Martin Heidegger – Kant ve Metafizik Problemi (2021)

Martin Heidegger’den, Kant’ın başyapıtlarından ‘Saf Aklın Eleştirisi’ üzerine sıkı bir çözümleme.

Heidegger Kant’ın bu önemli eserini varlık sorununu merkeze alarak irdeliyor.

Yorumlarının özünü, 1927-28 güz döneminde verilen derslerin oluşturduğu kitap, Heidegger’in ‘Varlık ve Zaman’ın soru formülasyonunun şekillendirdiği bir bakış açısına sahip.

Varlık sorusuna bu kez de Kant’ın metni üzerinden uzanan Heidegger, ‘Saf Aklın Eleştirisi’nin kendisi için yalnızca bir sığınak teşkil etmediğini, aynı zamanda Kant’ı, varlık sorusu bağlamında düşünebilmesine imkân tanıdığını da söylüyor.

  • Künye: Martin Heidegger – Kant ve Metafizik Problemi, çeviren: Kaan H. Ökten, Alfa Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2021

Friedrich Wilhelm Nietzsche – Megaralı Theognis Üzerine (2021)

Nietzsche’nin 20 yaşındayken yazdığı doktora tezi nihayet Türkçede.

Nietzsche, Yunan düşüncesinin incelenmesine adanmış kariyerinin başlangıcını oluşturan eserinde, Yunanlı lirik şair Magaralı Theognis’i derinlemesine inceliyor.

Orijinal adı ‘De Theognide Megarensi’, Nietzsche’nin o tarihe dek yaptığı en kapsamlı tahlilini gözler önüne seriyor.

Nietzsche burada, Theognis’in külliyatına ve hayatına dair bütünlükçü bir yaklaşım getiriyor.

Theognis’in yalnızca “anlaşılmaz sözler söyleyen bir şair” olduğu ve eserlerinin de bütünlükten mahrum bir “fragman derlemesi” olduğu şeklindeki yaygın kanının aksine, Nietzsche şairin eserlerinin, hayatının ve altıncı yüzyıl Megara’sındaki siyasi vaziyetin karşılaştırmalı bir şekilde incelenmesinin tutarlı bir külliyat ortaya koyduğunu göstermek ister.

Theognis’in eserleri ne basit bir “vecizeler ve aforizmalar yığını” olarak tasavvur edilebilir ne de derinliksiz bir pedagoji şeklinde anlaşılmalıdır.

Aksine Nietzsche ‘De Theognide Megarensi’de, net bir ahlak ve siyaset anlayışı ortaya koyuyor.

  • Künye: Friedrich Wilhelm Nietzsche – Megaralı Theognis Üzerine, çeviren: Yunus Emre Ceren, Dergah Yayınları, felsefe, 94 sayfa, 2021

İpek Türeli – İstanbul Açık Şehir (2021)

İpek Türeli, İstanbul’un geçmişinin ve hayallerinin fotoğraflardan filmlere ve tema parklarına nasıl dolaşıma girdiğini derinlemesine tartışıyor.

‘İstanbul Açık Şehir’ bunu da, Haydarpaşa’dan AKM’ye, İstanbul’un görsel temsillerini merkeze alarak yapıyor.

Kent teorisi modernliği alışılagelmiş şekliyle şehre, belirli öznellik biçimlerinin tarihsel olarak ortaya çıkışına ve kültür, sanat ve mimarideki önemli gelişmelerin yükselişine bağlar.

Bu da genellikle on dokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyılın başlarında Avrupa ve Amerika’nın belli başlı metropollerindeki teknolojik, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin sonucu olarak değerlendirilir.

Buna karşılık, modern dönemde Batılı olmayan şehirlere genellikle Batılılaşma ve gelişme merceğinden bakılır.

Peki “diğer” şehirlerdeki kentsel modernliği nasıl anlamalıyız?

İşte bu kitap, İstanbulluların şehirlerini tartışırken, hayal ederken, inşa ederken ve tüketirken kendilerini nasıl tanımladıklarını inceleyerek kültürel yaratıcılığı vurgulamayı amaçlıyor.

Yazılı basına ve fotoğraflara, filmlere, mimari miras sergilerine ve tema parklarına odaklanan kitap ortak temsil pratikleri aracılığıyla bu popüler tasvirler arasındaki bağlantıları araştırıyor.

Türeli, kentsel modernliğe farklı bir bakış açısı öneren kitabı hakkında şunu söylüyor:

“Şehrin geçmişinin çağrıştırılması yoluyla geleceğinin tanımlanması ve tartışılması hakkındadır bu kitap: Geçmişe ait hayal ve imgeler de, geleceğe dair tahayyüller de, esasen bugüne ait yorumlardır, bugünün endişelerine istinaden üretilirler ve bugünü anlamak için kullanılabilirler. Bu varsayımdan hareketle, bu çalışma ‘İstanbul’un hangi geçmiş(ler)i nasıl dolaşıma giriyor ve yorumlanıyor?’ sorusunu kentin görsel temsilleri üzerinden incelemeyi amaçlıyor.”

‘İstanbul Açık Şehir’, kent araştırmacılarının ve tarihçilerinin, kültür araştırmacılarının, sanat tarihçileri ve antropologların yanı sıra planlamacıların, mimarların ve sanatçıların ilgisini çekecek bir çalışma.

  • Künye: İpek Türeli – İstanbul Açık Şehir: Kentsel Modernitenin Endişelerini Sergilemek, Metis Yayınları, kent çalışmaları, 256 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Zaman Makineleri (2021)

Saatler ile kültür ve toplumsal gelişme arasındaki girift ilişki üzerine harikulade bir inceleme.

Carlo Cipolla, 14. ve 18. yüzyıl zaman aralığında saat imalatının Doğu ve Batı coğrafyalarındaki kendine has gelişim dinamiklerini aydınlatıyor.

Kitap, “Saatleri demircilerin imal ettikleri ortaçağ demirci ocaklarından 17. yüzyılın sonunda Pekin imparatorluk sarayında kurulan saat atölyesine kadar saat imalatının sonuçları neler olmuştu?”, “Niçin bazı kültürler saatlere hem sosyal hem ticari alanlarda büyük anlam yüklerken diğerleri onları sadece birer oyuncak gibi gördü?” ve “Batı, Çin ve Japonya gibi ülkelere saat üzerinden nasıl meydan okudu?” gibi ilginç sorulara çarpıcı yanıtlar vermesiyle dikkat çekiyor.

İtalyan tarihçi Cipolla’nın ‘Zaman Makineleri’, teknolojik gelişmeyle kültürün ve toplumsal gelişmenin arasındaki bağın, çağımız Avrupa uygarlığına ve onun üstünlüğü temeline nasıl oturduğunu gösteriyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Zaman Makineleri: Saat ve Toplum 1300-1700, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, tarih, 140 sayfa, 2021

Mert Ekşi – Çatı Bahçeleri (2021)

Yeşil çatı bahçelerinin tasarımı ve uygulaması hakkında rehber bir çalışma.

Mert Ekşi kitabını, Türkiye’nin kendine özgü iklimini göz önüne alarak hazırlamış.

Çatı bahçelerinin yeterince yaygın olmamasının ana nedeni, esasında çatı bahçeleri hakkında çok az bilgimizin olmasından.

Nüfusun büyük oranda kentlerde yaşamaya başladığı Türkiye’de, çatılar bahçe kurmak için oldukça ideal mekânlar.

Mimarlar ve mühendisler gibi yapıyla ilgili meslek uzmanlarının yanı sıra peyzaj mimarları, hortikültür uzmanları, biyologlar ve şehir plancıları, politika yapıcılar, yerel ya da merkezî hükûmet yetkilileri ve meraklıları için çatı bahçeleri önemli bir vizyon ve farkındalık sunuyor.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki yeşil alan eksikliğinden dolayı kent tarımı büyük talep görüyor.

Ancak her yıl iyiden iyiye artan arsa fiyatları, ne yazık ki yeşil alanların daralmasına neden oluyor.

İşte çatı bahçeleri tam da bu noktada büyük fırsat.

Bu kitabı benzersiz kılan, özellikle Türkiye için yazılmış olması.

Ülkemizin kendine özgü bir iklimi ve değişken yetiştirme koşulları bulunuyor.

Ekşi, Türkiye’de çok sayıda yeşil çatı araştırması gerçekleştirdi.

Bu nedenle, bu kitap bir kaynak olarak paha biçilemez.

Bilgiler Türkiye’ye özgü olsa da, benzer bir iklime sahip dünyanın diğer bölgelerine de bu bilgilerin uyarlanması mümkün.

Çatı bahçeleri ile ilgili pek çok soru kafaları karıştırıyor.

  • Mevcut su yalıtım örtüsü kullanılabilir mi?
  • Hangi bitki türleri başarılı olur?
  • Ne tür bir yetiştirme ortamı kullanılır ve hangi derinlikte olmalıdır?
  • Ne kadar bakım gerektirir?

İşte ‘Çatı Bahçeleri’, bu sorulara aydınlatıcı yanıtlar vermesiyle önemli.

Kitap, yeşil çatı sistemlerinin tasarım ve uygulaması için yönergeler sağlayan araştırma ve teknik bilgilere yer veriyor.

Ekşi; yeşil çatıların tarihi, tanımları, tipleri, yeşil çatılara uygun bitki türleri, onların yetiştirme ortamları ve sağlayabilecekleri faydalar gibi yeşil çatılarla ilgili kapsamlı konuları ele alıyor.

  • Künye: Mert Ekşi – Çatı Bahçeleri, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 208 sayfa, 2021

Julian Sheather – Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı? (2021)

Ivan Illich ‘Sağlığın Gaspı’nda, “Bir toplum, insanları hastalara çevirebilecek bir şekilde örgütlenirse, halk, iyileştiricilerine karşı özerkliğini kaçınılmaz olarak yitirir.” demişti.

Julian Sheather da, modern tıp ve sağlık uygulamalarının kör noktalarını tartışmaya açıyor.

İnsanlık tarihi boyunca tıp inanılmaz başarılar elde etti ama ne pahasına?

Antibiyotiklere direnç, sürekli mutasyona uğrayan virüsler ve ilaç bağımlılığının yıkıcı sonuçları…

Hepsi günümüz tıbbının bir parçası.

Her türlü acıya ilaçlarla çare ararken, aşırı “tıbbileştirilmiş” olmuyor muyuz?

Astronomik maliyetler küresel eşitsizliği daha da körüklemiyor mu?

Modern tıp bizi nerede ve nasıl başarısızlığa uğrattı?

Sheather ‘Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı?’ adlı bu önemli çalışmasında, modern tıbbın durumunu araştırıyor, tıp ve sağlık uygulamalarının etiğini ve bunların modern yaşam üzerindeki etkisini inceliyor.

  • Künye: Julian Sheather – Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı?, çeviren: Eda Açanal, Hep Kitap, sağlık, 144 sayfa, 2021

Immanuel Kant – Yaşamın Anlamı (2021)

Immanuel Kant felsefesinin temel kavramlarının yanı sıra, filozofun derin bilgeliğini de gözler önüne seren bir kitap..

‘Yaşamın Anlamı’, Kant’ın beş bin sayfayı bulan yapıtlarından seçilmiş güzel bir seçki.

Alman filozof Immanuel Kant, felsefe tarihine yön veren en önemli düşünürlerdendir.

Öyle ki Heine, etkisi bakımından Kant’ın yapıtlarını, Fransız Devrimi’nden daha önemli görür.

Onun öğretisini kavrayan her zihinde, Schopenhauer’ın deyimiyle, manevi anlamda bir yeniden doğuş meydana gelir.

Bu çalışma ise, Kant’ın neredeyse beş bin sayfayı bulan yapıtlarından seçilmiş.

Kant’ın dünya görüşünü yansıtan seçkinin amacı, onun görüşlerini herkese kolay ve anlaşılır bir biçimde kendi sözleriyle ulaştırmak.

Kant öğretisinin temel çizgilerinin sunulduğu kitap, onun derin insancıl bilgeliğinin anlaşılmasını sağlamanın yanında, insandaki iyiliğe ve hepimizin içinde yer alan yeteneklere yönelik inancı yansıtıyor.

  • Künye: Immanuel Kant – Yaşamın Anlamı, çeviren: Gürsel Uyanık ve Ahmet Sarı, Fol Kitap, felsefe, 120 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Yelkenler ve Toplar (2021)

Avrupalıların yelkenler ve toplar sayesinde pek çok kıtada nasıl hâkimiyet kurdukları ve böylece Sanayi Devrimi’nin altyapısını oluşturdukları hakkında eşsiz bir çalışma.

Carlo Cipolla, ufuk açıcı bir tarih okumasıyla karşımızda.

Avrupalılar geliştirdikleri topları ve yelken kullanımındaki tecrübeleriyle ticaret sahnesinin en baskın oyuncuları oldular.

Hem Asya, Afrika ve Amerika kıyılarında yüzyıllar boyu hâkimiyet kurdular hem de Sanayi Devriminin altyapısını hazırladılar.

Dünyaca ünlü ekonomi tarihçisi Cipolla, eğitimini Sorbonne ve London School of Economics’te tamamladıktan sonra, 1959 yılında Berkeley Üniversitesinde ders vermeye başladı.

Hayatını kaybettiği 2000 yılına dek yirmiden fazla esere imza atan Cipolla, ‘Yelkenler ve Toplar’da, tarihi şekillendiren teknolojik gelişmelerden en verimli şekilde yararlanmak için emek ve sermaye kaynaklarının nasıl kullanıldığını, savaş silahları ve donanmalar üzerinden gözler önüne seriyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Yelkenler ve Toplar, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, inceleme, 204 sayfa, 2021

Murray Bookchin – Kıtlık Sonrası Anarşizm (2021)

‘Kıtlık Sonrası Anarşizm’, anarşizmin güncel meseleleri hakkında bugün klasikleşmiş bir yapıttır.

Murray Bookchin kendi adıyla 1971’de yayımladığı ilk kitabı olan bu eserinde, bugünün anti-kapitalist hareketlerindeki en temel meseleleri (Örneğin yakınlık grupları ve doğrudan eylem, ekoloji ve çeşitlilik içinde birlik, hiyerarşinin eleştirisi) daha kırk yıl öncesinden ele almış.

Birbiriyle ilişkili olan makaleler dizisini kapsayan kitabında Bookchin “kıtlık sonrası” dönemin sunduğu imkanlarla kendi ekolojik ve anarşist vizyonunu tartıyor.

Marksist politik ekonominin —maddi kıtlık çağından kaynaklanmış ve geleceğin kökten değişimlerini ön göremeyen— kısıtlarını aşan Bookchin, karmaşık sanayi toplumunun özyönetimi için gerekli olan araçların çoktan gelişmiş olduğunu ve devrimci çehremizi büyük oranda değiştirdiğini öne sürüyor.

Yirminci yüzyılda gerçekleşen teknolojik ilerlemeler, üretimi büyük oranda genişletmiş olmakla birlikte, bunu şirketlerin kârı lehine ve insan ihtiyaçları, işçi denetimi ve ekolojik sürdürülebilirlik pahasına gerçekleştirdi.

Sanayinin doğrudan kontrolü ve topluma yönelik ekolojik ve ütopyacı bir vizyonu bir arada ele alan işçi sınıfı, özgürlük mücadelesi için devletin, hiyerarşik toplumsal ilişkilerin ve (öncü) politik partilerin gerekli olduğuna dair miti bertaraf edebilir.

Güncel toplumun gerçekliklerine dayanan Bookchin’in analizi, pragmatik tazeliğini hala koruyor.

Muhtemelen Bookchin’in en etkili makalelerini (meşhur “Dinle, Marksist!” ve “Ekoloji ve Devrimci Düşünce” dahil) bir araya getiren bu üçüncü baskıya, yazarın yeni bir önsözü de eşlik ediyor.

  • Künye: Murray Bookchin – Kıtlık Sonrası Anarşizm, çeviren: Umut Kocagöz, Sümer Yayıncılık, siyaset, 264 sayfa, 2021

John Biguenet – Sessizlik (2021)

Bu zamanda sessizliği elde etmek büyük nimet, muazzam bir lüks.

John Biguenet bu ufuk açıcı çalışmasında, sessizlik hakkında zengin ve renkli bir tartışmayla karşımızda.

Biguenet, 21. yüzyılda bize daha da yabancılaşmış bir kavram olan “Sessizlik” hakkında derinlemesine düşünüyor.

Kitap, yalnızlık ve sessizlik arasındaki ilişki; sessiz okuma sırasında neler olup bittiği; sahne sanatları, müzik ve sessizlik arasındaki ilişki; cinsiyetçi ya da politik susturma; sırlar ve sessizlik; internet ve ifşa gibi temalar etrafında gezinerek sessizliği elde etmenin pek de kolay olmadığını gözler önüne seriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Günümüzde sessizlik en gözde tüketim maddelerininkine rakip fiyatlarla alınıp satılan ticari bir meta haline geldi. Jane Austen Mansfield Park’ta, ‘Sessizliğin lüksünü tadalım’ diye yazar. Maalesef bu lüksün fiyatı her geçen gün tüketicilerin çoğunun gücünü aşacak şekilde artıyor.”

  • Künye: John Biguenet – Sessizlik, çeviren: Bihter Sabanoğlu, İthaki Yayınları, inceleme, 136 sayfa, 2021