Kai Lindemann – “Çetelerin” Siyaseti (2023)

Kitapta kullanılan “çete” kavramı, dar anlamdaki kriminal çetelerle sınırlı değil.

Yönetilenlerin, emekçilerin oluşturduğu topluluklara belirli bir sosyal koruma sunması karşılığında, bir tür haraç gibi, onların itaatini ve rızasını alan iktidar ağlarını anlatıyor.

“İtaate karşı koruma”nın, devlet-olmanın kadim ilkesi olduğunu hatırlatarak…

Kapitalist sistemin, bu “çete” ilişkisi içinde kurduğu “ganimet cemaatleri” sayesinde meşruiyetini sürdürebildiğini ortaya koyuyor.

Sendikacı ve siyaset bilimci Kai Lindemann, Adorno ve özellikle Horkheimer’in yazılarından ilhamla yazdığı “Çetelerin” Siyaseti’nde, yerleşik Marksist ekonomi politiğin bir eleştirisini de yapıyor.

Sadece “zor”un değil, “ekonomi-dışı” gibi görünen başka öznel etkenlerin ve eylemlerin, sınıfların oluşumundaki ve bizzat ekonominin şekillenmesindeki rolüne dikkat çekiyor.

Neoliberal dönemde sınıf mücadelelerinin çarpıcı bir analizi.

Kitaptan bir alıntı:

“Eskiden devletin sınıf devleti olduğuna dair doğal anlayışın sonucu olan kabul, bugün parsellere ayrılmış (mesela mali piyasalarda) neoliberal çete yapılarına dayanak oluşturur, bu zeminde gönlünce tepinen sınıf devleti, sosyal devlet ilkelerinin işletmeselleşmesine hız verir.”

  • Künye: Kai Lindemann – “Çetelerin” Siyaseti: Egemen Sınıfların Pratiği, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2023

Seneca – İyilikler Üzerine (2023)

Stoa felsefesinin temel kavram ve öğretilerinin en güzel örneğinin sergilendiği çalışmaların başında Seneca’nın ‘İyilikler Üzerine’ adlı kitabı gelir.

İyiliğin hakiki doğası, yapılan iyiliğe iyilikle mukabele etme ve minnettarlığın meziyetleri bireysel ve toplumsal ahlâka dönük yönleriyle mükemmelen tartışılır burada.

Seneca, gerçek mutluluk ile erdem, bilgelik ile özgürlük, sağduyu ile düzen, akılcı olmama ile nankörlük, sahip olma hırsı ile kaybetme korkusu, haz ile ölçülülük, ahlâki doğruluk ile günah, irade ile talih, tutku ile esaret, doğaya uygun yaşama arzusuyla gerçek zenginlik, özü itibarıyla iyi olan ile kaçınılması gerekenler arasındaki ilişki ve çelişkileri irdeler.

Nankörlük konusuna da genişçe bir yer ayrılır.

Nankörlük olgusunun ne olduğu, bir kusur olarak ceza gerektirip gerektirmediği, nankör kişinin esasen nasıl biri olduğu, iyiliklerin neden unutulmaya açık olduğu anlatılır ve nankörlüğün bedeli ile insan ilişkilerine verdiği zarar tartışılır; tarihten ve siyasetten örnekler verilir.

Güzel söz söyleme sanatına kazandırdıklarıyla adını unutulmazlar arasına kazıyan Seneca, bu uzun eserinde dikkat çekici, paylaşmaya değer ve ironisini cesurca sergileyen özdeyişlerin (sententia), açık ve berrak tanımların nadide bir demetini hediye eder bizlere.

Seneca’nın yaşamının son dönemlerine ait bu eserin ilk dört kitabı ağırlıklı olarak öğretici ve bütünsel bir özellik gösterirken, son üç kitap tamamlayıcı nitelikte olup daha serbest bir içeriğe sahip.

Yedi kitaplık “İyilikler Üzerine” (De Beneficiis) Seneca’nın ahlâk felsefesi üstüne yazdığı denemelerden olup, dostu Aebutius Liberalis’e ithaf ettiği bir eserdir.

Levent Keskin’in yetkin çevirisiyle ilk defa Latinceden Türkçeye tam metin olarak kazandırılmıştır.

  • Künye: Seneca – İyilikler Üzerine, çeviren: Levent Keskin, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 285 sayfa, 2023

Stephen Walker – Uzayda (2023)

İnsanın uzay yolculuğu ile Yuri Gagarin’in bu büyük maceradaki olağanüstü rolü üzerine eşsiz bir kitap.

Gerilimli, heyecan dolu, çok iyi araştırılmış ‘Uzayda’, Gagarin ile Vostok görevlerini ustaca anlatan ilk çalışma.

12 Nisan 1961, sabah 9.07.

SSCB’deki çok gizli bir roket sahası.

Sovyetler Birliği’nin, amacı nükleer savaş başlığı taşımak olan en güçlü kıtalararası balistik füzesinin tepesindeki küçücük bir kapsülün içinde genç bir Rus oturuyor.

İsmi Yuri Gagarin ve tarih yazmak üzere.

Saatte yaklaşık 30.000 kilometre hızla yol alan Gagarin sadece 106 dakikada dünyanın çevresini dolaştı.

Bu fırlatma tam bir gizlilik içine yapılmış olsa da indikten sonraki birkaç saat içinde dünya çapında bir şöhrete dönüştü: Çünkü o, gezegenden ayrılmış olan ilk insandı.

‘Uzayda’, bu efsanevi uçuşun ardındaki nefes kesen hikâyeyi anlatıyor.

Bu olay, ABD ile SSCB’yi Demir Perde’nin iki tarafından karşı karşıya getiren Soğuk Savaş’ın zirvesinde gerçekleşti.

Her iki süper güç de uzaya insan gönderen ilk ülke olmak için çok büyük riskler aldı.

Her ikisi de astronotlarını, dayanıklılığın sınırlarını zorlayacak şekilde eğitti.

Aralarındaki yarış en son ana kadar kıran kırana sürdü.

Kapsamlı orijinal araştırmalar ile çoğu daha önce hiç konuşmamış görgü tanıklarının etkileyici ifadelerini bir araya getiren Stephen Walker, onyıllardır saklanan sırları gözler önüne seriyor.

‘Uzayda: Gezegenimizden Uzaya Yolculuk Eden İlk İnsanın Çarpıcı Hikâyesi’, her iki taraftan bilim insanlarının, mühendislerin, siyasi liderlerin yer aldığı, ama en başta Amerikalı astronotlar ile Sovyet kozmonotların gökyüzünde üstünlük sağlama mücadelesine dair çok heyecanlı bir hikâye sunuyor.

  • Künye: Stephen Walker – Uzayda: Gezegenimizden Uzaya Yolculuk Eden İlk İnsanın Çarpıcı Hikâyesi, çeviren: Tülin Er, Kronik Kitap, tarih, 480 sayfa, 2023

Özgür Taburoğlu – Hakikat-Sonrası (2023)

Kısa aralıklarla çağların açılıp kapandığı, hızlanmış bir zamanın sakinleri olarak hakikat-sonrası dönemin egemenliğine tanık oluyoruz.

Bu dönem yalanların, komploların, algı yönetiminin ve cehaletin egemenliğiyle öne çıkıyor.

Taburoğlu, farklı başlıklar altında bir yandan hakikat-sonrası gibi bir adlandırmanın dayanaklarını sorguluyor bir yandan da hakikatin etkin irade ve yaratıcı eylemler gerektirdiğini, aksi takdirde yalanlara ve yanlış anlamalara dönüşeceğini belirtiyor.

Hakikat-sonrası dönemde tanımlanması zor görüngüler de mevcut.

Kontrol edemediğimiz olayların başımıza geldiği ve hakikati savunmada yetersiz kaldığımız böylesi tuhaf bir dönemde, zamanın yıkıcı olaylarını ve dağınık nesnelerini izlerken ister istemez en eskiye, nesnelerin ve olayların kör istencine terk edilmiş zamanlara geri dönüyoruz.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Hakikat-Sonrası: Olaylar ve Nesneler, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 160 sayfa, 2023

Muhsin Ertuğrul – Moskova Notları (2023)

“Modern Türk tiyatrosunun kurucusu” Muhsin Ertuğrul, dönemin “tiyatro mabetleri” olarak gördüğü Almanya, Fransa, İsveç, ABD gibi birçok ülkeye araştırma gezileri yapmış, buralarda gördüklerini de gazete ve dergilere yazmıştır.

Ama “tiyatro sanatının en yüksek mertebesi”nde olduğunu düşündüğü Sovyet Rusya’ya 1925 ve 1934’te yaptığı ziyaretlerin ve oradan yazdıklarının yeri ayrıdır.

Zira bu metinlerde Sovyet sanatçılarının tiyatro ve sinema alanına getirdikleri yenilikleri anlatmakla kalmaz, oradaki büyük inkılabın müzikten gündelik hayata, tarımdan eğitime hayatın her alanındaki yansımalarını, sıradan “amele”lerin radikal dönüşümünü de coşkuyla kayda geçirir.

Moskova’nın bütün sinema ve tiyatrolarına, kütüphane, müze, konser ve opera salonlarına kolayca girer.

“Tamir ve badana hastalığı”na yakalanmış Moskova’da en çok amele sınıfının şimdiye kadar her yerde dışlandığı yüksek sanatla buluşmasının örneklerine hayranlık beyan eder: Tiyatro fuayelerinde şık aktrislerle beraber çay içen işçi kızları, sergi salonlarını gezen “tabur tabur” köylü ve işçiyi, temiz ve şık sade kıyafetleriyle tiyatro salonlarını dolduran ameleleri, tıklım tıklım dolu kütüphaneleri, işçi üniversitelerini ballandırarak ve gıptayla anlatır.

“Buraya geldiğim günden beri nereye gittim ve ne gördümse hepsinin karşısında aczimizi ve cehlimizi hatırlayarak göğüs geçirmekten zevk-yab olmaya vakit bulamadım. Ah ne geriyiz, ne geriyiz…” diye yakınarak Türkiye’nin “medeniyet” arayışında “kör değneğini beller gibi” yalnız Batı’yı değil Sovyetler Birliği’ni de model alması gerektiğine işaret eder.

Nergis Ertürk kitaba yazdığı güzel sunuşta özellikle hem Muhsin Ertuğrul’un dinin yerine geçecek yeni bir ahlak ve maneviyat arayışını ve bu arayışın kilit önemdeki parçası olarak sanat ve tiyatro anlayışını ayrıntılı olarak anlatıyor hem de Ertuğrul’un bu ilginç metinlerini “SSCB’den Dönüş” adı verilen seyahatname alt türünün örnekleriyle, özellikle Benjamin’in Moskova Günlüğü’yle birlikte okuyor.

  • Künye: Muhsin Ertuğrul – Moskova Notları, hazırlayan: Tuncay Birkan, Can Yayınları, deneme, 200 sayfa, 2023

Aleksandr R. Luriya – Kayıp Aklın Peşinde (2023)

Modern nöropsikolojinin kurucusu olarak bilinen Aleksandr Luriya’nın neredeyse 30 yıllık araştırmasının ürünü olan bu kitap, hafızasını kaybeden bir adamın zihinsel becerilerini yeniden kazanmak için verdiği kahramanca mücadelenin portresidir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında başına şarapnel isabet etmesi sonucu beyninin sol tarafı ağır hasar alan Rus asker Zasetski kendisini birdenbire korkutucu bir dünyanın içinde bulmuştur: Çocukluğunu hatırlayabilse de yakın geçmişini hatırlayamaz; görüş alanının yarısı yok olur; konuşmakta, okumakta ve yazmakta büyük güçlük çeker.

Fakat geçmişini ve benliğini kurtarmak için inanılmaz bir çaba göstererek, okumakta zorlandığı 3000 sayfalık bir günlük yazar.

İşte Aleksandr Luriya’nın Zasetski’nin günlüğünden yola çıkıp beynin yapısı ve işlevlerine dair bir vaka analizi olarak yazdığı ‘Kayıp Aklın Peşinde’ bu genç askerin zorlu tedavisinin olağanüstü hikâyesi.

  • Künye: Aleksandr R. Luriya – Kayıp Aklın Peşinde: Bir Yaranın Öyküsü, çeviren: Sabri Gürses, Say Yayınları, bilim, 176 sayfa, 2023

Marc David Baer – Osmanlılar (2023)

Osmanlı İmparatorluğu’nu Avrupa tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak okuyan ilgi çekici bir eser.

Marc David Baer, ‘Osmanlılar: Hanlar, Sezarlar ve Halifeler’de, bu etkili imparatorluğun hükümdarlarının karşılaştıkları çeşitli kültürlerle olan karmaşık bağlantılarının peşine düşüyor.

Güç, din ve yönetim karmaşıklıklarına dalarken, Osmanlı tarihindeki gizli hikâyeleri ve daha az bilinen yönleri gün yüzüne çıkarıyor.

Fetihler ve toprak genişlemelerinin geleneksel anlatısının ötesine geçerek, imparatorluğun yükselişi ve düşüşü hakkında nüanslı bir anlayış sunuyor.

Hanların hayranlık uyandıran saltanatlarından, sezarların imparatorluk görkemine ve halifelerin derin etkisine kadar, Baer, Osmanlıları ve kalıcı miraslarını canlı bir şekilde sunuyor.

  • Künye: Marc David Baer – Osmanlılar: Hanlar, Sezarlar ve Halifeler, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, tarih, 544 sayfa, 2023

Chris Ferrie – Kuantum Safsatası (2023)

Kuantum fiziği aslında nedir?

Bu soruya saçmalamadan cevap verebiliyorsanız bu kitapta sizlik bir şey yok demektir; okumayı hemen şimdi bırakabilirsiniz.

Oysa birçok insan, kuantum fiziğini anlamasa da mistik ve olağanüstü bir şey olduğunu düşünüyor; üstelik anlarlarsa muhtemelen zengin ve mutlu olacakları yanılgısı içindeler.

Ne de olsa, kuantum enerjinizi kuantum kaderinizle hizalamak için kuantum kristalleri satan pek çok insan var artık.

Hepsi de yanılıyor olabilir mi?

Evet, olabilir.

Kuantum kristalleri diye bir şey yoktur.

Her türlü safsata interneti ele geçiriyor ve sahte bilimleri gerçek bilimden ayırmak giderek zorlaşıyor.

Neyse ki gerçek bir kuantum fizikçisi olan Chris Ferrie, kuantum fiziğini mantıklı bir şekilde açıklarken kuantum enerjisinin, dalga-parçacık ikiliğinin ya da kuantum bilgisayarların aşk hayatınıza bir katkı sağlayamayacağını söylüyor.

Ayrıca Hollywood’un milyon dolarlık filmlerine karşı çıkarak, paralel evrenlerin aslında ne olduğunu ve zamanda yolculuğun neden mümkün olmadığını da gösteriyor.

Bilimi seviyor ve dünyayı kasıp kavuran kuantum safsatasının kurbanı olmak istemiyorsanız, bu kitap tam size göre.

  • Künye: Chris Ferrie – Kuantum Safsatası: Kuantum Fiziği Hayatınızı Nasıl B*k Edebilir?, çeviren: Ege Can Karanfil, İrene Kitap, bilim, 192 sayfa, 2023

Bertrand Darbeau – Aydınlanma Felsefesi (2023)

Düşünce alanında ışık “hakikat arayışında aklı ve ruhu aydınlatan” etmendir.

Geliştiği XVIII. yüzyıldan bağımsız düşünülemeyen Aydınlanma, tüm Avrupa’da, insan aklının ve medeniyetinin ilerlemesine olan inancı yayan engin bir entelektüel ve felsefi akımı kapsar.

Fransa’da Montesquieu, Diderot, Voltaire, Rousseau tarafından desteklenen akla adanan Aydınlanma hareketi, Fransız Devrimi’ne giden yolu açan fikirler tarihinde radikal bir kırılmayı oluşturur.

Metinler ve belgeler bakımından geniş bir seçenek sunan bu antoloji, sizi “aydınlanmış” sanatçı ve yazarların çizdiği yollardan geçmeye davet ediyor.

Burada düşünceleri ele alınan isimler ise şöyle: Beaumarchais, Bernardin de Saint-Pierre, Condorcet, Diderot, Dumarsais, Fénelon, Fontenelle, Kant, Laclos, Mendelssohn, Montesquieu, Madame Rolland, Rousseau, Sade ve Voltaire.

  • Künye: Bertrand Darbeau – Aydınlanma Felsefesi: Akıl Çağında Felsefe ve Filozoflar, çeviren: Sena Selin Dizmen, Say Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2023

Kolektif – Erken Modern Avrupa Tarihi 2

Modern Avrupa’nın teşekkül ettiği tarihsel süreci ele alan serinin bu ikinci kitabı, Ortaçağ’ın sonlarından 19. yüzyılın başlarına kadar Avrupa’nın toplumsal ve iktisadi tarihine odaklanıyor.

Hamish Scott’ın editörlüğünde alanlarında uzman tarihçilerin kaleme aldığı on makaleden oluşan bu cilt modern tarihçilerin model ve tezlerini değerlendirirken, güncel araştırmaların neticelerini de olgun ve veciz bir şekilde sunuyor.

Demografik değişimler, şehirlerin ve kırsalın dönüşümü, Avrupa’daki sosyal düzen ve yapıların farklılaşması, aile ve hanelerin toplumsal rolleri, bireysel kimlik, benlik ve faillik gibi modernliği tanımlayan kavramların erken modern kökleri bu cildin konularından.

Modern dünyanın tüketim alışkanlıkları ve maddi yaşam şartları, tarım toplumunun feodal yapılardan evrilmesi- kapitalistleşmesi ya da modernleşmesi- şehirlerin sosyolojik açıdan geçirdikleri değişimler ve imalatın toplumsal ve iktisadi yaşamda giderek daha fazla merkeze gelmesi de bu ciltte birçok açıdan işleniyor.

Kıtanın dört bir tarafındaki iktisadi eğilim ve döngüler, pazarların hem kıta içinde hem de küresel çapta bütünleşmesi ve Avrupa’daki ticaret ve sanayinin ilkel tiplerindeki genişlemenin etkileri gibi olgular modern öncesi Avrupa’da kapitalist bir ekonominin ön koşullarının varlığını veya yokluğunu kanıtlamak için araştırılmıştı.

Süreci modern öncesinden başlayıp modern toplum ve ekonomilere giden süreç araştırması olarak inceleyen toplum ve iktisat tarihçileri amaçları açısından son derece elverişli görünen erken modern tabirini sahiplendiler.

  • Künye: Kolektif – Erken Modern Avrupa Tarihi 2: Toplumlar ve Ekonomiler, hazırlayan: Hamish Scott, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 528 sayfa, 2023