Bernd Brunner – Nar Kitabı (2020)

Nar gibi, farklı kültürler, dinler ve yaşam pratikleri içinde bu denli zengin anlam bolluğuna sahip meyve azdır.

Bernd Brunner de, insanın yetiştirdiği kültür bitkileri içinde ilk meyve türlerinden biri olan narın kültür tarihindeki izlerini takip ediyor.

İstanbul’da yaşayan Bruner’in hayatında nar ile ilk karşılaşması da Tarlabaşı semtinde kurulan bir halk pazarında olmuş.

O günden itibaren nara tutkuyla bağlanmış yazar burada, narın doğal ve kültürel tarihinden mitolojisine ve mutfaktaki kullanımlarına kadar uzanarak narla ilgili pek çok ilginç ve pratik bilgiler veriyor.

  • Künye: Bernd Brunner – Nar Kitabı, çeviren: Neylan Eryar, Kırmızı Kedi Yayınevi, tarih, 88 sayfa, 2020

Jörg Hacker – İnsanlar, Salgınlar ve Mikroplar (2020)

‘İnsanlar, Salgınlar ve Mikroplar’, pandeminin olanca ağırlığıyla sürdüğü bugün, muhakkak okunması gereken kitaplardan.

Mikrobiyolog Jörg Hacker, hem tarihe yeni bir yön vermiş hem de günümüzü etkisi altına almış pandemi örnekleriyle zenginleştirdiği bu çalışmasında, mikropların hangi hilelerle bizi avladığını, bir enfeksiyonun nasıl ilerlediğini, bunlara karşı vücudumuzun nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiğini ve tıbbın ne gibi tedavi imkânları sunduğunu anlatıyor.

Konuyu her seviyeden okurun anlayabileceği bir üslupla ele alan Hacker, okurunu, doğa doğanın kendine has şaşırtıcı dinamiklerine daha yakından bakmaya davet ediyor.

Kitap, siyasal ve toplumsal konularda bazı terimlerin nasıl enfeksiyon biliminden çıkarak gündelik dile yerleştiğini ortaya koymasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Jörg Hacker – İnsanlar, Salgınlar ve Mikroplar: Enfeksiyonlar ve Patojenleri, çeviren: Beste Hertsch ve Max Florian Hertsch, Runik Kitap, tarih, 127 sayfa, 2020

Kolektif – Mazide Kalan Koleksiyonerler (2020)

Kimisi sigara kâğıdı koleksiyoneri, kimisi kese, kimisi çakmak, kimisi köylü çorapları kimisi de kibrit kutusu koleksiyoneri…

Bu güzel derlemede, bir zamanların koleksiyonerleriyle yapılmış söyleşiler yer alıyor.

Kitapta, 1930’lu yıllardan beri koleksiyon tutkularını sürdürmüş, aralarında kaşık koleksiyoneri Refik Halit Karay, müzik aletleri koleksiyoneri Ruşen Kam ve para koleksiyoneri Nüzhet Paşa gibi tanınmış kişilerin de yer aldığı birçok isim, heveslerini bizimle paylaşıyor.

Çalışma, kültür tarihimize çok değerli bir katkı.

  • Künye: Kolektif – Mazide Kalan Koleksiyonerler, derleyen: Rıfat N. Bali, Libra Kitap, tarih, 181 sayfa, 2020

Franz M. Wuketits – Sosyobiyoloji Nedir? (2020)

 

Sosyobiyoloji canlıların sosyal davranışlarını inceleyen çok önemli bir bilimdir.

Örneğin canlıların neden grup oluşturduğu, böceklerde işbölümünün hangi amaca hizmet ettiği, yahut hayvanların sosyal yaşamının insanlarınkine dair bize neler söyleyebileceği gibi konular üzerine düşünür.

Bu kitap ise, sosyobiyolojinin kavramsal çerçevesi, beslendiği kaynaklar ve katkıları üzerine rehber bir çalışma.

Franz M. Wuketits, biyolojinin en önemli alanlarından birini oluşturan sosyobiyolojinin temel bulgularını duru bir üslupla ve pek çok örnek eşliğinde açıklıyor.

  • Künye: Franz M. Wuketits – Sosyobiyoloji Nedir?, çeviren: Nurettin Demir, Runik Kitap, bilim, 98 sayfa, 2020

Derviş Tuğrul Koyuncu – Osmanlı İmparatorluğu’nda İçki Üretimi ve Tüketimi (2020)

 

“Sofular haram demişler…”

Yobazların düşündüğünün aksine, kafa bulmak da kadim geleneklerimiz arasındadır.

Derviş Tuğrul Koyuncu da, Osmanlı’da içkinin üretimi, ticareti ve tüketimini çok yönlü bir bakışla ortaya koyarak bu hakikati bize bir kez daha hatırlatıyor.

Koyuncu kitabında, İslam dininde yasaklanmasına rağmen, içki ticareti ve üretiminin nasıl olup da Osmanlı’da bu denli süreklilik gösterdiği sorusunu merkeze alıyor.

Çalışma, İmparatorluğun içki üretim bölgeleri, İstanbul’a içki gönderen yerleşim yerleri, İstanbul’un bilhassa 18. yüzyıldan sonraki içki tüketim miktarı ve bu miktarlarda zamanla görülen dönüşümleri aydınlatmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, içki tüketiminin İslam’da haram kılınmasından hareketle Osmanlı İmparatorluğu’nda içki tüketimine verilen cezaların, içki üretiminin, ticaretinin ve içki tüketimin vergilendirilmesinin hukuki dayanakları ele alınıyor.

İkinci bölümde, söz konusu hukuki dayanağın, 1500-1839 yılları arasında alkollü içkilerin ve bunun satışını gerçekleştiren mekânların, siyasi olaylara ve devletin ekonomik şartlarına bağlı olarak geçirdiği serüven ve bu serüvenin Osmanlı ekonomisine etkileri değerlendiriliyor.

Üçüncü ve son bölümde ise, alkollü içkilerin üretimi, ticareti ve İstanbul’daki tüketim eğilimi ortaya konuluyor.

Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nda alkollü içkilerin üretim, ticaret ve tüketimi ile İmparatorluğun siyasi, tarihi, sosyolojik ve kültürel yapısıyla nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Derviş Tuğrul Koyuncu – Osmanlı İmparatorluğu’nda İçki Üretimi ve Tüketimi, Selenge Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2020

Yaron Ayalon – Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğal Afetler (2020)

Osmanlı İmparatorluğu’nda doğal afetler olgusuna çevresel ve toplumsal tarih ile felaket psikolojisini kullanarak bakan çok özgün bir çalışma.

Yaron Ayalon, Osmanlı’da doğal afetlere toplumun, devletin ve cemaatlerin nasıl tepki verdiğini araştırıyor ve doğal afetlere yaklaşım konusunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki sınırların Osmanlı toplumu için sanıldığı kadar katı olmadığını ve dönemine göre değiştiğini ortaya koyuyor.

Felaketler karşısındaki kaçma, saklanma veya tevekkül gibi çeşitli davranış kalıplarına yeni bir ışık tutan ve tarihsel verilerle toplumsal psikoloji ve toplumbilim çalışmalarını harmanlayan çalışma, barındırdığı kimi ilginç tezlerle de dikkat çekiyor.

Örneğin Ayalon’a göre, Osmanlı devletinin kuruluşunda Kara Veba da önemli bir etkendi ve bu tür felaketlerle mücadele Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde de büyük önem taşıyordu.

  • Künye: Yaron Ayalon – Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğal Afetler, çeviren: Zeynep Rona, İş Kültür Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2020

John Williams – Augustus (2020)

‘Stoner’ romanıyla büyük beğeni toplayan John Williams, şimdi de bir tarihsel roman şaheseriyle karşımızda.

Williams, tamamladığı son romanı olan ‘Augustus’, Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Octavius Sezar’ın, yani Augustus’un gençlikten yaşlılığa uzanan hikâyesini mektuplar ve başka belgeler aracılığıyla anlatıyor.

Roman yalnızca “dünya imparatoru” Augustus’un değil, aynı zamanda Roma’nın sürgün devlet adamlarının, komplocuların, askerlerin, şairlerin, kölelerin, kadınların, kısacası o dönemde yaşamış pek çok kişi ve kesimin hikâyesi olarak okunabilir.

Roman, hem karakter zenginliği, hem de gündelik hayata dair ayrıntılarıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: John Williams – Augustus, çeviren: Özlem Yüksel, Yapı Kredi Yayınları, roman, 296 sayfa, 2020

Ernest Nagel ve James Newman – Gödel Kanıtlaması (2020)

Kurt Gödel, 20. yüzyıl matematiksel mantık tarihinin en önemli simalarındandır.

Gödel’i özgün kılan husus, matematiğin temelleri hakkında kanıtladığı teoremlerdir.

Kesinlik, tutarlılık, tamlık gibi niteliklerin matematiğe yüklenmesinin en önemli nedeni, matematiğin aksiyomlardan türetilen “doğru” önermelerinin, yani teoremlerin kesin olarak kanıtlanabilir olmasıydı.

Böylece “doğruluk” ve kanıtlanabilirlik örtüştürülüyordu.

Matematiğin teoremlerinin doğru iseler doğrulukları kesinlikle kanıtlanabilen, doğru değilseler yine doğru olmadıkları kesin olarak kanıtlanabilen önermeler oldukları, dolayısıyla matematikte kesinlik ve tutarlılığın tam olarak egemen olduğu kabul edilmişti.

Gödel, bu kabullerin ve beklentilerin sanıldığı gibi sağlam olmadığını yine matematikten yola çıkarak kesin olarak kanıtlamıştır.

Whitehead ve Russell’ın matematiğin mantıksal temelleri konusundaki anıtsal çalışması olan ‘Principia Mathematica’yı ele alarak, temellerin hep eksik kalacağını gösterdi.

Gödel, doğal sayılar aritmetiğini kapsayan bir biçimsel dizgede, karar verilemeyen önermeler olduğunu kanıtladı.

Yani bu önermeler ne kanıtlanabilirler ne de bunların biçimsel değillemeleri kanıtlanabilir.

Ama öte yandan, bu karar verilemeyen önermelerin doğru oldukları üst-matematiksel akıl yürütmelerle gösterilebilir.

Gödel ayrıca, doğal sayılar aritmetiğini kapsayan bir biçimsel dizgenin tutarlılığının, bu dizgenin içinde kanıtlanamayacağını da kanıtladı.

Gödel’in çalışmalarının sonuçları matematiğin kendi içsel sınırlılıkları olduğunu ortaya koymasıyla çok önemlidir.

İşte Ernest Nagel ve James R. Newman’ın bu çalışması da, Gödel’in yukarıda özetlediğimiz kanıtlaması üzerine yazılmış çok iyi bir kitap.

  • Künye: Ernest Nagel ve James R. Newman – Gödel Kanıtlaması, çeviren: Bülent Gözkan, Alfa Yayınları, bilim, 136 sayfa, 2020

Jean-François Bayart – Kimlik Yanılsaması (2020)

Kimlikler, değişmez bir parçamız mı, yoksa yalnızca ideolojik ve tarihsel birer kurgudan mı ibaret?

Jean-François Bayart, üçüncü baskısına ulaşan bu çalışmasında, kaçınılmaz olarak kendisini bize dayatan doğal bir kimlik olmadığını belirtiyor ve kimliklerin her birinin, olsa olsa kültürel bir inşa, siyasal veya ideolojik bir inşa, yani eninde sonunda tarihsel bir inşa olduğunu söylüyor.

Kültürler ve siyasetler arasındaki ilişkileri kültürelcilik karşıtı bir biçimde sorunsallaştırmaya çalışarak kimlikçi saçmalığın ötesine geçen Bayart, kimlik yanılsaması ile siyaset ve ideoloji arasındaki girift ilişkiyi aydınlatıyor.

Bayart kitabında, ideolojik, siyasal ve akademik kültürelciliğin sıkı bir eleştirisini yaptığı gibi, siyasal eylemle kültürel eylem arasındaki ilişkilerin yeni bir sorunsallaştırmasını sunuyor ve bunu yaparken devletin doğuşunun daha iyi anlaşılmasına da katkıda bulunuyor.

Kendisine dayatılan kimlik saçmalıklarından ve bunları temsil eden o veya şu simgeden gına getiren her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Jean-François Bayart – Kimlik Yanılsaması, çeviren: Mehmet Moralı, Metis Yayınları, siyaset, 2020

Sebastiano Timpanaro – Materyalizm (2020)

Materyalizm üzerine usta işi bir çalışma arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Materyalizm, yapısalcılık ve psikoloji üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Sebastiano Timpanaro, materyalizm, yapısalcılık, Marksizm ve dil felsefesi arasındaki ilişkiyi derinlemesine irdeliyor.

Timpanaro’nun çalışması, kaba, fiziksel ve biyolojik materyalizm anlayışlarına getirdiği eleştirilerle de dikkat çekiyor.

Kitapta, Saussure’ün dil çalışmalarından Levi-Strauss’un yapısalcığına, Foucault ve Chosmky’nin yapıtlarından kaba materyalizmin canlanışıyla bağlantılı olarak ivme kazanan ırkçılığa pek çok konu ele alınıyor.

  • Künye: Sebastiano Timpanaro – Materyalizm: Saussure, Lévi-Strauss, Chomsky, çeviren: Sibel Kibar, Fol Kitap, felsefe, 304 sayfa, 2020