Özgüç Güven – Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları (2024)

Özgüç Güven ‘Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları’nda son elli yılda zihne ilişkin öne çıkan tartışmaları ele alıyor.

Kitapta kapsamlı bir içerik ve özlü bir anlatımla, konu edilen her bir düşünür öne çıkan temel tartışması üzerinden değerlendiriliyor.

Düşünürlerin kavramları, temel öncülleri ve ulaştıkları sonuçlar kendilerine özgü konumunu ayırt edecek biçimde açıklanıyor.

Ele alınan kuramların eleştirilerine de yer veren eser, zihin üzerine Türkçe düşünmek isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı.

Vakıfbank Kültür Yayınları’nın “Çağdaş Felsefe Tartışmaları dizisi, okuru güncel felsefeyle tanıştırmayı ve akademik çalışmalarda çerçeve sunacak bir başvuru kaynağı olmayı amaçlıyor.

Dizideki her bir kitap, ilgili alanın güncel sorunlarını tanıtmasının yanı sıra belirli bir konu bağlamında yazarının kendine özgü problematiğini de ortaya koyuyor.

Bu bakımdan dizi, bütünlüklü bir bakış sunan özgün eserlerden oluşuyor.

  • Künye: Özgüç Güven – Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 320 sayfa, 2024

David J. Wallin – Psikoterapide Bağlanma (2024)

David J. Wallin, bağlanma teorisi ile psikoterapinin dinamik dünyasını birleştirdiği bu eserinde çocukluktan yetişkinliğe bizi şekillendiren bağlantıların tekâmül etmede nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.

Travma araştırmaları, ilişkisel psikoterapi, nörobiyoloji ve mindfulness alanlarından elde edilen güncel bulguları bir araya getirerek, dönüşümün kilit noktasının ilişkiler olduğunu öngördüğü bir tedavi modeli sunuyor.

Çocukluğunda sağlıklı bir bağlanma becerisi geliştirememiş danışanlara karşı terapistler neler yapabilir, bu noksanlığı takviye edecek terapötik yaklaşımlar nasıl geliştirilebilir sorularını soruyor ve cevabı gerçek vakalar üzerinden adım adım keşfediyor.

‘Psikoterapide Bağlanma’, terapi odasında kurulan iletişimin niteliğinin iyileşmenin katalizörlerinden biri olduğunun güçlü bir delili niteliğinde.

Pür akademik bir çabadan fazlası hem divana hem sandalyeye hitap edebilen samimi bir çağrı.

  • Künye: David J. Wallin – Psikoterapide Bağlanma, çeviren: Onur Yılmaz, Okuyanus Yayınları, psikoterapi, 636 sayfa, 2024

Ewan Stein – Ortadoğu’da Uluslararası İlişkiler (2024)

Ortadoğu’yu jeopolitik bir satranç tahtası olarak görüp, buna göre siyasetini ve teorisini üretenlerin aksine bu çalışma, bölgenin kendi tarihsel katmanlarını analiz ediyor.

Mısır’dan Türkiye’ye kadar uzanan coğrafyada dış politika dinamiklerinin merceğinden ulusal ve uluslararası arenada yaşanan güç oyunlarının ardındaki gerçekleri açığa çıkarıyor.

Savaşlar ve ittifaklar arasında kaynayan bu bölgede siyasetin iki temel stratejisini de gözler önüne seriyor: rekabetçi destek arayışı ve ideolojik dışsallaştırma.

Ewan Stein, tüm bunları anlamak için bölgedeki güçlerin hegemonya stratejilerine bakma gerekliliğini vurgularken başka coğrafyaların bölgesel siyasetine dair de önemli ipuçları veriyor.

  • Künye: Ewan Stein – Ortadoğu’da Uluslararası İlişkiler: Hegemonya Stratejileri ve Bölgesel Düzen, çeviren: Ercan Ertürk, Fol Kitap, siyaset, 336 sayfa, 2024

Friedrich Nietzsche – Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan & Müzik ve Söz (2024)

“Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan Üzerine” birinci sınıf bir felsefe klasiğidir.

Nietzsche, bu yazısında dehşet bir uçuruma işaret eder: İnsan, hakikatlere ulaşmış olduğuna inanarak kibirlense de dilin olanaklarının dürüst değerlendirmesi bu inancı boşa çıkarır.

Kibrin maskesi düşer; arkada saklanan –kayıtsız ve sınırsız bir evrende güvenlik arayışının yarattığı– metafizik ihtiyacın ya da hakikat istencinin sureti belirir.

Filolog olduğu kadar müzisyen de olan Nietzsche, “Müzik ve Söz Üzerine” metnini bizzat yayımlamamış olsa da sonraki kültür tartışmalarının ilk cevheri bu yazıda bulunabilir.

Nietzsche bu yazıda, sözün ve mekanik bir hesapçılığın tek baskın yeti konumuna yerleşip müzikal/Dionysosçu kuvvetlerin unutulmasıyla çoktan savaşmaya başlamıştır.

Nietzsche’nin bu erken dönem çalışmaları kopmaya hazır bir fırtınanın habercisidir; tüm değerleri tepetaklak etme niyetinde ve kudretinde bir fırtınanın…

  • Künye: Friedrich Nietzsche – Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan & Müzik ve Söz, çeviren: A. Onur Aktaş, Akademim Yayıncılık, felsefe, 100 sayfa, 2024

Daniel M. Davis – Bedenin Sırları (2024)

‘Bedenin Sırları’ insan biyolojisinin son yıllarda gelişen teknoloji ve artan bilgi birikimi sayesinde öne çıkan ve büyük tartışmalar yaratan genetik düzenleme, mikrobiyom, beynin işleyişi gibi alanlarını, hücre düzeyinde bir araya getiriyor.

Bu gelişmeleri mümkün kılan bilim insanlarının zaman zaman eğlenceli olabilen hikâyelerine de yer veren kitap bilimsel düşüncenin gelişimine dair benzersiz bir okuma deneyimi sunuyor.

“Yakın gelecekte hayatlarımızı en çok kendi kendine giden arabalar veya robotlar değil, yeni insan biyolojisi etkileyecek” diyen Davis’in heyecanını paylaşınca kendinize de başkalarına da eskisi gibi bakamayacaksınız.

Kitap, insan biyolojisindeki hayret verici yeni keşiflerin harika bir aktarımı.

Bu keşifler bedenlerimizin nasıl işlediği ve geleceğin neler getireceğine ilişkin anlayışımızı kökten değiştiriyor.

İnsan bedeni hakkında bugün bildiklerimiz, yalnızca yüz yıl önce yaşamış insanlara büyü gibi gelirdi.

Davis bizi, günümüz kavrayışına nasıl ulaştığımızı gösteren güzel bir yolculuğa çıkartıyor; yol boyunca şaşırtıcı keşif hikâyeleri insan hikâyeleriyle iç içe geçiyor.

  • Künye: Daniel M. Davis – Bedenin Sırları: Hayatımızı Değiştirecek Yeni Bir İnsan Biyolojisi, çeviren: Gürol Koca, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2024

Judah Benzion Segal – Urfa: Kutsanmış Şehir Edessa (2024)

Hıristiyan âleminde Hıristiyanlığı kabul eden ilk krallık olarak büyük saygı gören ve dârülislâma dönüştükten sonra kutsallığından bir şey kaybetmeyen Edessa, bugünkü adıyla Urfa, Süryani Kilisesinin kalbi oldu, Doğudan ve Batıdan gelen birçok azizle hacıyı bağrına bastı.

Judah Benzion Segal, tarih boyunca pek çok farklı millet tarafından idare edilen ve Mezopotamya’nın tarihsel dönüşümlerini de yansıtan bu kutsanmış şehre dair anlatısında okuru inşalarla, kutsamalarla, işgal girişimleriyle, direniş ve yıkımlarla örülü bir yolculuğa çıkarıyor.

Okur bu yolculukta azizlerle karşılaşıp kutsi bir âleme dalıyor, sakinleriyle birlikte şehre bir savunma hattı kazandırıp saldırılara karşı durmaya çalışıyor, yıkımlara tanıklık ediyor ve nihayetinde kendi şehrini inşa ediyor.

Kitap, tarih boyunca büyük bir siyasi öneme sahip olmuş ve Doğu Hıristiyanlığının gelişiminde hayati bir rol oynamış Edessa’ya dair standart bir kaynak eser.

Kitap özellikle, ortaçağa kafa yoran sosyal ve eklesiyastik tarihçilerin, Hıristiyanlığın erken dönemleri ile İslam tarihine ilgi duyan arkeologların ilgisini çekebilecek türden.

  • Künye: Judah Benzion Segal – Urfa: Kutsanmış Şehir Edessa, çeviren: Ahmet Arslan, Alfa Yayınları, tarih, 560 sayfa, 2024

Richard Rushton – Deleuze’den Sonra Sinema (2024)

‘Deleuze’den Sonra Sinema’, Deleuze’ün sinemaya dair yazdıklarına açık ve anlaşılır bir giriş sunuyor.

Deleuze’ün çığır açıcı iki sinema kitabında karşımıza çıkan çok sayıda kategoriyi ve sınıflandırmayı açıklayan eser, John Ford, Sergey Ayzenştayn, Alfred Hitchcock, Michelangelo Antonioni, Alain Resnais gibi yönetmenlerin filmleri de dâhil olmak üzere pek çok yapımı değerlendirmeye tabi tutuyor.

Steven Spielberg, Lars von Trier, Martin Scorsese ve Wong Kar-wai gibi çağdaş yönetmenleri de Deleuze’ün teorileri ışığında ele alarak onun sinema üzerine yazdıklarına güncel bir bakış kazandırıyor.

‘Deleuze’den Sonra Sinema’, Deleuze’ün neden bugün haklı olarak sinemanın en büyük filozoflarından biri kabul edildiğini gösteriyor bize.

Felsefe ve film çalışmaları meraklıları için temel bir okuma…

Kitaptan bir alıntı:

“Filmler daha ziyade kendi felsefeleriyle gelir, onlar kendinde felsefidir. Bana göre bu, yani filmlerin kendilerini incelemek, Deleuze’ün Sinema kitaplarının temel amaçlarındandır ve kuşkusuz bu kitabın da başlıca amacıdır. Dolayısıyla şunu doğru anlayalım: Deleuze, sayesinde sinemayı izah edeceğimiz bir felsefe icat etmez. Aksine sinema bize kendi felsefelerini sunar, Deleuze de Sinema kitaplarında bizzat bunu izah etmeye çalışır.”

  • Künye: Richard Rushton – Deleuze’den Sonra Sinema, çeviren: Yasin Aydınlık, Vakıfbank Kültür Yayınları, sinema, 224 sayfa, 2024

Robert Bly – Demir John (2024)

Şair ve çevirmen Robert Bly, bu derinlikli kitabında erkek olmanın ne olduğuna dair yeni bir ufuk sunar.

Bly’ın fikirleri, erkeklerle yürüttüğü çalışmalara ve kendi hayatından izlenimlere dayanır.

Eski hikâye ve efsanelerden zengin anlamlar çıkaran Bly, “Demir John” adlı bir Grimm masalını işler; bu masalda anlatıcı ya da “Vahşi Adam”, genç bir adama erkeklik gelişiminin sekiz aşamasında rehberlik eder, böylece bize çoktan unutulmuş arketipleri ve güçlü erkeklik imgelerini hatırlatır.

62 hafta boyunca New York Times Çok Satanlar listesinde kalan ‘Demir John’, mitin yüceliğiyle pratik yaşamı bir araya getirdiği ve buna bir de kendi tarihimizden acı dolu dersler eklediği için önümüzdeki dönemde de hem erkeklere hem kadınlara rehberlik edip ilham verecek kült bir eser.

  • Künye: Robert Bly – Demir John: Erkekler Üzerine Bir Kitap, çeviren: Doğukan Toprak Sarıkaya, Kolektif Kitap, inceleme, 336 sayfa, 2024

Byung-Chul Han – Sürünün İçinde: Dijital Dünyaya Bakışlar (2024)

Dijital iletişim ve sosyal medya hayatımızı ele geçirdi.

Byung-Chul Han, dijitalleştirilmiş hayat karşıtı bu çalışmasında, dijital iletişimin aslında topluluğun ve kamusal alanın parçalanmasından sorumlu olduğunu ve gerçek politik eylem ve anlamlı söylem olasılığını yavaş yavaş erozyona uğrattığını öne sürerek Twitter devrimlerinin ve Facebook aktivizminin amigolarına karşı çıkıyor.

‘Sürünün İçinde’, dijital devrimin doğası ve sonuçları üzerine, son derece özgün ve çarpıcı bir kitap.

Kitaptan bir alıntı:

“Elektronik ortamların kullanımındaki hızlı artış karşısında medya teorisyeni Marshall MacLuhan 1964’te şöyle demişti: ‘Elektronik teknoloji tam ortamızda duruyor ve bizler onun Guttenberg teknolojisiyle çarpışması karşısında kör, sağır, dilsiz, ele geçirilmiş haldeyiz.’  Bugün dijital ortamda da benzer bir durum söz konusu. Bu radikal paradigma değişimini tam kavrayamadan bu yeni ortam tarafından yeniden programlanıyoruz. Bilinçli kararlarımızın altındaki davranışlarımızı, algımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi, birlikte yaşama biçimimizi belirleyici bir şekilde değiştiren dijital ortamın gerisinde kalıyoruz. Bugün, bu uyuşmanın sonuçlarını tahmin bile edemeden, dijital ortamda uyuşuyoruz. Bu körlük ve eş zamanlı sersemlik hali, günümüzün krizini oluşturmaktadır.”

  • Künye: Byung-Chul Han – Sürünün İçinde: Dijital Dünyaya Bakışlar, çeviren: Zeynep Sarıkartal, İnka Kitap, felsefe, 96 sayfa, 2024

Peter J. Denning, Matti Tedre – Bilgisayarlar Nasıl Düşünür? (2024)

Biliminsanları, hesaplama açısından düşünmenin bilimsel araştırmayı organize etmenin tamamen yeni bir yolunu mümkün kıldığını keşfetti; sonuçta her alanın bir hesaplamalı dalı vardı: bilgiişlemsel fizik, bilgiişlemsel biyoloji, bilgiişlemsel sosyoloji.

Peki yapay zekânın temellerinden biri olan bilgiişlemsel düşünme ne anlama geliyor ve bilgisayarlar nasıl düşünüyor?

Denning ve Tedre, bu kitapta bizim için iş yapacak hesaplamaları tasarlamaya, dünyayı bir tür bilgi süreçleri kompleksi olarak açıklamaya ve yorumlamaya yönelik zihinsel becerileri analiz ediyor, bilgiişlemsel düşünmeyi tüm boyutlarıyla ele alıyor.

‘Bilgisayarlar Nasıl Düşünür?’, dijital bilgisayarlardan yüzyıllar önce başlayan bir soyağacının izini sürmek isteyen ve alana dair erişilebilir bir genel bakış edinmek isteyen okurlar için önemli bir rehber.

  • Künye: Peter J. Denning, Matti Tedre – Bilgisayarlar Nasıl Düşünür?, çeviren: Akın Emre Pilgir, Tellekt Kitap, bilim, 184 sayfa, 2024