Graham Harman – Sanat ve Nesneler (2022)

Bu kitap, özellikle sanat ontolojisi, sanatta gerçekçilik ve özerklik konularıyla ilgilenenlerin elinin altında bulunmalı.

Graham Harman burada, hem Kantçılık sonrası felsefeye hem de biçimcilik sonrası sanata meydan okuyor.

“Nesne Yönelimli Ontoloji (NYO diye kısaltılır), biçimciliğin aşikâr enkazındaki hazineleri kurtarmak için iyi bir konumdadır, çünkü kurtarmak zorundadır. Nesnelerin çeşitli ilişkilerinden özerk varoluşuna adanmış bir felsefe olarak NYO, münferit nesneye dair temel biçimci ilkeyi onaylarken, iki özgür türdeki varlığın –insan özne ve insan olmayan nesnenin– birbirine bulaşmasına asla izin vermemek gerektiğine dair daha ileri varsayımı açıkça reddeder… Elinizdeki kitabın hem Kantçılık sonrası felsefeye hem de biçimcilik sonrası sanata bir meydan okuma olması istenmiştir.”

Harman, ‘Sanat ve Nesneler’ kitabında, 1990’larda Martin Heiddeger’in ‘Varlık ve Zaman’ eserindeki “alet analizi”nin sunduğu perspektif üzerine çalışmalarıyla başlayan “ilişkilerinden ve bileşenlerinden özerk nesne” kavrayışını bu sefer sanat alanına, ilk kez bir kitap boyutunda taşıyor.

NYO’da “nesne” kavramı, insan veya insan olmayan, cisimsel veya cisimsiz, hakiki veya hayali her tür varlık için aynı şekilde kullanılır.

Yeter ki bir varlık ne ilişkilerince ne de bileşenlerince bütünüyle açıklanabilsin.

Bu ontolojik gerçekçilik, eserin, bağlamının bütün ilişkilerince tümüyle açıklanabileceğini reddediyor.

Bir sanat eserinin ortaya çıkması için onda, bu ilişkilere indirgenemez, özerk bir yanın olması gerektiğini iddia ediyor.

Harman, sanat alanında bilhassa sanat eserinin özerkliğini ortadan kaldırmaya çalışan çağdaş veya klasik “ilişkiselcilik” biçimleriyle mücadelesinde bu nesne kavramını devreye alırken estetiğin konusu olarak yeni bir nesne tanımlıyor.

Harman’a göre çoğu nesne gibi sanat eseri de bileşik bir nesnedir ve ister insan ister başka türde bir zeki varlık olsun seyirci olmaksızın tam anlamıyla bir sanat eseri olamaz.

Dolayısıyla bir nesne olarak sanat eseri, iki bileşenden, yani eserden ve seyirciden müteşekkildir.

Fakat bu fikir, ön kapıdan kovulan ilişkiselciliğin arka kapıdan kabulü anlamına gelmez. Sanat eseri metaforik bir varoluşa sahiptir, yani duyulur nesne, erişimden çektiği gerçek bir nesnenin özelliklerini üstlenir.

Harman’a göre seyirci, işte bu yüzden bu gerçek nesnenin işlevini devralıp, onu teatral bir şekilde performe ederek sanat eserinin işlemesini sağlar.

Postmodernizmin bir eleştirisini de içeren bu kitapta Harman, biçimciliği yeniden yaşama getirirken, sanat ontolojisi alanında yeni bir gerçekçiliği, seyirci ve eserin kaynaşmasıyla oluşan yepyeni bir nesneyi takdim ederek yürürlüğe koyuyor ve buna “tuhaf biçimcilik” diyor.

Sanatta gerçekçiliğin ve özerkliğin yeni ufuklarını keşfetmek isteyenler için.

  • Künye: Graham Harman – Sanat ve Nesneler, çeviren: Oğuz Karayemiş, Ayrıntı Yayınları, sanat, 272 sayfa, 2022

Tim Mackintosh-Smith – Araplar (2022)

Arap halkının üç bin yıllık tarihi üzerine eşsiz çalışmalardan biri.

Otuz yıldır Yemen’de yaşayan Tim Mackintosh-Smith, Arap dünyasının özgün bir tahlilini sunduğu gibi, bir dil olarak Arapçayı da bütün kilit tarihsel gelişmeleri birbirine bağlayan olgu olarak irdeliyor.

Kitap, Arap Yarımadası’ndan çıkıp İspanya’dan Orta Asya’ya dek Avrasya kıtasının büyük kısmını fethederek dillerini, dinlerini ve kültürlerini bu muazzam coğrafyaya yayan Arap halklarının üç bin yıllık tarihini anlatıyor.

Aslen İngiliz olan Mackintosh-Smith’in otuz yıla yakın, tasvir ettiği coğrafyanın bir parçasını teşkil eden Yemen’de yaşaması ve kendisini bir Yemenli olarak tanımlaması kitabın değerini kuşkusuz daha da artırıyor.

Mackintosh-Smith, dilin Arap dünyasındaki merkezi konumundan hareketle, Arapçanın ortak bir kültürel kimliğin temelini nasıl oluşturduğunu, İslamiyet öncesi şiirden alfabenin evrimine, Muhammed Peygamber’in yazıyı kullanmasından Arap matbaasının yaşadığı sorunlara ve yakın dönemdeki çetrefilli olaylara varıncaya kadar, kimi zaman yükselen, kimi zaman çöküş yaşayan Arap tarihinden kesitler sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu kitap Arapların hikâyesini anlatırken, görünüşte ebedi ve çoğu kez trajik birlik-parçalanma döngüsünü ve ayrıca ateşi besleyen, devrimleri körükleyen, kimlikleri değiştirme ve yeniden kümeleme tarihi boyunca Arapları her şeyden daha fazla belirleyen gücü, yani Arapçayı daha yakından inceleyecek. Dil bütün kilit tarihsel gelişmeleri, yazıya geçirilmiş Allah kelamından kelime işlem ve yeni gerici rejimlerin beyin yıkama tekniklerine kadar bilgilendirme teknolojisi temelinde birbirine bağlayan şeydir. Liderliğe soyunan bütün Arapların sıkıca tutmaya çalıştıkları iptir. Hepsinin gayesi daima asabiyeti, o ‘bağlanmışlık’ ya da ittifak halini, Arapçadaki ifadesiyle Arap halkları ve kabileleri arasında ‘söz birliği’ (cemü’l-kelime) yaratmak olmuştur. Burada anlatılan Arapçanın değil, Arapların bir tarihidir. Ama ondan geçen dil ipini izlemek, bütün farklı anlamlarıyla ‘Arap olma’nın en derin damarını araştırmaktır.”

  • Künye: Tim Mackintosh-Smith – Araplar: Kavimler, Kabileler ve Devletlerin Üç Bin Yıllık Tarihi, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 640 sayfa, 2022

Jürgen Osterhammel – Dönüşen Dünya (2022)

Harika haber:

Jürgen Osterhammel’in tam 1564 sayfalık klasikleşmiş yapıtı ‘Dönüşen Dünya’, Mustafa Tüzel’in usta işi çevirisiyle şimdi Türkçede.

Kitap, 19. yüzyılda dünyayı kökten dönüştüren ve etkileri günümüze dek uzanan dinamikleri kapsamlı şekilde irdeliyor.

Kitap, tarihçiler kadar, tarihe ve siyasete ilgi duyan okurlar için de vazgeçilmez bir kaynak olmaya aday.

Alışılmış Batı-merkezci ve kronolojik bakışları çok aşan, okuyucuyu hem zaman ve uzam içinde, hem de farklı temalar arasında küresel bir yolculuğa, sözcüğün tam anlamıyla “devriâlem”e çıkaran çalışmasında Osterhammel, “Uzun 19. Yüzyıl” boyunca dünyanın şeklini değiştiren ve etkileri günümüze dek uzanan dinamikleri, iç içe geçen karmaşık süreçleri ele alırken, 19. yüzyılın ulus-devlet kavramıyla neredeyse özdeşleştirilmesi türünden pek çok ezberi de bozuyor.

Latin Amerika’dan Çin’e, “Vahşi Batı”dan Osmanlı İmparatorluğu’na, Avrupa’dan Ortadoğu’ya uçsuz bucaksız bir coğrafyada “küresel” bir bakışla dolaşan Osterhammel; insanın doğayla ilişkisinde yaşanan değişim, devrimler, endüstri devriminin dünyayı dönüştürmesi, modern şehirlerin yükselişi, yaşam standartlarındaki değişim, devlet, emek dünyası, göçler, kölecilik ve kaldırılması gibi pek çok tema etrafında dünya çapındaki yakınsamaları ve farklılaşmaları, kesişme noktalarını ve yol ayrımlarını zengin bir karşılaştırmalı perspektiften gözlerimizin önüne seriyor.

Kimilerinin haklı olarak “19. yüzyılın Braudel’i” olarak tanımladığı Osterhammel’den vazgeçilmez bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Jürgen Osterhammel – Dönüşen Dünya: Küresel 19. Yüzyıl Tarihi, çeviren: Mustafa Tüzel, İş Kültür Yayınları, tarih, 1564 sayfa, 2022

Kolektif – Siyaset Felsefesi Tarihi (2022)

Siyaset felsefesi alanında arşivlik bir eser arayanlar bu çalışmayı kaçırmasın.

Geçtiğimiz yüzyılın önde gelen siyaset felsefecilerinden Leo Strauss ve Joseph Cropsey tarafından derlenen yaklaşık 1000 sayfalık kitapta, Antik Yunan’dan 20. yüzyıla kadar siyaset felsefesine yön vermiş tam 38 filozofun düşünceleri özetleniyor.

Alanında uzman isimlerin kaleme aldığı kitaptaki makaleler, başta öğrenciler olmak üzere siyaset felsefesine ilgi duyan herkes için bir başvuru kaynağı niteliğinde.

Çalışmada editör ve yazarlar, siyasal problemlerin felsefi alımlanışını irdelerken rasyonel siyasal düşüncenin önemli dönüm noktalarını tarihsel sırasına uygun biçimde ortaya koyuyor.

Siyaset filozoflarının yürüttüğü eşitlik, özgürlük, adalet gibi değerlere dair kadim tartışmaları ve siyasal sorunlara sundukları çözüm önerilerini aktarıyor.

Bu bağlamda büyük siyaset filozoflarının öğretileri yalnızca tarihsel bakımdan ele alınmıyor, aynı zamanda geçmişteki ve günümüzdeki toplumları anlamak adına mutlaka anlaşılması gereken birer fenomen olarak değerlendiriliyor.

  • Künye: Kolektif – Siyaset Felsefesi Tarihi, editör: Leo Strauss ve Joseph Cropsey, yayına hazırlayan: Mehmet Akkurt, Babil Kitap, siyaset, 992 sayfa, 2022

Kolektif – Sabiha Sertel (2022)

Sabiha Sertel’in Türkiye sol tarihinde unutulmaz yeri var.

Bu çalışma da, Sertel’in entelektüel mirasını irdeleyen araştırmacıların metinleri ile Sertel’e dair kişisel tanıklıkları bir araya getiren çok değerli bir derleme.

Sertel 1895’te Selanik’te doğdu.

1919’da çıkan Büyük Mecmua’da “Türk Feminizmi”ni ilk kez ismiyle zikreden kendisidir.

Evliliği de sıra dışıydı.

İlk kez Yahudi Dönme cemaatinden bir kadın, cemaat dışında bir evlilik gerçekleştirdi.

Zekeriya Sertel ile evlilikleri İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yüksek düzeyde ilgisine mazhar oldu.

Dahası mahkemede yargılanan ilk Türk kadın gazetecidir.

Üstelik çok fazla bilinmese de Amerika’da sosyal hizmetler eğitimi alarak memleketin ilk sosyal hizmetler uzmanı vasfını kazandı.

Yazdığı yazılar nedeniyle basında sıkça polemiklerle karşı karşıya kaldı.

1937’de dönemin Cumhuriyet gazetesinin hedefindeydi.

Bu yazılarda kendisine “Bolşevik Dudu”, “vatan haini” bile dendi.

Dönmeliği ve Yahudi kökleri teşhir edildi.

Sabiha Sertel yine sözünü esirgemedi ve yazmaktan vazgeçmedi.

Sertel, “Fikre Artık Yeter Tahakkümünüz” başlıklı yazısını yazdığında tarih 5 Kasım 1945’i gösteriyordu, 50 yaşındaydı ve daha Tan Gazetesi’nin bir baskın sonucu talan edilmesi ve yıkıma uğratılmasına neredeyse bir ay vardı.

Türkiye Komünist Partisi üyesiydi.

Sürgüne gittikten sonra partiye yardımcı olmak için altı ülke (Fransa, Macaristan, Almanya, Çekoslovakya, Bulgaristan, Sovyetler Birliği) değiştirdi.

1968’de Bakü’de hayata gözlerini yumdu.

Bu derleme, onun farklı entelektüel alanlara yaptığı katkıları odağına alan araştırmacıların ve kişisel tanıklıkların ışığında kendisinin yaşamına başka açılardan bakmayı amaçlıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mehmet Ö. Alkan, Aynur Soydan Erdemir, Nur Deriş, Barış Çatal, Bengü Aydın Dikmen, İnci Özkan Kerestecioğlu, Çiğdem Akanyıldız-Gölbaşi, Aylin Özman, Kadir Dede, Ömer Durmaz, Özlem Özkal, Hülya Öztekin, Korhan Atay ve Gül Benderli.

  • Künye: Kolektif – Sabiha Sertel: Hayatı ve Entelektüel Mirası, hazırlayan: Barış Çatal, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, inceleme, 252 sayfa, 2022

Anne-Laure Dupont, Catherine Mayeur-Jaouen ve Chantal Verdeil – Ortadoğu Tarihi (2022)

Ortadoğu tarihi ile Osmanlı modernleşmesini eşzamanlı ele alan, üç yazarlı muazzam bir inceleme.

Kitapta, Osmanlı’nın 18. yüzyıldaki Ortadoğu reformlarından, bölgede 20. yüzyıl başlarındaki sancılı ulus devlet inşasına ve oradan bugünkü Ortadoğu dinamiklerine pek çok konu ele alınıyor.

Ortadoğu tarihi dünyanın gündeminden hiç düşmedi ve uluslararası alanda daima belirleyici bir rol üstlendi.

Kitapta, ilkin 1800’lü yıllara doğru Ortadoğu’nun genel bir resmi sunuluyor.

Reformların başlangıcı olarak kabul edilen 1774-1856 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu merkeze alınarak geniş bir coğrafyadaki hareketliliğe yer veriliyor.

Ortadoğu tarihi ile birlikte Osmanlı modernleşmesinin eşzamanlı biçimde ele alınması, kitabın dikkat çekici özelliklerinden biri.

Osmanlı’nın siyasi, idari ve hukuki yapısına ait terim ve kavramların tek tek izah edilmesi, öncelikle kültürel, dinî, sosyal ve ekonomik kodların çözümlenmesinin önemine işaret eder.

Bu sebeple kitabın yazarları tarihsel bağlamdan kopmadan kronolojik çerçeveyle birlikte terminolojinin doğru kullanımına büyük bir itina göstermişler.

Sonrasında 20. yüzyılın başında İngiltere’nin kendi idealleri doğrultusunda tanımladığı bir Ortadoğu coğrafyası çıkar karşımıza.

İki dünya savaşıyla birlikte bağımsızlık hareketleri ve milliyetçilik dalgaları art arda yayılmaya başlar.

Etnik ve mezhepsel çatışmalar, ayaklanmalar ve darbeler hız kesmez, matem ve gözyaşının eksik olmadığı topraklarda haritaların yerleri sürekli değişir.

1950-1970 yılları arasında ulusal seferberlikler, toplumsal protestolar ve kalkınma politikaları belirgin biçimde varlığını hissettirir.

Ekonomik liberalizmin gölgesi altında ve ABD’nin devreye girmesiyle birlikte bu sefer İslâmcı ideolojilerin yükselişi, dikta rejimler ve her türden şiddet olayları boy gösterir.

Bu durumda, yıllara ve yüzyıllara yayılan farklı Ortadoğu manzaraları belirir.

Kitap, bugün çağdaş sorunların ve güncel gelişmelerin belirlediği Ortadoğu’yu daha yakından kavramak için iyi fırsat.

  • Künye: Anne-Laure Dupont, Catherine Mayeur-Jaouen ve Chantal Verdeil – Ortadoğu Tarihi: 19. Yüzyıldan Günümüze, çeviren: Ayşe Meral, Doğu Batı Yayınları, tarih, 600 sayfa, 2022

Ian Stewart – Profesör Stewart’ın Matematik Hazineleri (2022)

Kaos nasıl organize edilir?

Dünyaca ünlü matematik profesörü Ian Stewart, pek çok bulmaca ve matematik problemini eğlenceli bir tarzda çözüyor.

Stewart, ‘Matematiksel Tuhaflıklar Dolabı’ kitabının büyük başarısından sonra başka bir çekmeceyi açıyor ve ‘Profesör Stewart’ın Matematik Hazineleri’nde zekası ve bilgisiyle sıradan bulmacaları eski ve modern matematiksel düşünceyle harmanlıyor.

Mantıksız ve hayali olandan karmaşık ve çiviyazısına kadar her tür sayı hakkında gizemli ve şaşırtıcı gerçekler arasında şunları öğreniyoruz:

  • Kaos nasıl organize edilir?
  • Madde, karşı-maddeyi nasıl dengeler?
  • Bir küre nasıl ters çevrilir ?
  • Yıldızları gözlemleyerek pi sayısı nasıl hesaplanır?
  • Neden tüylü bir topu düzgün bir biçimde tarayamazsınız?

Stewart, okura, hayatın ve evrenin altında yatan matematiğin heyecan verici bakışlarını sunuyor, okuru matematiğe teşvik ediyor.

Kitapta dijital küplerden ‘tüylü top teoremine pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

  • Künye: Ian Stewart – Profesör Stewart’ın Matematik Hazineleri, çeviren: Kutay Dişbudak ve Şule Ölez, Alfa Yayınları, bilim, 368 sayfa, 2022

Alex Quigley – Okuma Boşluğunu Kapatmak (2022)

Bir ebeveynin ve öğretmenin en önemli görevlerinden biri, ekran bağımlısı olmuş bugünün çocuklarına okuma alışkanlığını öğretmesidir.

Alex Quigley, öğretmenlerin, öğrencilere okuma isteği ve beceresini nasıl kazandıracağını altı adımda açıklıyor.

Okumanın önemi, evrensel bir şekilde kabul edilmiş olsa da sınıflarımızdaki okuma boşluğu, ebeveynlerin maddi durumu, eğitimleri, sahip oldukları kitaplar ve sınıfta yapılan pratikler gibi bir dizi sebepten ötürü halen yerini koruyor.

Bu boşluğu kapatmak için her bir öğretmenin, özgüvenli bir şekilde okumayı öğretme yetisine sahip olması gerekir.

Öğrencilerin okuma isteklerini ve becerilerini beslemeyi odağına alan bu önemli kitap, her öğretmenin, bütün öğrencilerinin hem okulda hem de okul kapılarının çok daha ötesinde başarıya koşmasını sağlayacak zengin bir okuma kültürü oluşturmasına yardımcı olacak kullanışlı çözümler sunuyor.

Quigley, uzman okuma öğretmenlerinin; öğrencilerine okumayı öğretmek, okuma arzularını beslemek için ihtiyaç duydukları bilgileri ve becerileri keşfe çıkıyor.

Eğer okulunuzun okuma müfredatını geliştiriyorsanız, kullanışlı stratejilerle dolu olan bu erişilebilir ve güncel metin çok değerli bir kaynak olacaktır.

Okumanın karmaşıklığını çekici ve akıcı bir şekilde açıklayarak, üstbilişe özellikle odaklanan Alex, okumayı yeniden şekillendirmek için uzman bilgileriyle desteklenen araçlar ve okuma boşluğunu kapatmak için altı adım sunuyor.

‘Okuma Boşluğunu Kapatmak’, kaçırılmayacak bir kitap.

  • Künye: Alex Quigley – Okuma Boşluğunu Kapatmak: Öğrencilerimizin Güçlü Okuyucular Olmasını Nasıl Sağlarız?, çeviren: Zeynepgül Atsız, Orenda Kitap, inceleme, 280 sayfa, 2022

Geoffrey Gorham – Bilim Felsefesi (2022)

Bilim, siyaset ve cinsiyetten nasıl etkileniyor?

Geoffrey Gorham’ın bu kitabı, bilim felsefesi denince akla gelebilecek hemen her soruya yanıt aradığı bu kitabı, alana iyi bir giriş yapmak isteyen okurlar için çok iyi seçenek.

  • Bilimsel bilgi nasıl üretilir?
  • Bilim, mutlak hakikate yaklaşıyor mu?
  • Bilimsel bilgi diğer bilgi türlerinden farklı mıdır?
  • Psikoloji (Bir makine düşünebilir mi?), fizik (Dünya, belirlenimci midir?) ve biyoloji (Evrimin karmaşıklık eğilimi var mıdır?) gibi belirli bilimlerde ortaya çıkan felsefi soruları nasıl düşünebiliriz?
  • Hepsinden önemlisi, bilimin doğası nedir?

Gorham’ın ‘Bilim Felsefesi’ tüm bu sorulara ve daha fazlasına temas eden, alana kolayca giriş yapmanızı sağlayacak bir rehber niteliğinde.

  • Künye: Geoffrey Gorham – Bilim Felsefesi, çeviren: Gülsüm Esen, Babil Kitap, bilim, 228 sayfa, 2022

Erdoğan Atmış – Rahatı Kaçan Orman (2022)

Ormanlarımız göz göre göre talan ediliyor.

Orman sorununun Türkiye’de gündem olmasını sağlamış isimlerden olan Erdoğan Atmış, yıllardır ormansızlaşmaya neden olan politika ve uygulamaları anlattığı yazı ve söyleşilerini bu kitapta bir araya getirmiş.

Politikacılar, uzun yıllar boyunca ormanlarımızı rant uğruna kurban etti.

Ormanların ölümü ekonomiye can, iktidara nefes verdi.

Ülkenin doğası ve kültürü “kalkınma” bahaneleriyle günden güne yok oluyor.

Bu eko-kıyımın önüne geçmek içinse “ağaçlandırma seferberlikleri” ilan ediliyor.

Ormancılık yönetiminin başarısızlığı ormanlarımızın rahatını kaçırdı.

İktidar; bir ağaç kesmişse on ağaç diktiğini ve ağaçlandırmada dünyada ilk üçe girdiğimizi anlatıp durdu.

Bu ifadeyi sarf edenler belli ki ormanların yalnızca ağaçtan ibaret olmadığını anlamadı.

İçerisinde canlı cansız birçok varlık barındıran ormanların da binlerce yılda hayat bulmuş doğal bir ekosistem olduğunu göz ardı ettiler.

Atmış’ın seçme yazı ve söyleşilerinden oluşan ‘Rahatı Kaçan Orman’, ormancılığımızın çekilmiş kapsamlı bir fotoğrafı olarak okunmalı.

  • Künye: Erdoğan Atmış – Rahatı Kaçan Orman: Ormansızlaşma Hakkında Yazı ve Söyleşiler, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 160 sayfa, 2022