Melanie Mühl – Farkındalıklı Beslenme (2023)

‘Gözümüz Neden Doymaz?’ kitabının yazarı Melanie Mühl, yiyip içtiklerimize dikkat etmenin ve farkındalıklı beslenmenin neden önemli olduğunu bilime dayanarak eğlenceli bir dille anlatıyor.

Duygularımız yeme alışkanlıklarımızı etkiler.

Canımız sıkıldığında yağlı, tuzlu yiyecekler yemek isteriz, aynı zamanda kaygı da sağlıklı beslenmenin en büyük düşmanıdır.

Sağlıklı beslenme, mükemmel bir beslenme planıyla değil, kendimizle kuracağımız istikrarlı ve özenli bir ilişkiye başlar.

‘Farkındalıklı Beslenme’, bedenimizle uyum içinde yemek yemenin keyfini çıkarmamızı sağlayacak!

  • Künye: Melanie Mühl – Farkındalıklı Beslenme: Duygularımız Yeme Alışkanlıklarımızı Nasıl Etkiler?, çeviren: Habibe Aygün, The Kitap Yayınları, beslenme, 144 sayfa, 2023

Merve Kayaduvar – Şehir Hastaneleri (2023)

Türkiye sağlık alanında piyasalaşma-metalaşma sürecini derinleştiren Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın ikinci fazı olarak nitelendirilen Şehir Hastaneleri Projesi ile sağlık hizmetleri üretim sürecinde radikal değişiklikler ortaya çıktı.

Devasa büyüklüğe ve yüksek yatak sayısına sahip entegre sağlık kampüsleri şeklinde inşa edilen Şehir Hastaneleri, kamu özel ortaklığı modeli çerçevesinde kamu ve yüklenici şirket tarafından birlikte yönetiliyorlar.

Dolayısıyla, şehir hastaneleri ile birlikte sağlık hizmetleri alanında büyük bir yönetsel ve mekânsal dönüşüm gerçekleşti.

Bu çalışma, şehir hastanelerinin sağlık emek sürecinde ortaya çıkardığı etkilerin emek süreci kuramı çerçevesinde bütünlüklü bir çözümlemesini konu alıyor.

Bu bağlamda, yazar şehir hastaneleriyle birlikte sağlık emek sürecinde yeni bir emek rejimi ortaya çıktığını ve bu rejimin Neoliberal Emek Rejiminin bir türü olarak “Abulik Emek Rejimi” olarak tanımlanabileceğini iddia ediyor.

Abuli rahatsızlığı bulunan kişiler “abulik” olarak tanımlanırlar ve bu kişilerin irade ile karar verme, inisiyatif alma ve kullanma, istemli harekette bulunma, iradesini kullanma yetenekleri azalmıştır ya da bu kişiler bu yeteneklerden yoksundur.

Sağlık emek gücü üzerinde abuli hastalığının semptomlarına benzer etkiler yaratan yeni emek rejimi de sağlık çalışanlarının hizmet üretimi üzerindeki özerklik ve denetimlerinin azalmasına veya ortadan kalkmasına yol açarak sağlık çalışanlarının kendi iradi davranışlarını, inisiyatif kullanma imkanlarını, karar alma ve uygulama yeteneklerini sınırlıyor veya ortadan kaldırıyor.

Şehir hastanelerinde “Abulik Emek Rejimi” altında klinik özerkliğini ve otonomisini kaybeden, inisiyatif kullanamayan ya da kullanmaktan çekinen, irade gösteremeyen çalışanlar, yabancılaştırıcı ve yalnızlaştırıcı etkilere maruz kalıyorlar.

Sağlık hizmeti üretim mekânının fabrikalaştığı, sağlık hizmeti üretiminde tasarımın uygulamadan ayrılması, parça başı ücrete eş değer hizmet başı ödeme sistemi, çalışma temposunun yönetim tarafından belirlenmesi, mutlak artı değeri artırmaya yönelik çalışma saatlerini ve mesai dışı çalışmayı, göreli artı değeri artırmaya yönelik iş yoğunluğunu ve üretkenliği artırmaya dönük uygulamalar, yoğun emek denetimi, artan yönetim baskısı gibi Taylorist yönetim ilkelerinin yaygınlaştırıldığı bu süreçte sağlık çalışanları da üretim bandında çalışan işçilere dönüşüyorlar.

Başka bir ifade ile, şehir hastaneleri sağlık çalışanlarının tekelci kapitalizm sürecinde fabrikada Taylorizm’le birlikte işçileşmesi sürecine benziyor. Taylorizm’in hedefi, işyerini bir işçinin gerek duyduğu tek niteliğin itaat olduğu bir tarzda yapılandırmaktır.

İşçinin üretim bandı üzerinde yaptığı en temel hareketlere kadar tüm aktiviteleri işçiye dikte edilir ve denetlenir.

Yaratıcılık, inisiyatif, yenilikçilik gibi diğer bütün insani nitelikler işçinin elinden alınır.

Yazarın sağlık emek sürecinde “Modern Zamanlar” olarak nitelendirdiği şehir hastanelerinde de çalışanlardan beklenen itaatkâr zihin ve bedendir.

Abulik emek rejiminin düşünmeden işleyen mekanik aygıtlara dönüştürmeye çalıştığı sağlık çalışanları, her geçen gün kendi emeğine, emek sürecine, kendi türüne ve kendisine yabancılaşmaktadır.

Bu çalışma, şehir hastanelerinin yeni bir sağlık hizmeti üretim mekânı ve çalışma örgütlenmesi olarak sağlık emek sürecinde yaşanan klinik otonomi ve inisiyatif kaybı, denetimin ve gözetimin yoğunlaşması, sağlık çalışanları arasında rekabetin teşvik edilmesi ve mesleki dayanışmanın ve kolektif mücadelenin azalması gibi süreçleri nasıl derinleştirdiğini ve bu süreçlere bağlı olarak ortaya çıkan vasıfsızlaşma, proleterleşme ve yabancılaşma gibi olguların şiddetini artırarak nasıl yeni bir emek rejiminin ortaya çıkardığını alan araştırması bulgularından yola çıkarak ortaya koyuyor.

  • Künye: Merve Kayaduvar – Sağlık Emek Sürecinde “Modern Zamanlar”: Şehir Hastaneleri, Nota Bene Yayınları, sağlık, 326 sayfa, 2023

R. Philip Bouchard – Şaşmaz Bilimcinin El Kitabı (2023)

Bilgiye ulaşımın kolaylaşması dünyayı galatımeşhurlardan ve şehir efsanelerinden kurtaramadı.

Haber kanalları, sosyal medya hesapları ve internet kişilikleri paylaşımlarında klişeleri kullanmaya devam ederken, insanlar da hakikat arayışının zahmeti yerine alışkın oldukları kalıplara inanmayı tercih ediyor: Küresel ısınma, süper gıdalar, sağ-sol beyinliliğimiz ve ormanlar tabii ki ciğerlerimiz…

Sahi, artık duyarsızlaşacak kadar sık duyduğumuz bu kavramlar bilimsel açıdan ne ölçüde geçerli?

Philip Bouchard, ‘Şaşmaz Bilimcinin El Kitabı’nda bu türden klişeleri tersyüz ederek bu soruşturmayı sizin yerinize yaptı.

Kitlelerin gürültüsüne karşı Doğrucu Davut olmaya cüret edenler ise yeni bir başucu kitabı kazanmışa benziyor.

  • Künye: R. Philip Bouchard – Şaşmaz Bilimcinin El Kitabı: Safsatalar Çağında Doğrucu Davut’un Bilim Rehberi, çeviren: Damla Atamer, Okuyanus Yayınları, bilim, 284 sayfa, 2023

Didier Eribon – Dumézil ile Konuşmalar (2023)

Georges Dumézil, 20. yüzyılın en önemli Hint-Avrupa uygarlığı ve mitoloji uzmanlarındandır.

‘Dumézil’le Konuşmalar’, çalışmalarını nasıl ürettiğine ve geliştirdiğine dair okura ışık tutuyor.

Anılarını anlatmaktan mümkün mertebe kaçınan Dumézil, sonunda kendi hikâyesini, kariyerini ve entelektüel yaşamını anlatıyor.

Böylece 20. yüzyıl Fransası’nın düşünce yaşamına dair okura önemli veriler sunuyor.

Türkiye’de geçirdiği yıllardan, buradaki çalışmalarından, Pierre Gaxotte ve Michel Foucault’nun da aralarında bulunduğu dostlarından, kişisel beğenilerinden siyasal eğilimlerine kadar yaşamından kesitleri aktarıyor.

  • Künye: Didier Eribon – Dumézil ile Konuşmalar, çeviren: İsmail Yerguz, Alfa Yayınları, söyleşi, 200 sayfa, 2023

Kolektif – Yüzüncü Yılında Türkiye (2023)

Alanında uzman birçok ismin emeğiyle meydana gelen bu kitap, yüzüncü yılına gelen Türkiye Cumhuriyeti’nin hem geçmişine hem bugününe odaklanıyor.

Bu doğrultuda Levent Ürer ve Davut Taş, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyete vatandaşlık kavramını çözümlerken Anıl Mühürdaroğlu, Türkiye’de disiplin olarak sosyolojinin modernleşme perspektifiyle geçirdiği safhaları inceliyor.

Mustafa Budak, Erken Cumhuriyet dönemi tarih ders kitaplarında Osmanlı ve İslam algısının seyri üzerinde duruyor.

Namık Sinan Turan ve Bilen Işıktaş, müziğin ulusal inşa sürecindeki önemini vurguluyor.

Can Kakışım, sol siyasal düşünce geleneğinin Türkiye’deki seyrini sorgularken Serap Yolcu Yavuz ve Miraçhan Yılmaz da Atatürkçülüğün dönem içindeki seyrini Gramsciyen teori çerçevesinde sorguluyor.

Sedef Zeyrekli Yaş, 1960-2019 arası yapılan seçimleri analitik bir bakış açısıyla değerlendiriyor.

Göktürk Tüysüzoğlu, Türkiye’de Avrasyacı düşüncenin dış politikadan iç siyasete uzanan tarihsel seyrine odaklanırken Cenk Özgen ise 15 Temmuz askeri darbe girişiminin Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde kurumsal dönüşüm noktasında yarattığı etkilerine odaklanıyor.

Yeliz Yazan Koç, Türkiye’de son zamanların en tartışmalı konularından biri olan kadın cinayetlerinin hukuksal olarak geçirdiği süreci toplu bir bakış açısıyla ortaya koyuyor.

Son olarak Gizem Bilgin Aytaç, Türkiye’de hala gelişmekte olan kadın hareketini feminist bakış açısıyla tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Yüzüncü Yılında Türkiye: Tarih, Toplum, Siyaset, editör: Serap Yolcu Yavuz, Ünsal Yavuz, Paradigma Akademi Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2023

Bruce Haddock – Siyasi Düşüncenin Tarihi (2023)

Fransız ve Amerikan Devrimlerinin Batı’da yarattığı deprem krallıkları yıktı, eskimiş düzenleri tarihe gömdü.

Toplumda yeni aktörler, yeni çıkarlar, yeni çatışmalar ve yeni bağlılıklar yarattı.

Yeni bir dünyanın kurulduğunu ilan ederek insanlara yeniden başlama, dünyayı tekrar kurma umudu aşıladı.

Başarısızlıklarıyla da bugün bile etkisini hissettiğimiz korkutucu hayaletleri dünyanın başına musallat etti.

Siyasetin ne olduğu, ne olması gerektiği ve ne olamayacağı sorularının eskisinden bile daha güçlü bir şekilde sorulmasına ve yanıtlanmasına vesile oldu.

Bu kitap, Fransız Devrimi’nden günümüze kadar olan dönemde, Batı’da çatışan çıkarları temsil eden ve çoğu zaman birbiriyle taban tabana zıt olagelmiş siyaset düzenlerini ve siyaset yapma tarzlarını ele alıyor.

Siyasi düşünceyi modern dünyanın yükselen kurumsal, kültürel ve ekonomik çerçevesi bağlamında ele alan felsefi ve tarihsel bir çözümlemede birleştiriyor.

Devrim, tepki, ulus devleti, özgürlük, totalitarizm gibi Batı’nın düşünce ve siyaset dünyasında yer etmiş temel izlekleri ve siyaset tartışmalarını ele alıyor.

Kant, Burke, Hegel, Cuoco, Mazzini, Tocqueville, Marx, Mill, Lenin, Schmitt, Hayek, Oakeshott, Foucault, Hardt, Negri, Gray ve Rawls gibi isimler üzerinden siyasetin neliğinin ve nasıllığının izini sürerek modern siyasetin ve siyaset felsefesinin fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Bruce Haddock – Siyasi Düşüncenin Tarihi: 1789’dan Günümüze, çeviren: S. Erdem Türközü, Fol Kitap, siyaset, 280 sayfa, 2023

Sean McMeekin – Temmuz 1914 (2023)

Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verişi “hiç aşılmayan bir dramdı”.

Yüzyılı aşkın bir süredir, karakterlerin hiçbiri akıllardan silinmedi: Habsburg Hanedanı’nın kaygı içindeki varisi Arşidük Franz Ferdinand; ona suikastı planlayan fanatik Bosnalı Sırp komplocular; suikast sonrası yaşanan karmaşayı fırsat bilen Avusturyalı devlet adamları Conrad ve Berchtold; onlara arka çıkan Kayzer Wilhelm ve şansölye Bethmann; imajını değiştirme peşindeki Rus Dışişleri Bakanı Sazonov; Rusları kışkırtan Fransız devlet adamları Poincaré ve Paléologue; son olarak da Londra’daki Kabine üyeleri arasında durumun ciddiyetinin farkına varıp acilen eyleme geçilmesi gerektiği düşüncesindeki Winston Churchill.

‘Temmuz 1914’, 28 Haziran’daki kanlı eylemle başlayan ve 4 Ağustos’ta Britanya’nın da dahil oluşuyla Avrupa’daki çatışmayı dünya savaşı haline getiren süreci bu figürlerin gözünden aktarıyor.

Savaşın kaderin bir oyununun yahut kaza sonucu değil, düpedüz çıkar peşindeki politikacıların çatışmayı körüklemeleri, büyük tehlikeye karşın tutumlarında diretmeleri nedeniyle patlak verdiğini açıklıkla gözler önüne seriyor.

Bununla birlikte sorumluluklarını yüklenemeyen yahut tansiyonu düşürmek için büyük çaba sarf eden haysiyetli figürlerin dramına da yer veriyor.

Tarihçi McMeekin’ın sarsıcı, kaçınılmaz olarak gerilimli ve ince ince detaylandırdığı olağandışı kitabı ‘Temmuz 1914: Savaşa Doğru Geri Sayım’, felaketin ardındaki figürlerin portresini ustalıkla çizerek o mahvedici bir ayın hikayesini neredeyse dakika dakika yeniden kurguluyor.

Tarihin en büyük felaketlerinden biri olan Birinci Dünya Savaşı’nın çıkışını yeni bir bakış açısıyla ele alıyor.

  • Künye: Sean McMeekin – Temmuz 1914: Savaşa Doğru Geri Sayım, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2023

Sinan Hakan – Cumhuriyet’e Giderken Kürtler (2023)

Bugün “Kürt meselesi/sorunu” dendiğinde, aynı zamanda çok boyutlu politik bir probleme işaret edilmiş olur ve daha ziyade problemin güncel izdüşümleri üzerinden değerlendirmeler yapılır.

Fakat güncel izdüşümlerin arkasında önemli tarihsel referanslar, dönemeçler ve yollar vardır.

Sinan Hakan, ‘Cumhuriyet’e Giderken Kürtler’ kitabında sonuçlarını bugün de gördüğümüz pek çok sorunun hangi tarihsel gelişmeler neticesinde oluştuğunun izlerini sürmeye devam ediyor.

Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla noktalanan (1916-1920) önceki kitabından sonra (‘Türkiye Kurulurken Kürtler’), bu kez Kürt aşiret liderleri ve politik aktörleri ile uluslararası alanda da kazanımlar elde ederek meşruluğu gittikçe güçlenen BMM arasındaki gerilimli ve gelgitli ilişkiyi dönemin önemli aktörlerinin resmî yazışmalarından, askerî arşiv kaynaklarından, gazete arşivlerinden faydalanarak Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar getiriyor.

Kürt meselesinin şekillenmesine katkıda bulunan ulusal ve uluslararası gerilim hatlarının ancak yerel dinamiklerle etkileşim içerisinde anlaşılabileceği iddiasını sürdürüyor.

Kitaptan bir alıntı:

“1923 seçimleri ile TBMM’deki sosyopolitik çok renklilik de ortadan kalkmış, meşruiyetini tahkim eden Ankara’nın Kürt meselesine ilişkin bakışında yeni koşullar dahilinde paradigmatik bir değişim yaşanmıştır. Bu çerçevede, Lozan’la şekillenen yeni küresel ve bölgesel düzlemde Cumhuriyet idaresinin ilanı, modern Türkiye’nin miladı olması hasebiyle modern Kürt sorununun da miladıdır.”

  • Künye: Sinan Hakan – Cumhuriyet’e Giderken Kürtler (1920-1923), İletişim Yayınları, tarih, 381 sayfa, 2023

Timothy Brennan – Aklımdaki Diyarlar (2023)

Edward Said, “Şarkiyatçılık” teriminin dile eleştirel bir anlamda girmesiyle sonuçlanan ve onun, postkolonyal çalışmaların kurucu babası olarak görülmesine yol açan çok etkili kitabı ‘Şarkiyatçılık’ ile tanınır.

Said’e göre Doğu-Batı ayrımı, asla temel ve aşılmaz bir boşluk konumunda değildi.

Aslında ‘Şarkiyatçılık’ı tam da bu iddiaya karşı çıkmak için yazmıştı.

Bölünme, ona göre daha ziyade jeostratejikti.

Avrupa, Doğu’ya hâkim olmak için önce ana meseleye hâkim olması gerektiğini hissetmiş ve bilgi güç olduğu için, bu hâkimiyet Şark’ın özünü, onun gerçek içsel karakterini belirleme biçimini almıştı.

Bu yaklaşım, Avrupa’nın üstlendiği bir projeydi; kaynakları, küresel tasarımları ve Doğu’ya coğrafi yakınlığı vardı ve Doğu, sırf bu nedenle “öteki” olarak tasvir edilmeliydi.

Timothy Brennan’ın yazdığı biyografi Edward Said’in yazar, akademisyen, ünlü bir entelektüel ve siyasi aktivist olarak çeşitli kimliklerini belli bir bağlam çerçevesinde değerlendirerek Said’in yaklaşımlarını detaylı bir analiz halinde ortaya koyuyor.

Bu kitapta 20. yüzyılın en etkili entelektüellerinden biri olan Edward Said’in gelişiminin ve fikirlerinin rotası çizilirken okura da Doğu-Batı çatışması açısından kapsamlı bir bakış açısı kazanma imkânı sunuluyor.

  • Künye: Timothy Brennan – Aklımdaki Diyarlar: Edward Said’in Hayatı, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 512 sayfa, 2023

Philippe Julien – Anneni ve Babanı Terk Edeceksin (2023)

Ailenin temeli nedir?

Tüm toplum modellerinde ortak olan ensest yasağı mı?

Eşlerin özgür seçimi ve ortak rızası mı?

Hukuki bir tanıma sözleşmesi mi?

Yoksa biyolojik olsun olmasın ebeveynlik deneyimi mi?

Aile kurumunun psikolojik ve antropolojik temellerini ele alan bu kitabında Fransız psikanalist Philippe Julien, bireyin aile kurmak için ebeveynlerinden kopma zorunluluğunun tarihsel ve psikolojik dayanaklarını ve bu zorunluluğun kuşaklar arasında nasıl aktarıldığını gayet sade ve akıcı bir dille tahlil ederek okurlarıyla paylaşıyor.

Peki modern toplumlarda aile nasıl bir dönüşüm geçiriyor?

Özel yaşamın kamusal alanı istilası, babanın sarsılan otoritesi, cinsellik ile evlilik arasındaki ilişki, gittikçe daha görünür hâle gelen eşcinsellik gibi tartışmalı konuları değerlendiren Julien, Lacancı anlayışın yardımıyla ailenin kuruluşunda rol oynayan psikolojik yapıları felsefi bakımdan derinlikli bir analize tabi tutarak bu meseleye farklı bir ışık altında bakmamızı sağlayacak.

Bir kuşağın bir sonraki kuşağın kendisinden ayrılmasına izin vermesi için ona aktarması gereken şeyin ne olduğunu, başka bir deyişle bir kadının ve bir erkeğin yeni bir aile kurmasını sağlayan şeyin ne olduğunu merak edenler, bu kitabı muhakkak okumalı.

  • Künye: Philippe Julien – Anneni ve Babanı Terk Edeceksin, çeviren: Sevinç Beyza Toktay, Fol Kitap, felsefe, 112 sayfa, 2023