Faris Demir – Karatepe Azatiwataya (2022)

Demir Çağı’nda Adanawa (Adana) Ülkesinin kralı Azatiwata, Karatepe olarak bilinen yerde krallığını kurmuş ve bu yerleşime Azatiwataya adını vermişti.

Faris Demir, Karatepe’nin gizemler ve efsanelerle dolu dünyasını keşfediyor.

Demir Çağı’nda Adanawa Ülkesinin kralı Awariku’nun desteğini alan Azatiwata siyaset, savaş, entrika ve casusluk oyunlarının en zirvede olduğu bir dönemde bilgeliği, adaletli ve erdemli kişiliği ile ön plana çıktı.

Awariku’nun sürgüne gönderilmesi ve ölümünden sonra kral olan Azatiwata doğuda kan ve korku siyaseti üzerine kurulan Assur ve ünlü kralı II. Sargon, batıda zenginlik hırsı ile entrika, yalan ve komplolarla bölgeyi ele geçirme planları yapan Frig kralı Midas ve kuzeyde Assur’dan daha acımasız Kimmerler ile uğraşmak zorunda kalmış, bağlı olduğu hanedanlığı koruyarak kaos ve kriz ortamını en iyi şekilde yönetmişti.

Awariku’nun çocuklarını babalarının tahtına oturmasını sağlamış, kuzeydoğudan gelen yağmacı grupların ülkeye girmesini önlemek amacıyla bugün Karatepe olarak bilinen yerde krallığını kurmuş ve yerleşime Azatiwataya adını vermiştir.

Karatepe kendini ve karanlık bir dönemi yazı, resim yazısı ve resim dili ile anlatmaktadır.

Karatepe’nin gizemlerle dolu dünyasını keşfetmeye başladığımızda dileklerin ve efsanelerin gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğu bir kez daha hatırlanacaktır.

  • Künye: Faris Demir – Karatepe Azatiwataya: Tarihi Olaylar, Mimari Buluntular ve Yazıtlar Üzerine Notlar, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 190 sayfa, 2022

Kolektif – Kentlerin Türkiyesi (2021)

AKP iktidarında, Türkiye modernleşme tarihinin en dramatik dönüşümleri yaşandı.

Bu güzel kitap ise, Adana-Mersin, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun ve Van’ın, 2000’li yıllardan itibaren AKP’nin uyguladığı ekonomi politikalarından sonra nasıl dönüştüğünü izliyor.

Çalışma, küreselleşme ve politika arasındaki diyalektik ilişkiyi odağa alarak, küreselleşmenin son evresinde tanık olunan mekânsallıkları politik olarak inşa olunan, kendi içinde çelişki ve çatışmalar barındıran bir süreç olarak irdeleyerek açılıyor.

Kitabın devamında da,

  • Türkiye’nin kentleşme tarihinin temel nitelikleri ve dönüm noktaları,
  • 2000’li yıllarda kent-bölge oluşumlarını biçimlendiren maddi yapıları ve politik süreçler,
  • İkinci Dünya Savaşı sonrasını izleyen üç ayrı alt dönemde Türkiye kentleşmesini biçimlendiren yasal, kurumsal, politik ve ekonomik dinamikler,
  • 2000’li yıllarda Anadolu kentlerinin içinden geçtiği ekonomik dönüşüm süreci,
  • Adana-Mersin, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun ve Van’ın ulusal ölçekte birbirlerine kıyasla konumlarının ne yönde değiştiği, bu süreçte kentlerin ulus-üstü ölçeklerle ne derece eklemlendiği ve tüm bu sürecin toplumsal kalkınma açısından ne ölçüde tatminkâr sonuçlar ürettiği,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur.

  • Künye: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman ve Ayşe Köse Badur – Kentlerin Türkiyesi: İmkânlar, Sınırlar ve Çatışmalar, İletişim Yayınları, kent çalışmaları, 248 sayfa, 2021

Çiğdem Aksu Çam – Türkiye’de Konut Siyaseti (2020)

Adana’da 1984-2010 yılları arasında belediye başkanlığı yapmış Aytaç Durak, daha önce de kentte uzun yıllar konut müteahhitliği yapmıştı.

Dolayısıyla kendisi, belediye başkanlığıyla birlikte, şehrin bugünkü halini doğuran kentleşme dinamiklerini belirleyen bir isim oldu.

Çiğdem Aksu Çam, Durak’ın başkanlık pratiğini merkeze alarak onun belirlediği ve yönlendirdiği konut siyasetini çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitap her şeyden önce, Türkiye’de konut politikalarının yerele nasıl yansıdığı hakkında çok iyi bir çalışma olarak okunabilir.

Durak’ın kente dair vizyonu, tasavvuru ve bu yöndeki tasarruflarının hem kentte konut ve yerleşim yapısının aldığı fiziksel biçim hem de kentsel mekânın üretimi etrafında geliştirilen siyaset ve iş yapma pratikleri bağlamlarında günümüzdeki Adana’yı nasıl ortaya çıkardığını irdeleyen Çam, Durak dönemi Adana’sının, Türkiye’de kentsel siyasetin işleyişini anlamak açısından ne kadar önemli bir örnek olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Çiğdem Aksu Çam – Türkiye’de Konut Siyaseti: Adana Konut Alanında Yapı ve Aktörler, Siyasal Kitabevi, siyaset, 208 sayfa, 2020

Pierre Belon – Pierre Belon Seyahatnamesi (2020)

1517 doğumlu Pierre Belon, coğrafya, zooloji ve botaniğe büyük ilgi duyuyordu.

Kendisi ünlü bitkibilimci Valerius Cordus’un yanında da eğitim görmüştü.

Belon’u bizim açımızdan ayrıca önemli kılan husus ise, zamanında yolunun bu topraklara düşmüş olması.

Belon, Fransa Kralı II. Henri’nin diplomatı olan Gabriel d’Aramon’un maiyetindeki bir grup bilim insanıyla birlikte 1547’de Osmanlı İstanbul’unu ziyaret etmişti.

İşte bu kitap, Belon’un İstanbul’un yanı sıra Antakya, Adana, Konya, Afyon, Kütahya ve Bursa’yı da kapsayan gezilerinin izlenimlerinden oluşuyor.

Bu seyahatname, Osmanlı’nın gündelik hayatı, önemli yerleri, kültürü ve müziği gibi konuları ele alan, türünün tipik bir örneği olsa da, Belon’un uzmanlığından kaynaklı olarak Türkiye coğrafyasıyla ilgili çok önemli bilgiler barındırmasıyla özgün bir yerde duruyor.

Belon’un kişisel gözlemlerine Türkiye coğrafyasına has yüzlerce bitki eşlik ediyor.

  • Künye: Pierre Belon – Pierre Belon Seyahatnamesi: İstanbul ve Anadolu Gözlemleri (1546-1549): Antakya, Adana, Konya, Afyon, Kütahya, Bursa, çeviren: Hazal Yalın, Kitap Yayınevi, seyahatname, 231 sayfa, 2020

Bülent Habora – Benim Başkentim: Adana (2009)

Yazar Bülent Habora, ‘Benim Başkentim Adana’da, bereketli topraklarıyla bilinen Adana’yı çok yönlü bir biçimde anlatıyor.

İstanbul doğumlu olan Habora, Adana’da ikinci doğumunu, kendisinin deyimiyle “gerçek doğumunu” gördüğünü ve hayatının “ilk”lerini hep Adana’da yaşadığını belirtiyor.

Seyhan ırmağı, Adana’da basın yayın, Adana sokakları, camileri, sinemaları, kentin önde gelen simalarından Hacı Ömer, Adana’nın sanatçıları, kentle özdeşleşen kebap kültürü, Adana’nın demiryolu ve Adanalı şairler, kitapta ele alınan birçok konudan sadece birkaçı.

Habora, tarihi bir Adana portresi sunmakla yetinmeyerek, bu şehirle iç içe geçen hayatını; dünün ve bugünün yaşayan Adana’sını anlatıyor.

  • Künye: Bülent Habora – Benim Başkentim: Adana, Heyamola Yayınları, şehir, 214 sayfa

William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912 (2017)

William John Childs, ilginç bir sima.

Kendisi, Britanya Amirallik Dairesi’nde istihbarat subayıydı.

Childs’ın asıl ilginç yanı ise, kendisinden önceki seyyahların aksine, Anadolu yolculuğunu yürüyerek gerçekleştirmesi.

Yazarın ‘Yürüyerek Anadolu’ isimli bu kitabı, onun 1911-1912 yılları arasında beş aylık bir dönemde yaklaşık 2 bin kilometreyi bulan Anadolu yolculuğuna dair izlenimlerinden oluşuyor.

Trablusgarp Savaşı’nın yaşandığı bu dönemde Childs, önce bir gemiyle Samsun’a gider ve oradan da yanında eşyalarını taşıyan bir yük beygiri ve onun sürücüsüyle birlikte Anadolu’nun içlerine, oradan Halep’e ve Kırıkhan’a doğru yol almaya başlar.

Childs’ın asıl amacı elbette Britanya adına istihbarat toplamaktı.

Fakat kitap hem renkli anlatımı hem de dönemin iyi bir tanıklığına sunmasıyla, her şeyden önce değerli bir tarihi belge.

Yazar anlatısında, dönemin Osmanlı kent ve kasabalarına, toplumsal hayatına dair gözlemlerini paylaştığı gibi, Türklerin Çerkez, Laz, Ermeni ve Rum halklarıyla ilişkilerinin nitelikli bir fotoğrafını da çekiyor.

Kitabı önemli kılan bir diğer husus da, o dönemde etkileri yoğun olarak hissedilen Müslüman-Hıristiyan ve özellikle de Müslüman-Ermeni ilişkilerindeki gerilimleri saptaması.

Kitapta, Childs’ın kendi çektiği 62 fotoğrafın yer aldığını da belirtelim.

  • Künye: William John Childs – Yürüyerek Anadolu: Samsun-Halep, 1911-1912, çeviren: Füsun Tayanç ve Tunç Tayanç, Kitap Yayınevi, tarih, 438 sayfa