Hannah Arendt – Politikanın Vaadi (2023)

1951 yılında ‘Totalitarizmin Kaynakları’ yayımlandıktan sonra Hannah Arendt önceki çalışmalarında, ihmal etmekten ziyade kendi ifadesiyle “kasten dışarıda bıraktığı” önemli bir meseleye eğilmek için kolları sıvar: Marksizm.

Bu münhasır ihtimamın sebebiyse, yine kendi sözleriyle aktarırsak, “siyasal düşüncenin yaygın kabul gören kavramları” ile içinde bulundukları Soğuk Savaş dönemi şartlarında her yanıyla olağandışı bir “şimdiki durum” arasında aranan “eksik halkayı” tamamlayacak olmasıdır.

Siyasetin artık herhangi bir anlam taşıyıp taşımadığının sorgulandığı bir dönemeçte Arendt, kökleri ta Platon ve Aristoteles’e kadar uzanan bütün bir Batı politik düşünce geleneğinin zirveye ulaşıp da son bulduğu uğrak olarak açıkça Marx’ı işaret eder.

O andan itibaren de dallanıp budaklanarak fikri yaşamında hatırı sayılır bir yer kaplayacak “gelenek” tartışması uç hatta uçlar vermeye başlar.

Söz konusu geleneğin tarihsel kökleri ve gelişimi yanında, kaynaklık ettiği politika karşıtı önyargılar ve peşin hükümler de etraflıca irdelenir.

Sokrates’in kendi yurttaşlarınca ölüme mahkûm edilmesinin yarattığı hüsranın da tesiriyle, Platon’un özünde eylemi yüksek amaçlara ulaşmak için gerekli araca indirgeyerek insani çoğulluğu yadsıyan “hâkimiyet” kavrayışı doğrultusunda politik düşünceyi politik eylem pahasına inşa etme kararlılığının asırlar boyu yankı bulması en temel saptamadır.

Hacmiyle adeta kitap içinde kitap gibi duran ‘Politikaya Giriş’ ise zamanın kaygılarından hareketle politikanın anlamı ve içeriğine ilişkin birbiri ardına sıralanmış sorularla okura geniş bir kavramsal artalan sunan bir çeşit “prolegomena”dır.

‘Politikanın Vaadi’ başlığı altında derlenen bu metinler, felsefe ile politika arasında gitgide kökleşen çatışmanın yansımalarını mercek altına alırken, politikanın bugün bizlere hâlâ neler vaat edebileceğinin ipuçlarını geçmişin karanlıkta kalmış özgül deneyimleri içinde yokluyor.

  • Künye: Hannah Arendt – Politikanın Vaadi, çeviren: Müge Serin, Sel Yayıncılık, siyaset, 184 sayfa, 2023

Catherine Nixey – Kasvetli Çağ (2023)

‘Kasvetli Çağ’, farklı kültürlere ve inançlara karşı hoşgörülü olan kadim Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlığın gelişiyle başlayan karanlık tarihini anlatıyor.

Greko-Romen dünyada insan avları, kitap yakmalar, sürgün edilen filozoflar, yağmacı keşiş çeteleri, tapınakların yerle bir edilmesi, heykel ve tasvirlerin tahribatı gibi pek çok hadisenin yaşandığı bu dönem, Klasik Antikçağ’ın mirasını ortadan kaldırmış ve “klasik dünya”yı büyük bir yıkıma uğratmıştı.

Catherine Nixey gazeteci olmanın yazınsal imkânlarını sonuna kadar kullanarak sürükleyici bir tarih kitabı sunuyor.

‘Kasvetli Çağ’ yayımlandığı tarihte yılın en iyi kitaplarından biri kabul edilmiş, özgünlüğü ve üslubu dolayısıyla akademik olsun olmasın pek çok övgüye değer görülmüştü.

Kitap, Hıristiyanlık galip geldiğinde nelerin kaybedildiğini açığa çıkan yıkım ve çaresizliği gözler önüne seriyor.

  • Künye: Catherine Nixey – Kasvetli Çağ: Klasik Dünyanın Hıristiyanlar Tarafından Yıkılışı, çeviren: Arzu Akgün, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2023

Nuri Bilgin – Kimlik İnşası (2023)

Türkiye sosyal psikoloji tarihinde Nuri Bilgin bir öncü, bir ekoldür.

Bilgin çalışmalarında psikolojinin yanı sıra felsefe, sosyoloji, tarih, edebiyat gibi farklı kaynaklardan ustaca faydalanmasıyla da bilinir.

Yeniden raflardaki yerini alan ‘Kimlik İnşası’ ise, Bilgin’in külliyatının en önemli parçasını oluşturuyor.

Kimlik inşasının toplumsal ve bireysel veçhelerini ortaya koyan çalışma, Bilgin’in insanı ve toplumu nasıl ele aldığına dair kapsamlı bir fotoğraf sunmasıyla çok önemli.

‘Kimlik İnşası’, “kimlik nedir?” sorusundan hareketle, kim olduğumuz sorusuna verdiğimiz cevapların peşine düşüyor.

Son zamanlarda yoğunlaşan tartışmalardan biri olan kimlik konusu, konunun kişisel, mesleki, cinsel, kolektif, etnik, dinsel, kültürel, ulusal ve ulus-üstü gibi, farklı özellikleriyle değerlendiriliyor.

“Kimlik kavramı, kendi cazibesi altında kaybolan ilginç kavramlardan biri” diyen Bilgin, bu konunun sorun haline gelmesinin de, her şeyden önce, olgunun dil berraklığı içinde ele alınmamasından ve bu konuda bir türlü aynı dilin konuşulamamasından kaynaklandığını belirtiyor.

Türkiye’de de tartışma konusu olan kimlik, Bilgin’in çalışmasında ayrıntılı olarak ele alınıyor.

  • Künye: Nuri Bilgin – Kimlik İnşası, İmge Kitabevi, psikoloji, 476 sayfa, 2023

Kolektif – Bizans Dünyası (2023)

Bizans dünyasına zengin bir pencereden bakmak isteyenler bu çalışmayı kaçırmasın.

Kitapta, Kriz zamanlarında Bizans siyasal sürecinden Bizans’ta köleliğe ve ortodoksluğa direnen gayri resmi sanata pek çok konu ele alınıyor.

Kitapta,

  • Bizans aristokrasisinin yükselişi ve İmparatorluk düzeninin gerilemesi,
  • Para, sikkeler ve ekonomi,
  • Ordu ve askeri lojistik,
  • Kadın ve çocuk çalışmaları,
  • Bizans tarih yazıcılığında güçlü kadınlar ve onların eşleri,
  • Bizanslı erkekler,
  • Monoteistler, düalistler ve paganlar,
  • Latin Hıristiyanların erdemleri ve hataları,
  • Mektup yazımı,
  • Bizans şiir geleneğinde eğilimler ve gelişmeler,
  • Bizans İtalyasında Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar,
  • Bizans’taki manevi edebiyat,
  • Bizans ikonaları,
  • Bizans kilise sanatında semavi ve dünyevi hiyerarşiler,
  • Konstantinopolis ve Ortaçağ şehir kimliğinin inşası,
  • Bizans tahkimatlarında uygulama, algı ve deneyim,
  • Freeman, Gregorovius ve Schlumberger gibi popüler Bizans tarihinin öncüleri
  • Ve Havariyyun kilisesinden esinlenilen Ortaçağ kiliseleri gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Künye: Kolektif – Bizans Dünyası, editör: Paul Stephenson, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 752 sayfa, 2023

Deniz T. Kılınçoğlu – Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisat ve Kapitalizm (2023)

Geç Osmanlı’da yürütülen iktisadi tartışmalar hakkında şu ana kadar yapılmış en ayrıntılı inceleme.

Deniz T. Kılınçoğlu’nun çalışması, 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda iktisadi düşüncenin gelişimini hem dönüşen toplumun sancıları bağlamında değerlendirmesi hem de kapitalizmin gelişimini yeniden düşünmek için fırsatlar sunmasıyla harikulade.

Bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında yaşanan düşünsel ve kültürel dönüşüme yeni bir bakış açısı getiriyor.

Dönemin iktisadi düşünce atmosferini inceleyen çalışma, iktisat biliminin Osmanlı’ya girişi, bu yeni disiplinlerden alınan kavramların geleneksel iktisadi değerlerle harmanlanarak yerlileştirilmesi ve edebi eserler gibi popüler araçlarla hayatın her alanına yayılmasının dinamiklerini ele alıyor.

Yazar, temel olarak şu üç soruya cevap arıyor:

  • Toplumsal ilişkilere dair yeni bir anlayış ve analiz yöntemi sunan iktisat bilimi, Osmanlıların dünyaya ve kendilerine bakışını nasıl etkiledi?
  • Bu bilimin yarattığı yeni dünya algısı, Osmanlıların güncel meseleler ve imparatorluğun geleceğine dair düşüncelerini nasıl şekillendirdi?
  • Osmanlı aydınları, iktisadi yazından ilhamla geliştirdikleri fikir, kavram ve değerleri, modernleşme ve toplumsal değişim amaçları için nasıl kullandılar?

Çalışma, sosyal ve beşeri bilimlerle ilgilenen tüm okurlar için önemli bir kaynak.

  • Künye: Deniz T. Kılınçoğlu – Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisat ve Kapitalizm, çeviren: Onur Gayretli, Heretik Yayıncılık, iktisat, 400 sayfa, 2023

Kolektif – Kültür-Sanat ve Sermaye-İktidar (2023)

Kültür ve sanat eğer arkasında yeterli iktisadi ve siyasi güç yoksa uzun süre ayakta kalamıyor, görünür olamıyor.

Kültür ve sanatın ya da kültürel ve sanatsal ürünün-eserin üretimi, takipçisine ulaştırılması iktisadi ve siyasi kurumların, yapıların varlığını gerekli kılar.

Hem piyasa mekanizması hem de devlet müdahalesi sanatçılar arasındaki gelir dağılımından, sanatın propaganda ya da kapitalist vitrin olarak kullanılmasına, devletin kendi görüşünü dikte etmesinden, kültür ve sanatta demokratikleşmeye, sanatçı emeğinin sömürülmesinden, malikanelerde lüks yaşantılarını sürdüren sanatçılara kadar birçok konuyu etkiler.

Politik iktisat bu etkilerin nasıl ortaya çıktığını araştırır.

Heterodoks yaklaşım da kapitalizmin doğasını saklayan neo-klasik iktisada önemli bir rakip yöntemi ve analiz araçlarını kullanır.

Bu kitapta bu konular hakkında ayrıntılı gözlemler, akıl kurcalayan sorular, provokatif cümlelerin arkasından gelen derinlemesine analizler yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Kültür-Sanat ve Sermaye-İktidar: Heterodoks Bir Yaklaşım, derleyen: Sacit Hadi Akdede, çeviren: Özgür Emir, Alfa Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2023

Andreas David Mordtmann – İstanbul ve Yeni Osmanlılar (2023)

Alman şarkiyatçı ve diplomat Andreas David Mordtmann entelektüel mesaisinin önemli bir kısmını Şark’ın tarihi, arkeolojisi ve ahvaline dair incelemelere tahsis etmişti.

Anadolu’nun muhtelif yerlerine öncü seyahatler yaptı, bu gözlemleri çoğu ücra Anadolu bölgesi için bugün dahi tarihsel belge niteliği taşıyor.

1800’lü yılların ikinci yarısında İstanbul’da geçirdiği dönemde ticaret mahkemesi azalığı, Mekteb-i Mülkiye’de coğrafya ile antropoloji hocalığı gibi çeşitli görevler aldı ve devletin ileri gelenleriyle yakın ilişkiler kurdu, Tanzimat devrinin önde gelen fikir insanlarıyla dostluklar kurdu.

Bu ilişkiler dolayısıyla başkenti ve Osmanlı’yı yakından gözlemledi, dönemin cemiyetlerinde çeşitli roller oynadı, neticede Osmanlı’nın siyasi, idari, askerî, sosyal ve ekonomik durumuna dair gözlemlerini içeren bu eseri ortaya koydu.

‘İstanbul ve Yeni Osmanlılar’, sadece Kırım Savaşı sonrası İstanbul ve Balkanlardaki isyanlar, bozulan iktisadi dengeler, idaredeki sıkıntılar, hukuk ve eğitim alanlarındaki sıkıntılarla sarmalanmış Sultan Abdülaziz dönemine götürmekle kalmaz, “yeni” bir devrin ümitlerini, insanlarını ve ideallerini de ele alır.

Mordtmann, İstanbullu Müslüman elitlerin hazırladığı çöküş için iki sebep gösterir: Yanlış eğitim ve dinî taassup.

Alman şarkiyatçılığının İstanbullu büyük üstadı Mordtmann’ın hatıratı Christopher Neumann’ın sunuşuyla sunuluyor.

  • Künye: Andreas David Mordtmann – İstanbul ve Yeni Osmanlılar, çeviren: Gertraude Habermann-Songu, Dergah Yayınları, anı, 470 sayfa, 2023

Luc Benoist – İşaretler, Semboller ve Mitler (2023)

Sembollerle gündelik hayatımızda sandığımızdan daha çok karşılaşırız.

Aristoteles’in söylediği gibi “köpek” kelimesi ısırmaz, bu kelime köpeğin gerçekliğini belirten bir semboldür.

O halde sembolizmin rolü, bir kavramı herkesin anlayabileceği biçimde ifade etmektir.

Luc Benoist, özellikle mitler alanında işaretlerin ortaya çıkışlarından, uzak metamorfozlarına dek geçirdiği değişimin yanı sıra, nesne ile kavramın arasında duran sembolü incelemeyi öneriyor.

Günümüzde de varlıklarını sürdüren semboller ile işaretlerin mitlerle yakın ilişkisine daha yakından bakmak isteyen okurların kaçırmaması gereken bir çalışma.

  • Künye: Luc Benoist – İşaretler, Semboller ve Mitler, Dost Kitabevi, inceleme, 135 sayfa, 2023

Hakan Erdem – Osmanlı’da Köleliğin Sonu (2023)

Osmanlı toplumunda kölelik sona erse de hukuki statü açısından kölelik imparatorluğun sonuna dek lağvedilmemişti.

Başka bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu sona ererken, hatta 20. yüzyılın ilk yirmi yılında, kölelik ölmek üzere olan ama hukuken tanınan bir kurumdu.

İşte Hakan Erdem bu özgün çalışmasında, Osmanlı’da köleliğin bir iradeyle kaldırılmaksızın nasıl sona erdiğini aydınlatıyor.

Osmanlı köleliği ve köle ticaretinin bastırılması literatürüne önemli bir katkı olan çalışma, köleliğin karşılaştırmalı tarihiyle ilgilenen araştırmacılar için özellikle yararlı.

Erdem’in çalışmasının en önemli yönünün ise, Türkiye’deki Osmanlı köleliği üzerine söylemin, daha geniş Batı kölelik söyleminin artık tam bir parçası olduğu gerçeğini pekiştirmesidir diyebiliriz.

Kitaptan bir alıntı:

“Efendileri tarafından azat edilmeyi beklemekle yetinmeyen köleler, Osmanlı yetkililerinin yardımsever tutumlarından bizzat yararlandılar ve kaçma yoluna başvurarak bu meseleyi gittikçe artan bir şekilde kendi ellerine almaya başladılar. Azat olmayı sağladıktan sonra ise kendi hayatlarının, iyi veya kötü, başmimarı oldular. Özgürlük o gün de, bugün olduğu gibi, bu anlama geliyordu.”

  • Künye: Hakan Erdem – Osmanlı’da Köleliğin Sonu (1800-1909), çeviren: Bahar Tırnakçı, Timaş Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2023

Trevor Bryce – Hitit Krallığı (2023)

Bu kitap, eskiçağ tarihiyle ilgilenen herkesin rahatlıkla okuyabileceği açıklıkta ve netlikte.

Konuyla ilgili güncel çalışmalardan da bolca yararlanan Trevor Bryce, Hitit siyasi tarihinin kapsamlı bir resmini sunuyor.

‘Hitit Krallığı’, en son arkeolojik keşiflere dayanarak Hitit toplumunun siyasi, ekonomik, dini ve askeri yapısı hakkında canlı bir resim çiziyor.

Bryce’ın güçlü yanlarından biri de yazıtlar, anlaşmalar ve diplomatik mektuplar gibi Hitit uygarlığı hakkında birinci kaynaklardan yararlanması.

  • Künye: Trevor Bryce – Hitit Krallığı, çeviren: İrem Kutluk, Alfa Yayınları, tarih, 632 sayfa, 2023