Christopher R. Browning – Sıradan Adamlar (2019)

 

Sıradan insan, olağanüstü dönemlerde nasıl bir canavara dönüşebilir?

Christopher Browning, Naziler döneminde Alman 101. Yedek Polis Taburu’nda görevli, çoğu yaşlarından dolayı cepheye gönderilmemiş aile babası sıradan adamların acımasız birer katile dönüşerek 38 bin Yahudi’yi enselerinden vurarak katletmesine ve 45 binini de Treblinka’daki gaz odalarına göndermesine neden olan içsel ve dışsal etkenleri ortaya koyuyor.

13 Temmuz sabahı, 101. Yedek Polis Taburunun adamları Josefow isimli bir Polonya köyüne giderler.

Bunlar yaşamlarında işçi, esnaf, zanaatkâr ya da memur olan, daha da önemlisi, Almanya’nın o dönemlerde Nazi ideolojisine görece en kapalı şehri Hamburg kökenli olan ve zihin dünyalarının büyük bir kısmı Weimar Cumhuriyetinde şekillenmiş kişilerdi.

Fakat ne olduysa, 13 Temmuz gecesinde oldu.

Bu tarihten itibaren on altı ay içerisinde bu polisler, acımasız bir katile dönüşecekti.

500 adamdan oluşan tabur, 38 bin Yahudi’yi enselerinden vurarak katledecek, 45 bin Yahudi’yi de Treblinka’daki gaz odalarına gönderecek, yani toplamda 83 bin Yahudi’nin ölümünden sorumlu olacaktı.

İşte Browning, bu adamları bu vahşeti yapmaya yönelten nedenleri izliyor.

Bizzat onların ağzından anlatılanlara ve dönemin başka tanıklıklarına dayanmasıyla çok önemli olan çalışma, mutlak itaat kültürünün bireyi nasıl yok etiğini, grup psikolojisinin insanı getirebileceği korkunç aşamaları, Yahudi karşıtlığının ya da Nazi doktrinin Alman toplumunu nasıl biçimlendirdiğini ve bunun gibi pek çok önemli konuyu aydınlatıyor.

Kitap, sıradan insanların olağanüstü insan dışılık kapasitesi hakkında, bugün de bizi çok düşündürecek sarsıcı bir tablo sunuyor.

  • Künye: Christopher R. Browning – Sıradan Adamlar: 101. Yedek Polis Taburu ve Polonya’da Nihai Çözüm, çeviren: Hilal Kara ve Ali Açıkgöz, Heretik Yayıncılık, tarih, 360 sayfa, 2019

Kolektif – İç Dünya Dış Gerçeklik (2019)

Bireyin iç dünyası, dış gerçeklikle karşılaştığında nasıl tepkiler verir?

Bu derleme, alanında uzman psikanalistlerin iç dünya ve dış gerçeklik arasındaki ilişkiyi farklı yönleriyle irdelediği makalelerini bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • İç dünya ve dış gerçeklik bağlamında Freud, Klein ve Winnicot’un yaklaşımları,
  • Dış dünya krizleri karşısında grup yardımıyla anlam bulma çabası,
  • Ruhsallığın temel bir etkinliği olarak öykü oluşturma,
  • Gerçek ile kurmacanın ilişkisi,
  • İç dünya ve güncel, tarihsel, sosyal bir dış gerçeklik olarak Anna O. vakası,
  • İç dünya dış gerçeklik değişkenleri bağlamında “Kurt Adam” öyküsü,
  • Halide Edip romanlarında kayıp, yas ve ideal benlik,
  • Yakup Kadri’de yenilgi, kayıp, yas ve kimlik karmaşası,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitap, İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından Boğaziçi Üniversitesi’nde 2018’de düzenlenen 12. Psikanalitik Bakışlar Sempozyumu’nda sunulmuş tebliğlerin gözden geçirilmiş hâllerini sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Esra Mutlu Dedik, Refhan Balkan, Özden Terbaş, Işın Sayın Tamerk, Ayla Yazıcı, Ümit Eren Yurtsever, Pınar Limnili Özeren, Türkay Demir, İsmail Güzelsoy, Yücel Yılmaz, Başak Tokatlıoğlu, Gönül Yıldırım Üretme, Eda Arduman, Burçak Erdal, Serge Frisch, Hülya Akar, Yasemin Cengiz, Özlem Yıldız, Selma Gürbüz, Nilüfer Erdem, Bella Habip, Sevil Kural ve Sanem Tayman Eksin.

  • Künye: Kolektif – İç Dünya Dış Gerçeklik, derleyen: Esra Mutlu Dedik, İthaki Yayınları, psikanaliz, 312 sayfa, 2019

Terry Eagleton – Mizah (2019)

Niçin gülüştüğümüz hakkında inandırıcı ve mantıklı şeyler söylemek mümkün mü?

Terry Eagleton elimizdeki kitabında, o kendine has mizahi üslubundan taviz vermeden, tam da bunu yapıyor ve kahkahadan alaya ve mizahın politikasına, mizah üzerine derinlemesine bir sorgulamaya girişiyor.

Eagleton bunu yaparken, hem bilimsel araştırmacıların aydınlatıcı yorumlarından hem komedyenlerin söylediklerinden ve hem de halk mizahından olabildiğince yararlanıyor.

Yazar kitabına, kahkahanın ne anlama geldiğini ve işlevini irdeleyerek başlıyor ve ardından da küçümseme ve mizah ile alay etmek ve mizah arasındaki ilişkiye, mizahın sınırlarının olup olmadığına, mizah ve tarih arasındaki ilişkiye ve en sonunda da mizahın politikasına odaklanıyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Mizah, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 160 sayfa, 2019

Caner Yelbaşı – Türkiye Çerkesleri (2019)

Birinci Dünya Savaşı sonrasından Cumhuriyet dönemine uzanan ulus devlet inşa sürecinde Çerkeslerin macerasını başından sonuna izleyen çalışma, 1919-1920 Türk-Yunan savaşı esnasında Çerkes paramiliter faaliyetlerini irdeleyerek başlıyor.

Özellikle Batı ve İç Anadolu’da Çerkeslerin dâhil olduğu önemli çatışmalara, Yozgat, Ankara, Düzce, Adapazarı, İzmit, Gönen ve Manyas gibi, olayların patlak verdiği yerleşim yerlerine odaklanan kitapta, Anzavur Ahmed’in Kuva-yı Milliye karşıtı hareketi, Adapazarı-Düzce olayları, Çapanoğlu hadisesi, Çerkes Ethem olayı, Batı Anadolu’da Yunan işgali altında bir Çerkes yapısı inşa etme girişimi, Gönen-Manyas sürgünleri ve Kemalist rejime karşı Çerkeslerin muhalefeti gibi pek konu ele alınıyor.

Çerkes Kongresi, Batı Anadolu’da Çerkes muhalefeti, Gönen-Manyas sürgünleri, Yüzellilikler, Türkiye’de ve yurtdışındaki anti-Kemalist Çerkesler, Çerkes kimliği ve dili üzerine yapılan kısıtlamalar ve Kerime Halis olayı, kitapta incelenen diğer ilgi çekici konular.

Künye: Caner Yelbaşı – Türkiye Çerkesleri: Osmanlı’dan Türkiye’ye Savaş, Şiddet, Milliyetçilik, İletişim Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2019

Byung-Chul Han – Eros’un Istırabı (2019)

Kısa ama çarpıcı bir metin olan ‘Eros’un Istırabı’, bugün sevgi ve arzuyu tehdit eden olguların izini sürüyor.

Byung-Chul Han, sevginin, Öteki’yi keşfetme uğruna kendini olumsuzlamayı gösterme cesareti olduğunu ve bunun önündeki en büyük engelin bugünün artan narsisist toplumu olduğunu söylüyor.

Han kitabında, Lars von Trier’in Melancholia’sından Wagner’ın ‘Tristan ve Isolde’sine, ‘Grinin Elli Tonu’ndan Foucault’ya, Hegel’den Baudrillard’a ve Platon’a, uzanan geniş bir alanda fikir yürütüyor.

Kitap, kapitalist toplumda sevginin yeri, eros siyaseti, aşkın ölümü, porno ve sevginin yeniden keşfi konuları üzerine derinlemesine düşünmek isteyen her okura ziyadesiyle hitap edecek türden.

Kitaptan iki alıntı:

“Bugün aşk, yaşamın bütün alanlarının pozitifleştirilmesi sürecinde, aşırılık ve delilik içermeyen risksiz ve tehlikesiz bir tüketim formülüne dönüştürülerek evcilleştirilmektedir.”

“Aşkın içinde bulunduğu krizin tek nedeni başka Başka’ların bolluğu değil, şu anda yaşamın bütün alanlarında meydana gelen ve benliğin giderek daha da narsisistleşmesinin eşlik ettiği, Başka’nın aşınması sürecidir. Başka’nın ortadan kayboluşu, ne feci ki çoğumuz farkına bile varmadan ilerleyen dramatik bir süreç.”

  • Künye: Byung-Chul Han – Eros’un Istırabı, çeviren: Şeyda Öztürk, Metis Yayınları, felsefe, 64 sayfa, 2019

Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar (2019)

Modern dünyadaki yaşama tarzımız, hissetme şeklimizi nasıl yozlaştırıyor?

‘Yaşama Tutunmak İçin Nedenler’ kitabıyla bildiğimiz Matt Haig, şimdi de “Çılgın bir dünyada çıldırmadan nasıl yaşarız?” gibi hayati bir sorunun yanıtını aradığı bu kitabıyla karşımızda.

‘Nevrotik Bir Gezegenden Notlar’, bizi, sahip olduğumuzdan daha fazlasını isteten, işi eğlenceden üstün tutturan, kendimize dair en kötü şeyleri insanların en iyi yönleriyle kıyaslatan ve sürekli bir şeylerden yoksunmuşuz gibi hissettiren nedenlerin neler olduğu üstüne düşünmeye davet ediyor.

Haberlerden sosyal medyaya, iş ortamından bağımlılıklara çevremizi kuşatmış dış etkenlerin “nasıl hissettiğimiz” üstündeki etkisini çarpıcı örnekler eşliğinde gösteren Haig, dijital çağın törelerini sorguluyor ve bizi biraz daha serinkanlı olmaya, olan bitene daha geniş bir çerçeveden bakmaya çağırıyor.

Kendisi de uzun yıllar anksiyete ve panik atakla mücadele etmiş Haig, bu karmaşık çağda kendimizi mutlu, bütün ve insan hissedebilmek için neler yapabileceğimizi irdeliyor.

  • Künye: Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar, çeviren: Kıvanç Güney, Domingo Kitap, deneme, 320 sayfa, 2019

Arsel Berkat Acar ve Çağrı Mert Bakırcı – Şüphecinin El Kitabı (2019)

Şüphecilik olmasaydı bilim asla olmazdı.

İşte ‘Şüphecinin El Kitabı’ da, bilimin kalbinde yer alan şüpheciliğin tam olarak ne anlama geldiği ve neden vazgeçilmez olduğu konusunda harika bir çalışma.

Arsel Berkat Acar ile Çağrı Mert Bakırcı, “Aksi kanıtlanana kadar, inandığımız veya doğru varsaydığımız her şey yanlıştır.” gerçeğinden yola çıkarak bilimsel şüpheciliğin gerçek olan ile olmayanı, doğru olan ile sahte olanı ayırt etmede bize nasıl yardımcı olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Çalışmanın en güzel yanlarından biri ise, şüpheciliğin yalnızca bilimsel çalışma sürecinde değil, gündelik yaşamımızda bile bize ne denli muazzam bir perspektif sunabileceğimizi gözler önüne sermesi.

Hayata daha bilimsel bir pencereden bakmak, bilimin baş döndürücü dünyasına daha yakından bakmak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir kitap.

  • Künye: Arsel Berkat Acar ve Çağrı Mert Bakırcı – Şüphecinin El Kitabı: Bilgi Çağında Gerçeği Bulmak, Ginko Bilim Yayınları, bilim felsefesi, 424 sayfa, 2019

Yalçın Çakmak – Sultanın Kızılbaşları (2019)

 

Yalçın Çakmak’ın kapsamıyla da dikkat çeken bu çalışması, II. Abdülhamid döneminde Osmanlı’da Kızılbaş/Alevi algısını çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Alevilik meselesinin II. Abdülhamid döneminde nasıl algılandığını, Osmanlı Devleti’nin bu meseleyi nasıl gördüğünü ve değerlendirdiğini, bu konuda nasıl bir politika oluşturduğunu açıklığa kavuşturan Çakmak, Kızılbaş-Alevi zümreleri sadece devletle kurdukları ilişkisellik bağlamında değil cemaat içi dinamikler açısından da yatay ve dikey hiyerarşileri dikkate alarak analiz etmesiyle önemli bir esere imza atmış.

Kitapta ayrıca, Osmanlı taşra idarecilerinin kaleminden çıkma rapor ve layihalara yer veriliyor ve bu belgeler de, Aleviliğe yönelik merkezi bakışın çeşitliliğin göstermesiyle oldukça dikkat çekici.

Çakmak’ın burada yer verdiği, dönemin misyoner ve konsolosluk raporları ise, Alevi nüfusun sayısı ve kültürü kadar bizzat Anadolu’daki misyonerlerin yaşamına da ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Yalçın Çakmak – Sultanın Kızılbaşları: II. Abdülhamid Dönemi Alevi Algısı ve Siyaseti, İletişim Yayınları, tarih, 472 sayfa, 2019

Herman Paul – Tarih Teorisi (2019)

Tarih teorisinin temel meseleleri üzerine, bilhassa alana sağlam bir giriş yapmak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir kitap.

Herman Paul, tematik bir şekilde bölümlendirdiği kitabında, tarihin tam olarak ne anlama geldiğinden insanların geçmişle nasıl bağ kurduğuna ve geçmiş tarafından nasıl şekillendirildiklerine kadar pek çok konuyu tartışıyor.

Kitabın asıl katkılarından biri de, tarih teorisinin profesyonel tarih çalışmalarıyla sınırlı olmayıp otobiyografi yazımından kültürel miras ve geçmişle ilgili siyasi anlaşmazlıklara kadar pek çok önemli konuyu kavramak için ne denli değerli araçlar sunduğunu gözler önüne sermesi.

Kitapta,

  • Tarih, hafıza ve travma,
  • Tarihsel tecrübe ve anlatı,
  • Tarihin ahlaki ve siyasi boyutları,
  • Tarihsel akıl yürütme ve açıklama,
  • Ve hakikat, inandırıcılık ve nesnellik gibi pek çok konu ele alınıyor.

Sonuç olarak bu çalışmayı, tarih yazımı, tarih teorisi ve tarih felsefesi konularında anlaşılabilir kaynak arayanların ziyadesiyle aydınlanarak okuyacakları bir kitap olarak öneririz.

  • Künye: Herman Paul – Tarih Teorisi, çeviren: Büşra Helvacıoğlu, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 264 sayfa, 2019

Evgenia Mars – Abdülhamid İstanbul’unda Bir kadın Seyyah (2019)

Bulgar yazar Evgenia Mars, ya da gerçek adıyla Evgenia Bonçeva–Elmazova, 1907’nin Eylül ayı başlarında, diş hekimi eşi ve ünlü Bulgar şairi İvan Vazov ile birlikte İstanbul’u ziyaret etmişti.

Bu gezinin izlenimlerinden oluşan elimizdeki kitap da, dönemin İstanbul’u hakkında ilginç gözlemler barındırıyor.

Üçlü İstanbul’dayken Boğaziçi’nden Sultanahmet Meydanı’na, Büyükada’dan Taksim’e ve Kapalıçarşı’dan Ortaköy ve Galata’ya uzanan geziler yapmış, ayrıca şehirdeki Bulgarlara ait Şişli’deki Evlogi Georgiev Bulgar Hastanesi’ni, Bulgar Ruhban Mektebi’ni,  Ortaköy’deki Bulgar Ekzarhlığı’nı ve Fener’deki Demir Kilise gibi kurum ve kuruluşları ziyaret etmiş.

Kitabın bizi ayrıca ilgilendiren bölümleri arasında, geleneksel İstanbul’a dair değerlendirmeler.

Mars, Divanyolu’ndaki padişah türbelerini ziyaret etmiş, II. Abdülhamid’in Yıldız Hamidiye Camisi’ndeki Cuma selamlığı merasimini dikkatle izlemiş ve Galata Mevlevihanesi’nde semazenlerin gösterisini izlemiş.

Anlatının kimi yerlerinde yazarın Osmanlı’ya yönelik önyargılı tutumu öne çıksa da, bu seyahatnamenin 20. yüzyılın hemen başındaki Osmanlı payitahtı üzerine önemli saptamalar barındıran bir kaynak olduğunu söylemeliyiz.

Künye: Evgenia Mars – Abdülhamid İstanbul’unda Bir kadın Seyyah, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, tarih, 86 sayfa, 2019