşı geliştirdiği mücadeleler hakkında güncel ve ufuk açıcı bir çalışma.

Leandro Vergara-Camus, bu iki hareketin yirmi yılı aşkın sürede gerçekleştirdiklerinin kapsamlı bir dökümünü yaptığı gibi, bu başarıların bugün için ne gibi alternatif toplumsal modeller sunduğunu tartışıyor.

Chiapas Zapatistaları sadece neoliberalizmin topraksızlaştırmasına karşı yürütülen bir mücadele değil, aynı zamanda Meksika’nın yerlisi olan ve topraklarından zorla sürülen halkın dil, kültür ve yaşamlarını güvence altına alma mücadelesini de veriyor.

Zapatist hareket, özerk bölgeler biçimindeki örgütlenme, kendini yönetme deneyimiyle de öne çıkıyor.

Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) de, daha değişken bir toplumsal kesim üzerinde yükseliyor.

Hem topraksızlaştırılan köylülere, hem işsizleştirilen işçilere, hem de toprakları ellerinden alınmaya çalışılan köylülere dayanıyor.

MST mücadelesinin en belirgin yönü, toprakları “işgal” etme ve yerleşme.

İşte bu kitap da, ilk kez Zapatista ve MST hareketlerini kapsamlı bir şekilde karşılaştırması ve böylece küreselleşen piyasa güçlerine karşı güncel iki direnişe ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Leandro Vergara-Camus – Toprak ve Özgürlük, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, siyaset, 400 sayfa, 2018

John Alexander Armstrong – Milliyetçilikten Önce Milletler (2018)

On sekizinci yüzyılın sonundan bu yana milliyetçilik, birçok açıdan başat siyasi doktrin haline geldi. Bireylerin ait oldukları devleti seçme hakkı, yani, kendi grup kimliği bilincine karşılık gelen teritoryal siyasi yapıları kurmak, siyasi çözümlemenin esas temasını oluşturdu.

Milliyetçilik ve etnik kimlik üzerine yaptığı öncü çalışmalarla bilinen John Alexander Armstrong’un ufuk açıcı çalışması ‘Milliyetçilikten Önce Milletler’ ise, Avrupa’nın ve Ortadoğu’nun bir kısmından diğerine dikkate değer ölçüde değişen hâkim siyasi yapıların oluşturulmasında etnik kimlik bilincinin başat güç haline gelmesinden önceki dönemde, milliyetçiliğin eşiğinde durmasıyla dikkat çekiyor.

Armstrong’un çalışması, sembollerin, mitlerin, dillerin, dinlerin bireyleri birbirlerine bağlayıp bir “aidiyet” kurmada hangi şartlarda ve nasıl etkili olduklarını, yerleşik yaşamı oluşturmada nasıl işlevsellik kazandıklarını gözler önüne sermesiyle tarih alanına çok önemli bir katkı sunuyor.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Teritoryal yaşamın ortaya çıkışı,
  • Etnisite ve yaşam biçimi,
  • Medeni kimlik ve kent uygarlığı,
  • İmparatorluk ve siyasi kurumları,
  • İslam’da inanç ve imparatorluk kimliği,
  • Batı Avrupa’da imparatorluk miti,
  • İmparatorluk yönetiminin Batı’daki yansımaları,
  • Dini ve etnodinsel kimlikler,
  • Doğu ve Batı kiliseleri arasında yarılma,
  • Siyasi kurumlarda dilsel kodlar…

Armstrong’un kitabı, özellikle bugün çokça tartışılan “kimlik” meselesini ve kimlik siyasetlerini daha iyi kavramamıza olanak sağlayacak bir perspektif sunmasıyla çok önemli.

  • Künye: John Alexander Armstrong – Milliyetçilikten Önce Milletler, çeviren: S. Erdem Türközü, İletişim Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman – Retrotopya (2018)

Zygmunt Bauman’ın kısa ama etkili kitabı ‘Retrotopya’, düşünürün hayatı boyunca ilgilendiği temel kavramları, aradan geçen uzun bir süreden sonra yeniden yorumluyor.

2017’de yayınlanan kitabında Bauman, eşitsizlik, toplumsal değişim, teknik, teknoloji, iletişim çağı ve sosyal medya, parçalanma, geçmiş, gelecek, ütopya ve distopya gibi birbirinden farklı ve zengin konularda değerlendirmelerde bulunuyor.

“Geleceğe uzanan yol, tekinsiz görünen bir çürüme ve yozlaşma yolu gibi görünmeye başlıyor. Acaba geriye, geçmişe uzanan yol geleceklerin her şimdiye dönüştüklerinde sebep oldukları hasarlardan arınma patikasına dönüşme şansını kaçırır mı?” diyen Bauman, kapitalizmin gelişmesiyle geçmişle kurduğumuz ilişkinin dönüşümünden ulus devletlerin işlevsizleşmesinin yarattığı krize, politik istikrarsızlıktan sosyal bozulmaya birçok güncel konuyu kendine has tarzıyla tartışıyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Retrotopya: çeviren: Ali Karatay, Sel Yayıncılık, felsefe, 164 sayfa, 2018

Gregory Curtis – Mağara Ressamları (2018)

Özellikle Fransa ve İspanya’da bulunan mağara resimleri kimi zaman olağanüstülükleriyle izleyenleri kendinden geçirir.

Bu kitap da, dünyanın ilk sanat eserleriyle, bunları yapmış ilk sanatçıların izini sürüyor.

Gregory Curtis’in çalışması, yalnızca mağara resimleriyle ilgili değil, aynı zamanda bu resimleri keşfeden kişilerle ve resimlerin kökenlerine dair ortaya atılmış teorilerle de ilgili.

Kitap, 40 bin yıl önce yaşamış Cro-Magnonlar’ın mağara resmindeki sıra dışı yaratıcılıklarından Fransa ve İspanya’daki mağara resimlerinin özgünlüklerine ve resimlerin yapılış amaçlarından içeriklerine, konuyu zengin bir perspektiften izlemekte.

  • Künye: Gregory Curtis – Mağara Ressamları, çeviren: Hilal Dikmen, Redingot Kitap, bilim, 344 sayfa, 2017

Seth Stephens-Davidowitz – Bana Yalan Söylediler (2018)

İnternet, özellikle de sosyal paylaşım ağları hayatımıza gireli beri, abartılmış bir çift kişilik hali yaşadığımızı söyleyebiliriz.

Hatta daha da ileri gidip, modern birer Dr. Jekyll ve Mr. Hyde olduğumuzu bile söyleyebiliriz.

Veri bilimcisi Seth Stephens-Davidowitz ise, internetin sunduğu tüm gizlenme imkânlarına rağmen, burada kendimize dair hakikatleri, farkında olmadan ortaya koyduğumuzu söylüyor.

Genelde insanların yalancı olduğunu ve bu durumun onlara dair güvenimizi sekteye uğrattığını düşünen Davidowitz, öte yandan Google’dan flört sitelerine, sosyal paylaşım ağlarına ve hatta internet sitelerine farkında olmadan bıraktığımız izlerle kendimize dair hakikati açık ettiğimizi belirtiyor.

Yazarın burada ayrıntılı bir şekilde ortaya koyduğu, internette bıraktığımız izlerin söyledikleri, “insan doğası” hakkında trajikomik ve düşündürücü gerçekler sunuyor.

  • Künye: Seth Stephens-Davidowitz – Bana Yalan Söylediler: İnternet ve Gerçek Yüzümüz, çeviren: Ferit Burak Aydar, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 256 sayfa, 2018

Güler Okman Fişek – İlişki içinde “Ben” (2018)

Türkiye toplumuna psikoloji kuramları, psikanaliz ve psikoterapinin

Türkiye toplumunun, ne Batı’ya ne de Doğu’ya ait, tamamıyla kendine has bir toplum olduğu söylenir.

Klinik psikoloji akademisyeni ve psikoterapist Güler Okman Fişek elimizdeki kitabında, Batılı psikoloji kuramlarıyla, psikanaliz ve psikoterapi yaklaşımlarından hareketle, toplumumuzun bu özgün konumunu tartışıyor.

Kitap hem Batılı psikoloji kuramlarının idealize ettiği özerk, bağımsız, kendine yeten birey kavramsallaştırmasının bizdeki yansımalarını daha iyi kavramak hem de Batı ve Doğu toplumlarındaki birey ve bireyselleşme süreçleri ile aile dinamikleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları açık bir biçimde ortaya koymasıyla büyük öneme haiz.

Bol sayıda vaka çalışması da barındıran kitap, özellikle Türkiye’nin ne kadar Batı ne kadar Doğu toplumu olduğuna, aile ve benlik arasındaki ilişkiye, gelenekle birey ve bireyselleşme ilişkisine psikoloji, psikanaliz ve psikoterapinin gözünden bakmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: Güler Okman Fişek – İlişki içinde “Ben”: Kültür, Aile, Bireyselleşme ve Psikanalitik Arayışlar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 211 sayfa, 2018

Gökhan Demirkol – Gırgır (2018)

Türkiye’de mizah dergileri, basın tarihi içerisinde önemli bir yere sahip olmakla birlikte akademide siyasi dergi ve günlük gazetelere oranla daha az çalışılan bir alan olarak kaldı.

Bu durumdan, Türkiye mizah yayıncılığında bir fenomen olmuş, efsane haline gelmiş Gırgır Dergisi de nasibini ziyadesiyle aldı.

Basın tarihi alanında çalışan Gökhan Demirkol’un bu incelemesi de, tam da böylesi bir boşluğu doldurmasıyla önemli.

Daha önce mizah dergilerini ele alan çalışmalar, daha ziyade ele aldıkları dergilerin “muhalif” yönlerini merkeze almıştı.

Oysa Demirkol, sadece “muhaliflik” olgusu çerçevesinden bu tür dergileri incelemenin, dergilerin toplumsal hayata dair sağlayacağı yeni yaklaşım, olgu ve olanakları göz ardı etmek anlamına geldiğini düşünüyor.

Demirkol böylece, gündelik hayat pratiklerinden beslenen bir mizah dergisi olarak Gırgır’ı, Türkiye toplumunun geçmişini ve bugününü anlama konusunda verimli bir kaynak olarak inceliyor.

“Gırgır’ın alamet–i farikası neydi?” sorusunun yanıtını arayan her okurun ilgiyle okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Gökhan Demirkol – Gırgır: Bir Mizah Dergisinde Gündelik Hayatın Dönüşümü (1972-1989), İletişim Yayınları, inceleme, 182 sayfa, 2018

Samir Amin – Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme (2018)

Marksist iktisatçı Samir Amin’in ilk baskısı 1977’de yapılan bu kitabı, emperyalizm çalışmaları alanında bugün bir klasik haline geldi.

Kitap ilk yayınlandığından bugüne, bu alanda yapılacak birçok incelemenin önünü açtı.

Amin burada, emperyalizmin Batı dünyasındaki kökenlerinden, farklı evrelerine ve emperyalizmin üçüncü dünyadaki yansımalarına kadar pek çok konuyu tartışıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Kapitalist üretim tarzının tarım üzerinde kurduğu egemenlik ve toprak rantı,
  • Sınıf ittifakları ve kapitalist dünya sisteminin oluşumu,
  • Emperyalizmin farklı evreleri ve bunalımları bağlamında azgelişmişlik olgusu,
  • Uluslararası ticaret ve emperyalizm,
  • Toplumsal yeniden-üretimde eğitimin işlevi,
  • Kapitalist sistemde eğitim, ideoloji ve teknoloji,
  • Kapitalist üretim tarzında işgücü değerinin teorik konumu,
  • Emeğin ücreti ve dünya sistemindeki konumu…

Künye: Samir Amin – Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme, çeviren: Semih Lim, Yordam Kitap, iktisat, 286 sayfa, 2018

Kolektif – Marx’ın Para Kuramı (2018)

Karl Marx’ın para kuramı, üzerinden çokça zaman geçmesine rağmen halen tartışılmaya devam edilecek kadar önemli.

Bu kitapta bir araya getirilen on dört makale de, çoğunlukla Marx’ın en büyük başarılarından biri olarak övülen para kuramına dair güncel değerlendirmeler sunuyor.

Kitabın yazarları, bu kuramın güçlü ve zayıf yanlarını kapsamlı bir şekilde değerlendirdikleri gibi, kuramın klasik veya neoklasik iktisatçıların kuramlarına karşı neden bu denli başarılı olabildiğini de tartışıyor.

Kitapta yer alan kimi konular şöyle:

  • Marx’ın kuramında paranın meta doğası,
  • Tarihsel bakış açısından Marx’ın para kuramı,
  • Marx’ın kredi para kuramlarına getirdiği itirazlar,
  • Marx’ın para kuramının uzantıları ve yeniden inşaları,
  • Marx’ın para kuramı ve dönüşüm sorunu,
  • Marx’ın dünya parası kuramı…

Künye: Kolektif – Marx’ın Para Kuramı: Modern Değerlendirmeler, editör: Fred Moseley, çeviren: Aydın Ördek, Heretik Yayıncılık, 370 sayfa, iktisat, 2018