Mary Gabriel – Aşk ve Kapital (2019)

Marx ve ailesi ile onların etrafında bulunmuş insanlar hakkında bilinmeyen pek çok ayrıntı barındıran kapsamlı bir çalışma.

Bilindiği gibi, her siyasi bakış açısından çok sayıda Marx biyografisi yazılmıştır.

Oysa Marx üzerine ciltler dolusu çalışmanın bir tanesi bile, baştan sona, karısı Jenny ve çocukları ve de geniş ailesi –Friedrich Engels ve Helene Demuth– üzerine odaklanmamıştır.

İşte Mary Gabriel bu boşluğu, muazzam çalışması ‘Aşk ve Kapital’ ile dolduruyor.

Gabriel, Marx ailesinin macerasını izini sürüyor, daha da önemlisi, ailenin yaşam mücadelesinin Marx’ın çalışmaları üzerindeki etkilerini doğru bir bağlama yerleştiriyor.

Marx ailesi üyelerinin altmış yıldan uzun süre boyunca birbirlerine ve çalışma arkadaşlarına yazdıkları binlerce sayfadan oluşan mektuplardan yararlanan Gabriel, Marx’ların kendi ifadelerinden yola çıkarak, sonraki 125 yıl boyunca yazılmış biyografilerde ortaya koyulan birçok ayrıntının, sık sık, bazen siyasi bazen de kişisel nedenlerle değiştirilmiş olduğunu veya yanlı yorumlandığını gösteriyor.

Kitap, Marx’ın geniş ailesinin hikâyesini, dönemin önemli olayları ve pek çok önde gelen aktörü üzerinden izlemesi ve tüm bu kişi ve olayların Marx’ın düşünsel dünyasına nasıl yansıdığını ayrıntılı bir şekilde göstermesiyle dikkat çekiyor.

Künye: Mary Gabriel – Aşk ve Kapital: Karl ile Jenny Marx ve Bir Devrimin Doğuşu, çeviren: Benan Eres, Deniz Gedizlioğlu ve Gülden Kurt Gevinç, Yordam Kitap, tarih, 718 sayfa, 2019

Barış Acar – Bitmeyen Tanzimat (2019)

Tanzimat’tan beri peşinden gittiğimiz “Acaba modernleştik mi?” sorusu dışında edebiyatımız hangi ufuklarda seyrediyor?

Barış Acar, farklı okumalar ve bağlantılarla zenginleştirdiği bu kitaptaki metinlerinde, ağırlıklı olarak Türk öykücülüğünü merkeze alarak Türkiye edebiyatının bitmeyen Tanzimatı üzerine derinlemesine düşünüyor.

Acar, kitabının ilk bölümünde, 1990’ların Modernizm-Postmodernizm tartışmaları çerçevesinde, üniversite içinde ve dışında yürütülen tartışmaların bir dökümünü sunuyor.

Kitabın ikinci bölümü, 90’lardan günümüze öykü dünyamız etrafında gelişiyor.

Ardından, biçim olgusunu ele alan ve edebiyatta hegemonya sorunu etrafında dönen bir dizi metinle devam eden kitap, devamında görsel sanatlarla edebiyat arasındaki kopukluk meselesini tartışıyor.

Kitabın son bölümünde ise, ilk başta birbirinden bağımsız görünseler de, bir araya geldiklerinde edebiyat dünyamızın bütünlüklü bir fotoğrafını veren üç metne yer veriyor.

  • Künye: Barış Acar – Bitmeyen Tanzimat, Manos Yayınları, edebiyat kuramı, 324 sayfa, 2019

Onur Eylül Kara – Yapabileceğimizi Yapmak (2019)

❝‘Minör siyaset’ bizden, gündeliğimizden, olduğumuz halden, akışın kendisinden yükselen bir siyaset ya da yaşam etiği öneriyor.❞

Onur Eylül Kara da, bu noktadan yola çıkıyor ve Spinoza, Nietzsche, Deleuze ve Guattari’nin düşünce hattından yararlanarak Türkiye açısından minör siyasetin imkânlarını tartışıyor.

Siyaset bilimi ya da felsefesi, siyasal ilişkileri çoğunlukla tahakküm ilişkileri içinde tanımlar.

Klasik ve modern dönem siyaset düşüncesinde de hâkim olan bu anlayışı, Foucault ve Deleuze gibi çağdaş düşünürler, disiplin ve kontrol gibi olguların toplum içindeki rolüne dikkat çeken yeni “minör” bakış açılarını geliştirerek ve siyaseti yalnızca “tahakküm” bağlamına yerleştiren anlayışı yapısöküme uğratarak dönüştürdüler.

Kara da, yaşamın farklı alanlarında minör oluşumlar, eylemlilikler ve pratiklerin var olduğunu, bunların yalnızca siyasetle “ilgili” değil, aynı zamanda ve bizzat siyasal olduklarını belirtiyor.

Yazara göre, bu minör siyasal eylemlilik ve pratikler, siyaset biliminde ve felsefesinde ya da “siyasal” olan insanların ve toplulukların gözünde hak ettikleri yeri bulamamışlardır.

  • Künye: Onur Eylül Kara – Yapabileceğimizi Yapmak: Minör Siyaset ve Türkiye Örneği, İletişim Yayınları, siyaset, 295 sayfa, 2019

George Rudé – İdeoloji ve Popüler Protesto (2019)

Paris devriminde insanlarda isyan etme ya da başkaldırma isteği uyandıran neydi ve bu insanlar hangi güdülerle hareket ettiler?

Toplumsal hareketler tarihi alanında çalışan George Rudé burada, Paris devriminde esnafların, siyasi akıl hocalarının; burjuvazinin aydınlanma dönemi yazarlarından, yani sırasıyla Montesquieu ve Rousseau’dan miras aldığı fikirleri uyguladıklarında ne denli muazzam dönüşümler yaratabildiğini tartışıyor.

Rudé, toplumsal sınıfların bizzat kendi halk geleneklerine dayanan “doğal” toplumsal ideolojinin ilk dönemleriyle kendiliğinden oluşan başkaldırılar arasındaki ilişkiyi ele alıyor ve Amerika ile Avrupa tarihinin bazı önemli dönüm noktalarından yola çıkarak ideolojinin nasıl ve neden kalabalıkları etkileyebildiğini ve sonuç alıcı devrimci bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Rudé ilkin, temellerini Marx ve Engels’in attığı ve daha sonra Lucacs ve Gramsci’nin endüstri toplumuna uyarladığı protesto ideolojisi teorisinin gelişimine odaklanıyor ve devamında da,

  • Endüstrileşme öncesi dönemde ağırlıklı olarak ortaya çıkan halk popüler protesto hareketlerinin dinamiklerini,
  • Değişik zamanlarda ve değişik ülkelerde köylülerin durumunu,
  • yüzyıl İngiliz Devriminden 1877’deki son Fransız Devrimine uzanan sürecin dinamiklerini,
  • Ve 18. yüzyıl ve 19. yüzyılın başlarından 1850 sonrası endüstri toplumuna kadar İngiltere’deki popüler protesto tarzının ve ideolojisinin gelişimini izliyor.

Rudé bütün bu önemli konuları irdelediği gibi, söz konusu devrimlerin kazanım ve eksikliklerinden de yola çıkarak “Peki ya bundan sonra?” sorusuna da yanıt arıyor.

  • Künye: George Rudé – İdeoloji ve Popüler Protesto, çeviren: Billur Cavidan Yılmazyiğit, Urzeni Yayınevi, siyaset, 264 sayfa, 2019

Chris Bambery – Aktivistler için Rehber: Gramsci (2019)

Erken dönem İtalyan komünizminin en parlak simalarından olan Antonio Gramsci’nin bir Marksist olarak evriminde doğduğu ülkenin ve siyasî olgunluğa eriştiği şehrin çok büyük etkisi vardır.

Başka bir deyişle Gramsci, 1911 yılında üniversite eğitimi almak için gittiği Torino’dan bağımsız düşünülemez.

Bu dönemde Torino’da, tüm zamanların en mücadeleci işçi sınıflarından biri yaşıyordu ve bu durum, Gramsci’nin geleceğine tümüyle yön verecekti.

İşte Chris Bambery, Gramsci’nin hayatının dönüm noktalarını takip ederek onun kişisel, siyasi ve düşünsel serüvenini kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kısa olmakla birlikte özlü bir Gramsci biyografisi olarak okunabilecek metin, Gramsci’nin doğduğu Sardinya adasını, Torino günlerini, devrimci mücadeleye katılışını, entelektüel gelişiminin ana duraklarını, İtalyan Komünist Partisi’yle ilişkilerini, hapishane günlerini, hapishanede kaleme aldığı kült eseri ‘Hapishane Defterleri’nin yazılış sürecini ve bunun gibi, Gramsci’ye dair birçok aydınlatıcı bilgiyi okurlarına sunuyor.

Gramsci’nin mücadelesine ve mirasına daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Chris Bambery – Aktivistler için Rehber: Gramsci, çeviren: Roni Margulies, Z Yayınları, siyaset, 64 sayfa, 2019

Ali Akkemik – Japonya’nın İktisadi ve Sosyal Tarihi, Cilt 1 (2019)

Toplamda 864 sayfayı bulan elimizdeki muazzam eser, Ali Akkemik’in Japonya’nın ekonomik ve sosyal tarihini ele aldığı üç ciltlik çalışmasının ilk kitabı.

Eylül 2017’den beri Japonya’da Yamaguchi Üniversitesi Ekonomi Bölümünde görev yapan Ali Akkemik, kitabının ilk cildinde, Japonya’nın ekonomik ve sosyal tarihinin erken ve antik dönemlerinden savaştan yenik ayrıldığı 1945 yılına kadar olan kısmını kapsıyor.

Japonya’nın kısa tarihinin anlatımıyla açılan kitap, devamında da,

  • Savaşlar ve güç mücadeleleri şeklinde geçen önceki dönemlerden farklı olarak, barışçıl bir düzenin sağlandığı Edo dönemini,
  • Edo döneminde yaşanan büyük sosyal ve ekonomik dönüşümü,
  • Meiji döneminde meydana gelen siyasal, sosyal ve ekonomik değişiklikleri,
  • 1912-1926 dönemine denk gelen Taishō hükümranlığında yaşanan siyasi ve sosyal gelişmeleri,
  • Japonya’nın 1931’de Mançurya’yı işgal etmesinin hem ülke içinde hem de uluslararası camiada yarattığı sonuçları,
  • Ve yine bu dönemde askeri rejimin ve ekonomi bürokrasisinin yoğun müdahaleleriyle gerçekleştirilen sanayi politikalarını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Akkemik’in oylumlu çalışması, Japonya’nın tarihini toplumsal, siyasi ve iktisadi gelişmeler bağlamında irdelerken, aynı zamanda Japon modernleşmesinin dinamiklerini ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: K. Ali Akkemik – Japonya’nın İktisadi ve Sosyal Tarihi, Cilt 1: Savaş Öncesi Dönem (~ 1945), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 864 sayfa, 2019

Foti Benlisoy – Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler (2019)

Milli Mücadele veya Kurtuluş Savaşı sürecinde Yunanlılarla yaşanan savaş, Türkiye tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Fakat bu konuda, özellikle Yunan askerlerinin içinde bulunduğu durum hakkında bildiklerimiz, resmi tarihin sunduklarının ötesine geçmiyor.

Foti Benlisoy’un şimdi ikinci baskısını yapan bu harika çalışmasının asıl katkısı da, bu süreçte yaşanmış Yunan askerlerinin savaş karşıtı direnişlerini gözler önüne sermesi.

1919-1922 zaman aralığında Yunan ordusundaki komünist propaganda, grev ve isyanların izini süren Benlisoy, bu dönemdeki “asker grevi” ve bu grevin sebep olduğu “terhis isyanı”nın savaşın sonunu nasıl tayin ettiğini ortaya koyuyor.

Yunan komünist askerlerin savaş karşıtı eylemlerinin Türk-Yunan harbinin sonucunu tayin etmedeki rolünü açıklığa kavuşturmasıyla büyük önem arz eden çalışma, cephede komünist askerlerin yürüttüğü savaş karşıtı propaganda ve faaliyetlerin, askerlerin cephedeki grev ve isyanını mümkün kılmakta ne derece etkili olduğunu gösteriyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, bizim Milli Mücadele veya Kurtuluş Savaşı dediğimiz, Yunanlıların Küçük Asya Seferi dedikleri söz konusu süreçte, Yunan ordusunun içinde bulunduğu karmaşık durumun sağlam bir fotoğrafını çekmesi.

  • Künye: Foti Benlisoy – Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler: Milli Mücadele’de Yunan Ordusu’nda Komünist Propaganda, Grev ve İsyan (1919-1922), İstos Yayın, tarih, 192 sayfa, 2019

John Breuilly – Avusturya, Prusya ve Almanya’nın Oluşumu (2019)

Bu kitabın odak noktası, Avusturya ve Prusya’nın 1815’te büyük güç statüsünü Fransa’nın ötesinde tutuştukları üstünlük mücadelesi ve Alman topraklarını yeniden şekillendirerek nasıl geri kazandıkları.

Karşılaştırmalı Avrupa tarihi, 19. yüzyıl şehirleşme tarihi ve ağırlıklı olarak milliyetçilik ve modern

Almanya tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen John Breuilly’nin bu incelemesi, hem bu konuyu aydınlatması hem de Alman milliyetçiliğinin ve ulusdevletinin oluşum sürecini ayrıntılı şekilde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Barındırdığı zengin belgelerle de dikkat çeken bu çalışmayı, Avusturya ve Prusya’nın Almanya’da elbirliğiyle kurdukları hâkimiyetin önce rekabet ya da kontrol kaybı evresine doğru yol alışı ve bunun sonrasında da aralarında bir egemenlik savaşı ile sonuçlanışını daha yakından izlemek isteyenlere öneririz.

  • Künye: John Breuilly – Avusturya, Prusya ve Almanya’nın Oluşumu (1806-1871), çeviren: Ali Selman, İletişim Yayınları, tarih, 310 sayfa, 2019

Alain Badiou – Biliyorum, Çok kalabalıksınız (2019)

Bu kitabı oluşturan iki metin, Alain Badiou’nun çoğunlukla gençlerden oluşan bir kitleye hitap ettiği iki ayrı konferansa dayanıyor.

İlk metin “Öteki”, ikincisi ise “Siyaset” üzerine ve Badiou, bu iki konu arasında incelikli ve sıkı bağlar kuruyor.

Badiou’nun ‘Gerçek Yaşam’ adlı kitabının devamı olarak da okunabilecek bu eser, kendisinin deyimiyle “gençliği yoldan çıkarmak” amacını güdüyor.

Badiou burada, insanlığın tüm farklılıklarına rağmen müşterek özelliklere sahip olduğunun altını ısrarla çiziyor ve devamında da,

  • Irkçılık belasının müşterekliklerimizi nasıl aşındırdığını,
  • “Fark”ın kutsanıp “aynı”nın düşünce sahasının dışında bırakılmasına neden itiraz etmemiz gerektiğini,
  • Birini diğerine tercih etmektense ikisinin birlikte hareketine odaklanan bir düşünce kurmanın gerekliliğini ve özgürlüğe giden yolun neden bu diyalektik sayesinde inşa edilebileceğini,
  • Sermayenin ayakta kalmak için savaşa nasıl muhtaç olduğunu,
  • Ve olumsuz sloganlara sıkışmış muhalefetin eylem kapasitesini arttırmak için ne gibi taktikler geliştirilebileceğini tartışıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Umut edelim, eyleme geçelim. Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir kişi –mevcut metnin belirttiği anlamda– doğru siyaseti yapmaya başlayabilir. Sonra da bunun etrafında, yaptığının etrafında konuşabilir.”

“Devlet, hangi biçimde olursa olsun, hiçbir durumda özgürleşme siyasetini temsil edemez ya da tanımlayamaz.”

“Siyaset her koşulda insanlarla birlikte yapılır. Kapitalizmin örgütlediği çeşitli toplumsal ayrımcılık biçimlerine boyun eğilmesi kabul edilemez.”

“Yakın geçmişin en önemli deneyimlerini hatırlamak ve bunların yenilgileri üzerinde düşünmek gerekir.”

  • Künye: Alain Badiou – Biliyorum, Çok kalabalıksınız, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, siyaset, 64 sayfa, 2019

S. Frederick Starr – Kayıp Aydınlanma (2019)

Orta Asya’nın 800 ile 1200 yılları arasını kapsayan Aydınlanma çağı hakkında muazzam bir eser.

Frederick Starr, Kazakistan’dan Afganistan’a ve Sincan’a kadar uzanarak Orta Asya’da Türkî ve İranî halkların kurduğu medeniyeti zengin bir anlatımla ortaya koyuyor.

Geniş bir arşivden yararlandığı, görsellerle zenginleştirdiği kitabında Starr, Orta Asya’da bu dönemde kurulmuş büyük ve gelişmiş kentleri, dönemin özgün sanatını, birçok alanda kaydedilen bilgi ve teknolojileri ve bunun yanı sıra, Orta Asya’nın dünya ticaretini ve ekonomisini nasıl yönlendirdiğini anlatıyor.

Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla,

  • Bu bölge gökbilimi, matematik, jeoloji, tıp, kimya, musiki, sosyal bilimler, felsefe ve ilahiyat gibi alanlarda önemli gelişmelere imza attı,
  • Cebire adını verdi,
  • İnanılmaz bir isabetlilikle dünyanın çevresini hesapladı,
  • Daha sonra Avrupa’da tıbbın temelini oluşturacak eserler verdi,

Starr bu ve bunun gibi gelişmelere beşiklik eden Orta Asya’daki düşünürlerin ortaya koyduğu sonuçların, Aquinas’ın döneminden bilimsel devrime kadar Avrupa’yı nasıl derinden etkilediğini, bunun yanı sıra Orta Asya’nın Hindistan’da da nasıl büyük etkiler yarattığını gösteriyor.

Yazar ayrıca, Asya’nın Aydınlanma Çağı’nın neden sona erdiğine ilişkin farklı teorileri de değerlendiriyor.

  • Künye: S. Frederick Starr – Kayıp Aydınlanma: Orta Asya’nın Altın Çağı, çeviren: Yusuf Selman İnanç, Kronik Kitap, tarih, 688 sayfa, 2019