Leonard Mlodinow – Duygusal (2022)

Duyguların ve düşüncelerin karşılıklı ilişkisini keşfetmek açısından çok önemli bir kitap.

Leonard Mlodinow, evrim ve biyolojiden de yararlanarak duygularımızı nasıl daha iyi anlayacağımızı ve onlardan nasıl en iyi şekilde faydalanacağımızı anlatıyor.

Yoksa hepimize yalan mı söylediler?

Başarının anahtarı olarak yıllar boyunca rasyonel düşünme işaret edildi, düşünme ve hissetmenin davranışlarımızda ayrı ve karşıt güçler olduğu hepimize benimsetildi, ancak son dönemde araştırmacılar tarafından yeni bir keşif ortaya atıldı: Duygular da en az düşünmek kadar önemlidir!

Başkalarıyla nasıl daha iyi bağlantı kurabileceğimizin; hayal kırıklıklarımızı, korkularımızı, endişelerimizi nasıl anlamlandırabileceğimizin; daha mutlu bir yaşam sürdürmek için neler yapabileceğimizin cevabı duygularımızı anlamakta yatıyor.

Öncü bilim insanlarının laboratuvarlarına dalan ve felaketle flört eden gerçek dünya senaryolarına yolculuk yapan Leonard Mlodinow, duygularımızın nasıl yardımcı olabileceğini, neden bazen incittiğini ve her iki durumda da neler öğrenebileceğimizi gösteriyor.

Tüm dünyada büyük yankı uyandıran ‘Subliminal’in yazarı Mlodinow, evrimimize ve biyolojimize ilişkin derin kavrayışları kullanarak, duygularımızı daha iyi anlamamız ve onların faydalarını en üst düzeye çıkarmamız için bize araçlar sunuyor.

Karakteristik netliği ve büyüleyici hikayeleriyle ‘Duygusal: Duygular Düşünceyi Nasıl Şekillendirir?’, yeni duygu bilimini keşfediyor ve bize doğanın en büyük armağanlarından birinden en iyi şekilde yararlanmamız için temel bir rehber sunuyor.

  • Künye: Leonard Mlodinow – Duygusal: Duygular Düşünceyi Nasıl Şekillendirir?, çeviren: Damla Atamer, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 276 sayfa, 2022

Frédéric Lenoir – Öngörülemeyen Bir Dünyada Yaşamak (2022)

Covid-19 salgını hayatımızın her alanında köklü değişikler yarattı, en temel özgürlüklerimizi kısıtladı ve yakın geleceği dahi planlamayı olanaksız kılan bir belirsizlikle bizleri karşı karşıya bıraktı.

Mekânla ve zamanla olan ilişkimizi dönüştürdü, küreselleşmiş dünyanın kırılganlığını ve istikrarsızlığını açıkça gözler önüne serdi.

Fransız düşünür Frédéric Lenoir “hayatta kalmaya ve olgunlaşmaya dair” bir kılavuz olarak tasarladığı bu kitabında pandemiden yola çıkarak daha genel bir soruna, kriz zamanlarında nasıl daha iyi yaşanabileceğine odaklanıyor.

Stoacılar, Montaigne, Spinoza gibi geçmiş zaman filozoflarından aldığı ilhamla sinirbilim ve psikoloji kaynaklı daha çağdaş düşünceleri bir araya getirerek şu sorulara karşılık arıyor:

“Gittikçe daha kaotik ve öngörülemez hale gelen bir dünyada nasıl sakin, hatta mutlu kalmaya çalışabiliriz?

İstikrarımızı, dengemizi bozan bir gerçekliğe mümkün olduğunca olumlu bir şekilde uyum sağlamak için kendimizi nasıl değiştirebilir veya bakış açımızı nasıl dönüştürebiliriz?”

  • Künye: Frédéric Lenoir – Öngörülemeyen Bir Dünyada Yaşamak, çeviren: Murat Erşen, İş Kültür Yayınları, felsefe, 72 sayfa, 2022

Seneca – Öfke Üzerine (2022)

Roma’nın belki de en tartışmalı imparatorlarından Nero’nun eğitmenliğini yapmış, Roma’nın o çetin ve katlanılması zor dönemlerinde Stoa felsefesine sığınıp ahlâk üzerine pek çok eser vermiş olan Lucius Annaeus Seneca bu eserinde ‘tutkuların en kötüsü’ olarak nitelediği öfkenin kaynağını, türlerini ve çarelerini araştırıyor.

İnsanların kötülüğe olan meylinin ancak mantık yoluyla dizginlenebileceğini savunan Seneca, öfke kontrolünde de mantık yürütme sonucunda ortaya çıkması gereken yüce gönüllülüğü, hoşgörüyü ve telkinleri ön plana çıkarıyor.

Romalı bir yazarın tüm insanlığı ilgilendiren bir sorun olan öfke üzerine yazdığı bu eser, evrensel çapta uygulanabilecek pek çok öğüdü de içeriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Kısa süre sonra şu son nefesimizi vereceğiz. Bu anda, henüz nefes alıp verirken, henüz insanların arasındayken insanlığı onurlandıralım. Kimseye korku salmayalım, kimse için tehlike arz etmeyelim, kayıplarımızı, uğradığımız haksızlıkları, suiistimalleri, sataşmaları hiçe sayalım ve zaten kısa ömürlü olan aksiliklere yüce gönüllülükle katlanalım. Dedikleri gibi, biz hesap kitap yapıp kaygılanmakla meşgul olurken ölüm her an bizi bulabilir.”

  • Künye: Seneca – Öfke Üzerine, çeviren: A. Doğucan Hanegelioğlu, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 138 sayfa, 2022

Harry Harootunian – Tarihin Huzursuzluğu (2022)

Batı ve Batı olmayan tanımlarının gündelik hayatta bir anlamı var mıdır; yoksa gündelik hayat, tanımları, sınırları ve köşeleri silen (bazen buharlaştıran) çoğul deneyimler alanı mıdır?

Modernleşmek, Batılı olmanın bir çeşidi midir; yoksa kapitalist üretim ilişkilerinin getirdiği bir pratik midir?

Amerikalı tarihçi Harry Harootunian, Batı Avrupa deneyimi üzerinden moderniteyi tanımlayan yaklaşımların aksine, moderniteyi farklı coğrafyaların gündelik deneyimi içinde yeniden düşünmeye davet ediyor.

Modernitenin çoğul deneyimlerini ‘merkez’in tanımlarıyla yetinmeden açıklıyor.

‘Batı’ ve ‘Batı olmayan’ öznelerin sınırlarını aşındıran Harootunian, Japonya gibi Avro-Amerika dışı toplumların modernliklerini incelerken indirgemeci yorumlar yerine çoğul deneyimleri işaret ediyor.

Global kapitalizm çağında sermaye ihracının getirdiği tüketim ve üretim alışkanlıklarının gündelik deneyimde özne sorununu değil, modernlik sorununu ve modernlik deneyiminin gündelik olanda nasıl kavramsallaştığı sorusunu gündeme getiriyor.

  • Künye: Harry Harootunian – Tarihin Huzursuzluğu: Modernlik, Kültürel Pratik ve Gündelik Hayat Sorunu, çeviren: Evren Dinçer, Fol Kitap, tarih, 240 sayfa, 2022

Uğur Tanyeli – Toplumsal Hafıza, Mimarlık, Tarih ve Kuram (2022)

 

‘Toplumsal Hafıza, Mimarlık, Tarih ve Kuram’, Türkiye’nin önde gelen mimarlık tarihçilerinden Uğur Tanyeli ile Erhan Berat Fındıklı’nın gerçekleştirdiği bir nehir söyleşi.

Tanyeli ve Fındıklı’nın diyaloğu, bir yandan Tanyeli’nin akademisyen, yazar, tarihçi, yayın yönetmeni ve küratör olarak uzun yıllara dayanan kariyerinin yaşamöyküsel boyutunu ele alırken, bir yandan da Türkiye’de sanat ve mimarlık tarihinin 20. yüzyılın başından günümüze uzanan macerasını irdeliyor.

Türkiye’deki mimarlık üretimi, kuramı, eleştirisi, tarihi, eğitimi ve piyasasının oluşum ve işleyiş süreçlerini şekillendiren tarihsel, kültürel, siyasi, ekonomik, toplumsal ve sosyo-psişik koşulların şaşırtıcı bir zihinsel berraklıkla ele alındığı söyleşi, giderek derinleşerek, tarihsel deneyimi bugünle buluşturarak, en geniş anlamda kültür dünyamızın sorunlarını, kodlarını, alışkanlıklarını, tabularını, açmazlarını, klişelerini çözümleyen yeni bir mimarlık ve kültür sosyolojisi yaklaşımını örneklendiriyor.

Tanyeli yeri geldiğinde bir ayrıntının, polemiğin, anekdotun, anının izini sürerek veya yeniden inşa ederek, mimarlığın eski-yeni aktörlerinden star mimarlara, akademinin bilinmeyen içyüzünden inşaat sektöründeki gelişmelere varana dek pek çok konuda yorumlar, açımlamalar getirirken, zihinsel kodlarımıza; bir metni, bir mekânı, bir yapıyı okuma ve anlamlandırma biçimimizi belirleyen toplumsallık, kimlik ve temsil çoğulluğuna yönelik son derece önemli tespitlerde bulunuyor.

‘Toplumsal Hafıza, Mimarlık, Tarih ve Kuram’, Türkiye’nin mimarlık, kültür ve sanat ortamına ilişkin yeni düşünsel gerilim alanları yaratan, disiplinlerarası bir bakış açısı sunan, yeni sorular, sorunsallar, araştırma alanları öneren, çok tartışılacak bir kitap.

  • Künye: Uğur Tanyeli – Toplumsal Hafıza, Mimarlık, Tarih ve Kuram (Uğur Tanyeli ile Söyleşi), söyleşi: Erhan Berat Fındıklı, Sel Yayıncılık, mimari, 2022

Tolga Şirin – Anayasa’dan Çıkış (2022)

“Hukuksuzluk devleti”nde anayasanın hiçbir hükmü yoktur.

Tolga Şirin de, bu hukuksuzluğu daha iyi kavramamıza olanak sağlaması amacıyla Anayasaya Giriş yerine Anayasa’dan Çıkış adında çok isabetli bu çalışmayı kaleme almış.

Alan dışından okuyucu kitlesine de el verdiği ölçüde hitap etme kaygısı güden kitap, kâğıda ekmek yazınca karın doyurmayacağını bilerek ve adına anayasa denen, üzerine tatlı iddialarla mürekkep damlatılmış kâğıtlara büyük anlamlar yüklemeden kaleme alınmış.

Çalışma, kuşkusuz, bir ders kitabı değil.

Türkiye’nin yeni anayasa tartışmalarında, ilericilere; hem tartışma hem de biraz olsun derinleştirmek üzere bir malzeme sunma niyeti taşıyor.

Bunu yaparken de bazı bölümlerde spesifik öneriler getiriyor, bazen de soruna sadece dikkat çekerek bilincin artmasına katkı sunup müstakbel öneriler için zemin sağlamaya çalışıyor.

  • Künye: Tolga Şirin – Anayasa’dan Çıkış, İmge Kitabevi, hukuk, 490 sayfa, 2022

Georg Simmel – Schopenhauer ve Nietzsche (2022)

İki Alman yaşam felsefesi ustasını fikirleri, çelişkileri ve tezatlıklarını oyuna dahil eden enfes bir kitap.

Georg Simmel’in çalışması, hem Schopenhauer hem de Nietzsche’nin felsefeleri üzerine yapılmış çok iyi bir açıklama ve yorum.

Nietzsche genellikle Schopenhauer’un derinden etkilediği filozoflardan biri olarak görülür.

Bu kitap da, iki düşünürün felsefi konumlarını tartışması ve karşılaştırmasıyla çok önemli.

  • Künye: Georg Simmel – Schopenhauer ve Nietzsche, çeviren: Emre Güler, Beyoğlu Kitabevi, felsefe, 2022

Daniel T. Willingham – Çocuklar Okulu Neden Sevmez? (2022)

  • Beynimiz nasıl çalışıyor?
  • Nasıl öğreniyoruz?
  • Niçin unutuyoruz?
  • Çocuklar niçin Yıldız Savaşları’na dair her şeyi hatırlarken sizin söylediklerinizi unutur?
  • Farklı öğrenme stilleri için farklı öğretme şekilleri gerekli mi?

Bilişsel psikolog Daniel Willingham, zihinsel faaliyetlerin nasıl düzenlendiğine ilişkin en güncel bilgileri açıklıyor.

Bilgi inşa etme ve kalıcı öğrenme deneyimleri yaratmada hikâye, duygu, hafıza, bağlam ve rutinin önemini ortaya koyarak okul ve eğitim bağlamında bunlardan nasıl yararlanabileceğimizi gösteriyor.

‘Çocuklar Okulu Neden Sevmez?’, başta öğretmenler olmak üzere, anne-babalar, öğrenciler ve “nasıl öğrendiğimiz” konusunu öteden beri merak eden herkes için, çarpıcı olgular, etkili öğrenme stratejileri hakkında araştırmaya dayalı bilgiler ve pratik tavsiyelerle dolu değerli bir kaynak.

  • Künye: Daniel T. Willingham – Çocuklar Okulu Neden Sevmez?, çeviren: İnci Katırcı, Nova Kitap, psikoloji, 400 sayfa, 2022

David Grann – Dolunay Katilleri (2022)

Yaşam alanı azar azar küçültülen Osage halkı 1920’lerde büyük bir servete kavuştu.

Kendilerine bırakılan toprakların altında petrol keşfedilmişti.

Artık lüks otomobillerle geziyor, malikâneler inşa ediyor ve çocuklarını eğitim için Avrupa’ya gönderiyorlardı.

Derken birileri Osage’leri teker teker öldürmeye başladı.

Tüm bu cinayet ağının merkezindeyse Mollie Burkhart ve ailesi vardı.

Mollie’nin kız kardeşinin öldürülmesiyle başlayan cinayetler zincirinde akrabaları vuruldu ve zehirlendi.

Birçok özel dedektifin çözmeye çalıştığı bu kördüğümün nereye kadar gittiğini ortaya çıkarmaksa o dönem yeni kurulan FBI’ın sorumluluğuna düştü.

FBI’ın efsanevi direktörü J. Edgar Hoover’ın eski Teksas Korucusu Tom White’ın yardımını istediği soruşturma hem Amerika’nın en tartışmalı devlet kurumunun ülkedeki yerini sağlamlaştıracak hem de soğukkanlılıkla yürütülen kanlı bir komployu ortaya çıkaracaktı.

David Grann’in, soruşturma belgeleri, birinci ağızdan tarihi kayıtlar, verilen ifadeler ve edinilen yeni kanıtları yıllarca inceleyerek kaleme aldığı, Martin Scorsese tarafından sinemaya da uyarlanan ‘Dolunay Katilleri’, hakiki bir Vahşi Batı kâbusu, petrol kadar kara bir polisiye anlatısı.

  • Künye: David Grann – Dolunay Katilleri: Osage Cinayetleri ve FBI’ın Doğuşu, çeviren: Uğur Gülsün, İthaki Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2022

Cassius Dion – Hadrianus (2022)

MS 117-138 yılları arasında hüküm süren Hadrianus, Roma İmparatorluğunun en fazla tahtta kalmış imparatorlarından.

Yönetimi boyunca pek çok reform yaptı.

Eyaletlerin vergi yükünü hafifleterek, bazı borçlarını silerek ve kentlere çeşitli yardımlarda bulunarak onların refaha ulaşmasını sağladı.

Orduya ve askerlerin eğitimine özel bir önem gösterdi, askerlerin yaşam şekillerini bile bizzat gözlemleyip disipline etti.

Pek çok yerde binalar yaptırdı ve onardı.

Bunlardan en dikkat çekenleri Atina’da tamamlattığı Olympieion tapınağı, Roma’da bir köprü, Tiber nehrine bitişik bir mezar ve Bona Dea tapınağıdır.

Hadrianus bütün imparatorların en kültürlüsüydü.

Edebiyata ve sanata düşkündü.

Düzyazı ve şiirler yazdı, heykelcilikle ve resimle uğraştı.

Lir çalıp şarkı söylerdi.

Aritmetik ve geometriye meraklıydı.

Kehanet türleri de merakları arasındaydı.

Öngörülü, yüce gönüllü, zeki, insancıl, meraklı, hırslı ve kıskanç bir kişiliği vardı.

Çok nüktedandı.

Hafızası güçlüydü, yetenekleri sınırsızdı.

Aynı anda hem sert hem dost canlısı, hem ağırbaşlı hem neşeli, hem ağırkanlı hem tez canlı, hem eli sıkı hem cömert, hem ikiyüzlü hem dürüst, hem acımasız hem merhametli biri olabiliyordu.

Bu kitap, Hadrianus hakkında elimizdeki başlıca iki kaynak Cassius Dion’un ve ‘Historia Augusta’nın ilgili bölümlerinin çevirilerini bir arada vererek okuyucuya her iki eseri birbirleriyle karşılaştırma olanağı veriyor ve Türkiye’deki Antikçağ araştırmaları için önemli bir kaynak aracını sunuyor.

  • Künye: Cassius Dion – Hadrianus (Historia Augusta), çeviren: Rukiye Öztürk ve Ayşe Yakut, Doğu Batı Yayınları, biyografi, 118 sayfa, 2022