Catherine Chabert – Melankolik Kadınsı (2022)

Kadınsı ve melankolik…

Kadınlığın kayıp ve mazoşizmle bağını dolayımsızmışçasına sunan bu kışkırtıcı başlığın ardında Catherine Chabert aktarım kliniğinin sunduğu zengin malzemeden yola çıkarak kadınsının farklı figürlerini inceliyor.

Freud’un eserine durmaksızın geri dönen bu çalışmada psikanalizin temel kavramlarını Oedipus karmaşası ile aşkı yitirme kaygısının kavşağında yeniden işliyor.

Freud’a göre sağlıklı bir ruhsal işleyişin belirtileri sevebilmek ve çalışabilmektir.

Chabert bunlara ayrılabilmeyi ekliyor çünkü insan ruhsallığı doğumdan itibaren kayıplarla sınanıyor.

Öyleyse belki de tüm analizlerde melankolik uğraklardan geçilecektir.

Kaybın acısı aktarımda işlenirken canlı ve iyileştirici güçleriyle psikanalizi anımsatan kadınsının öteki yüzü, yinelemeden yeniye geçişte bize eşlik edecektir.

  • Künye: Catherine Chabert – Melankolik Kadınsı, çeviren: Kıvılcım İlbaşı, Bağlam Yayınları, psikanaliz, 200 sayfa, 2022

Zafer Doğan – Yakın Tarihimizde Garip Olaylar (2022)

Akademisyen ve yazar Zafer Doğan ‘Yakın Tarihimizde Garip Olaylar’da cumhuriyetin ilanından 2000’li yıllara değin uzanan bir süreçteki pek bilinmeyen bir dizi olayı aktarıyor.

İsmet İnönü’den Tansu Çiller’e birçok siyasetçinin geri planda kalmış hikâyeleri yanında Süleymaniye Camisi’ne mahya asan komünistler vakası, Babıâli gazetelerinin ofislerinden dedikodular ya da Yeşilçam ve futbol camiasından anekdotlarla birçok unutulmuş kişi ve olayı hatırlamamıza yardımcı olan bu eser yakın tarihimizin gölgede kalmış köşelerine ışık tutuyor.

Anaakım tarih anlatısının dışına çıkabilmek adına eğlenceli bir okuma sunuyor.

  • Künye: Zafer Doğan – Yakın Tarihimizde Garip Olaylar, İthaki Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2022

Joseph Mazur – Zaman İllüzyonu (2022)

 

Bu kitap, zamanın fiziksel, biyolojik ve sosyal yapısını ortaya koymak için kum saatinden telomere kadar yüzyıllardır var olan saatlere bir yolculuk.

  • Zaman nedir?

Bu soru, binlerce yıldır filozofları, matematikçileri ve bilim insanlarını büyülüyor.

  • Zaman neden yaşla birlikte hızlanıyor gibi gelir insana?
  • Bellek, beklenti ve uyku alışkanlıklarıyla bağlantısı nedir?

Ödüllü yazar ve matematikçi Joseph Mazur, zaman anlayışının insanlık tarihi boyunca nasıl evrildiğini inceliyor ve zamanın bizimle birlikte yaşadığına dair yeni bir vizyon sunuyor.

Hücrelerimizin toplumsal etkileşim kalıplarıyla senkronize olmuş çevresel işaretlerin rehberliğinde geçici bir farkındalığa sahip olduğunu kaydediyor.

Okur bu kitap sayesinde, zamanın kişisel özelliğinin bir sonucu olarak, uzay mekiğinde kırk sekiz saatlik bir yolculuğun Soyuz kapsülünde altı saatlik bir yolculuktan daha kısaymış gibi hissedilebileceğini, Amazonlar’daki Amondawa kabilesinin üyelerinin yaşı olmadığını, zamanın ateşimiz çıktığında hızlanırken kendimizi tehlike altında hissettiğimizde yavaşladığını öğreniyor.

Zamanın kamyon şoförleri, Olimpiyat yarışçıları, hapishane mahkûmları ve saat ustaları üzerindeki etkilerine dair kişisel hikâyelere de yer veren Mazur’un yolculuğu, teknolojilerimizin, vücutlarımızın ve tutumlarımızın algılarımızı nasıl değiştirebildiğine ilişkin çok ilginç içgörülerle dolu.

Nihayetinde zaman kendisini zihnimizin ritimlerine bağlı olan bir şey olarak ortaya koyar.

‘Zaman İllüzyonu’ bizi, zamanla ilişkimizi ve onu en iyi şekilde nasıl kullanacağımızı yeniden düşünmeye zorlayacak yaratıcı bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Joseph Mazur – Zaman İllüzyonu: Ölçülen Zaman Mitimiz, çeviren: Tufan Göbekçin, Paloma Yayınevi, bilim, 320 sayfa, 2022

Saime Tuğrul – Yitik Bellek (2022)

Kolektif belleğin temel işlevi nedir?

Nasıl inşa edilir?

Kimlik-bellek ilişkisi kolektif düzeyde nasıl kurgulanır?

“Biz”i inşa ederken içerdenlik ve dışardanlık kriterleri nasıl oluşur ve manipüle edilir?

Kolektif bellek ve kimlik inşasında sürekli devrede olan iktidarın bu ikili bağlantıdaki rolü nedir?

Neden bazı toplumlar için kolektif bellek sadece olumlamalardan oluşan bir hikâyedir?

Neden ortak geçmişe yönelik farklı bir kolektif bellek hikâyesi rahatsız edicidir?

Neden geçmişin negatif eleştirisi “aidiyet” kimliğimize yapılmış bir saldırı olarak algılanır ve neden bu denli kırılgandır?

Öznenin oluşumu doğrudan bellek ile ilişkilidir ama aynı zamanda dışardan kurgulandığından, kim olduğumuz sadece bir yanılsama değil midir?

Belleğin çarpıtmalara bu denli açık olması ve kayganlığı, ben-biz kimliğini nasıl etkiler?

Saime Tuğrul bu çalışmasında, yukarıdaki sorulara yanıt arayarak, kolektif düzeyde bellek, kimlik, belleği çarpıtma ve sorumluluk konularına açıklık getiriyor.

  • Künye: Saime Tuğrul – Yitik Bellek: Yas, Kimlik, Yüzleşme, Dipnot Yayınları, inceleme, 320 sayfa, 2022

Alev Erarslan – Anadolu’dan Yöresel Konut Kültürü Örnekleri (2022)

Anadolu’da yüzyılların birikimiyle ortaya çıkmış konut birikimi çok zengindir.

Alev Erarslan bu enfes kitabında, yöresel/geleneksel Anadolu konutunun yaşama kültürünü ve bölgesel özelliklerini ortaya koyuyor.

Bulundukları bölgenin iklim, coğrafya ve malzeme gibi fiziki özelliklerinin yanı sıra sosyo-kültürel ve tarihsel arka planını yansıtan yöresel konut yerli yapı ustalarının elinden çıkmış olup binlerce yıllık yapı birikimi ve geleneğini taşıyor.

Bir halk mimarlığı olan yöresel konutun ardında kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi birikimleri yatar.

Bulunduğu yerin ihtiyaçlarına cevap veren, yöreye özgü niteliklere sahip olan bu konut kullanıcının yaşam biçimi ve alışkanlıklarının yanı sıra toplumun gelenek, görenek, inanç, değer yargıları ve dünya görüşünü yansıtır.

Yöresel konut toplumun sahibi olduğu kültürün, doğrudan doğruya ve bilinçsizce belirli ihtiyaçlar çerçevesinde maddeye dönüşmesidir.

Gelenekten gelir ve ait olduğu toplumun sosyal ve kültür belgeleri olarak zamanla nesilden nesile aktarılır.

Geçmişten edinilen bilgilere dayanan yöresel konut tarihsel süreçte birikmekte olup yöresel mimaride kullanılan bir yerel yapı terimleri sözlüğüne sahiptir.

Anadolu’da yöresel konut/mimari çalışmalarına ilgi son derece yoğundur.

Son yıllarda tarihi çevrede yeni yapı üretiminde önemli bir yaklaşım olan yerel veri kullanımı da bu ilgiyi arttırıyor.

Yöresel sürdürülebilirlik açısında da önemli olan bu tutum tarihi yapıyı günümüz bağlamıyla uyumlu hale getiriyor.

Böylece yerel mimariden öğrenilenler ile kentlerin kimliklerinin kaybolmasının önüne geçilmiş olur.

Yerel veri kullanımı bir anlamda toplumsal bellekte yer alan geleneksel konutun gelecek kuşaklara aktarılması yöntemidir.

Anadolu’da yöresel konut çalışmalarının tarihi oldukça yenidir. Yöresel/geleneksel Anadolu/Türk konutunun yaşama kültürünü ve bölgesel özelliklerini ortaya koyarak Anadolu’nun sahip olduğu konut birikimini yansıtmayı amaçlayan bu kitabın bu alandaki boşluğu doldurmaya aday.

  • Künye: Alev Erarslan – Anadolu’dan Yöresel Konut Kültürü Örnekleri, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, mimari, 143 sayfa, 2022

Georgiy Plehanov – Tarihte Bireyin Rolü Üzerine (2022)

‘Tarihte Bireyin Rolü Üzerine’, tarihi rollerini arayanlar için yazılmış bir makaledir.

Devrimciler için yazılmıştı.

Plehanov, bu müthiş polemiği boyunca, devrimci bireyi arar.

Plehanov, devrimcinin, tarihi yasalarla ifade edilebileceğini savunurken, Aydınlanmanın başlattığı işi ileri götürme çabasındadır.

Bu yasalar açığa çıktığında, devrimci birey somutlaşacak, tarihte bireyin rolü görünür olacaktır.

  • Künye: Georgiy Plehanov – Tarihte Bireyin Rolü Üzerine, çeviren: Nahide Özkan, Yazılama Yayınları, siyaset, 74 sayfa, 2022

Astrid Neuy-Bartmann – Çocuklarda ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (2022)

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) tanımı, nedenleri ve modern tedavi planlarını kapsamlı biçimde açıklayan bir rehber.

Astrid Neuy-Bartmann, DEHB ile mücadelede kullanılabilecek pratik ile somut yardım önerilerinde bulunuyor.

Kitap, çocuklarda, gençlerde ve yetişkinlerde görülen DEHB, çeşitli formlarıyla ele alınıyor.

DEHB semptomlarının çocukluktan yetişkinliğe kadar uzanan süreçte nasıl bir gelişim gösterdiği ortaya konuluyor.

En yeni bilimsel bilgileri dikkate alarak konunun sadece uzmanlarca değil, DEHB’liler ve yakınları tarafından da hızla kavranmasını sağlayan kitap, günlük hayatta karşılaşılan ve ilişkileri çıkmaza sokan çeşitli sorunları gidermek için birebir.

  • Künye: Astrid Neuy-Bartmann – Çocuklarda ve Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Tanı ve Baş Etme Yolları, çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, psikoloji, 261 sayfa, 2022

Michael Fossel – Telomeraz Devrimi (2022)

İnsanoğlu, yaşlanmayı evcilleştirebilir mi?

Bilimsel bir atılımın eşiğindeyiz.

Yaşlanmanın arkasında yatan biyolojik mekanizmanın nasıl işlediği anlaşıldı.

Yaşlanmayı durdurmak için ne yapacağımızı artık biliyoruz.

Bir vücut hücresi bölündüğünde telomerler yani kromozomların uç kısımları kısalır.

Telomer kısaldıkça hücrenin kendi moleküllerini onarma yeteneği azalır ve vücut hücreleri 40 ila 60 kez bölündükten sonra bölünme yetisini kaybeder, yani yaşlanır.

İnsanın yaşlanması da vücudundaki trilyonlarca hücrenin yaşlanmasının sonucudur.

Ama vücut hücrelerinin aksine üreme hücreleri ve kök hücreler yaşlanmaz, sonsuza dek bölünebilirler, çünkü telomeraz denen enzimi üretirler ve bu enzim de kısalan telomerleri tekrar uzatır, böylece hücrenin genç kalmasını sağlar.

‘Telomeraz Devrimi’, insan ömrünün uzatılmasında, yaşlanmanın durdurulmasında ve yaşlanmaya bağlı hastalıkların tedavisinde telomerazın nasıl kullanılacağını açıklıyor.

‘Telomeraz Devrimi’nde, Amin Maalouf’un ‘Empedokles’in Dostları’ adlı kitabında kurguladığı heyecan verici ütopyanın bilimsel dayanakları yer alıyor.

  • Künye: Michael Fossel – Telomeraz Devrimi, çeviren: Elanur Yılmaz, Say Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2022

Bhadrabāhu Svāmi – Kalpa Sūtra (2022)

“Tüm günahlardan arınmak ve saf olana yani gerçek kutsallığa erişebilmek için şu beş unsura saygı göstermek gerekir:

  • Arhatlara saygı
  • Özgürleşmiş kişilere saygı
  • Dini liderlere saygı
  • Dini oluşumlara saygı
  • Dünyadaki tüm keşişlere saygı”

Hindistan menşeli Cainist kültür, felsefi bir hareket olarak doğmuş, öncelikle sistematik bir öğretiye dönüştükten sonra; bugün yaklaşık dört milyonluk inanırı ile Hint’e özgü yerel bir din haline geldi.

Birçok kaynakta Mahāvīra’dan Cainist öğretinin kurucusu olarak bahsedilir; ancak aslında bu durum, Cainizm’in tarihsel gelişim süreciyle ilgili bilgilerle görece ters düşüyor.

Çünkü Mahāvīra, Cainizm’in kurucusu değil son ruhani rehberi olmuş; Cainist felsefeyi kurumsallaştırarak takipçileri olan bir din hâline dönüştürmüştü.

Mahāvīra’nın ölümünden sonra Cainist öğreti heterojen bir hâl almaya başladı; düzenlenen konseylerde kutsal metinler yazıya geçirildi.

Hint kültür birikiminin bir parçası olarak fazlasıyla önemsenmiş olan Cainist kutsal metinleri, Hint toplumunun dinî, felsefi, sosyolojik ve edebî mirasındaki yansımaları bağlamında sıklıkla ele alındı.

İşte bu eserlerden biri de Cainist ‘Kalpa Sūtra’dır.

Cainizm’de kalpa kelimesiyle “dinî kurallar ve ritüeller” kestedilir.

‘Kalpa Sūtra’ ise Cainizm’e ait dinî bir metin olarak içeriği itibarıyla dört Tīrthankara’nın (ruhani rehber) hayatını konu ediniyor.

Bu çeviri, dilimize yapılan ilk ‘Kalpa Sūtra’ tercümesidir.

Konusu itibarıyla edebiyat, dinler tarihi, mitoloji ve felsefe gibi sosyal bilimler alanlarıyla ilişkili bu eser, Asya’nın derin kültür birikimi ile ilgilenen okuyucuların beğeni ve dikkatine sunulmaktadır.

  • Künye: Bhadrabāhu Svāmi – Kalpa Sūtra, çeviren: Mert Çağatay Yazlık, Vakıfbank Kültür Yayınları, din, 176 sayfa, 2022

Merlin Sheldrake – Saklı Dünya (2022)

Yeryüzünde süregelen en çarpıcı olayların birçoğu mantarların etkinliği sonucunda oluşur ve oluşmaktadır.

Canlılar dünyasındaki yaşam formlarından biri öyle garip ve muhteşemdir ki bizi yaşamın işleyişi üzerine yeniden düşünmeye zorlar.

Ne bitki ne de hayvanlar.

Yerde, havada, vücudumuzda yaşıyorlar.

Kimisi mikroskobik boyutlarda, kimisi şimdiye dek kaydedilmiş en büyük organizma.

Karasal yaşam, bu canlıların kayaları parçalamasıyla başladı.

Ekmek, alkol ve bazı ilaçları bahşederek insanlık tarihini şekillendirdiler.

Uzayda yaşayabilecek ya da nükleer radyasyonun ortasında serpilebilecek kadar dayanıklı, davranış manipülasyonuyla bazı hayvanları felakete sürükleyebilecek kadar becerikli, atmosferin içeriğini –ve belki de geleceğimizi– değiştirebilecek kadar kudretliler.

Mantarların hayranlık uyandırıcı ama göz ardı edilmiş dünyasına hoş geldiniz.

Merlin Sheldrake, 2021 Kraliyet Akademisi Bilim Kitabı Ödülü’nü kazanmış, 23 dile çevrilip kısa sürede bir doğabilim klasiğine dönüşen ‘Saklı Dünya’da, neredeyse bütün canlı sistemleri destekleyen mantarların yaşamlarına büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

“Wood Wide Web” denen ağlar sayesinde bitkileri birbirine bağladıklarının keşfedilmesiyle ekosistemleri anlama biçimimizi, beyinleri olmadığı halde problem çözebildiklerinin anlaşılmasıyla da geleneksel “zekâ” tanımlarını değiştiren mantarların, gerek yaşadığımız gezegeni gerekse zihin ve davranışlarımızı anlamanın anahtarı olduğunu gösteriyor.

Mantarları daha yakından tanıdıkça pek çok şeyin ancak onlarla anlam kazandığını fark ediyoruz.

  • Künye: Merlin Sheldrake – Saklı Dünya: Mantarlar Yaşamı, Zihnimizi ve Geleceğimizi Nasıl Değiştirir?, çeviren: Şiirsel Taş, Domingo Kitap, bilim, 384 sayfa, 2022