Kolektif – Mekâna ve İnsana Dair (2022)

 

Mekânı temel alarak “olana”, “yapılana”, “değişene” ve “dönüşene” odaklanan bu kitap Melis Oğuz’un Medyascope’ta yaptığı ‘Mekan ve İnsan’ programının 33 bölümünün metne dönüşmüş, evrilmiş ve büyük bir oranda da geliştirilmiş halini içeriyor.

Mekânsal çalışmaların nabzını tutan bir derleme olmakla birlikte, aynı zamanda belli bir zaman serisinde gerçekleştirilen program dolayısıyla bir serüvenin de özeti niteliğinde.

Bütün kentsel eylemlerin ya da eylemsizliklerin nesnesi gibi duran mekân en nihayetinde her türlü kentsel ve insani varoluşun öznesi durumundadır.

Bu bağlam içinde düşünüldüğünde mekânın sonsuz sayıda versiyonu, zamana ve onun içini dolduran insana göre değişen sonsuz sayıda biçimi söz konusudur.

Bu açıdan bakıldığında kitap, kent ve insan için çok dinamik bir olgu halini alan mekân üzerine düşünmek isteyenler için heyecan verici bir çalışma.

44 yazarın katkı koyduğu kitap, (a) Kentsel Hafıza, Katmanlar ve Toplumsal Bellek, (b) Kentsel Adalet ve Mekânda Dönüşüm, (c) Kentsel Eşikler ve Tasarım, (d) Kentsel Hareketlilik ve Sınırlar, (e) Kentsel Planlamada Bilgi, İletişim ve Teknoloji, (f) Alternatif Yaklaşımlar ve Planlamada Eleştiri ve (g) Kırsal Planlama ve Planlamada Yeni Arayışlar başlıklı yedi bölümden oluşuyor.

  • Künye: Kolektif – Mekâna ve İnsana Dair, derleyen: Melis Oğuz, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 526 sayfa, 2022

Stefan Klein – Dünyayı Nasıl Değiştirdik? (2022)

Yaratıcı düşüncenin tarihi uzun; ilk taş aletlerden, bugünün vazgeçilmezi akıllı telefonlara dek uzanıyor.

Alet, yontu, resim, yazı, yapı, aygıt…

Zihin her adımda dünyayı değiştiriyor, yeniden inşa ediyor.

Ama bu tek yönlü değil: Dünya algılarımızı, algılarımız da dünyayı dönüştürüyor.

  • Peki, bunu nasıl yapıyor?

Cro-Magnon ressamlardan Leonardo da Vinci’ye, Arşimet’ten AlphaZero’ya hep aynı şeye tanık oluyoruz: Yenilik ve ilerlemeler tek bir dâhinin tek bir fikir üretmesiyle olmuyor; zihinlerin etkileşimiyle ortaya çıkıyorlar.

Yaratıcılık, fantezi ve yenilik bireysel yetenekler değil, tersine insanlar arasındaki temasların meyvesi. Her değişim yeni fikirlerin buluşmasıyla başlıyor.

  • Dünya yaşadığımız dünyaya nasıl dönüştü?
  • Biz insanlar bugünkü halimize nasıl geldik?
  • Ve bu değişim nasıl devam edecek?

Çok satılan kitapların yazarı Stefan Klein bu sorulara doyurucu yanıtlar veriyor.

  • Künye: Stefan Klein – Dünyayı Nasıl Değiştirdik?: İnsan Aklının Kısa Bir Tarihi, çeviren: Sema Özgün, Say Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2022

Uğur Tuztaşı ve Pınar Koç – Bir Anadolu Kentinin Modernleşmesi: Sivas’ta Cumhuriyetin Mekânları (2022)

Sivas’taki modernleşme pratiğinin kentsel mekândaki deneylerini deşifre eden önemli bir çalışma.

Uğur Tuztaşı ve Pınar Koç, Sivas’ta 20. yüzyıl mimarlık mirasını ortaya koyan ve modernleşme pratiğinin kent dokusundaki izleklerinin takip eden önemli bir çalışmaya imza atmış.

Kitap, salt bir katalog olmaktan ziyade modern-yerel arasındaki karşılaşmayı ve diyaloğu Sivas ölçeğinde kavramasıyla dikkat çekiyor.

İlk iki bölüm, kentin yıkım-yeniden inşa süreçlerine en fazla maruz kalan bölgesi olan kentsel alanı ele alıyor, kamusal görünürlüğün yeni tanımı olan kentsel mekândaki yeşil dokunun izini sürüyor.

‘Yıkılan Yapılar’ bölümü ise 1930-1980 zaman aralığında inşa edilen ve çeşitli sebeplerden dolayı yıkılan Sivas’ın yapılarını resmediyor.

Kitabın dördüncü bölümünde, kentsel mekândaki ‘Kamu Yerleşkeleri’ konu ediliyor.

Devlet Demiryolları Yerleşkesi, Cer Atölyesi Yerleşkesi, Çimento Fabrikası ve Yerleşkesi gibi önemli kamu iktisadi teşebbüsleri, Sivas’ta Erken Cumhuriyet döneminin modernleştirici araçları olarak ortaya çıkarken, 1950 sonrasında kamu kurumlarının taşra teşkilatları olarak organize edilen Karayolları ve Devlet Su İşleri gibi bölge müdürlükleri de kentsel mekâna büyük parçalar halinde nakledilmişti.

‘Kamusal Yapılar’ adlı kitabın beşinci bölümü, kentsel mekânda kamu yapılarının etkinliği üzerine yoğunlaşmış ve 20. yüzyılda kentte kamusallığın anlamını değiştiren bankalar, iş hanları, okullar ve hastaneler gibi öne çıkan yapı tiplerini sunuyor.

Kitabın son bölümünde ise kentteki modern ‘Konutlar’ yine kronolojik bir izlekle aktarılıyor.

Bu içerikte kira apartmanlarından kooperatif girişimlerine kadar genişleyen bir çeşitlilik yer alıyor.

  • Künye: Uğur Tuztaşı ve Pınar Koç – Bir Anadolu Kentinin Modernleşmesi: Sivas’ta Cumhuriyetin Mekânları, 1930-1980, YEM Yayın, mimari, 320 sayfa, 2022

Céline Bonicco-Donato – Heidegger ve İkamet Etme Meselesi (2022)

 

Martin Heidegger’i okumadan mimar olunabilir mi?

“İnşa Etmek, İkâmet Etmek, Düşünmek” başlıklı denemenin yazarının karmaşık ve derin düşüncesine yaklaşmadan hakiki anlamda bina yapılabilir mi?

Céline Bonicco-Donato, Heidegger’in mimari üzerine fikirlerini derinlemesine analiz ediyor.

Mimari ile uğraşan veya konuya ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir çalışma.

Heidegger, mimari hakkında şunları söylüyor.

“Analiz ettiğimiz projelerin, yani Frank Lloyd Wright’ın Falling Water, Alvar Aalto’nun Villa Mairea ve Peter Zumthor’un Therme Vals projelerinin (…) gösterdiği gibi projenin ölçüsü mimar değil, dünya, yani projeden önce varolan, başka deyişle inşaat alanı, sunduğu malzeme, tarihi, doğal öğeleri, atmosferi, vb. olmalıdır.”

“Hakiki mimari üretim (…) zaten orada olanı ‘görünür kılmak’tan kaynaklanır.”

“Mimarın görevi yaratmak değil, var olmak isteyenin varlık kazanmasına izin vermektir.”

  • Künye: Céline Bonicco-Donato – Heidegger ve İkamet Etme Meselesi: Bir Mimarlık Felsefesi, çeviren: Alp Tümertekin, Janus Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2022

Kolektif – Başka Bir Dünyadan Şarkılar (2022)

‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar: Sinema ve Türkiye Sosyolojisi’, iki kitaptan oluşan bir film çalışmaları derlemesinin ikinci kitabı.

İlk kitap, ‘Hayatın Taklidi Dünyanın Derdi: Film Çalışmalarında Güncel Yaklaşımlar’dı.

Bu kitaplar, doktora tezi, verdiği dersler, kitap, makale ve çevirileriyle film çalışmalarının ve akademik sinema eğitiminin Türkiye üniversitelerindeki öncü ismi Nilgün Abisel’e armağan olarak tasarlandı.

‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar’, doktora tezinden başlayarak Abisel’in çalışmalarında ağırlıklı bir yeri bulunan Türkiye sinemasına odaklanıyor.

Bu çerçevede kitaptaki yazılar, çeşitli konuları (filmler, yönetmenler, dönemler, vd.) güncel yaklaşımlar üzerinden yenilikçi bir bakışla ele alıyor.

Böylece ‘Başka Bir Dünyadan Şarkılar’, tarihten estetiğe, çevre, yaşlı bakımı ve demokrasi gibi başlıklardan sinema eğitimine, ele aldıkları meseleler açısından çeşitlilik içeren yazılar aracılığıyla, yerli sinema üzerine ilginç bir toplam sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Nezih Erdoğan, Rukiye Karadoğan, Kurtuluş Kayalı, Ahmet Gürata, Pembe Behçetoğulları, Funda Şenol Cantek, Ali Karadoğan, Levent Köker, Uygur Kocabaşoğlu, Aysun Akan, Murat İri, Emrah Özen ve Nejat Ulusay.

  • Künye: Kolektif – Başka Bir Dünyadan Şarkılar: Sinema ve Türkiye Sosyolojisi (Nilgün Abisel’e Armağan 2), derleyen: Nejat Ulusay, Umut Tümay Arslan, Ali Karadoğan ve Pembe Behçetoğulları, Dipnot Yayınları, sinema, 248 sayfa, 2022

Bruno Latour ve Steve Woolgar – Laboratuvar Hayatı (2022)

Bilimin ‘sosyal inşası’ olarak adlandırılan şeyi laboratuvar biliminin gerçek ve geçerli örneklerini kullanarak gösteren harika bir çalışma.

Kitap, Fransız felsefeci Bruno Latour tarafından Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü’nde gerçekleştirilen ve daha sonra İngiliz bir sosyologla birlikte yazıya dökülen iki yıllık bir araştırmanın ürünü.

Çalışma bu yönüyle, günlük ve yüz yüze bir ortamda gerçekleşen bilimsel çalışma süreçlerini izliyor, fakat aynı zamanda bir ‘içerden’ dış gözlemci olarak kalarak bilim insanlarının yaptıkları şeyleri ve nasıl ve ne düşündüklerini bütün detaylarıyla izliyor.

Laboratuvar bilimi dışından ve onun temellerini tam anlamıyla kavramak istemeyip aksine laboratuvar hayatının yüzeysel yanlarını daha kolay anlamak isteyen okurlar kaçırmasın.

  • Künye: Bruno Latour ve Steve Woolgar – Laboratuvar Hayatı: Bilimsel Olguların İnşası, çeviren: Ümit Tatlıcan, Phoenix Yayınevi, antropoloji, 368 sayfa, 2022

Güzin Akyıl – Antik Yunan ve Roma’da Veba Salgınları (2022)

Salgınlar hayatla beraber başladı.

Bu süreçlerde aklın ve bilimin yolunu takip etmek toplumların kaderinde en önemli rolü oynadı.

Marcus Aurelius’un ‘Kendime Düşünceler’ adlı eserinde aktardığı gibi:

“Aklın bozulması, bizi saran soluduğumuz havanın bozulup kirlenmesinden çok daha tehlikeli bir vebadır. İkinci veba sadece canlıların yaşamlarını tehdit eder, diğeriyse insanlığımıza saldırır.”

Pandeminin gölgesinde kaldığımız zorlu dönemlere denk gelen ‘Antik Yunan ve Roma’da Veba Salgını’ adlı bu çalışmada veba salgınının tanımı, türleri, ortaya çıkışı, belirtileri, yayılımı ve tarihi seyri ile başlanarak, Antik Yunan’da Homeros döneminden itibaren yüzyıllar halinde MÖ 4. yüzyıla kadar; Antik Roma’da ise Romulus döneminden itibaren MS 476 yılına kadar kronolojik olarak ele alınarak, salgınların nedenleri, süreçleri, uygulanılan tedavi yöntemleri veya aranılan çareleri ile birlikte, antik ve modern kaynaklar ışığında seyri takip ediliyor.

  • Künye: Güzin Akyıl – Antik Yunan ve Roma’da Veba Salgınları, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 144 sayfa, 2022

Marcus Gavius Apicius – Marcus Gavius Apicius’un Mutfak Kültürü Hakkındaki 10 Kitabı (2022)

Flamingo ve [Papağan] için: Flamingoyu haşlayın, yıkayın ve soyun, bir tencereye koyun, kaynatmak için su, tuz, dereotu ve biraz sirke ekleyin.

Bir demet pırasa ve kişniş ile pişirin ve renk vermesi için biraz seyreltilmiş şıra ekleyin.

Havanda biber, kimyon, kişniş, lasar kökü, nane, sedef otu, dövün.

Hurma ekleyin ve süzün, kuşu sosla kaplayın ve servis yapın.

Papağan da aynı şekilde hazırlanır.

Romalıların sofraları, sabah erkenden kahvaltı (ientaculum), öğle yemeği (prandium) ve günün sonunda akşam yemeği (cena veya epulae vespertinae) olarak üç öğünden oluşmaktaydı.

Kahvaltı ve öğlen yemeği sıradan öğünlerin tüketilmesi ile geçiştirilirdi. Romalılar için en önemli ve büyük öğünü akşam yemeği idi (cena veya epulae vespertinae).

Akşam yemeği, her bir kısım için sunulan yemek sayısında herhangi bir sınırlama olmaksızın üç ayrı kısımdan oluşan daha resmi bir olaydı.

İlk yemek (gustatio), özellikle yumurta içeren mezelerden oluşuyordu.

Ana yemek (mensae primae) et, balık ve güveç yemeklerini içeriyordu.

Tatlı kısmında (mensae secundae) meyveler, kuruyemişler ve kekler sunulurdu. Apicius’un ‘De Re Coquinaria’ adlı yapıtında da toplanan ve yayınlanan “cena” tarifleriydi.

Tüm bu tariflerin, Marcus Gavius Apicius’un, Sehriye Şahin tarafından Latince aslından çevrilen ‘Marcus Gavius Apicius’un Mutfak Kültürü Hakkındaki 10 Kitabı’ adlı eserinde.

  • Künye: Marcus Gavius Apicius – Marcus Gavius Apicius’un Mutfak Kültürü Hakkındaki 10 Kitabı, çeviren: Sehriye Şahin, Kabalcı Yayınları, yemek, 256 sayfa, 2022

James Harvey Robinson, Charles Austin Beard ve Donnal Vore Smith – Yakın Çağdan Günümüze Uygarlığın Öyküsü (2022)

‘Uygarlığın Öyküsü’ dizisinin son cildi ağırlıklı olarak 20. yüzyıla damgasını vuran dünya savaşlarını ele alıyor.

Demokratik güçler ve diktatörler arasında yaşanan büyük çaplı çatışmalar, küresel ölçekte büyük yıkımları beraberinde getirecektir.

İki dünya savaşı arasındaki büyük ekonomik kriz ve II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından başlayan Soğuk Savaş bu yüzyılda meydana gelen diğer olayların önceli veya habercisi olarak görülüyor.

1990’lı yılların başında ise SSCB’nin dağılmasıyla birlikte özellikle çatışmalar açısından dünya daha sakin bir döneme girdi.

Her ne kadar 21. yüzyılın hemen başında insanlar 11 Eylül saldırısına tanık olsa da tek kutuplu dünyada mücadele artık savaş meydanlarından çıkıp ülkelerin iç karışıklıkları sonucu değişen siyasi durumlara evrildi.

2010’lu yıllar “Arap Baharı” adı verilen Ortadoğu ve Afrika’daki rejim değişikliklerine sahne oldu.

Ülkelerin ekonomik düzlemde rekabet ettikleri bu dönemde sakinliği bozan en yakın tarihli olay Şubat 2022’de başlayan Rusya – Ukrayna çatışmaları olacaktır.

  • Künye: James Harvey Robinson, Charles Austin Beard ve Donnal Vore Smith – Yakın Çağdan Günümüze Uygarlığın Öyküsü, çeviren: İbrahim Şener, Retorik Yayınları, tarih, 496 sayfa, 2022

Nuccio Ordine – İnsan Ada Değildir (2022)

Nuccio Ordine’nin ‘İnsan Ada Değildir’de bir araya getirdiği pek çok yazar, şair ve düşünür ortak bir ide etrafında toplanır: “Hiç kimse ada değildir, kendi başına bütün de değildir; herkes kıtanın bir kısmı, okyanusun bir parçasıdır.”

Aristoteles’ten Sadi’ye, Shakespeare’den Virginia Woolf’a, Tolstoy’dan Camus’ya, T. S. Eliot’tan Ernest Hemingway’e kadar adları tüm dünyada bilinen bu kişiler farklı dillerde, farklı cümlelerle aynı şeyi söylemiştir aslında: Hepimiz aynı bedenin farklı uzuvları, hepimiz bir okyanusun dalgalarıyız.

Birbirimize bağlı olduğumuz hakikatini kavramak ve gerçek bir dünya vatandaşı olmak, sınırlarımızı uçsuz bucaksız genişletecek; insanlık tek bir topluma, gezegenimiz devasa bir vatana dönüştürecektir.

  • Künye: Nuccio Ordine – İnsan Ada Değildir, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2022