Darian Leader – Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler? (2020)

‘Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler?’, kadın ve erkek cinselliğine ilişkin gözlem, açıklama ve psikanalitik değerlendirmelerden oluşan, bugün klasikleşmiş diyebileceğimiz bir yapıt.

Darian Leader, yeni bir baskıyla yayımlanan kitabında, kadın ve erkek cinsleri arasındaki farklılıkları, özellikle de cinsellik boyutunda ele alıyor ve bunu yaparken de psikanalizin yanı sıra, sinema, tiyatro, edebiyat ve felsefe gibi farklı alanlardan aldığı pek çok çarpıcı örneğe başvuruyor.

Shakespeare’den Hitchcock’a, Sharon Stone’dan Arnold Schwarzenegger’e, Sokrates’ten Bertrand Russell’a, Virginia Woolf’tan Agatha Christie’ye, Freud’tan Drakula’ya, Jane Austen’dan Yunan tragedyalarına dek uzanan Leader, psikanalizin içgörüleri üzerine çok zengin bir metin ortaya koyduğu gibi, bir erkek ile bir kadın arasında uyumlu bir ilişki kurma şansının neden çok zor olduğunu da ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

  • Künye: Darian Leader – Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler?, çeviren: Nedim Çatlı, Saltokur Yayınları, psikanaliz, 139 sayfa, 2020

Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak (2020)

CRISPR-Cas9 Gen Düzenleme yöntemi, biyoloji tarihinin dönüm noktası niteliğindeki teknolojilerdendir.

“Yaşamın kodunu yeniden düzenlemek” olarak nitelendirilen bu teknik, kâşifleri Jennifer A. Doudna ve Emmanuelle Charpentier 2020 Nobel kimya ödülünü kazandırdı.

Charpentier ve Doudna, çalışmalarında bakterinin “genetik makası” işlevi gören molekülü laboratuvar ortamında yeniden yaratmayı başardı.

Devrim niteliğindeki bu deneyi ardından bilim insanları bu genetik makası yeniden programlamak üzere çalışmalar yürüttü.

Molekül, virüs DNA’larını, hücre DNA’sından keserek ayırabiliyordu fakat Charpentier ve Doudna, molekülün DNA zincirini herhangi bir noktasına da aynı şekilde müdahale edebileceğini ispatladı.

Bu keşfin ardından, CRISPR-Cas9 sistemi dünya çapında genetik araştırmalarda kullanılmaya başladı.

İşte bu kitap da, CRISPR-Cas9 sistemini, bizzat bunun kâşiflerinden biri olan Jennifer Doudna’nın kaleminden anlatmasıyla önemli.

‘Yaratılıştaki Çatlak’, Doudna’yı ve çalışma arkadaşlarını bu biyoteknolojiye taşıyan upuzun, dolambaçlı ve zahmetli yol aynı zamanda bilimde yeni bilgilere ulaşmanın ancak kolektif çalışma ve dayanışmayla mümkün olduğunu gösteren göz kamaştırıcı bir hikâye olarak okunmalı.

  • Künye: Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak: Gen Düzenlemenin Evrime Hükmeden İnanılmaz Gücü, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2020

Ahmet Kardam – Mustafa Suphi (2020)

 

Türkiye sosyalist hareketinin öncü isimlerinden, Türkiye Komünist Partisi’nin kurucusu Mustafa Suphi, hakkında gerçekle efsanenin en çok iç içe geçtiği isimlerdendir.

Ahmet Kardam’ın pek çok belgeyle zenginleşen ve bir anlamda Türkiye Komünist Partisi’nin sağlam bir tarihyazımı olarak okunabilecek bu çalışması ise, Mustafa Suphi üzerindeki karanlığın dağıtılmasına katkı sunmasıyla büyük bir boşluğu dolduruyor.

Kardam burada, Mustafa Suphi’nin kim olduğunu, savunduğu politik görüşlerini, Türkiye için nasıl bir devrim öngördüğünü, Türkiye’ye dönüş kararının kısa ve uzun vadeli politik hedeflerinin neler olduğunu, Karadeniz katliamı karşısında Bolşevik Partisi ile Komünist Enternasyonal’in içine gömüldükleri derin suskunluğun nedenlerin ne olduğunu ve bunun gibi pek çok konuyu aydınlatıyor.

Sadece Türkiye solunun değil, Türkiye tarihinin önemli bir şahsiyeti hakkında, canlı ve düşündürücü bir politik-entelektüel biyografi olmasıyla dikkat çeken çalışmayı, konuyla ilgilenen her okura öneriyoruz.

  • Künye: Ahmet Kardam – Mustafa Suphi: Karanlıktan Aydınlığa, İletişim Yayınları, biyografi, 408 sayfa, 2020

Bertrand Russell – Felsefi Gelişimim (2020)

Bertrand Russell’dan büyüleyici bir felsefi otobiyografi.

Russell burada, yetmiş yılı aşkın felsefi çalışmalarının samimi bir dökümünü yapıyor ve Hegelci döneminden öğrencisi ve dostu Wittgenstein’ın çalışmalarının kendisini nasıl etkilediğine uzanarak bize adeta felsefi bir şölen sunuyor.

Düşünür burada idealizmi neden ve nasıl terk ettiği, Peano’nun matematiksel mantığı üzerine kurulan mantığı benimseyişi, matematikte mantıksal yönler, bilgi kuramı, bilinç ve deneyim, dil, “doğruluğun” tanımı, kesin olmayan çıkarım, mantık ve ontoloji, zihin ve William James felsefesi gibi pek çok ilgi çekici konuyu da ele alıyor.

Kitabın, Alan Wood imzalı, “Russell’ın Felsefesi ve Gelişimi Üzerine Bir İnceleme” başlıklı oldukça aydınlatıcı bir yazıyla açıldığını da belirtelim.

Russell’ın yapıtları o kadar çok farklı konuyu kapsamaktadır ki uygun bir yorum yapmak bazen zorlaşabiliyor.

Wood’un kapsamlı yazısı ise, bu çalışmaların usta işi bir çözümlemesi ve değerlendirmesini yapmasıyla çok önemli.

  • Künye: Bertrand Russell – Felsefi Gelişimim: Entelektüel Bir Otobiyografi, çeviren: Halil Kayıkçı, Fol Kitap, felsefe, 312 sayfa, 2020

Chiara Pastorini ile Frédéric Morlot – Galileo ve Mevleviler (2020)

Felsefe, en temelde çevremizdeki dünya hakkında nasıl düşüneceğimizi öğrenmekle ilgilidir.

Bu tanıma tam hakkını vermiş isimlerden biri de, kuşkusuz Galileo Galilei’dir.

Galileo, dünyanın evrenin merkezi olmadığını, her şeyin güneşin etrafında döndüğünü ortaya koyarak, gerici Ortaçağ düşüncesini alaşağı etti.

İşte küçük filozoflar için kaleme alınan bu kitaplarında Chiara Pastorini ve Frédéric Morlot, Galileo’nun düşüncesini güzel bir hikâyeyle harmanlayarak anlatıyor.

‘Galileo ile Mevleviler’, Galileo’nun semazen bir dervişle karşılaştıktan sonra yaşadığı büyük aydınlanmayı merkeze alarak çağının çok ilerisinde bir zihne sahip bu bilim insanının bilim tarihine ve felsefesine yaptığı katkıları duru bir üslupla aktarıyor.

Junli Song’un çizimleri de kitaba ayrı bir güzellik katmış.

  • Künye: Chiara Pastorini ve Frédéric Morlot – Galileo ile Mevleviler, resimleyen: Junli Song, çeviren: Orçun Türkay, Metis Yayınları, felsefe, 64 sayfa, 2020

Mirian Goldenberg – Özgürlük ve Mutluluk İçin Salla Gitsin (2020)

Mirian Goldberg, başarılı TEDx konuşmacılarından biri olarak dünya çapında yankı uyandırmıştı.

Goldberg bu ünlü konuşmasında, erkek ve kadın dünyasından alıntılardan yola çıkarak birçok soru soruyor ve bunları cevaplıyordu.

İşte bu konuşma ve daha fazlası, şimdi elimizdeki kitapta bir araya getirilmiş.

Bir nevi “mutluluk antropolojisi” olarak okunabilecek kitap, pek çok hayati sorudan yola çıkarak zorlukların üstesinden gelebilme, daha özgür ve daha mutlu bir hayat kurabilme cesaretini anlatıyor.

“Mutluluk nedir?”, “Hayatın anlamı nedir?”, “Hayır dersem nasıl tepki alırım?”, “Nasıl daha anlamlı bir hayat yaşarım”, “Toplumun değer yargıları özgürlüğümün önünde neden engel?”…

‘Özgürlük ve Mutluluk İçin Salla Gitsin’, bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtını arayan okurlara, yani hepimize hitap ediyor.

  • Künye: Mirian Goldenberg – Özgürlük ve Mutluluk İçin Salla Gitsin, çeviren: Nuray Önoğlu, Fol Kitap, deneme, 128 sayfa, 2020

Jo Boaler – Sınırsız Zihin (2020)

Egemen ve yanlış anlayışa göre, beyin sabittir; başka bir deyişle, genetik olarak belirlenmiş sabit bir yapıdır.

Eğitim profesörü Jo Boaler ise, nörobilim alanında yaşanan güncel gelişmelerden ve eğitim alanında yapılmış çalışmalara dayanarak “sabit beyin” fikrini çürütüyor.

Boaler bunu yapmakla da kalmıyor, aynı zamanda en güncel bilimsel bulgular ışığında, öğrenme potansiyelimizi nasıl geliştirebileceğimizi de açıklıyor.

Beynimizin “sabit” değil; her an değişim, büyüme, adaptasyon ve yenilenme içinde olduğunu ortaya koyan ‘Sınırsız Zihin’, her birimizin sınırsız potansiyele sahip olduğunu kanıtlaması ve daha da önemlisi bunu nasıl başarabileceğimize dair stratejiler sunmasıyla önemli.

  • Künye: Jo Boaler – Sınırsız Zihin: Sınırları Aşarak Öğren, Yönet ve Yaşa, çeviren: Zeynep Nur Ayanoğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 208 sayfa, 2020

W. M. Spellman – Ölümün Kısa Bir Tarihi (2020)

Tarihöncesi dönemlerde insanlar ölüme nasıl bakıyordu?

Arkeolog ve paleontologların çalışmalarına başvurarak bu soruya yanıt arayan W. M. Spellman’ın bu özgün çalışması, ölüm kavramının zaman içinde geçirdiği dönüşümü kayda almasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

Kitapta,

  • Mezopotamya ve Mısır’daki ölüm algısının nasıl olduğu,
  • Antik Yunan ve Roma filozoflarının ruh ve beden üzerine tartışmaları,
  • Budizm, Hinduizm, Taoizm gibi inanç sistemleri ile semavi dinlerin ölüm, ölü bedenin akıbeti ve ölümden sonra yaşamın var olup olmadığına dair yaklaşımları,
  • İntihar, ötenazi, uzun yaşam ve yaşam kalitesi gibi çağdaş tartışmaların bize neler söyleyebileceği,
  • Ve insanlığın ilk günlerinden bu yana kendi ölümlülüğümüz ve onun olası sonraki yaşam formlarına karşı duygu ve tutumlarımız ele alınıyor.

‘Ölümün Kısa Bir Tarihi’, ölümü farklı zaman dilimlerinde, farklı mekânlarda, farklı kültürlerde ele alıyor ve daha da önemlisi, ölüm kavramının tarihin akışı içindeki gelişimini hem dinsel hem de seküler-bilimsel yaklaşımlara bakarak açıklıyor.

  • Künye: W. M. Spellman – Ölümün Kısa Bir Tarihi, çeviren: Ahmet Bora Pekiner, Tellekt Kitap, tarih, 264 sayfa, 2020

Celil Bozkurt – İslâm Demokrat Partisi (2020)

Antisemist kimliğiyle tanınan Cevat Rıfat Atilhan’ın 1951’de kurduğu İslâm Demokrat Partisi, Türkiye’de demokratik hayatta kurulan ilk siyasal İslâmcı partidir.

Celil Bozkurt da bu önemli çalışmasında, partinin kuruluşundan kapatılmasına uzanan süreci izliyor.

Bilindiği gibi, agresif ve polemikçi söylemiyle öne çıkan bu parti, İslamcı söyleminin yanı sıra, sergilediği antisemit tutumu ve Siyonizm ile Masonluk aleyhtarlığıyla da dikkat çekmişti.

Parti, laik ve liberal kesimde olduğu gibi muhafazakâr kesimde de tepkiyle karşılansa da, siyasal İslamcı Milli Görüş Hareketi’ne de kaynaklık etmişti.

Bunun yanı sıra, Necmettin Erbakan’ın kurguladığı “Müslüman Ülkeler Birleşmiş Milletler” projesi, Cevat Rifat Atilhan’ın “Birleşmiş İslam Milletleri” adıyla idealize ettiği programa benzerlik gösterir.

Bozkurt kitabında, partinin kuruluşu ve faaliyetlerinden partinin kamuoyunda yarattığı tepkilere, parti hakkında soruşturma açılıp kapatılmasından partinin Türk siyasetine etkilerine pek çok konuyu irdeliyor.

  • Künye: Celil Bozkurt – Demokratik Hayatta Siyasal İslâm’ın Doğuşu: İslâm Demokrat Partisi, Libra Kitap, tarih, 214 sayfa, 2020

Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge (2020)

Dersim, daha çok 1937/38’de yaşanan katliamla bilinse de, bölgenin devletin nezdinde düşmanlaştırılması çok daha eskilere dayanır.

Burası, daha 1514’te devletin gözüne batmaya başlamıştı.

Öte yandan Cumhuriyet döneminde de, her şey 1937/38’de başlayıp bitmedi.

Örneğin Dersim, 1950’li yıllara kadar askeri bölge olarak kalmıştı.

İşte Munzur Güven Kılıç’ın bu çalışması, 1896’lardan özellikle bölge için dönüm noktası olan 1937/38’lere kadar yaşananları tanıklıklar üzerinden ele alıyor.

Bu tanıklıklar, bölge tarihi açısından bazı önemli boşlukları dolduruyor.

Kitabın asıl özgünlüğü ise, Dersim’in yaşadığı acıları ortaya koyduğu gibi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yetkililerin planları, söylemleri ve raporlarının yanı sıra, o dönem bölgede görevli olarak yaşayanların anılarını da barındırması.

Künye: Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge: 1870-1984 Dersim, Nota Bene Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2020